12 Aralık 2010 Pazar

BANK ASYA TEMASSIZ KARTI 'DIT MOBİL'İ PARİS'DE TANITTI

TEMASSIZ kredi kartı AsyaCard Dıt ve temassız ön ödemeli Dıt Pratik ile yaklaşık 1 milyon temassız kart müşterisi bulunan Bank Asya, bu alanda bir adım daha atarak, temassız ödeme uygulamasını 'Dıt Mobil' adıyla cep telefonlarına da taşıdı. Çinli Watchdata firması ile işbirliği yaparak, bu uygulamayı gerçekleştiren Bank Asya, Fransa Paris'te düzenlenen dünyanın en büyük Uluslararası Kart Teknolojileri ve Uygulamaları Fuarı olan Cartes 2010'da ilk ödeme işlemini yaptı. Uygulama sayesinde, artık kredi kartına gerek kalmadan cep telefonlarından ödemeler yapılabilecek. Bir hafıza kartı şeklinde üretilen 'Dıt Mobil'in telefona takılmasıyla uygulama kullanılmaya başlanacak ve telefon ya da sim kartın değiştirilmesine gerek kalınmayacak. NFC yani yakın alan iletişim teknolojisinin, hafıza kartına 'kuyruk' gibi eklenerek hazırlanan uygulama sayesinde tek seferde 35 TL'ye kadar olan ödemelerin kart kullanılmadan cep telefonuyla gerçekleştirilmesi sağlanıyor.

Hafıza kartı ile ilk uygulama
Bank Asya Genel Müdürü Cemil Özdemir, Dıt Mobil'in dünyada hafıza kartı (mikro sd) ile gerçekleştirilen ilk temassız uygulama olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: “Dıt Mobil, Bank Asya'nın temassız kartlarıyla yapılabilen herşeyin cep telefonu ile yapılmasına olanak sağlıyor. Dıt Mobil, tüm dünyada PayPass logosu bulunan pos cihazlarında şifresiz 35 liraya kadar alışveriş imkanı tanıyor. Bunun dışında Bank Asya'nın otobüs validatörleri, feribot turnikeleri, Dıt taksiler, otoyol ve köprü KGS gişelerinde de kullanılabiliyor. Bank Asya müşterisi olanlar da olmayanlar da bu uygulamadan yararlanabilecek.”

Alternatif çözüm geliştirdik
Dıt Mobil'in ödeme sistemlerinin geleceğine dair bakış açılarının bir göstergesi olduğunu ifade eden Özdemir, “Cep telefonları ile ödeme ve diğer finansal uygulamaların birleşmesi kaçınılmaz oldu. Yakın alan iletişimi (NFC) teknolojisini kullanan çözümler şu anda gelişme sürecinde. NFC uyumlu telefonların piyasada bulunmaması bizi alternatif çözümlere yöneltti. Bu projede Watchdata ve Smartsoft'un katkıları oldu. NFC teknolojisini hafıza kartı ile buluşturarak, uygulamayı başlattık” diye konuştu.

Çok fazla yatırım yapmadık
Bank Asya Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hasan Ünal ise, Bank Asya'nın temassız kartlarda 1 milyon müşteriye ulaştığını belirterek, şöyle konuştu: “100 bin ön ödemeli banka kartı, 400 bin adet de KGS kartı kullanılıyor. Bank Asya olarak, temassız ödemelerde kart adedinde 2'nci, işlem adedi ve ciroda 1'nci sırada yer alıyoruz. Ancak bu pazar şu anda Türkiye genelinde 40-50 bin pos cihazında sınırlı. Dıt Mobil gibi cep telefonu uygulamaları ise, kitlesel üretime geçtikten sonra kullanılabilecek. Biz Dır Mobil'e daha önce temassız kart teknolojilerimiz geliştiği için çok az bir yatırım yaptık. Çünkü 2 yıldır alt yapısını kullanıyoruz.”

Banka müşterisi olmayanları
ön ödemeli kartlar çekecek
Bank Asya Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hasan Ünal, ön ödemeli kartlarda banka müşterisi olmanın zorunlu olmadığını hatırlatarak, şunları söyledi: “MASAK'ın bir ön ödemeli kartla, 1 ayda yapılacak işlem tutarının 500 lirayı, 1 yılda ise 5 bin TL'yi geçmemesi gibi bir sınırlandırması bulunuyor. Eğer banka müşterisi değilseniz ve kimlik bilgileriniz yoksa bu şekilde bir sınırlama var. Bu sınırların kalkmasını isteyenler, bankaya başvurarak kimlik bilgilerini verecek. Bu projeyle banka müşterisi olmayanları bankalara devredeceğiz.”

Bankalar KOBİ'lere yöneldi
Bank Asya Genel Müdürü Cemil Özdemir, bankaların yönünü KOBİ'lere çevirdiğini belirterek, 2011 yılı için şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz de bu alanda Çoban Yıldızı projesini başlattık. Yeni ürünlerle o segmenti geliştirmeye çalışıyoruz. Sektör olarak büyümeyi KOBİ'lere yönelik yapmaya çalışıyoruz. Küçük ve orta ölçekli firmalara yönelmiş bulunuyoruz. Bankalar mevcut kaynaklarının dışında başka kaynaklar aramaya başladı.” 2011 Bank Asya'nın yüzde 20 büyüme beklediğini de ifade eden Özdemir, 20 yeni şube açarak 200 şubeye ulaşacaklarını kaydetti.

NFC nedir
NFC, kısa mesafede cihazların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bir teknolojidir. NFC ile mobil ödeme konusunda dünyanın birçok ülkesinde deneme üzerinde çalışmalar yapılıyor. Birçok banka ve GSM operatörü gerçekleştirdikleri işbirlikleri ile çeşitli pilot çalışmalar yapıyor. Bunların arasında Societe Generale, Bank of America, Orange, SFR gibi firmalar yer alıyor. Nokia, Sagem, Samsung ve Motorola NFC özelliğine sahip cep telefonu üretmeye başlasa da bu telefonların ticari lansmanları henüz yapılmadı. Bunun için de NFC özelliği cep telefonlarına adapte edilerek, NFC özellikli sim kartla geliştiriliyor. 2011 yılında birçok ülkenin NFC ile ödeme dönemine geçmesi bekleniyor.

7 Aralık 2010 Salı

AKP ÇİLLER'İN HATASINI YAPMADI PİYASA İLE KAPIŞMADI

Garanti Bankası’nda 1991 ile 2000 yılları arasında genel müdürlük yapan ve ‘Benden Sonra Devam’ kitabıyla sektördeki dönüşümü anlatan efsanevi bankacı Akın Öngör günümüz bankacılarının daha şanslı olduğuna inanıyor. 1990’lı yılları siyasi ve ekonomik çalkantıların olduğu, siyasetçilerin bankalara müdahale ettiği, kendi yandaşlarına imkanlar sağladığı bir dönem olarak değerlendiren Öngör, “2000’ler sonrası bizim ancak hayalimizde olan, istikrarlı ortamda mali disiplinin uygulandığı faizlerin ve enflasyonun düştüğü, bütün bankaların eşit denetlendiği, kimseye torpil geçilmediği bir ortam var ” diyor.
Garanti Bankası ile bugünkü ilişkisini ‘gönül bağı’ olarak nitelendiren Öngör, GE’nin Garanti Bankası’ndaki hisselerini İspanyol BBVA’ya satmasını ise “Bir koydu, 5 aldı. İspanyolların gelmesi de sektöre, ekonomik ve siyasi istikrara duyulan güveni gösteriyor” şeklinde yorumladı. Kitabında geleceğin liderine sürdürülebilir başarı için ipuçları da veren Öngör’ün günümüz liderlerine ilişkin değerlendirmeleri ise şöyle: “Tayip Erdoğan etkin bir lider ama sinirlerine hakim olamıyor. Cumhurbaşkanı Gül önemli bir lider. Deniz Baykal bir felaketti, iyi ki gitti. CHP’de şu anda pek çok eksiklikleri olan birisi var. Kendisi oy atamamış ama belki seçimlerde başkalarını oy atmaya yönlendirebilir. “
Bankacılığı bıraktıktan sonra Akhisar’da şarap üretimine başlayan ve halen Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanlığını yürüten Akın Öngör, bankacılıktan ekonomiye, siyasetten çevreye kadar sorularımızı büyük bir içtenlikle yanıtladı.

TEPEDEN BAKAN BANKACILARDAN NEFRET EDERDİM
-55 yaşında mesleğinizin zirvesindeyken bankacılığı neden bıraktınız?
Birinci sebebi; başka yapmak istediğim pek çok şeye vakit ayırmak. Banka genel müdürü olarak çalıştığınız zaman sabahın çok erken saatinden gecenin ilerleyen saatine kadar hiç dur durak olmadan gazlayıp çalışıyorsunuz. Tatiller yok, bayramlar yok. Belki hafta sonunuz varsa bir gün var. 8-10 sene bu çok ağır bir yüktü. Ve çok da güzel geçti. Ancak benim hobilerim ve yapmak istediğim pek çok şey var. Onları yapmaya fırsat bulamadan yaşlanıp gidiyorduk. Ayrıldıktan sonra dalgıç oldum, önce Türkiye denizlerinde daldım. Bundan sonra Akdeniz’de daldım. Ondan sonra okyanuslarda daldım. Yelkenciyim Atlantik Okyanusu’unu, Pasifik Okyanus’unu geçtim. Bağcılıkla uğraşıyorum, şarap üretiyorum

-ODTÜ’den mezun olurken ‘Asla yapmayacağım iki meslek var: Bankacılık ve devlet memurluğu’ demişsiniz. Bu düşüncenizdan nasıl vazgeçtiniz?.
Evet ama bankacılığın kuralları değişti. 1967 mezunuyum. O dönemde Türkiye’de faizler, kurlar Merkez Bankası tarafından saptanıyordu. Herkes mevduat toplamaya çalışıyor. İkramiyeler, apartman daireleri veriyor. Öyle bir ortamda bankacılık sadece mevduat toplamaya yönelik bir iş olarak algılandığı için bankacıların herkese tepeden bakan tavırları vardı. Ben bundan nefret ederdim. Ben bankacı olmayacağım dedim. Fakat 1980’lerde Turgut Özal ile beraber Türk Parasını Koruma Kanunu, Kambiyo Rejimi hep değişti. Kurlar, faizler dış dünyaya açıldı. Dolayısıyla benim katiyen girmeyeceğim dediğim bankacılık elma ise armut oldu. Armutun peşinden gittik.

SİYASİ MÜDAHALE VE TORPİL KALKTI
-1990’lı yıllardaki bankacılık ile günümüz bankacılığı arasında gördüğünüz en belirgin farklılıklar neler?

1991 ile 2000 arasında genel müdürlük yaptım. Bizim dönemimiz çok çalkantılıydı. Şimdi çok daha stabil. 2000 yılına kadar olan dönem siyasi çalkantıların olduğu, koalisyon hükümeti, boykotlar, azınlık hükümetleri.. Siyasi istikrarın olmadığı bir ortam vardı. 2002’den sonra siyasi istikrar var. Aynı hükümet, aynı başbakan son 8 yıldır iş başında. Ben hiçböyle bir şey görmedim. O dönem çok yüksek enflasyonun olduğu bir dönemdi. Yüzde 80, yüzde 90 yıllık enflasyon, kredi faizleri yüzde 120-150. Yüzde 500’lere kadar çıkan kredi faizleri vardı. O ekonomik ortamda, çalkantıda bankacılık apayrı bir savaştı. 2002’lerden sonra enflasyon, faizler düştü. 2000’den önceki dönem bankacılık sektörüne müdahele ettiği, kendi istediği bankalara, bankacılara torpil geçtiği hatta bana sorarsanız çıkar sağladığı bir ortamdı. 2000’lerden sonra bu tamamen ortadan kalktı.. BDDK yoktu. Hazine Müsteşarlığı denetlemeye çalışırdı. Bağımsız değildi bakanlara bağlı çalışırdı. Krizden sonra BDDK çok etkin denetime girdi. Kurallar eşit oldu. 2000’lerden sonraki bankacılık bizim ancak hayalimizde olan, istikrarlı ortamda mali disiplinin uygulandığı faizlerin ve enflasyonun düştüğü, bütün bankaların eşit denetlendiği, kimseye torpil geçilmediği bir ortam var. İkisi arasında ak ile kara kadar fark var. Şimdiki bankacılar yüz defa daha şanslı. Oyunun kuralları belli.

-Garanti Bankası’ndaki son hisse satışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
GE iyi bir yatırım yaptı. Öyle bir yatırım yaptı ki 1 koydu 5 aldı. Sonra İspanyollara sattı. Bu da siyasi istikrar olarak Türkiye’ye olan güveni, ekonomi politikalarındaki disiplin ve uygulamanın devam edeceğini gösteriyor ki adam (BBVA) 6-7 milyar doları küt diye yatırıyor. Daha da önemlisi buradaki büyük ekonomik potansiyelin daha da gelişeceğine inanıyor. Düşünün ki bankanın değeri 27-28 milyar dolar. Bu değer yüksek derken adam buradan satın aldığına göre daha da yükseleceğini ümit ediyor. İyimser bir tablo, çok olumlu görüyorum.

BBVA, GARANTİ’DE CEO’YA MÜDAHELE EDERSE APTALLIK EDER
-Garanti Bankası’nın yüzde 90’ını yabancılar alsa ne derdiniz?
İstemezdim. Türk bankacılık sektörünün yüzde 80-90’ına yabancıların sahip olmasına kesin karşı çıkarım. Ama İspanyollar akıllı mı değil mi zaman içerisinde göreceğim. Eğer İspanyollar zaman içinde Garanti Bankası’nın yönetimine karışırlarsa akılsız oldukların anlayacağım. Karışmazlarsa sadece yönetim kurulunda izler, denetler gözetler yön verirlerse akıllı olduklarını anlayacağım. Yönetime, CEO’ya müdahale ederlerse çok büyük bir hata yaparlar. Garanti Bankası’nın çalışma kültürü Türkiye’nin genel çalışma kültüründen çok farklıdır. Sürekli değişime önderlik edebilecek şekilde hazırlamış, kendisini devamlı değiştiren, geliştiren bir çalışma kültürü Avrupa bankalarının çoğunda da yoktur. Buna müdahale edilirse yanlış yapılır.

AYHAN BEY AÇIK FİKİRLİYDİ, FERİT BEY DAHA CESUR
-Ayhan Şahenk ile Ferit Şahenk’i karşılaştırırsanız her ikisi de nasıl patrondu?
Ayhan bey müthiş bir insandı. İşadamları arasında çok seyrek gözüken bir takım nitelikleri vardı. Devamlı kötü bir şeyler olur iş hayatında. Patronlar pek kötü haber almayı sevmez. Kötü haberi getiren profesyonel yöneticiyi çoğunlukla zor durumda bırakırlar. Ayhan bey öyle değildi. Ayhan bey çok açık fikirliydi ve bunu çözmeye yönelik çaba gösterirdi. Çok cesurdu. Yeniliklere açık bir patrondu. Ferit bey de çok iyi bir patron. Başkanlığında 2001-2002’de yönetim kurulu toplantısı yaptık. Bankaları birleştirme kararı aldık. Ferit bey bu kararı büyük bir cesaretle aldı. O kararı Ayhan bey aynı cesaretle alır mıydı? Şüphem var. Ferit bey daha cesur davrandı. Osmanlı Bankası ile Körfezbank’ı birleştirdik

AKP, ÇİLLER’İN HATASINI YAPMADI PİYASA İLE KAPIŞMADI
-AKP hükümetinin ekonomi politikalarını başarılı buluyor musunuz?

1994 de Tansu Çiller hükümetinin yaptığı büyük hataları yapmadı. Piyasa ile kapışmadı. Ekonomi yönetimini çok başarılı buluyorum. Türkiye büyüyor, Türkiye’nin ihtiyacı olan yabancı sermaye Türkiye’ye geliyor. Tabii bu yurtdışındaki krizden önce doğrudan yatırım olarak daha çok geliyordu. Fakat yurtdışındaki finansal krizlerden sonra bizim çok arzu etmediğimiz şekilde portföy yatırımları geliyor. Fakat Türkiye’nin bu sermayeye ihtiyacı var. Bir kere mali disiplin uyguluyor. Türkiye’nin gayri safi milli hasılasına göre borcu, bütçe açığı gibi konular çok küçüldü. Avrupa ülkelerinden çok daha iyi. Eskiden rüyaydı bunları söylemek. Türk parasının gücü korunuyor. Çok önemli. Enflasyon kontrol altında. Suni olarak devlet bankalarına görev zararı yaptırılmıyor. Bankacılık sektörü BDDK tarafından çok iyi denetliyor. Çok başarılı bir Merkez Bankası var. Hatta buraya başkan tayin edilirken herkes çok aleyhte yazılar yazdı, görüşler söyledi. İşte, ‘Kapısının önünde ayakkabı çıkartıyormuş da . Kim ne derse desin. İsterse terlikle dolaşsın. Beni hiç ilgilendirmiyor. Yaptığı işe bakıyorum, çok başarılı. Önümüzdeki dönemde de büyümenin devam edeceğini öngörüyorum. Zorluklar yaşayacağız. Daha çok işsizlik ve cari açık tarafından gelecek.

-Peki ekonomi yönetiminin hiç eksikleri yok mu?
Vergilendirilmeyen büyük gelirlerin kazanıldığı bir ülke değil, bütün gelirlerin vergilendirildiği, doğrudan vergilendirmenin daha yüksek olduğu ve yaygın olduğu, dolaylı vergilerin azaldığı, daha hakkaniyetli bir ortam istiyorum. Buradaki çabaları yetersiz buluyorum. Kümesin dışında bir sürü var. Onları da kümesin içine almak lazım. İkinci konu Türkiye ara malı ithalatı yüksek. Türkiye büyüdükçe sermaye malları ithal ediyor ama en çok ara malı ithal ediyor. Yani sanayisinde kullandığı ara malları, hammaddeyi ithal ediyor. Bunların bir kısmı Türkiye’de üretilmesi için özel teşvik sistemleri gerekiyor.

-Sizce Tayip Erdoğan iyi bir lider mi?
Beğendiğim ve eleştirdiğim yönleri var. Beğendiğim yönleri; etkin bir lider ve ekibini belirli bir takım içerisinde yönlendirebiliyor. Kitleleri etkileyebiliyor. Eleştirdiğim tarafı iletişim olarak zaman zaman sinirlerine hakim olamayınca yaptığı iletişim hataları çok büyük aksi sedalar buluyor. Bu da bir takım politikaları etkiliyor.

Selendi şarapları yurt dışına açılacak
-Selendi markasıyla şarap üretimi de yapıyorsunuz…
Bir hobi olarak Akhisar’da bir bağ kurduk. Kaliteli şaraplık üzüm ürettik. Bölgenin adı Ak Selendi idi onun için de Selendi ismini koyduk. Bağımızı yaptıktan sonra oraya bir şaraphane yaptık. Çok beğenildi, üç üzüm türünün karışımından oluşuyor. Çok güzel satılıyor. Bunun üzerine yeni bağlar kurduk. Bu bağları da toprağın, iklimin, suyun, en ideal olduğu bir ortam bulduk. Sarnıç bölgesinde. Orada araziler aldık. Onları bağ olarak geliştirdik. Organik bağcılık yapıyoruz. Oradan da hem pembe şarap üretiyoruz. Hem de kırmızı şaraplar üretmeye başladık. Önümüzdeki 5 ile 10 yıl içerisinde daha kaliteli, yeni şaraplarımız da çıkacak. Bir yandan da sadece eşimize dostumuza dağıttığımız pekmez de yapıyoruz.

-İç piyasaya dönük mü sadece?
İç piyasaya dönük. Çok küçük bir miktar Abu Dabi’ye gitti ilk defa. 3-4 sene içerisinde yurtdışına açılacağız. Şarap tüketimi Türkiye’de çok düşük.

Çevre konusunda tam bir cehalet var
-Aynı zamanda Doğal Hayatı Koruma Vakfı başkanlığını yürütüyorsunuz. Sizce çevre konusunda yeterince duyarlı mıyız?
Türkiye’nin önünde doğal hayatın korunması konusunda çok büyük farkındalık eksikliği problemi var. O kadar büyük ki bu dehşet verici. Bu farkındalığın sağlanması için çok çaba sarfediyoruz. Eğitimi gençlerden, çocuklardan başlayan bir sisteme oturtmak lazım. Çünkü büyüklerden artık ümidi kestim. Türkiye doğasını süratle yıpratan, yok eden bir ülke. Sadece sulak alanlara baksanız son 30-40 yıllık dönemde toplam sulak alanlarının yarısı yok edilmiş. Çok büyük sorunlar var. Türkiye iklim değişikliği konusunda cahil, bilgi sahibi değil. Bir takım doğru politikaları da uygulamıyor. Meteoroloji istasyonları il merkezlerine kurulmuş. Halbuki dünyada yer bilimleri gereğine göre havzalarda bulunması gerekir. Biz bu önlemleri almazsak çocuklarımıza çok kötü bir dünya bırakıyoruz. Ülkemizin doğasını da son 30 yılda berbat ettik. Çok büyük bilinç eksikliği, tam bir cehalet var. Kuşaklardan kuşaklara sürdürülebilir yaşamın kuralları var. Biz bugün bu kuralları çiğniyoruz. Ana sermayeden yiyoruz. Bir gün sıfıra gelecek. Bu nasıl çözümlenir? Afetlerle çözümlenir. İnsanla akılla, mantıkla beynini kullanarak çözüm bulamadığı takdirde afetler artacak. Seller, heyelanlar toprak kaymaları aklınıza gelmedik kuraklıklar…Gıda eksikliği, gıda güvenliğinin kaybolması, tarımda gerileme bütün bunlar yaşanacak.

-Genç bankacılara tavsiyeleriniz neler?
Gençlere çok inanan biriyim. Benim gençlerde eleştirdiğim yön karşılaştıkları ilk zorluklarda veya haksızlıkla karşılaştıklarında yelkenleri suya koyveriyor, hemencecik demoralize oluyorlar. Veya başka bir işe geçmeye bakıyorlar. Direnip onu aşmayı, üstesinden gelme çabaları daha düşük. Bizim kuşaklarımız daha mücadeleciydi. Genç yönetici ve işadamlarına tavsiyem; çok kısa yoldan çok zengin ve büyük varlık sahibi olmanın hesapları yapılır oldu. Ben yaşamımı zor kazandım ve uzun sürelerde kazandım. Onun için kısa sürede vur kaç şeylere inanmam, güvenmem. Genç kuşakların da bu çabaları göstermesini istiyorum.

Tekne, yelken ve doğa en büyük tutkuları
-Hobileriniz neler?
Ben sporcuyum. Boş zamanlarımda spor yapıyorum. Ben denizciyim. Teknemle denizlerde dolaşıyorum. Bağcılık yapıyorum. Devamlı elim gözüm üstünde. Yelken var. Doğa konularına meraklıyım. Aktif görevimi bırakacak olsam bile ilgim hiçbir zaman gitmez. Değişik yerlere gidiyorum. Bir okul kurduk Akhisar’da eşimin adına kız teknik meslek lisesi, 1200 tane öğrencimiz var.

-Siyasete girmeyi hiç düşündünüz mü?
Üç değişik siyasi partiden teklif geldi. Ama ben hiç ilgilenmedim. Bir dönem baktım yapabilir miyim diye sonradan girmemeye karar verdim. Ama siyaseti çok yakından izlerim.

-Türk siyasetinde çok fazla lider çıkmıyor…
İyi lider az. Deniz Baykal bir felaketti. İyi ki gitti. İyi ki bir kaset çıktı çok sevinçliyim. Orada yeni bir lider çıkışı var mı? İzliyorum. Şu anda pek çok eksiklikleri olan birisi var ama belki bir lider olabilir. Kendisi oy atamamış mesela ama belki seçimlerde başkalarını oy atmaya yönlendirebiir mi acaba diye bakıyorum. Çünkü orada bir değişime soyunuyor.CHP’nin mutlaka değişmesi lazım. Bir sosyal demokrat parti olarak merkezin hemen soluna yerleşmesi lazım. Bugünkü yapısı çok yetersiz ve başarısız. Diğer BDP, MHP’de de çok farklı olabilirdi.

Cumhurbaşkanı Gül önemli bir lider
-Geçmişe bakarsak Türkiye’ye gelmiş geçmiş en iyi lider hangisiydi?
Benden önceki dönemde Mustafa Kemal Atatürk’ü saymak lazım. Küllerinden bir ülke yaratmış. Muazzam bir liderlik göstermiş. Benim yaşamım içinde 6-7 tane cumhurbaşkanı gördüm. Cumhurbaşkanlarının hiçbirinin çalışmasını beğenmedim. Bunların içerisinde en çok beğendiğim bugünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Turgut Özal önemli bir liderdi. Fakat orada ne ailesine ne çevresine sahip olamamış. Siyasette iyi liderler açısından çok şanslı değiliz. Türkiye’nin son 30-40 yılda sulak alanlarının yarısını yok etmiş, su imkanlarını berbat etmiş 30 yıl Türkiye’yi idare etmiş bir eski Devlet Su İşleri genel müdürü lidere iyi diyemem.

-Yapamadıklarınız neler?
Bir liderlik enstitüsü kurmak istiyordum. Tamamen kar amacı olmayan, işadamlarının katkıları ile anonim belirli bir kişinin ismini taşımayan Bodrum’da Harward Üniversitesi ile anlaşmıştım. Bunu gerçekleştiremedim. Türk özel sektörünün kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini düşünüyorum. O olgunluğa ulaşması için. O konuda bir hayalim yok.
Ayfer ARSLAN

5 Aralık 2010 Pazar

YAPI KREDİ'DEN ALTIN, BAKIR VE MISIRA ENDEKSLİ FON

Yapı Kredi, altın, bakır, brent petrol ve mısır emtialarının getiri potansiyelinden faydalanmak isteyen yatırımcılara yüksek performans sağlamayı hedefleyen Yapı Kredi B Tipi %100 Anapara Garantili Ondördüncü Alt Fon için talep toplamaya başlıyor.
3 - 9 Aralık 2010 tarihleri arasında satışına başlanacak olan B Tipi %100 Anapara Garantili Ondördüncü Alt Fonu, yatırım dönemi sonuna kadar tutulduğu takdirde anapara garantisi de sunuyor.
Yapı Kredi Portföy Yönetimi Genel Müdürü Gülsevin Yılmaz, “Yapı Kredi Portföy olarak, müşterilerimizin beğenisine yeni bir anapara garantili fon daha sunuyoruz. B Tipi %100 Anapara Garantili Ondördüncü Alt Fonu, altın, bakır, brent petrol ve mısırın belirlenen gözlem tarihlerindeki fiyatlarının,yatırım dönemi başlangıcındaki değerlerinin üzerinde veya eşit olduğu her dönem için getiri elde etme imkanı sunuyor. Fon, üç farklı gözlem tarihinde her dört emtianın değerine bakarak, bu tarihlerdeki seviyelerin başlangıç değerine eşit veya başlangıç değerinin üzerinde olması halinde, bulunduğu dönem ile getiri elde edilmemiş ise önceki dönem getirilerini müşterisine kazandırıyor. Fonun en önemli avantajının geçmiş dönemlerin getirileri kaybedilmiş olsa bile, son dönem getirisi kazanıldığı takdirde önceki dönem getirilerinin de elde edilebilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Fon’un öne çıkan diğer bir özelliğinin ise her dönem için getiri hesabının ayrı yapılması olduğunun altını çizebiliriz. İlk gözlem tarihinde dahi dayanak varlık olarak dikkate alınan fon, dört emtianın fiyatlarının yatırım dönemi başlangıcındaki değerine eşit veya bu değerin üzerinde olması durumunda, ilgili dönem getirisinin kazanılması ve takip eden dönemlerde fiyatlar gerilese bile yatırımcıların vade sonunda anaparalarını üzerinde bir getiri sağlayabiliyor. Fonun, yatırımlarını TL bazında değerlendiren, aynı zamanda emtia piyasalarındaki fırsatlardan anapara garantisi avantajı ile yararlanmak isteyen yatırımcılar için uygun bir yatırım alternatifi olacağını düşünüyoruz” dedi.
Yatırım dönemi 10 Aralık 2010’da başlayıp 16 Kasım 2011 tarihinde sona erecek olan B Tipi %100 Anapara Garantili Ondördüncü Alt Fon’a minimum 5 bin TL ile yatırım yapılabilinecek.

DIT MOBİL İLE HER CEPTEN TEMASSIZ ALIŞVERİŞ DÖNEMİ

Bank Asya, akıllı kart teknolojisi ve mobil ödeme çözümlerinde dünya lideri Watchdata ile işbirliği yaparak "Dıt Mobil" i müşterilerinin hizmetine sundu. DIT Mobil'de microSD kart tabanlı cep telefonu olanlar ödemelerini ayrı bir kredi veya banka kartı kullanmadan cepten gerçekleştirecek. Cep telefonundan bağımsız kullanılabilecek DIT Mobil'de kullanıcıların telefon numarasını veya cep telefonunu değiştirmesine gerek kalmayacak.
Projenin tanıtımına ilişkin İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Bank Asya Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hasan Ünal, DIT Mobil'in ilk versiyonu olan microSD kart tabanlı ürün sayesinde kullanıcıların AsyaCard DIT ile yapabildikleri tüm temassız işlemleri cep telefonları ile gerçekleştirebileceğini anlattı. Bu ürünün toplu ulaşım başta olmak üzere PayPass logusu olan taksi, feribot, otoyol ve köprü KGS gişeleri ile diğer ödeme noktalarında kullanılabileceğini belirten Ünal, "Yeni ürünümüz Bolu, Karabük, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Safranbolu'da toplu ulaşımda da kullanılabilecek" dedi.

TELEFONU DEĞİŞTİRMEYE GEREK YOK
Ürünün özellikleri hakkında bilgi veren Hasan Ünal, Bank Asya müşterisi olsun olmasın isteyen herkesin Bank Asya şubelerinden DIT Mobil'i belli bir ücret karşılığında alabileceğini aktardı. Bu ürünün en önemli özelliğinin NFC (Yakın Alan İletişimi) teknolojisini destekleyen telefon ihtiyacının bulunmaması olduğuna işiraet eden Ünal, "Kullanıcılar Bank Asya şubelerinden alacakları DIT Mobil microSD kartları başlangıçta Blackberry olmak üzere microSD kart destekleyen mevcut telefonlarına takarak anında işlem yapabilecek" dedi.

800 BİN TEMASSIZ KARTA SAHİP
Bank Asya'nın 1 milyon 700 bin adet kredi kartı, 400 bin de KGS kartı bulunduğunu belirten Ünal, bunun 800 bininin DIT yani temassız kart özelliklerine sahip olduğunu aktardı. Ünal, bugün piyasadaki birçok cep telefonunun microSD kart desteği sunduğuna işaret ederek DIT Mobil'in kullanıcı sayısının hızlı bir şekilde artmasının beklendiğini ifade etti. Ünal, uygulamanın 2011 yılının ilk çeyreğinde müşteri ile buluşmasının planlandığını sözlerine ekledi.

1 Aralık 2010 Çarşamba

AKBANK AYDA 50 TL BİRİKTİRENE MİLYONER FAİZİ VERECEK

Akbank, yeni ürünü Mevduat Birikim Hesabını tanıttı. Uzun süreli birikim yapmaya yönelik olarak tasarlanan Mevduat Birikim Hesabı, 5 yıl vade ile açılıyor, sözleşme ile belirlenen aylık dönemlerde hesaba para yatırmaya olanak sağlıyor.
Aylık en az 50 TL'lik birikimlerle açılabilecek hesaba yatırılacak aylık birikimler otomatikman kredi kartı hesabından çekilecek. Akbank Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge, hesabın TL veya döviz cinsinden açılabileceğini belirterek bu hesaba liste faizindeki maksimum oranı uygulayacaklarını söyledi.

Şu an 100 bin TL ve üzeri birikimi olanlara aylık yüzde 7.75 faiz verdiklerini ve yeni ürüne bu oranı uygulayacaklarını anlatan Tözge, "Böylece milyoner faizini halka indirmiş olacağız" dedi.

KREDİ İLE BANKA KARTI AYNI PLASTİKTE BİRLEŞTİ

Finansbank, kredi kartı ve banka kartı özelliklerini ''CardFinans One''da toplayarak müşterilerine tüm ihtiyaçlarını tek bir kart ile karşılama imkanı sunacak. Finansbank Kartlı Ödeme Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Elçin Yanık, kredi kartı ile banka kartı özelliklerinin birleştirildiği CardFinans One'ın tanıtımı dolayısıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, CardFinans One ile "Türkiye kartlı ödeme sistemleri pazarında bir ''ilk''e imza attıklarını söyledi. Yanık, CardFinans One'ın, müşterilerine kart kullanımında büyük pratiklik sunacağını belirterek, ''Kart sahiplerine, yurt içi ve yurt dışındaki tüm ödeme noktalarında veya ATM'lerde kredi kartı veya banka kartı kullanım tercihi sorulacak. Bu sayede müşteriler ister kredi kartından ister banka hesabından ödeme veya diğer işlemlerini gerçekleştirebilecek. CardFinans One'ın şifresi her 2 uygulama için ortak olup kredi kartı ile yapılacak 35 lira ve altındaki işlemlerde temassız özelliği de sunulacak'' diye konuştu.

