8 Kasım 2010 Pazartesi

AKTİFBANK TL'DEN SONRA DÖVİZDE DE UPT'YE BAŞLAYACAK

Bankacılık işlemlerinden alınan ücret ve komisyonların yüksekliğinin tartışma konusu olduğu Türkiye'de Ucuz Para Transferi (UPT) ile büyük bankalara meydan okuyan Çalık Grubu'nun finans sektöründeki iştiraki Aktifbank Türk Lirası'ndan sonra şimdi de döviz cinsi para transferlerine başlıyor. Para transferini diğer bankaların dörtte bir fiyatına yaptıklarını belirten Aktifbank Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Önder Halisdemir, "Vatandaş artık daha düşük maliyete dolar ve euro gönderebilecek" dedi.
2007 yılında yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında Çalıkbank olan adını Aktifbank olarak değiştiren bankanın son 2.5 yılda bilançosunu 20 kat büyüttüğünü dile getiren Önder Halisdemir, orta vadede Türkiye'nin ilk 10 bankası arasına girmek gibi bir hedeflerinin olmadığını belirtti. Halisdemir, "Aktif büyüklük ve şube sayısı bizim için başarı kriteri değil. Küresel krizde dünyanın dev bankalarının nasıl kağıttan dev olduklarını gördük. Obez değil, kaslı ve atletik bir banka olacağız" mesajını verdi.
35 yaşında Türkiye'nin en genç genel müdürü olan ve iş hayatına ilkokulda dondurma satarak başlayan Önder Halisdemir ile hem Aktifbank'ın hedeflerini, hem de sektördeki rekabet ortamını konuştuk.

BİNAYA YATIRIM YAPMADIK
-Yeniden yapılanma ile birlikte Aktifbank'ta 2007 yılından bu yana yaşanan değişimi anlatır mısınız?
2007 yılında karşımıza bir fotoğraf koyduk. Yeni jenerasyon bankacılığa odaklandık ve gerekli adımları attık.Doğrudan bankacılık, şehir bankacılığı ve bölge bankacılığı adı altında çalışmalarımızı topladık. 2007'de 55 milyon lira civarındaki aktif büyüklüğümüzü 1 milyar liraya çıkartmayı başardık. 20 kat büyüdük. Binaya yatırım yapmadık. Çok şube açmadık. Klasik bankacılık ekolünün 'şube açarak büyünür' görüşüne katılmıyoruz. PTT ile işbirliği yaptık. Altyapı çalışmalarımızı tamamlayıp geçen yılın sonundan itibaren bireysel ürünlerimizi çıkarttık. Bugün mobilya, tesisat, taşıt bayileri ve postaneler de dahil 3 bini aşkın işyerinde kredi ve para transferi ürünlerimiz kullanılıyor.

-EFT'ye karşı PTT ile işbirliği yaparak UPT'yi çıkardınız. Talepten memnun musunuz?
Ucuz Para Transferi (UPT) en önemli ürünümüz oldu ve Türkiye'de bir ilki yaptık. Eskiden bankadan bankaya para EFT, postaneden postaneye de posta çeki ile gönderiliyordu. İlk defa Türkiye'de artık istediğiniz bankadan istediğiniz postaneye veya istediğiniz postaneden istediğiniz bankaya para gönderebiliyorsunuz. Bankaların EFT ücretlerinin dörtte biri fiyatına bu işi yaptık. İşlem sayısında 123 bini geçtik. Bin liraya kadar para transferlerinde 7.5 liralık masraf alıyoruz. Diğer bankalarda 30 liradan aşağı değil. Çok yakında UPT ile artık dolar ve euro da gönderebileceksiniz. Türkiye'nin en ucuz döviz transferini biz yapacağız.

REKABET ARTARSA KOMİSYON UCUZLAR
-Sektör genelinde ise bankacılık işlemlerinden çok yüksek ücret ve komisyonlar alınıyor..
.
Bunlar Türkiye'de rekabetin artması ile dengeye oturacak. Gerçek bir rekabet olsa ücretler yüksek olmaz. 49 tane banka var. Sokaktaki vatandaşa say desen 10 tanesini sayamaz. Nerede rekabet eksikliği varsa ilgili kurumların oralara konsantre olması lazım. Hem banka sayısı az hem de mevcutlar arasında rekabeti tıkayan faktörler var.

-Bu konuda kime görev düşüyor?
İlgili kurumlar. En önemli öncelik bu. BDDK çok önemli işler yaptı. Şimdi böyle işlerle ilgilenme zamanı.Türkiye'deki bankalar arasında rekabeti tıkayan neler varsa bunlarla ilgilenilmesi durumunda işlem ücret ve komisyonlar kendiliğinden düşecektir. Ben Türkiye'de bir bankanın çok pahalı fiyata satılmasını başarı kriteri olarak görmüyorum. Çünkü o para rekabetin azlığına ödeniyor. Türkiye'de bankalara ne kadar ödendiği değil beni ilgilendiren Türkiye'deki finansal hizmetlerin ne kadar ucuz yaygın ve rekabet içerisinde verildiğidir. Ben 7.5 liraya para transferini yapıyorum. Ben istiyorum ki bu hassasiyetler önemsensin. 25 lira dediğimde de Türkiye'nin en ucuzuyum. Çok kişi vardır şikayet eder ama gereğini yapmaz. Herkes gereğini yapacak.


