IMF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IMF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2010 Çarşamba

IMF'DEN MALİ KURAL UYARISI

Uluslararası Para Fonu (IMF), Mali Kural Yasa Tasarısı'nın daha fazla gecikmeksizin kabul edilmesi konusunda uyarıda bulundu. IMF'nin Türkiye ile yapılan 4'üncü madde görüşmelerine ilişkin yayınlanan raporda, "'IMF, mali kuralın Orta Vadeli Program (OVP) dan daha önemli olduğunu ve Mali Kural Yasa Tasarısı'nın daha fazla gecikmeksizin geçmesi gerektiğini düşünüyor. Mali Kural'ın hızla kabul edilmemesi durumunda seçim dönemi öncesinde fırsat penceresi kapanabilir'' görüşüne yer verildi. Raporda, Mali Kural'ın şeffaflık ve kamu maliyesi yönetimi için gerekli iyileşmeleri sağlayabileceğine dikkat çekilerek, ''Mali Kural'ın gecikmesi hükümetin mali disiplin üzerindeki güvenilirliğinin zayıflaması riskine yol
açıyor'' denildi.

1 Eylül 2010 Çarşamba

İSLAMİ BANKACLIK 1 TRİLYON DOLARA ÇIKTI

IMF uzmanları Patric Imam ve Kagni Kpodar’ın ‘İslami bankacılık: Nasıl yaygınlaştı’ adlı raporuna göre İslami finansın büyüklüğü 1 trilyon dolara çıktı ve 2015’te Müslümanların tasarruflarının yarısı İslami bankalara gidecek. IMF raporunda, “İslami bankalar toksik varlıklara bulaşmadığı için krizde esneklik kazandı” denildi
Uluslararası Para Fonu (IMF), özel finans kurumları ile ilgili gerçekleştirdiği ‘İslami Bankacılık: Nasıl Yaygınlaştı’ raporunda ilginç bulgulara yer verdi. Raporda, İslami bankaların toksik varlıklara bulaşmadıkları için krize karşı esnek durabildikleri, ancak odaklandıkları gayrimenkul ve ticaretin çökmesi ile birlikte krizden olumsuz etkilenmeye başladıkları görüşü ortaya konuldu. Dünya çapında büyüklüğünün 1 trilyon dolara çıktığı tahmin edilen İslami finansın 2015 yılında dünyadaki 1.2-1.6 milyar kadar Müslümanların tasarruflarının yarısını çekeceği öngörüsünde bulunuldu.


AVRUPA'YA YAYILIYOR
Raporda, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güneydoğu Asya’da yoğunlaşan İslami bankacılığın, orta Afrika’ya, Orta Asya’ya ve Batı Avrupa’ya yayıldığı belirtildi. Raporda şu bilgilere yer verildi: “2006 Bankscope verilerindeki 176 İslami bankanın yüzde 70’i Orta Doğu ülkelerinde, yüzde 14’ü Güneydoğu Asya’da ve yüzde 15’i orta Afrika’da bulunuyor. İslami bankalar en çok İslami finansal merkezler Bahreyn ve Malezya’da, İran ve Sudan gibi İslam cumhuriyetlerinde ve daha genel olarak Körfez bölgesinde bulunuyor. Arap ve Müslüman nüfus ağırlıklı diğer ülkelerde ise üçten daha az olan sayı oldukça düşük bulunuyor.”

DİNDAR MÜSLÜMANLAR TERCİH EDİYOR
Yüksek faiz oranlarının İslami bankacılığa engel olduğu, çünkü paralarını İslami bankaya yatıran daha az dindar kişilerle Müslüman olmayanlar için fırsat maliyetini artırdığı vurgulanan raporda şöyle denildi: “Birçok gözlemcinin belirttiğinin aksine, bulgularımıza göre 11 Eylül saldırıları İslami bankacılığın yaygınlaşmasında yaşamsal bir rol oynamadı. Petrol fiyatlarının yükselmesi, 11 Eylül saldırılarına rastladı ve onun gölgesi altında kaldı.”
İslami bankacılığın şu anda kabuğundan çıktığını, birçok ülkede geleneksel sektöre karşı rakip bir piyasa haline geldiğini, sadece Müslüman ülkelerde değil, Müslüman nüfusun fazla olduğu “İngiltere” gibi ülkelerde de yaygınlaştığını dile getiren raporda, “İslami bankacılık, bir yedek olarak değil, geleneksel bankaların tamamlayıcısı. Dindar Müslümanlar, geleneksel bankaların sunmadıkları ürünleri talep ediyorlar ve ortak platform ve insan sermayesinin paylaşımı yoluyla, şimdiden iyi işleyen bir geleneksel bankacılık sisteminin bulunması, İslami bankacılığın yaygınlaşmasına yardımcı oluyor” ifadesi kullanıldı.

ŞERİATA UYGUN YÖNETİLİYOR
İslami bankacılığın yaygınlaşmasında kurumsal kalite konusunun bir engel olarak ortaya çıkmadığının belirtildiği IMF uzmanları raporunda, “İslami bankacılık, bürokrasiden yargıya, büyük ölçüde kötü işletilen kurumlara bağışıklık gösteren Şeriat Hukuku tarafından yönlendiriliyor, bürokrasi ve yargıya az yer veriyor, anlaşmazlıklar bunun yerine İslami hukuk felsefesine göre çözümleniyor. Bu nedenle İslam ülkeleri kurumsal reformlarda az ilerleme sağlasalar bile bankacılık sistemi inşa edebiliyorlar. Bu, niteliği gereği ülke içi kurumsal ortamla birbirine geçmiş alışılagelmiş bankacılık sistemlerinden farklılık gösteriyor.”

10 Mart 2010 Çarşamba

IMF İLE İPLER KOPTU, ANLAŞMA BİR BAŞKA BAHARA!

Aslına bakarsanız genel seçimler öncesinde IMF ile yeni bir stand-by anlaşması imzalanmayacağı zaten baştan belliydi. Bugüne kadar Devlet Bakanı Ali Babacan başta olmak üzere yapılan çelişkili açıklamalar, bunun ipucunu veriyordu. Ve sonunda beklenen açıklama IMF'den geldi. IMF, Türkiye'nin ekonomik şartlarının iyileştiğini belirterek, Türkiye ile olası bir kredi için yapılmakta olan stand-by görüşmelerinin artık devam etmediğini açıkladı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'da IMF ile görüşmelerin Mayıs ayına kadar sona erdirildiğini, Mayıs'tan sonrası içinse henüz birşeyin belli olmadığını söyledi.

31 Ocak 2010 Pazar

IMF İLE ANLAŞMA MASALINDAN SIKILDIM

Neredeyse son bir yıldır "IMF ile görüşüyoruz", "IMF ile anlaşmak üzereyiz" gibi birbirinin benzeri açıklamalarla kamuoyu gündemi meşgul ediliyor. Ama belli ki her iki tarafın da üzerinde anlaşamadığı noktalar var. Hükümet zaten tam da genel seçim öncesi, bütçeyi IMF baskısı altına almak istemiyor. Ben artın şahsen IMF ile anlaşma imzalanacağına inanmıyorum. Baksanıza zaten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in sözleri de bu tezimi doğrular nitelikte... Şimşek, katıldığı bir televizyon programında son bir yıl içinde aralarında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin de bulunduğu 22 ülkenin Uluslararası Para Fonunun (IMF) kapısını çaldığını ve IMF programı yaptığını belirterek, ''Çünkü kendi başlarına bu işi götüremediler. Türkiye bu krizi kendi tedbirleriyle kendi kaynaklarıyla götürdü'' görüşlerini aktardı. Madem öyle, o zaman IMF ile anlaşma imzalamaya gerek yok demek ki...

16 Eylül 2009 Çarşamba

IMF, YOLLARI KAPATMAYACAK

6-7 Ekim tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek IMF-Dünya Bankası Yıllık toplantılarını 5 bini yabancı olmak üzere 13 bin kişi izleyecek. Toplantılar nedeniyle İstanbul'da yolların kapatılmayacağı bildirildi. Açılışını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yapacağı toplantı öncesinde 4 ekim’de ‘Türk Günü’ düzenlenecek.
Türk Günü’nde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz birer konuşma yapacak. Aynı gün Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda da Türkiye’yi anlatan konser ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

85 tercüman görev yapacak
Bini Türk, 400’ü de yabancı toplam bin 500 gazetecinin izleyeceği toplantıda ilk defa dijital sistem kullanarak verilerin online paylaşılması sağlanacak. İngilizce, Fransızca, Almanya, Arapça dahil 85 tercüman görev yapacağı toplantıda ayrıca 15 tane de Türkçe tercüman bulunacak.

50 otelde konaklayacaklar
Toplantıları izlemeye gelen yabancıların Taksim ve Beşiktaş civarında 50’ye yakın otelden rezervasyon yaptırdığı öğrenildi. TÜRSAB’la 6 ay önceden anlaşma yapıldığı ve otellerin fiyatlarının sabitlendiği de belirtildi. Bu arada 13 bin kişiyi ağırlayacak olan İstanbul Kongre Merkezi’nin restorasyon maliyeti 250 milyon lirayı buldu. Kongre merkezi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yarın hizmete açılacak.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ

22 Haziran 2009 Pazartesi

YAZ RAHAT GEÇER, EYLÜL AYINA DİKKAT!

Küresel krizle birlikte Türkiye ekonomisinde gelir ve gider dengesinin bozulduğuna işaret eden Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, gelirlerin azaldığına ve vergi gelirlerinin düştüğüne dikkat çekerek, "Yerel seçimler de kamu harcamalarını artırdı. Bütçe açığı giderek büyüyor" dedi. IMF ile anlaşma imzalanması halinde bütçe açığının finansmanının kolaylaşacağını savunan Karadere, "Eğer kredi anlaşması imzalanmazsa, Hazine'nin bütçe açığını karşılamak için borçlanma ihtiyacı artacak. Bu da bono faizlerinin yüzde 12-13'lerden yukarı çeker" diye konuştu. 19 Haziran 2009 Cuma günü Amasya'da düzenlenen Garanti Anadolu Sohbetleri'nin ardından Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Nafiz Karadere, Türkiye-IMF ilişkileri konusunda, "Anlaşma yapılmazsa, bu dünyanın sonu değil" yorumunu yaparken, olası bazı risklere de dikkat çekti.
FAİZLER DÜŞMEKTE ZORLANIR

Hükümetin IMF anlaşmasından önce uluslararası piyasalara güven verecek bir mali disiplin programı açıklaması gerektiğine işaret eden Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, şu uyarıda bulundu: Mali disipline çok net uyacağı konusunda bir program ortaya konması lazım. Zaten bu konuda çalışmalar olduğunu biliyoruz. IMF anlaşması olursa, bu programın uygulanmasına destek verir. Şayet imzalamazsak Hazine'nin bütçe açığını karşılamak için borçlanma ihtiyacı artacak. Bu da içerde borçlanma faizlerini yukarı çekecektir. Türkiye her zaman yaz aylarını rahat geçirir. Turizm gelirleri artar, yaz aylarında hep likittir. Türkiye krizleri her zaman konjonktürel olarak eylülden sonra çıkar."
KOBi kredilerinde açık ara öndeyiz
2009 mart sonu itibarıyle Garanti Bankası'nın KOBİ'lere kullandırdığı kredi tutarının 16.4 milyar lira olduğunu belirten Nafiz Karadere, "Sektör genelinde toplam KOBi kredileri 116 milyar TL düzeyinde. Garanti'nin sektör toplamında KOBi kredilerindeki payı yüzde 14. Bankanın tüm toplam kredileri içerisindeki payı ise yüzde 30. Halkbank'dan sonra Garanti Bankası KOBi kredilerinde ikinci sırada. Özel sektör bankaları arasında da açık ara önde" dedi. 10 başvurudan 5'i kabul ediliyor
Krizin en çok KOBİ'leri etkilediğini anlatan Karadere, şunları söyledi: "Çünkü çok sınırlı sermaye ile çalışıyorlar. Dayanma güçleri fazla değil. Bilançoları çok bozuldu. Yeni banka kredisi talepleri bankalar tarafından reddedilmeye başlandı. Ancak kriz öncesi KOBİ'lerin 10 kredi başvurusundan 8'ine olumlu yanıt verirken, şimdi bu sayı 5-6'ya indi. Çünkü kriz KOBİ'lerin bilançosunu çok bozdu. KOBİ'lerdeki batık oranı ise tüm krediler içerisinde en yüksek noktada. Şu anda Garanti Bankası'nın tüm kredilerdeki batık oranı yüzde 3.24 düzeyinde. Kriz öncesi bu oran yüzde 1'di."
KOBİ borçlarının yüzde40'ı yeniden yapılandırıldı
"Hiçbir bankacı müşterisinin batmasını istemez" diyen Karadere, "Zor durumdaki KOBİ'lerimizi biz arıyoruz. Onlara yeni ödeme planları sunuyoruz. Bugüne kadar aradığımız zora düşmüş KOBİ'lerin yüzde 40'ının borcunu yeniden yapılandırdık. Bir bankanın en son isteyeceği şey müşterisinin batmasıdır" dedi.
Bankadan mevduatını çeken oto, konut alıyor
Karadere, ÖTV ve KDV indirimlerinin piyasaya etkisini ise şöyle değerlendirdi: "İndirimler otomotiv sektöründe ciddi bir sıçrama yaptı. Şimdi ÖTV'ler ara bir yere geldi. Ne olacağını göreceğiz. Ancak banka kredisinden çok peşin parayla alındı. Düşen mevduat faiz oranları nedeniyle vatandaş bankadan parasını çekip otomobil ve konut almayı tercih etti. Böylece vergi indirimleri nedeniyle yastık altındaki para da piyasaya çıktı."
Kriz daha bitmedi
Merkez Bankası'nın krizi soğukkanlı ve yerinde tedbirlerle yönettiğini savunan Karadere, krizin seyrine ilişkin şu yorumu yaptı: "Kriz daha bitmedi. Biraz daha önümüzü görmemiz gerekiyor. İşyeri kredilerinde hiçbir canlılık yok. Üçte bir, dörtte bir oranında azalma var. Oralarda canlanma başladığı zaman Türkiye'nin krizden çıktığını çok daha rahat konuşabiliriz. Yatırım kredileri başlamadı. Şu anda bir talep var ama daha çok günü kurtarmaya, işi çevirmeye, mal alımını veya borçlarını ödemeye yönelik kredi başvuruları geliyor."
Büyükler %12-13ile kredi alabiliyor
Garanti Bankası'nın büyük şirketlere kullandırdığı kurumsal kredilerde batık oranının sıfır olduğuna dikkat çeken Nafiz Karadere, "Bu şirketler bir yıllık krediyi yüzde 12-13'le kullanabiliyor. Yıllık cirosu 10 milyon TL'nin üzerindeki ticari müşterilerimizdeki batık oranı ise yüzde 1'ler civarında" diye konuştu.

Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ

7 Nisan 2009 Salı

IMF: DÜZELME 2010 YILI İLK YARIDA BAŞLAR

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, G-20 liderlerinin Londra zirvesinde taahhüt ettiği 1.1 trilyon dolar tutarındaki fonların bir bölümünün birkaç hafta içinde kullanılmak için hazır olabileceğini söyledi. Le Figaro gazetesine konuşan IMF Başkanı, ABD'nin IMF'ye verdiği destekten büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. ''Krizin ne zaman biteceği'' yolundaki soruyu da yanıtlayan IMF Başkanı, bunun ilk belirtilerinin ABD'de görüleceğini vurgulayarak ABD'deki ev fiyatlarının durumunun bunun ilk göstergesi olabileceğini dile getirdi. ABD'deki ev fiyatlarını olabileceği en düşük seviyeye yakın olduğunu anlatan IMF Başkanı, ekonominin 2010 yılının ilk döneminde düzelmesinin beklendiğini ileri sürdü.

6 Nisan 2009 Pazartesi

DOLAR, IMF BEKLENTİSİYLE 1.55'E GERİLEDİ

IMF ile ara verilen görüşmelere yeniden başlanacağı haberi, global piyasalardan gelen olumlu haberlerle birleşince dolar içerde 1.55 liraya kadar geriledi. Bankalararası piyasada güne 1.58 TL'den başlayan dolar 1.55'li seviyelere kadar düştü. Daha sonra akşam saatlerinde yeniden 1.57'li seviyelere çıktı. IMF haberleri doların yönünü aşağı çevirirken, dolar alımlarının sınırlı olduğu gözleniyor. Uzmanlar, "Piyasada alıcı yok, daha çok satıcı var. Global piyasalardaki olumlu hava da devam ediyor. Ayrıca ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyareti de iki ülke ilişkilerinin gelişmesi açısından olumlu bir haber olarak algılandı. Bütün bunlar dolarda alımı sınırlıyor" yorumunu yapıyor. Bu arada tahvil/bono piyasalarında 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi, yüzde 13.32 seviyesine kadar geriledi. Gösterge tahvilde bileşik faiz en son yaklaşık 3 yıl önce benzer seviyelerden işlem görmüştü.

YAŞASIN, ALTIN STOKLARIMIZ BİZİ KURTARMIŞ!

Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, IMF ile 'prensipte anlaşma sağlandığını' belirterek,'IMF'yi ne kötü adam gibi gösteriyoruz ne de sihirli formül olarak sunuyoruz. Onları Türkiye'ye en kısa sürede davet edeceğiz' dedi. 3 yıl vadeli bir kredi anlaşmasından yana olduğunu belirten Şimşek, IMF'den sağlanacak kaynak konusunda ise bir rakam vermekten kaçındı. Şimşek, küresel krizin Türkiye'ye ve hane halkına etkilerine ilişkin ise ilginç bir tespitte bulundu: "Bankalar konusunda haksız çıkmadık. Hane halkımız da Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin hane halkları gibi borçlu değil. Hane halkı bu krize döviz stokunda iyi bir durumda girdi. Altın da var tabii. Üstelik bunlar sadece kayıt altında olanlar. Altında, dövizde ve konut fiyatlarında büyük çözülme olmadı."
Anlaşılan Bakan Şimşek, 'Olaylara sadece rakamları yorumlayarak bakmaya' devam ediyor. Hane halkı derken acaba hangi gelir grubunu kastediyor? Eğer orta gelir grubundakiler ise onların zaten ne döviz ne altın stoku var. Olanlar da zaten kredi borcunu kapatmak için bütün birikimlerini elden çıkarıyor. Eğer hane halkından kasıt üst gelir grubuysa onların zaten tuzu kuru...

5 Nisan 2009 Pazar

DIŞ BORCUMUZ 151 MİLYAR DOLARA DAYANDI


Davos'ta İsrail lideri Şimon Peres'e kafa tutmasıyla 'Davos fatihi' olarak ilan edilen, içerde de hükümetin politikalarını eleştiren gariban vatandaşı, köylüyü azarlayan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın meydanlardaki 'yiğitliği' ekonomi politikalarına da yansıdı. "Borç yiğidin kamçısıdır" atasözümüzü adeta desteklercesine Türkiye’nin net dış borç stoku AKP hükümetinin göreve geldiği 2002 sonundan 2008 sonuna kadar olan dönemde yüzde 70 artmış. ANKA'nın haberine göre, toplam dış borç 88 milyar dolarken 151 milyar dolara dayandı. Adeta, 'bir züğürt tesellisi' gibi yurtdışından borçlandıkça övünen AKP hükümeti, IMF ile yeni anlaşmaya imza atılırsa, borç defterimiz daha da kabaracak. Tabii bunun faturası da vergi ve zam olarak yine, gariban köylünün, 'dürüst olmayan kredi kartı mağduru' veya 'işini bilmeyen girişimcinin' cebinden çıkacak!

3 Nisan 2009 Cuma

DOLAR, 1,59 TL'NİN ALTINA GERİLEDİ


G-20 zirvesindeki 1.1 trilyon dolarlık uzlaşma ve IMF ile anlaşmaya varılacağına ilişkin haberler piyasaları coşturdu. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ara verilen görüşmelere yeniden başlanması kararının alınması ve yatırımcıların G20 zirvesinde dünya liderlerinin küresel kriz karşısında gerekli çabayı gösterdiğine ikna olmasıyla yurtdışında başlayan yükseliş dalgası iç piyasalara da yansıdı. Dolar 1,59 TL'nin altına inerken, tahvil/bono piyasalarında 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi, son 3 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 13.50 bileşiğin altına indi.

HEDGE FONLARA DENETİM GELİYOR

Dünyanın en gelişmiş 20 ekonomisinin liderleri 1.1 trilyon dolarlık küresel bir anlaşmaya vardı. Londra'dan dün başlayan G-20 zirvesinden, Uluslararası Para Fonu’na (IMF) 750 milyar dolar, ticaretin canlandırılması finansmanına 250 milyar dolar ve yoksul ülkelere kredi verilmesi için 100 milyar dolarolmak üzere toplamda 1.1 trilyon dolarlık destek kararı çıktı. Toplantıda üzerinde konuşulmak üzere hazırlanan taslakta büyük hedge fonlara ve vergi cennetlerine denetim de gündeme geldi. Krize ilişkin alınacak önlemlerle ilgili taslaktaki maddeler şöyle:
-Büyük hedge fonların kurallarının belirlenmesi ve denetlenmesi için yeni bir kurum açılacak.
-Uluslararası Para Fonu (IMF) kaynakları artırılması için 500 milyar dolar para, 250 milyar dolar da Özel Çekim Hakkı (SDR) için ayrılacak. IMF kaynakları böylece 1 trilyon dolara çıkacak. İhtiyaç duyması halinde IMF uluslararası piyasalara borçlanabilecek.
-Dünyada ticaret akışının yeniden canlanması için Dünya Bankası’na 250 milyar dolarlık garanti verilecek. Bu kaynak, ticaret kredileri ve yatırım ajansları aracılığıyla kullandırılacak.
-Vergi cennetlerine gönderilecek paranın akışında "şeffaflık" sağlanacak.
-Banka ve şirketlerin üst düzey yöneticilerinin maaşı düzenlenecek, başarısızlık ödüllendirilmeyecek.

30 Mart 2009 Pazartesi

ŞiMŞEK'İN KOLTUĞU SALLANTIDA MI?


Başbakan Tayyip Erdoğan, yerel seçimlerin ardından yaptığı ilk açıklamalarda kabine değişikliği sinyalini verdi. Erdoğan, "Seçimle bağlantılı kabinede değişiklik yapılabilir. Seçim sonrasında bu adımı atarak yola devam etmek grubumuz içerisinde anormal bir şey olmayacağı gibi, kabine içindeki arkadaşlarım tarafından da anormal karşılanmayacaktır, karşılanmamalıdır. Kimse illa nihai orada oturacak değil" dedi. Bu açıklamanın ardından 'Acaba hangi bakanların koltuğu tehlikede?' sorusu geliyor. İlk akla gelen isim Devlet Bakanı Mehmet Şimşek. Birbirinden tutarsız açıklamaları, IMF anlaşması sürecindeki performans düşüklüğü, zaman zaman kabinedeki diğer bakanlarla da ters düşmesi nedeniyle Şimşek'in koltuğunu kaybetmesine şaşırmamak gerekir!