HEDEF 200 BİN ADET KART
Finansbank Kartlı Ödeme Sistemleri Ürün Yönetimi Grup Yöneticisi Serkan Yazıcıoğlu ise CardFinans One'ın ön yüzünde kredi kartı numarası, arka yüzünde ise banka kartı numarasının yer aldığını söyledi. Yazıcıoğlu, 2011 yılı içerisinde bu karttan minimum 200 bin adet vermeyi hedeflediklerini dile getirdi. Toplantıda soruları da yanıtlayan Elçin Yanık, kart pazarında 2011 yılı içerisinde yüzde 15-20 arasında bir büyüme tahmin ettiklerini belirterek, "CardFinans olarak da amacımız yüzde 30'ların üzerinde büyüme gerçekleştirmek" dedi.

SEKTÖRÜN ÜZERİNDE BÜYÜDÜK
Yanık, 2005-2010 arasında yıllık ortalama kart cirosunun sektör genelinde yüzde 20, CardFinans'ta ise yüzde 36 olduğunu vurgulayarak pazardan daha hızlı büyüdüklerini ifade etti. Yanık, Ekim 2010 verilerine göre Türkiye'de 46,5 milyon adet kredi kartı, 68,2 milyon
adet banka kartı bulunduğunu, buna karşın
alışverişlerde nakit kullanım oranının yüzde 66 olduğunu bildirdi.

HÜKÜMET KKDF ARTIŞINDA GERİ ADIM ATMIYOR

Yaklaşık 9 milyon bireyi ilgilendiren KKDF’de hükümet geri adım atmıyor. Tüketici kredilerinden alınan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’ndaki (KKDF) 5 puanlık artışın yasal düzenlemenin yapıldığı 28 Ekim öncesi kredilere de uygulanmak istemesi üzerine tüketicilerle karşı karşıya kalan bankalar geçen hafta Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile görüştü. Fondaki 5 puanlık artışın eski kredilere uygulanmasına pek sıcak bakmayan Türkiye Bankalar Birliği (TBB) yetkilileri önerilerini Babacan’a iletirken, Babacan’ın “Bizim bu gelire ihtiyacımız var” diyerek bu konuda geri adım atmayacakları mesajını ilettiği öğrenildi.
KKDF kredinin faiz ve anapara kur farkı üzerinden belli oranlarda hesaplanan ve banka müşterilerinden tahsil edilen bir fon. Global kriz döneminde piyasaları rahatlatmak ve tüketici kredilerini canlandırmak amacıyla hükümet kredilerden alınan KKDF oranını yüzde 15’den yüzde 10’a çekmişti. Ancak ekim ayının sonunda hem tüketici kredilerindeki patlamayı frenleyip ekonomiyi soğutmak hem de bütçeye gelir yaratmak amacıyla KKDF oranını yeniden yüzde 15’e çıkarmıştı. Buna ilişkin karar 28 Ekim 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yürürlüğe girerken, 5 puanlık artışın 28 Ekim öncesi kullanılan kredilere de yansıtılmak istenmesi ve bankaların bu yönde müşterilere gönderdikleri mesajlar kamuoyunda tepkilere yol açtı.

ŞİMŞEK 'İNCELEYECEĞİZ' DEMİŞTİ
Tepkiler üzerine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise İstanbul’da katıldığı bir toplantıda konuyu Gelir İdaresi ile konuşacaklarını belirterek, “Muhtemelen bir mantığı vardır. Bu konuyu inceleteceğim” demişti.Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, daha önce İstanbul’da düzenlenen bir toplantıda bu konudaki tavırlarını açık bir şekilde ortaya koyarak KKDF’nin yükseltilmesinin ve geriye yönelik uygulanmasının bankalar ile müşterileri arasında ihtilaflara ve sorunlara neden olduğunu söyledi. Keskin, uygulamanın Bakanlar Kurulu Kararı’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan kredilere uygulanması için hükümet nezdinde harekete geçeceklerini açıklamıştı.

BABACAN’DAN KESİN TAVIR
Edinilen bilgiye göre, Türkiye Bankalar Birliği heyeti geçen hafta Çarşamba günü Devlet Bakanı Ali Babacan’ı ziyaret ederek konuya ilişkin görüşlerini sundu. Ancak bu görüşmede Babacan’ın 5 puanlık KKDF artışının eski kredilere de uygulanması konusunda geri adım atmayacaklarını belirttiği, hatta bankacılara, “Bizim bu gelire, kaynağa ihtiyacımız var. Artış eski kredilere de uygulanacak” dediği öğrenildi.

Ayfer ARSLAN