Mevduat iznimiz yok ama bono var
-Mevduat toplama izni için BDDK'ya başvurunuz vardı, ne oldu?
4 banka ile birlikte bekliyoruz. Ama biz orada bir zorluk olunca sermaye piyasası enstrümanlarına yöneldik. Türkiye'nin ilk banka bonosu ihracını eylül 2009 da yaptık. Bizi diğer bankalar izledi. 2010 yılında tüm Türkiye'deki bono ihraçlarının yüzde 50'sini bizim banka yaptı. Mevduat iznimiz yok ama bono var. İlk 35 milyon liralık bonoyu çıkardığımızda şüphelerim vardı ama 20 günde sattık. Hemen ardından 65 milyon liralık daha çıkarttık. 2010 yılı için 700 milyon liralık daha yeni bono ihracı izin aldık. 2011'e de sarkıtabiliriz. Piyasanın şu anda ana oyuncusuyuz. Yeni ürünlerimiz de geliyor.

Müşteriyi yolunacak kaz olarak görmüyoruz
-Halka açılma planınız ne zaman hayata geçecek?
Henüz vakit var ama mutlaka olacak. Kısa vadede önemli bir hikaye yarattığımızı gördük. 2.5 yılda bilançomuzu 20 kat büyüdük. Rekabet ortamında bu hızda büyüme çok önemli. Kurumsallaştırdığımız aşamada da halka arz olacak. Personelimiz 25 kişiden 325'e çıktı. Yurtdışı operasyonlarımız var. E-kent'i kurduk. Orada da 300 kişi çalışıyor. Bunlar çok ciddi vaktimizi aldı.

-Bu başarıya nasıl ulaştınız?
İş yaparken aldığımız manevi tatmin çok önemli. Hiç kimsenin ahını almamak, dediğimizin arkasında durmak bunlar bizim için çok önemli. Aktifbank olarak gerekli manevi ortamı işlerimizi düzgün yaparak kazanıyoruz. Olaylara düzgün bakıp düzgün hareket edersen, sağ gösterip sol vurmazsan, müşterileri yolunacak kaz olarak görmezsen, oradan alacağın negatif enerjinin sana başka türlü döneceğini düşünürsen başarılı olursun. Biz hiçbir zaman ‘Olduk, biz iyiyiz’ diyemiyoruz. Onu diyen kurumun işi bitmiştir. Çıkardığımız yeniliklerin hiçbirisi rafa koymak için değil hepsi kullanılan ürünler. Hedefi görmeden ok atmıyoruz.

İstanbul’dan Anadolu’ya bakmanın modası geçti
-Kaç şubeye ulaştınız, yeni şubeler açmayı düşünüyor musunuz?
Şu anda 6 tane şubemiz oldu. Biz İstanbul'dan şehirlere bakmanın modasının geçtiğine inanıyoruz. İstanbul'da genel müdürlüklerimizde oturarak o şehirlerin hikayesini anlayamıyoruz. Biz o şehirlerde açtığımız şubelere şehir bankası diyoruz. O şehirden topladığımızı o şehre aktarıyoruz. Artık devir değişti. Para transferi veya kredi çekmek için şubeye gitmek gerek yok. En fazla ATM'ler kullanılıyor. İnterneti ve telefon bankacılığı da çok revaçta.

Butik bölge bankası olacağız
-Aktifbank orta vadede sektörde kendisini nasıl konumlandıracak?
Önemli bir bölge bankası olacak. Türk pazarına yönelik özel bir yer beklentisi yok. İlk 10'a girme gibi bir beklentisi yok. Butik bölge bankası olacağız. Yaptığı her iş yenilikçi olacak. Aktif büyüklük ve şube sayısı bizim için başarı kriteri değil. Küresel krizde dünyanın dev bankalarının kağıttan dev olduklarını gördük. Çünkü obez bir büyüklük, işe yaramayan büyüklük gördük dünyanın ne dev bankaları kağıttan devmiş. Yönetilemez bir büyüklüğe geliyor. Şube sayısı iş yapış şekilleri değişti. İnsanlar 3-4 ayda bir şubeye uğruyor. En zor zamanımızı bilançoyu 100 milyon liraya çıkartırken yaşadık. 1 milyar olmamız zor olmadı. 10 milyara çıkmak çok zor olmayacak. 10 milyarda obez değil, kaslı ve atletik bir banka olacağız. Çünkü ne olursa olsun büyüyelim, kötü beslenelim gibi bir yaklaşımımız yok.

İlkokuldan beri çalışıyorum
-35 yaşında genel müdürlük koltuğuna oturdunuz. Bu başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Şu an 38 yaşındayım. Bu başarıyı kısmete bağlıyorum. İlkokuldan beri çalışıyorum. İlkokulda yazları Büyükçekmece'de sahilde alaska frigo satardım. İlkokul yıllarında bakkal yanında çırarklık yaptım. 18 yaşıma girmeden beyaz eşya ve tekstil işi yaptım. Çok küçük yaşta iş hayatına atıldığım için erken yaşta bir şey satmayı, müteşebbisliği öğrendim. ABD'de okurken de üç işte birden çalıştım. Hayatın içinde yetiştim. Böyece daha kolay iş fırsatlarını görebiliyorsunuz. İlkokuldan 5 yıl, ortaokulda 3 yıl, lisede 3 yıl sınıf başkanlığı yaptım. Halen de Marmara Bankacılık Mezunları Derneği başkanıyım.

En sevdiğim şey vapurla gezmek
-Boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz?
Aktifbank'ta yola çıkarken 25 kişiydik şimdi 300'lü sayılara geldik. Ama bunu yapmak çok kolay olmadı, özel yaşantımızdan taviz vererek oldu. Dolayısıyla tekne ehliyeti aldım ama bırak tekne kullanmayı tekne ile gezi bile yapamadım. Vapurla bir yere gidemedim. En sevdiğim şey vapurla gezmektir. Deniz kenarından Mersin'den geldiğim için benim için deniz çok önemlidir. Arada tenis oynamaya çalışıyorum.

Hiç yorum yok: