Ali Babacan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ali Babacan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2010 Pazartesi

HANGİ BORÇLAR YENİDEN YAPILANDIRMADAN YARARLANACAK?

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, kamu alacaklarının yeniden yapılanmasına ilişkin yasa tasarısının ayrıntılarını açıkladı. Buna göre vatandaşların kamuya olan borçlarına 36 ayda 18 taksitte ödeme imkanı getiriliyor. Ayrıca isteyenler vergi borçlarını kredi kartına taksitle de ödeyebilecek.

HANGİ BORÇLARA AF GELİYOR?
Vergi ve cezaları, gümrük vergileri, SGK primleri, bazı harç ve alacaklar, belediyelerin su ve atık alacakları, TRT'nin elektrik payı ve bandrol alacakları, TEDAŞ'ın elektrik alacakları tasarı kapsamında. Yedi özel elektrik dağıtım şirketi de tasarı kapsamına girdi. Yurt-Kur'un öğrenim kredisi alacakları, KOSGEB'in alacakları, oda ve borsaların aidat borçları, organize sanayi bölgelerinin elektrik, su doğalgaz alacakları da aftan yararlanacak.

HANGİ TARİHDEN İTİBAREN GEÇERLİ OLACAK?
Vergi alacaklarında 31 Temmuz 2010'dan önceki dönem geçerli olacak. SGK primleri açısından Haziran 2010'dan önceki dönem geçerli olacak. Emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, elektrik ve su alacakları açısından 31 Temmuz 2010'dan önce ödenmesi gerekenler kapsamda olacak.

GECİKME ZAMMI ALINMAYACAK

- Ana borç yerinde duracak. Temel alacaklarda vergi ve sigorta primlerinde herhangi bir indirim olmayacak.
- Yapılandırma kapsamındaki borçların gecikme zammı alınmayacak.

- Kesinleşmiş vergi affının ödenmesi halinde cezası silinecek.
- Eğer bu inceleme sonucunda çıkan vergi ve ceza ile ilgili olarak konu yargıya intikal etmiş ise bunun yargı aşamasındaki safhasına göre vergi affının ve cezanın bir kısmından vazgeçilmesi söz konusu olacak.


NEREYE BAŞVURU YAPILACAK?
- İlk olarak matrah arıtımı için beyanname hazırlanması gerekiyor.
- Kesinleşmiş vergi borcu taksitlendirilecekse bu borçlarına ilişkin bir liste hazırlanacak.
- Borçlar tespit edilecek ve borç yeni hesaplanan faize göre bir ödeme planı çıkarılacak.
- Borçlar, bu kapsama göre ödenecek.
- İtilaflı olanlar için ise yeni bir başvuru gerekebilir.
- Her birim için ayrı bir başvuru söz konusu olacak.

16 Eylül 2010 Perşembe

HAVALE ÜCRETLERİNİN YÜKSEKLİĞİ ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ?

10.yılını kutlayan BDDK bugün Ankara'da "Geçmişten Geleceğe Türk Bankacılık Sektörü" konulu bir konferans düzenledi. Konferansdan çıkan mesajlar ise ilginçti.
Hem BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, hem Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bankalara aba altından sopa gösterdi. Babacan, çok yüksek işlem ücreti alan bankalara yönelik düzenleme yapmayı düşündüklerini açıklarken şu örneği de verdi: "Ankara'da bir bankanın iki şubesi arasındaki havale ücreti dahi 20 lira. Parayı taksiyle götürsen daha ucuza gelir. "
BDDK Başkanı Tevfik Bilgin de ölçüsüz ücret alan bankalarla bizzat ilgileneceklerini dile getirdi. Hem Babacan hem Bilgin'in bankaların işlem ücretlerinin yüksekliğine ilişkin yönelttiği eleştirilere katılmamak mümkün değil. Bankalar düşük faiz dönemiyle birlikte bankacılık işlemlerinden aldıkları ücret ve komisyonları artırdı. Daha önce internet bankacılığından ücret almayanlar yeni tarifelerini açıkladı. Ancak özellikle havale ücretlerinin yüksekliği yeni bir konu değil. Yıllardır bu konu hep tartışılır.
O zaman sormak gerekir. Yaklaşık 8 yıldır görevdesiniz. Neden bu konu şimdi gündeme getiriliyor? Daha önce aklınız neredeydi?

28 Mayıs 2010 Cuma

BABACAN: KART FAİZİ YÜKSEK, İHTİYAÇ KREDİSİ KULLANIN!

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, tüketicilere kredi kartı ile borçlanmak yerine ihtiyaç kredisi kullanmalarını önerdi. Kredi kartı faizinin dünyanın her ülkesinde yüksek olduğunu belirten Babacan, "Kredi kartı bir ödeme kolaylığı sağlayan araç.Yani cebinizde para taşımayacaksınız, günlük alışverişini yapacaksınız ay sonunda da onu tam kapatacaksınız. Bakiye kaldığı zaman yazık günah. Çok büyük faizler var orada" dedi.
Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) 53. Olağan Genel Kurulu'na görüntülü mesaj gönderen Babacan, borçlanmada asıl sıhhatli sistemin ihtiyaç kredisi olduğunu vurgulayarak, "İhtiyaç kredisi hem krediyi kullananlar daha rahat ödüyor, daha az üzülüyor hem de bankaların bilançoları açısından çok daha sağlam bir alacak türü. Biz bunu Türkiye'de daha fazla görmek istiyoruz'' diye konuştu. Babacan, konuşmasında, Türk bankacılık sistemine ve ekonomiye ilişkin şu mesajları verdi:

ARTIK İŞİ SIKI TUTACAĞIZ
Mevcutlar el değiştiriyor, birleşiyor çünkü sayı konusunda da böyle kontrolden çıkacak bir banka sayısını da Türkiye'de pek de görmek istemiyoruz. Rekabet istiyoruz ama bir yandan da denetim gözetim kapasitesini aşacak sayıda bankanın Türkiye'de oluşmasını istemiyoruz. BDDK'nın bir limiti var. Diyor ki; 300 milyon dolar getirmeyen Türkiye'de banka sahibi olamaz. 300 milyon doları getiren olur mu? Hayır, onun da bir sürü şartları var. 300 milyon dolarını cebine koyup gelen herkes Türkiye'de banka sahibi olabilir diye bir şey yok. Biz işi sıkı tutacağız, dikkatli olacağız ki sektör sıhhatli bir şekilde devam edebilsin.

İLK ÇEYREKTE %10 BÜYÜYECEĞİZ
Bankaların geçen yılki 20 milyar liralık karının önemli bir kısmı sermayeye eklendi ve bizim kaldıracımız aktif sermaye dengesine bakacak olursak 7-8. Yani bankalarımızın sermayesine eklenen her 1 milyar lira ileriye doğru en az 7-8 milyar, belki 10 milyar liralık kredi hacmi demek. Bugün eğer 20 milyar liralık bir kar söz konusuysa nereden baksanız bu böyle 150-200 milyar liralık ilave kredi hacmine imkan vermek aynı zamanda. Dolayısıyla bunu sonuçlarını da göreceğiz. Aslında görmeye başladık. Geçen yılın son çeyreğinde Türk ekonomisinin yüzde 6 büyüdü. Bu yıl ilk çeyrekte yüzde 10'un üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Kredi hacmindeki genişleme büyümeyi de beraberinde getiriyor.

ALLAH NAZARDAN KORUSUN
Türkiye'nin hangi uluslararası platformda olursa olsun gördüğü ilgi çok farklı bir noktada. Allah nazardan korusun diyorum, hem ekonomimizi hem bankacılık sistemimizi. Artık kriz öncesi Avrupası ile kriz sonrası Avrupa bambaşka iki yer. Avrupa'ya göre Türkiye'nin ağırlığı, gücü, etkisi artacak. Bu arada biz AB'ye üye oluruz, olmayız o ayrı, belki de oluruz. Ama dışında da olsak içinde de olsak Türkiye artık çok daha ağırlığı olan bir ülke olacak

10 Mart 2010 Çarşamba

IMF İLE İPLER KOPTU, ANLAŞMA BİR BAŞKA BAHARA!

Aslına bakarsanız genel seçimler öncesinde IMF ile yeni bir stand-by anlaşması imzalanmayacağı zaten baştan belliydi. Bugüne kadar Devlet Bakanı Ali Babacan başta olmak üzere yapılan çelişkili açıklamalar, bunun ipucunu veriyordu. Ve sonunda beklenen açıklama IMF'den geldi. IMF, Türkiye'nin ekonomik şartlarının iyileştiğini belirterek, Türkiye ile olası bir kredi için yapılmakta olan stand-by görüşmelerinin artık devam etmediğini açıkladı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'da IMF ile görüşmelerin Mayıs ayına kadar sona erdirildiğini, Mayıs'tan sonrası içinse henüz birşeyin belli olmadığını söyledi.

19 Şubat 2010 Cuma

BİREYSEL EMEKLİKTE 'FAİZSİZ YATIRIM' AÇILIMI

Altı yılda 2 milyon katılımcıya ulaşan bireysel emeklilik sektörü, sistemi daha da büyütmek amacıyla fonlarını çeşitlendirecek. Ağırlıklı olarak hazine bonosu ve devlet tahvili gibi sabit getirili enstrümanlara yatırım yapan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), özellikle faize duyarlı kesimin de birikimlerini çekebilmek amacıyla gelir ortaklığı senedi, kıymetli maden, gayrimenkul, altın fonu ve korumalı fonları da portföylerine katmak istiyor. Sektör, SPK ve Hazine yetkilileri ile oluşturulan çalışma grupları kanalıyla yeni yatırım araçları üzerinde çalışmaya başlarken, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakın ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da fon çeşitlendirmesine sıcak bakıyor.
Bu konudaki mesajını dün İstanbul'da düzenlenen toplantıda sektör yetkililerine ileten Babacan, sektörde son 6 yıl içindeki büyümeye dikkat çekerek, "Elimizde doğup büyüyen bir sektör oldu. Bugün 2 milyonu geçen katılımcısı ve 9 milyar lirayı aşkın fonu var" dedi.

BAKAN BABACAN DA DESTEKLİYOR
BES'de 2 milyonuncu katılımcıya ulaşılması nedeniyle düzenlenen toplantıya katılan Babacan, önümüzdeki dönemde bireysel emeklilik sisteminde uzun vadeli cazip getiri sağlayacak ve reel sektörü finanse eden alternatif yatırım ürünlerine ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Babacan, "Dün (önceki) akşam SPK Başkanımızla gece 1.00-1.30 gibi bunları konuşuyorduk. Tabii bu sistemdeki bilgilerin reel ekonomiye nasıl kanalize edilebileceği, uzun vadeli ve farklı noktalarda kaynak aktarılabileceği yine bir çalışma konusu. Burada risk getiri yönetimini de iyi yapmamız gerekiyor. Ancak bu da üzerinde çalışılması, fikir üretilmesi gereken bir konudur diye düşünüyorum'' diye konuştu.

İŞSİZLİK, %14.8'İN ALTINDA ÇIKACAK
Konuşmasında Türkiye ekonomisinin performansını da değerlendiren Devlet Bakanı Ali Babacan, ekim, kasım, aralık ve ocak aylarına bakıldığında işsizlik oranlarının beklediklerinden daha iyi seyrettiğine dikkat çekerek, "Orta vadeli programımızda 14.8 gibi işsizlik tahmini vardı. Fakat son aylardaki gelişmelere bakılırsa ortalama daha düşük çıkacak" dedi. Türkiye'de işsizlik oranlarının mevsimsel faktörlerden etkilenen bir gösterge olduğunu, her sene yaz aylarında bu oranın düştüğünü, kış aylarında yükseldiğini belirten Babacan, bundan dolayı işsizlik oranlarını mevsimsel etiklerinden arındırıp değerlendirmek gerektiğini vurguladı.
Uğurlu: 2020'de hedef 5.5 milyon katılımcı
Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) Yönetim Kurulu Başkanı Mete Uğurlu da BES'te 6 yılın geride kaldığını hatırlatarak, şu anda 13 emeklilik şirketi, 128 yatırım fonu, 16 bine yakın bireysel emelilik aracısının bulunduğu BES'te 2020'de 385 bin kişinin sistemden emekli olmayı hak edeceğini açıkladı.Uğurlu, 25 yaşında başlayarak 100 lira aylık katkı payıyla sisteme giren bir kişinin 56 yaşına geldiğinde bugünkü değer ile 200 milyonun üzerinde birikime ulaşabildiğine işaret ederek, 2020'ye gelindiğinde katılımcı sayısında 5,5 milyon kişiiye, toplam fon büyüklüğünde ise 115 milyar liraya ulaşılmasını beklediklerini söyledi.

2 milyonuncu Uysak Adanalı dolmuş şoförü
BES'e katılan 2 milyonuncu kişi olan Halil İbrahim Uysak'a plaketini Devlet Bakanı Ali Babacan verdi. 46 yaşındaki Uysak, Adana'da dolmuş şoförlüğü yapıyor. Uysak, ayda 75 liralık birikimle iki ay önce Deniz Emeklilik'den sisteme üye olmuş.

Vergi teşviğinde Maliye Bakanlığı ikna edilecek
Fon çeşitlendirmesinin yanısıra sektörün beklentilerinden bir diğeri de Doğrudan Vergi Teşviği. Hali hazırdaki vergi teşviğinden şu anda çalışan sigortalı bireyler yararlanabiliyor. Ev hanımları veya sigortasız çalışanlar ise bu teşvikten yararlanamıyor. Sektör, teşvikten bütün katılımcıların yararlanabilmesi için vergi avantajının doğrudan BES hesabına aktarılması ve emeklilikte bu avantajın toplu olarak ödenmesi konusunda çalışıyor. Ancak toplu ödemenin bütçe dengeleri açısından sorun yaratacağı gerekçesiyle özellikle Maliye Bakanlığı, Doğrudan Vergi Teşviği'ne mesafeli duruyor.

Ayfer ARSLAN

14 Ocak 2010 Perşembe

HÜKÜMET, BANKALARI 300 MİLYON TL'LİK HARCA BAĞLADI

Hükümet emekliye yaptığı zammı bankalardan çıkaracak. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugün Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, 2010 yılı emekli zamlarını finanse etmek için bazı çalışmalar yaptıklarını açıkladı. 3 milyarlık zammın bir bölümünün alkol, sigara ve akaryakıt zamlarıyla karşılandığını belirten Babacan, banka şubelerinden yıllık harç almayı öngördüklerini söyledi. Mevcut uygulamada bankalar açtıkları her yeni şube için 27 bin lira harç ödüyor. Hayata geçirilmesi planlanan yeni düzenlemede ise bankalar eski veya yeni Türkiye genelindeki tüm şubeleri için yıllık harç ödeyecek. Harç bedelleri de şubelerin bulunduğu yerleşim yerinin nüfusuna göre belirlenecek.

ŞUBE BAŞINA ORTALAMA 30 BİN TL
Nüfusu 5 binin altındaki yerleşim yerlerinde şube başına yıllık 24 bin lira harç alınacak. Nüfusu 5 ile 25 bin arasında olan yerlerde 36 bin TL, 25 binin üzerinde olan yerlerden ise 48 bin lira harç alınacak. Türkiye genelinde yaklaşık 10 bin banka şubesi olduğunu düşünürsek; ortalama 30 bin TL'den bankacılık sisteminin cebinden çıkacak para 300 milyon lirayı bulacak.

UCU YİNE VATANDAŞA DOKUNACAK
Hükümetin emekliye yaptığı zammı karşılamak amacıyla sadece açılan her yeni banka şubesinden değil, bütün şubeleri yıllık harca bağlaması bütçeyi rahatlatacak belki ama eninde sonunda bunun ucu yine tüketiciye dokunacak. Sonuçta, her şube başına alınacak 30 bin liralık harcın bankacılık hizmetlerinden alınan ücret ve komisyonlara yansıması kaçınılmaz. Bankalar bir şekilde bunu maliyetlerine yansıtacak.
İşin özüne gelirsek; 3 milyarlık zammın bedelini yine emekli, memur ve işçi ödeyecek...

16 Eylül 2009 Çarşamba

İŞSİZLİKTEN ORTA VADEDE UMUT YOK!

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugün Ankara'da düzenlenen basın toplantısı ile "Orta Vadeli Program"ı açıkladı. Programın genel hatları ve buna ilişkin Akbank Ekonomik Araştırmalar Birimi'nin yaptığı değerlendirmeler şöyle:
*BÜYÜME: 2009'da yüzde 6 oranında daralma öngörülüyor. 2010 yılında yüzde 3.5, 2011 yılında yüzde 4, 2012 için yüzde 5 büyüme hedefleniyor.
2009’un ilk yarısında ekonomideki küçülme yüzde 10.6 seviyesinde gerçekleşmişti. 2010 yılı için tahmin edilen %3,5 seviyesindeki büyüme oranı, bizim ve piyasa beklentilerine de paralel bir seviyede. Global gelişmelere ve yurtdışı finansman imkanlarına bağlı olarak ekonomideki toparlanmanın yavaş yavaş ve kademeli olacağı görülüyor. Düşük kapasite kullanım oranları önümüzdeki dönemde yatırım harcamalarını sınırlı tutarken, iç talebin zayıf seyrinin de süreceğini tahmin ediyoruz.
*İŞSİZLİK: 2009'da yüzde 14.9, 2010'da yüzde 14.6, 2011'de yüzde 14.2
2008'de işsizlik oranı yüzde 11, 2007 yılındayüzde 10.3 seviyesindeydi. İşsizlik oranlarında önümüzdeki dönemde önemli bir iyileşme öngörülmüyor.
İşsizlik oranları uzunca bir süre yüksek seyredecek.

*BÜTÇE AÇIĞI: Bütçe açığı tahmini 2009 için 62,8 milyar TL, 2010 için 50 milyar TL, 2011 için 45 milyar TL ve 2012 için 39 milyar TL. Yılın ilk sekiz ayında bütçe açığı 31 milyar TL’ye ulaşmıştı. Hükümetin tahmini açığın önümüzdeki yıllarda da yüksek seyrine devam edeceği yönünde. Düzelmenin zaman alacağı öngörülüyor.
Bütçe giderlerinin ise 266,8 milyar TL’den 286,8 milyar TL’ye (yillik %7,5 artış) yükselmesi bekleniyor.
*ENFLASYON: TÜFE enflasyonu tahmini 2009 için %5,9, 2010 için %5,3, 2011 için %4,9, 2012 için %4,8. Ağustos 2009 itibariyle enflasyon %5,3 seviyesinde bulunuyor.
*CARİ AÇIK: Cari açık tahmini 2009 yılında 11 milyar dolar, 2010 için 18 milyar dolar, 2011 için 22 milyar dolar, 2012 için 28 milyar dolar
Temmuz itibariyle cari açık 16 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. 2010 yılında öngörülen düşük büyümeye paralel cari açığın nispi olarak düşük seyrini sürdüreceği gözüküyor.

*DIŞ TİCARET: Hükümetin tahmini ihracatın 2009’da 98,5 milyar dolar, 2010’da 107,5 milyar dolar, 2011’de 118 milyar dolar olacağı yönünde. Bu tahminler dış talep koşullarındaki iyileşmenin de uzun bir zaman almasının beklendiğine işaret ediyor. İthalat tahminleri ise 2009 için 134 milyar dolar, 2010 için 153 milyar dolar, 2011 için 168 milyar dolar
Son dönemde hızla yükselen bütçe açıklarının ardından orta-uzun vadeli mali dengelere ilişkin görünüm açısından piyasalar Orta Vadeli Program’ın açıklanmasını önemle bekliyordu. Fakat, açıklamaların ardından piyasaların önemli bir tepki vermediği görülüyor.

2 Ağustos 2009 Pazar

BÜYÜK TUTARLI ALIŞVERİŞTE, KART YERİNE TÜKETİCİ KREDİSİ KULLAN

Akşam Gazetesi'nden Deniz Çiçek'in haberine göre, TOBB'un 'Kriz Varsa Çare de Var' kampanyası kapsamında büyük tutarlı alışverişlerde kredi kartı yerine tüketici kredisi kullanılması projesi bulunuyor. Habere göre, bu proje, 'banka şubesi' şartına takıldı. Kampanyayı yürüten sivil toplum örgütleri, turizm, mobilya ve beyaz eşya gibi alışverişlerde, mağazada anında tüketici kredisi kullanılmasını isterken, bankacılık mevzuatı gereği, tüketici kredisi verilebilmesi için o mağazada banka şubesi bulunması gerekiyor. Sivil toplum örgütleri, şimdi Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın da desteğiyle bu soruna çözüm arayışına girdi. Buna göre, mevzuat değişimi ile mağazaların altyapısı banka şubesine uyarlanacak ve tüketicinin anında kredi alarak alışveriş yapması sağlanacak.
Kredi 36 aya bölünecek, şartlar esneyecek

TOBB'UN öncülüğünde projeyi yürüten sivil toplum örgütleri, yüksek tutarlı alışverişlerde kredi kartı yerine tüketici kredisi kullanılması projesinde sona yaklaştı. STK'lar, bu proje kapsamında Bankalar Birliği ve bankalarla bir araya geldi. Turizm ve dayanıklı tüketim malları alışverişi yapan vatandaş, ya nakit ya da kredi kartıyla ödeme imkanı bulurken, şimdi buna üçüncü bir seçenek olarak tüketici kredisi de eklenecek. Kredi kartıyla en fazla 12 aya kadar taksit yapılırken, tüketici kredisinde bu miktar 36 aya çıkacak. Bunun yanında, tüketici kredisi kullanımındaki şartların da hafifletilmesi gündemde. Buna göre, başta kefil ve maaş bordrosu talep edilmesi gibi bazı şartlarda esneme yapılacak.
5 büyük banka destek veriyor

MAĞAZA personeline verilecek eğitimle de hızlıca krediye onay alınarak alışveriş tamamlanacak. Beş büyük bankanın ve Bankalar Birliği'nin bu çalışmaya sıcak yaklaştığı ve uygulamanın bir an önce yaşama geçirilmesi için destek verdiği öğrenildi. Konu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a da sunulurken, Babacan'ın da çalışmaya sıcak yaklaştığı ve sorunun çözülmesi için devreye gireceği öğrenildi. Bu sorunun, büyük alışveriş merkezlerine bir banka şubesi açılması seçeneğiyle de çözülmesi gündemde.

17 Haziran 2009 Çarşamba

BANKALARIN, İYİ NİYETLİ BORÇLUYA HER ZAMAN KAPISI AÇIK

Uzun zamandır 'çıktı, çıkacak' diye beklenen kredi kartı affı önceki gün Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından kamuoyuna açıklandı. Yasal takibe uğramış 875 bin kart borçlusuna ödeme kolaylığı getiren yeni af paketini değerlendiren Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Başkanı Hasan Ünal, şu an ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar itibariyle bunun tüketiciye 'bir destek' olarak algılanması gerektiğini belirterek, "Ancak bu aflar geleneksel hale getirilmemeli" dedi. BKM Başkanı ve Halkbank Kartlı Ödeme Sistemleri ve Alternatif Dağıtım Kanalları Daire Başkanı Hasan Ünal, yeni kart affı ile kamuoyunda uzun zamandır oluşan beklentiyi ortadan kaldırdığını vurgulayarak, "Af büyük ölçüde tüketiciler lehine çıktı" yorumunu yaptı.
TÜKETİCİ NE ÖDEDİĞİNİ BİLECEK

Borçların yapılandırılması konusunda önerilen formülün son derece teşvik edici olduğuna işaret eden Hasan Ünal, "Hesaplama yöntemi tamamen şeffaf. Bankalar arasında fark yaratmayacak. 2006 yılına kadar kadar bankaların uygulamış olduğu mevduat faizleri esas alınarak bir endeks hazırlandı. Şeffaf hale getirildi. Müşteri yasal olarak borcunu ne şekilde ve nasıl ödeyeceğini görebilecek. Müşteriler lehine oldukça önemli. Yapılandırmada faiz oranı da bu endeksle belirlendiği için müşteri lehine ciddi bir indirim anlamına geliyor. Henüz yasalaşmadı ama herkesin hazırlığını o yönde yapmasında yarar var. Yasa çıktıktan sonra 60 günde başvurulması gerekiyor" dedi.
2006'DAN FAZLA BAŞVURU OLUR

Üç yıl önce de benzeri bir af çıkarıldığını hatırlatan BKM Başkanı Hasan Ünal, ancak şu an yaşan krizin 2006 yılının koşullarından çok farklı olduğuna değindi. Ünal, "Şu an biraz daha global etkileri olan bir durumdan bahsediyoruz. Kart cirolarının ve hacmin daha yüksek olduğu bir dönemde böyle bir af çıkarılmasaydı gelecekte sıkıntılı bir dönem yaşanabilirdi. Bu yapılandırma, kriz nedeniyle bir destek olarak algılanmalı. Yapılandırmalar çok gelenekselleştirilmemeli. Bu yönde bir beklentinin olmaması lazım" diye konuştu. Ünal, kart affının yasalaşmasıyla başvuruların 2006 affından daha fazla olacağını tahmin ettiklerini ekledi.

İyi niyetliye bankalar her kolaylığı sağlıyor
BKM Başkanı Hasan Ünal, yasal takibe düşmediği halde borcunu ödemekte zorlananların af kapsamı dışında kalmasını ise şöyle değerlendirdi: "Tabii ki, borcunu ödeyenlerin hiçbir günahı yok. Borcunu ödemekte zorluk çeken müşterilerimiz takibe düşmeden borçlarını yapılandırabiliyorlar. Kamu bankaları olarak bizler de bunu uyguluyoruz. Örneğin, Halkbank'ın Dost Kredisi var. Başvuran müşterilerimizin hem kredi kartı, hem bireysel kredilerini yeniden yapılandırıyoruz. Yeter ki, ödeme gücü olduğunu bize kanıtlasın. Diğer bankalar da aynı şekilde kendi müşterisi ile ilişkisini düzenlemek için kredilerini yapılandırıyor. Bankalar, iyi niyetli müşterilere her türlü kolaylığı sağlıyor."
Tüketici, gelirinegöre harcasın
BKM Başkanı Hasan Ünal, kart müşterilerinin borç darboğazına düşmemesi için şu mesajı verdi: "Kredi kartı, bir borçlanma ürünü veya bir kredi ürünü değil. Tüketicilere tavsiyem kartı bir ödeme aracı olarak kullanmaları. Gelirine göre harcama yapmaları. Harcama planlanlarını buna göre düzenlemeleri. Kredi kartında takip oranlarımız ne Avrupa ne ABD'nin üzerinde. Bilinçli kullanıldığı sürece yaşama büyük değer katacaktır. Mutlaka ve mutlaka tüketicilere önerim; ihtiyaçlarını karşılarken maliyetleri diğer kredi ürünleri ile karşılaştırsınlar."
Rekabete fazla müdahale edilmesin
BKM Başkanı Hasan Ünal, kart aidatlarına limit getirilmesini ise şöyle değerlendirdi: "Şimdiye kadar kural yoktu. Bankaları rahatsız eden rekabetin olduğu bir ortamda aidatları sektör kendisi yönetebilir durumdaydı. Tamamen ücretleri rekabet belirliyordu. Şimdiki durumda yasaya girdi. 35 TL'nin üzerinde ücret uygulayan bankalar artık limitin yüzde 1'i ile sınırlandırıldı. Doğrusu; rekabete çok fazla müdahale edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz."

Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ

16 Haziran 2009 Salı

DÖVİZE ENDEKSLİ TÜKETİCİ KREDİSİ TARİHE KARIŞIYOR

Devlet Bakanı Ali Babacan tarafından dün açıklanan kart affı ile ilgili paketten çıkan ve en isabetli olan kararlardan bir tanesi bence döviz kredilerine getirilen yasak oldu. Bugüne kadar yurtiçi ve dışından döviz cinsi kredi kullanamayan tüketiciler, artık dövize endeksli kredi de kullanamayacak. Tüketici kredileri içerisinde yüzde 4.4'lük paya sahip olan dövize endeksli tüketici kredilerine, tüketicileri döviz kuru riskine karşı korumak amacıyla son verilecek. Bu karar önümüzdeki dönemde çok tartışılacak belki ama özellikle bilinçsizce borçlanan tüketiciler açısından frenleyici bir unsur olacağı kesin. Malum Türk insanı olarak gelecekte karşımıza çıkabilecek riskleri hesaba katmadan 'Nereden, nasıl ucuza borçlanırım' mantığıyla hareket ettiğimiz için çoğunlukla cahil uyanıklığımızın kurbanı oluruz. Ondan sonra da öngörüsüzlüğümüzün faturasını bankalara veya üçüncü şahıslara yükleriz. Bu yüzden her ne kadar serbest piyasa ekonomisinin ruhuna aykırı olsa da, bu kararı sonuna kadar destekliyorum. Bence, herkes 'ayağını yorganına göre uzatsın.' Türkiye'de yaşayıp TL kazanıp TL harcayan insanların döviz kredisiyle işi ne?

15 Haziran 2009 Pazartesi

875 BİN KİŞİ AFFEDİLDİ, 4 MİLYONUN GÜNAHI NE?

Kredi kartları borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenlemelerden yaklaşık 875 bin kişi yararlanacak. Devlet Bakanı Ali Babacan'ın açıkladığı verilere göre, 30 Nisan 2009 itibariyle tahsili gecikmiş ve takibe uğramış 3 milyar 107 milyon lira tutarında kredi kartı borcu var. Kart sayısı 1 milyon 301 bin 302, kişi sayısı ise 874 bin 657. Kısacası; kart borcunu üç ay peş peşe ödeyemediği için bankasından ihtar yazısı alanlar, idari takibe uğayanlar veya mahkemelik olanlar bu düzenlemelerden yararlanacak. Peki, 'aman bankayla başım derde girmesin' diye yıllık yüzde 60 faiz yüküne razı olup borcunu ödemeye çalışanlar, daha doğrusu ödemekte zorlananlar ne olacak? Yani, kart borcunu her ay kredilendirip asgarisini ödeyen yaklaşık 4 milyon kişiye herhangi bir ödeme kolaylığı getiriliyor mu? Maalesef hayır. Onlar yine paşa paşa borçlarını ödemeye devam edecek. Sonuçta; borcunu kredilendirenler arasında da zor durumda olanlar var. Kimisi kart borcunu ödemek için bankadan tüketici kredisi çekiyor, kimisi de her ay yüzde 5 faize katlanıp borcun katmerlenmesine razı oluyor. Ama bir şekilde son ödeme tarihi geldiğinde asgari de olsa borcunu ödüyor. Tek kusuru bankayla ihtilafa düşmemiş olması. Dolayısıyla daha kapsamlı bir yeniden yapılandırma beklerken, sadece mahkemelik olanların affedilmesi, kıt kanaat geçinip de borcunu ödemekte zorlananlara haksızlık olmuyor mu?...

AYDA 30 TL ÖDEYEN, KART BORCUNU 3 YILDA KAPATACAK

Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince ile birlikte Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin programın ayrıntılarını açıkladı:
*31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle ödeme ihtarı çekilmiş, icra takibi başlatılmış ya da banka tarafından takip olunan krediler grubuna sınıflandırılmış kredi kartı borçları yeni bir ödeme planına bağlanacak.
*Yeniden yapılanmaya ilişkin kanunun yayımlanmasından itibaren 60 gün içinde bankalara ya da bankaların avukatlarına veya varlık yönetim şirketlerine veya temsilcilerine başvuranlar yeniden yapılandırmadan yararlancak.
*Kredi kartı borcunun temerrüde düştüğü tarihteki ana para ve faiz tutarına 31 Mayıs 2009 tarihine kadar geçen sürede makul bir faiz uygulanarak, ödemeye esas borç tutarı hesaplanacak.
*Uygulanacak artış oranı, Merkez Bankası tarafından bankaların 3 aya kadar vadeli mevduata uyguladıkları faiz oranının ağırlık ortalaması esas alınarak belirlenecek.
*Borç, müracaat tarihinden itibaren 30 gün içinde ödenmesi durumunda herhangi bir ilave faiz hesaplaması yapılmayacak.
*Kredi kartı hamilinin taksitle ödemeyi tercih etmesi durumunda, ödemeyi esas borcun tutarı 6 taksit için 1,04, 12 ay taksit için 1,08, 24 ay taksit için 1,18, 36 ay taksit için 1,26 katsayısı ile çarpılarak, geri ödenecek toplam borç hesaplanacak. Bu rakam ay sayısına eşit olarak bölünerek, aylık taksitler halinde ödenecek.
*Ödeme planının imzalanması halinde borç, icra takibine konu olmuş ise takip dava masraf ve harçlarının tamamı, kanuni vekalet ücretinin ise belli bir oranı borçlu tarafından ödenecek.
*Örneğin; Mayıs 2006'da temerrüde düşmüş, Mayıs 2006'dan itibaren ödenemeyecek duruma düşmüş bir kredi kartı borcu. Rakam da diyelim ki 1.000 lira. Aylık yüzde 5,5'luk gecikme faizi varsayımıyla ki 1.000 liralık borç, 3 senede 2.980 lira oluyor. Oysa yeni endeks hesabında 1.000 liralık borç, 3 yılda 1.502,50 kuruş oluyor.
*Eğer kredi kartlı borçlusu, kanun çıktıktan sonra 60 gün içinde başvurup, bunu defaten ödemek isterse 1.502 lira ödüyor ve borcu kapanıyor. Her türlü takip bitiyor.
*Bunu 6 ayda ödemek isterse, 1.502 lirayı, taksitlendirme katsayıları ile çarpıyoruz 1.562 lira oluyor. Bunu 6'ya bölüyoruz, 260 liralık aylık taksitler halinde ödeniyor.
*Eğer 36 ayda ödemek isterse, aylık taksit 52 lira oluyor. Sistem böyle çalışıyor.

7 Haziran 2009 Pazar

BABACAN: HARCAMA ÇEKİ YOK, BEKLEMEYİN

Sivil toplum örgütlerinin, tüketimin canlanması için sabit ve dar gelirliye "harcama çeki verilsin" önerisi kabul görmedi. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, mevcut bütçe imkânlarının buna izin vermediğini belirterek, "Harcama çeki olmayacak, beklemeyin. Kimsenin beklentisi olmaması gerekir" dedi.
TOBB önderliğinde, Türkiye'nin en büyük işveren, esnaf ve işçi örgütlerinin başlattığı "Kriz Varsa Çare de Var" kampanyasının üçüncü hafta teması Ankara'da açıklandı. Beş hafta sürecek kampanyada, "Eve kapanma pazara çık", "Kimse işini kaybetmesin" mesajının ardından bu haftaki tema da, "Güven ve istikrar" oldu. Ankara Koç Müzesi'nde düzenlenen toplantıda, Bakan, şu mesajları verdi:
HARCAMA ÇEKİ YOK!: Bu konudaki tartışmalara artık son noktayı koyduk. Bütçedeki mevcut imkânlar harcama çekine izin vermiyor. Harcama çekiyle ilgili beklenti içinde olunmamalı. Harcama çeki olmayacak, beklemeyin. ÖTV ve KDV indirimlerinin ekonomiye etkisi Pazartesi günü Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda da değerlendirilecek. Gerçekten ekonomide bir hareketlilik getiren ürünlerde sürecek.
VATANDAŞIN MİLYARLARCA $'I VAR: Türk vatandaşlarının yurtdışında milyarlarca doları var. Uluslararası Ödemeler Bankası'na bazı ülkelerin sağladığı verilere göre, bundan 6 ay önce Türk vatandaşlarının toplam 39 milyar dolarlık bir hesabı görülüyor. Varlık Barışı ile bu 33 milyara indi, Türkiye'ye 6 milyar dolar girdi. Başbakan da, bunu kastetti.
PAKETİN MALİYETİ 3 MİLYAR DEĞİL: İstihdam paketi kapsamında bu yıl 250 milyon lira, gelecek yıl da 250 milyon lira aktaracağız. Bu paketlerin maliyeti söylendiği gibi 3 milyar lira değil. Piyasaları ve kendimizi aldatmayalım.
Kaynak: Hazal ATEŞ-SABAH

28 Mayıs 2009 Perşembe

BABACAN'DAN BANKALARA TATLI-SERT UYARI!

Küresel krizle birlikte bankalar kredilerde ince eleyip sık dokumaya başlayınca, özel sektör tarafından sert eleştirilere hedef oldu. Başbakan Erdoğan başta olmak üzere zaman zaman AKP hükümetinin bakanları da bankaları reel sektöre yeterince destek olmamakla suçladı. Ekonominin patronluğuna yeniden oturduktan sonra bankacılık sektörü ile ilk defa İstanbul'da Bankalar Birliği'nin Genel Kurul toplantısında bir araya gelen Devlet Bakanı Ali Babacan da tatlı-sert bir üslupla bu eleştirilere katıldı. Reel sektör ile bankaların 'et ve tırnak' gibi olduğunu belirten Babacan, bankaların sadece iyi günlerde değil, kötü günlerde de reel sektörle birlikte olmasını, gerekli finansman desteğini sağlaması konusunda çağrıda bulundu.

5 Mayıs 2009 Salı

BABACAN, EKONOMİYİ YENİDEN TOPARLAYABİLECEK Mİ?

Ali Babacan yeniden ekonomi yönetiminin koltuğuna otururken, kabinedeki bu değişiklik iş dünyasında olumlu algılandı. Babacan'ın tecrübeli olduğu ve ekonomi bakanlığı sırasında faizlerin gerilediği, borsanın üç kat arttığı ve herşeyin güllük gülistanlık olduğu anlatılıyor. İyi de 2002 ile 2007 yılları arasındaki performansı, sadece Babacan'ın başarısı olarak göstermek ve şu anda tepetaklak olan göstergelerin birden düzelmesini beklemek bana göre pek gerçekçi değil. Babacan'ın daha önceki ekonomi bakanlığı döneminde zaten uluslararası piyasalarda da işler yolundaydı. Yurtdışından hem portföy hem doğrudan yatırım anlamında yoğun bir yabancı sermaye girişi vardı. Ekonomideki başarısının sırrı dışarda esen bahar havasının içeriye yansımasıydı. Şimdi ise dışarıdaki fırtına henüz dinmedi. Eğer yıl sonuna doğru uluslararası piyasalarda bir düzelme başlar ve AKP hükümeti de siyasi çekişmeleri bir yana bırakıp ekonomiye odaklanıp, akılcı politikalar üretebilirse yeniden bir toparlanma sürecine girebiliriz.