11 Ekim 2010 Pazartesi

OCAK AYINA KADAR DOLAR DÜŞER, FAİZ 1 PUAN ARTAR

Geçtiğimiz haftalarda Merkez Bankası (MB) bankacılık sektörü açısından oldukça tartışmalı kararlara imza attı. Bankaların TL mevduatlar için MB'ye yatırdıkları karşılık oranı yüzde 5'den yüzde 5.5'a çıkarılırken, bu karşılıklara uygulanan faiz oranı da sıfırlandı. Kurdaki düşüşün önüne geçmek için bir taraftan döviz alım ihalelerinin yöntemini değiştiren MB bir taraftan da İstanbul'da Türkiye Bankalar Birliği (TBB) yetkilileri ile bir araya gelerek mevduatın vade yapısını uzatmak için alınabilecek önlemleri tartıştı.
Yeni düzenlemeler finans sektöründe geniş yankı bulurken, bu kararların sektörü nasıl etkileyeceğini Anadolubank Hazine ve Perakende Bankacılıkdan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan ile konuştuk. Atakan, ocak ayına kadar sıcak para girişinin doları baskı altında tutacağını ve kurun 1.40 TL'ye kadar gevşeyebileceğini, yılbaşından itibaren seçim dönemine girilmesiyle de kredi faizlerinde yarım ile 1 puan arasında artışlar olacağını öngördü.

-MB'nin kriz sürecinde uyguladığı faiz politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'nin önünde birbiriyle çelişen iki tane süreç var. MB bu iki süreci de yönetmeye çalışıyor. Birincisi; geçtiğimiz hafta ABD'nin tekrar parasal genişlemeye geçip piyasalara yeni kaynak enjekte edeceği haberi önemli bir trend değişimiydi. İkincisi; ortaya çıkan paranın nereye gideceği konusunda tüm gelişmekte olan ülkeler gibi bizi de ilgilendiren sıcak paranın atağına uğrama riski çıktı. MB'nin sıcak paranın etkilerini yönetmesi lazım. MB bir taraftan da enflasyon hedeflemesinden dolayı kredi büyümesinin kontrollü olmaya çalışması için bir başka faiz politikası yönetmesi lazım. Sıcak paradan korunmak istediğinizde faizi aşağı çekersiniz ama talep kaynaklı bir enflasyon riskini de karşınıza almış olursunuz. Bu yüzden gecelik faiz ile haftalık faiz gibi değişik bir model yarattı. MB'nin gecelik faizi sıcak paranın Türkiye'de kalma fiyatı anlamına geliyor. MB'nin haftalık faizi ise Türkiye'de gerek bono gerek kredi piyasasında referans alınabilecek maliyet kısmını ifade ediyor. Yabancının Türkiye'de parayı kısa vadede satış fiyatı 6.25 iken, yerli oyuncunun ya da tüketicinin etkilendiği faiz haftalık yüzde 7-7.5. Son derece zekice bir politika. MB bir miktar daha sıkılaştırmaya daha gideceğini açıkladı. TL'deki karşılık oranlarını 5.5'dan 6'ya, hatta ihtiyaç duyarsa önümüzdeki sene 6'nın da üstüne çıkartabilir. Çünkü oyunu hem yabancı hem yerli oyuncuya karşı oynamak zorunda. Güzel bir ikili politika götürüyor.

OCAK'DA KREDİ FAİZLERİ ARTACAK
-Munzam karşılıkların artırılması kredi faizlerini nasıl etkiler?
Munzam karşılıklar yüzde 5'den 5.5'a çıktı ve artık faiz verilmiyor. Bu da bankacılık sistemi üzerinden 1.2 milyar liralık getiri kaybı demek. Mevduat maliyetini yüzde yarım civarında etkiler. Bunun başta ticari krediler olmak üzere zaman içerisinde diğer kredilere de yansıyacağını düşünüyorum.

-Faizlerde yükseliş trendi ne zaman başlar?
Ne kadar yük geliyorsa o kadar yansıması olur ama rekabet içerisinde bir kısmı kaybolabilir. Bireysel kredilerde şu anda geldiğimiz seviye 5 yıllık kredilerin piyasadaki ortalama fiyatı yıllık yüzde 10'lara geliyor. Bunun içine yurtdışından swap yoluyla kredi alınırken verdiğimiz dövizin de maliyetini koyarsanız bankacılık sisteminin buradan kazancı yüzde 8-9 aralığına düşüyor. Bu sürdürülebilir değil. . Sistemde son üç ay rekabet ve iyi haberlerden kaynaklı istikrar sarhosluğu var. Ocak ayından itibaren seçim psikolojisine girileceğini düşünüyorum. Özellikle son çeyreğin son ayları ve 2011'in ilk çeyreğinde oranlar bugünkü seviyelerin üzerinde olacak. Ticari kredi faizlerinde yarım puanlık, bireysel kredi faizlerinde ise yarım ile 1 puan arasında bir artış olacak. Tahminim bireysel kredi faizlerinde yıllık yüzde 10'lar seviyesindeki maliyet yüzde 11'lere çıkacak.

Siyasi risk azalınca yabancı iştahı arttı
-Döviz alım ihalelerine rağmen dolardaki düşüş sürüyor...
MB'nin döviz alım ihaleleri ile rezerv artışı politikasının kısa vadede sonuçları çok hızlı olmayacak. Bir iki aylık süreçte yavaş yavaş sonuç verecek. Yabancı sermaye, sıcak para etkisinin yoğun olduğu dönemdeyiz. Özellikle Moody's'in görünümü pozitife çevirmesi gibi hususlar kısa vadede dövize baskı yapacak. MB'nin ihaleleri orta ve uzun vadede yabancı sermaye akımı ile orantılı olarak etki edecek. Ama hikaye Türkiyede çok net. Türkiye'de kısa vadede rüzgar çok kuvvetli. Referandum sonrası siyasal riski fiyatlayan bütün oyuncular siyasi tarafta risklerin azaldığını düşünüyor. Gelen yabancı raporların önemli kısmı siyasi riskin ortadan kalktığını düşünüyor. Bundan dolayı yabancı sermaye iştahı hiç olmadığı kadar yüksek seviyede. Hemen her yabancı bankanın müşteri yönlendirme raporları elimize ulaşıyor. Raporlar son derece olumlu. 'Türkiyede mutlaka bulunun' diyor. Sıcak para girişinin yanısıra doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında da Türkiye'ye ilgi yoğun. Bankacılık sistemine yeniden bir ilgi olabilir. En dinamik pazarlardan bir tanesi. Bu iyileşmeyi ve cesareti net olarak görebiliyoruz.

-Dolarda yıl sonu beklentiniz nedir?
Özellikle seçim öncesi dönemi olan Ocak ayına kadar sıcak para girişi doları baskı altında tutacak. Paritedeki değişiklik etkileri olmazsa dolar TL'de 1,40 lara kadar salınım iştahı gözüküyor. Merkez Bankasının alımları zaman geçtikçe piyasadaki döviz likiditesine etki edecek yılsonuna doğru kuru 1,45 - 1,50 aralığına götürebilecek.

PARASI OLAN GAYRİMENKULE YATIRSIN
-Tasarruf sahiplerine önerileriniz neler?
Kira gelirinin aylık faiz gelirine eşitlendiği bir döneme geldik. Ellerinde kiraya verebilecekleri bir konut veya işyeri fırsatı varsa şu anda en iyi finansal enstrüman gayrimenkul. Eğer gayrimenkul değil likit bir para yönetimi yapılmak istenirse seçim dönemine kadar kısa ve uzun vadeli stratejiye inanmak lazım. Türkiye'de siyasal risklerin fazla kötü fiyatlanmadığı hatta biraz iyimser fiyatlandığı bir dönemde olduğumuz için hangi para biriminde kalırsanız TL hala en yüksek faizi veren para birimi. Öncelikle TL'de kalınmalı. İkincisi ZAP hesabı öneririm. TL, euro ve dolar arasında değişim yapabiliyorsunuz. Euro-dolar paritesi 1.40 seviyesinin üzerinde euroda kalmamak, 1.40 seviyesinin altında da belki euroda kalmak anlamlı olabilir. Ayrıca yatırımcılar bankaların TL tahvil ihraçlarını da yakından izlesin.

KONUT KREDİLERİ 9 AYDA YÜZDE 21 BÜYÜDÜ
-Bireysel kredi talebindeki canlılık devam ediyor mu?
Bireysel kredilerdeki iştah çok daha canlı. Konut kredileri 42 milyardan 51 milyar liraya çıkarak yılbaşına göre pazar yüzde 21 büyüdü. Tüketici kredileri eğer ihtiyaç kredileri kısmında büyüyorsa arızaya işaret diyebilirsiniz. İnsanlar işsiz kaldığı için fonlama ihtiyacı duyabilir. Konut kredilerindeki büyüme tam tersi istikrarın öne çıktığı cesaret ve risk iştahının arttığı dönemlerde olur. O yüzden toplam bireysel kredilerden ziyade konut kredilerindeki büyümeye bakmak çok daha anlamlı. Bu sadece vatandaşın konut alma isteği değil riske girme iştahını belli eder.

KOBİ'LER KONUTU SERMAYE YAPTI
-KOBİ bankacılığında yeni projeleriniz var mı?
KOBİ kredileri sistemde yüzde 20'ler civarında büyürken bizde yüzde 50'ler civarında büyüdü. Pazar üstü performans sergiliyoruz. KOBİ bankacılığımızı birkaç ara segmente ayırarak genel çatısını 'Uğurlu KOBİ' dedik. 'Konutu sermaye yapan' kredimizi çıkarttık. Son dönemde sattığımız kredilerin yüzde 50'sinden fazlası bu kredilerden oluştu. 'Bize konutuzunu teminat olarak gösterin, size 5 yıla kadar kredi verelim' diyoruz. Küçük firmaları uzun vadeyle tanıştırdık. Faiz ödemeleri de aynı bireylerin yararlanabildiği küçük eşit taksitler halinde. Bu ürünümüz sayesinde firmaların uzun vadeye ulaşabilmesi için artık büyük olmalarına gerek yok. KOBİ'ler 100 milyarlık bir krediyi 5 yıl vadede aylık 2 bin liralık taksitler halinde ödeyebilme imkanına sahip.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

Hiç yorum yok: