banka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
banka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2010 Perşembe

ENFLASYON VE CARİ AÇIK BANKACILARI KORKUTUYOR

Yıl sonunda 45 milyar dolar seviyesine çıkması beklenen cari açık gelecek yıl bankacıların kabusu! "Ekonominin yumuşak karnı cari açık" diyen banka CEO'ları, gelecek yıl büyümenin yüzde 7'lerden yüzde 4-5 aralığına kadar gerileyeceğini, cari açığın ise 50 milyar doların üstünü görebileceğini öngörüyor. Türkiye ekonomisine ilişkin 2011 kaygılarını ve tahminlerini aktaran finansın zirvesindeki isimlerin ikinci kaygısı ise enflasyon. Enflasyonda yüzde 5.5'luk hedefin tutmayacağı, seçim sonrası emtia ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle TÜFE'nin yılı yüzde 6 ile 7.5 arasında bir yerde kapatacağı tahmin ediliyor.
Cari açığın sıcak para ile finanse edilmesi nedeniyle yüksek miktarda sıcak para çıkışını önemli bir risk unsuru olarak değerlendiren banka genel müdürleri, dövizde yatay bir seyir bekliyor. Tahminlere göre, dolar 1.45-1.55 TL, euro ise 2 ile 2.062 TL aralığında hareket edecek. Bankacıların üzerinde birleştiği bir diğer nokta ise; seçim yılı olmasına rağmen Türkiye güçlü bankacılık sistemi, dış talebe daha az duyarlı ekonomisi, göreli düşük borçluluk oranları ve makro politikalara duyulan güven nedeniyle yabancı sermayenin çekim merkezi olmaya devam edecek.

ÖZEN: ENFLASYON RİSKİ VAR
Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın, 2011'de Türkiye ekonomisini yakından ilgilendirebilecek en önemli gelişmenin Haziran içinde yapılması öngörülen genel seçimler olacağını belirtirken, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen Merkez Bankası'nın politikalarının başarısının 2011 makro ekonomik verilerini de şekillendireceğini vurguladı. Özen, beklentilerini şöyle özetledi: "Muhtemel cari işlemler açığının, 2011 sonunda da yüzde 5 civarında bir büyüme ile 50 milyar dolar üstünü görebilir. Bu senaryoda işsizlik yüzde 11 civarına kadar düşebilir. Merkez Bankası'nın sermaye hareketlerinin TL üzerindeki değerleme baskısını hafifletmek amacıyla yapacağı politika faiz indirimleri, enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir risk. Düşük politika faizleri süreci, alınan diğer önlemlerle birlikte ekonomide soğumaya yardımcı olduğu sürece devam edebilir. Bu durum, TL'nin daha fazla değerlenmesi yönündeki baskıları hafifletebilir."

ULUŞAHİN: CARİ AÇIĞA DİKKAT!
Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin'e göre, ekonominin yumuşak karnı hızlı büyüyen cari açık. Türkiye ekonomisi büyürken özellikle ara malı ithal eder; bu, ekonominin karakteristiği. Yüksek ithalat dış ticaret açığına, o da cari açığa yol açar; dolayısıyla, büyürken cari açık verilir. Aslında finansmanı olmayan cari açık yoktur ancak bu finansmanın niteliğine de bakmak lazım. Şu an cari açığı finansmanı sıcak para ağırlığından kaynaklanıyor. Son dönemlerde uzun vadeli yatırımlar için gelen kaynak girişlerinde artış görülmekle beraber kriz öncesinin halen çok altındayız. Bu fonlama yapısı cari açığa dikkati fazla çekiyor. Merkez Bankası'nın para politikasında cari açığı hedef alan önemli değişiklikler var. Politika faizlerindeki düşüşle Merkez Bankası bir yandan sıcak para girişinin hızını kesmeye çalışırken, buna karşılık munzam karşılık oranlarını arttırma politikasıyla düşük faizin neden olabileceği likidite bollaşması, kredi büyümesi ve bunların yaratabileceği enflasyonun önünü kesmeye çalışıyor. MB'nin bu yeni politikası gelecek yıldan itibaren belli ölçüde sonuç verebilir ve böylece büyümeye karşın artmayan cari açık görülebilir."

Nagel: Seçim sermaye
hareketlerini etkileyebilir


Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, sıcak para çıkışını cari açığın finansmanı açısından bir risk unsuru olarak değerlendirirken, ING Bank CEO'su Wilfred Nagel'in kaygıları ise şöyle: "Seçim öncesinde kamunun harcama eğiliminin büyümeyi desteklemesi beklense de, seçim sonrasında bir sıkılaştırma görmemiz kaçınılmaz. Seçimin sermaye akımlarında da bir miktar oynaklık yaratması olası görünüyor. 2011 ve sonrası Türkiye ekonomisinde yapısal gelişmelerin daha önemli olmaya başladığı bir dönem olacak. Enflasyon cephesinde ise her ne kadar Nisan ayına kadar yüzde 5,5'lik 2011 sonu hedefine doğru hızlı bir düşüş bekleniyor olsa da, sonrasına dair belirsizlik sürüyor. Gıda, enerji, emtia temel risk unsurları olmaya devam ederken, enflasyon beklentilerindeki katılık da özellikle enflasyon yüzde 6'nın altına düştüğünde para politikası yönetimini zorlaştıracak. Faiz cephesinde ise büyümedeki normalleşme ile birlikte diğer gelişmekte olan ülkelere paralel olarak 2011'in ikinci yarısı itibarıyla artış eğiliminin başlaması beklenebilir."

TL 2011 yılında reel
olarak değerlenecek

TEB Genel Müdürü Varol Civil,
Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şöyle aktardı: "Gelişmiş ülke merkez bankalarının genişletici para politikası uygulamalarına bağlı olarak yüksek büyüme potansiyeli nedeniyle gelişmekte olan ülkelere sermaye girişlerinin 2011 yılında da sürmesini bekliyorum. Ekonomik büyüme, işsizlik oranında da bir iyileşmeyi beraberinde getirecek. İşsizlik oranını kalıcı olarak indirebilmek için daha esnek bir emek piyasasına, daha rekabetçi bir Türkiye'ye ihtiyacımız var. Sermaye girişlerine bağlı olarak TL'nin 2011 yılında da reel anlamda değer kazanmaya devam etmesini olası görünüyor. Bu çerçevede, dolar kurunun 2011 yılında 1,45-1,50 aralığında kalması olası görünüyor. Bununla birlikte, euro bölgesinin borç sorunları henüz sona ermemiş durumda ve bu durum küresel piyasalar için bir risk oluşturmaya devam ediyor. Buna bağlı olarak küresel piyasalarda dönem dönem dalgalanmalar görülebilir."

Banka CEO'larının 2011 tahminleri
-----------------------------------------
--Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt:
*Büyüme hızı: Türkiye'nin 2010'da yüzde 7'nin üzerinde, 2011'de ise yüzde 4,5-5 seviyelerinde büyüyeceğini tahmin ediyoruz
*Faiz: Politika faizlerinin yüzde 6,5-7, referans hazine bonosu faizinin ise yüzde 7-8 aralığında gerçekleşeceğini ön görüyoruz.
*Enflasyon: TÜFE bazlı enflasyonun 2011'de yüzde 6 olacağını tahmin ediyoruz.
*Cari açık: 2011 yılı cari açık beklentimiz açığın GSYİH'nın yüzde 5-6'sı civarında olacağı yönünde.

--Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen:
*Büyüme hızı: Yüzde 5
*Enflasyon: Yüzde 6-7
*Cari açık: 2011 sonunda 50 milyar dolar üstünü görebilir.

-Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın:
*Büyüme: Yüzde 4.1
*Enflasyon: Yüzde 6.7 ile 2010 yılına göre gerileyerek kontrol altında kalmaya devam edecek.
*İşsizlik oranı: Yüzde 10.7 civarında olmasını bekliyoruz.
*Dolar: 1.42 TL
*Euro: 2.062 TL
*Faiz: Gösterge faizlerin yılı yüzde 8.25 düzeyinde kapatacağını öngörüyoruz.

-Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan:
*Büyüme hızı: Yüzde 3.5
*Enflasyon: Yüzde 7.15
*İşsizlik: Yüzde 11
*Faiz: MB politika faiz oranı tahminimiz yüzde 8
*Dolar: 1.50 TL
*Euro: 2.00 TL

-ING Bank CEO'su Wilfred Nagel:
*Büyüme hızı: Yüzde 4 ile 5 arasında kalma olasılığı güçlü görünüyor.
*Enflasyon: TÜFE enflasyonu beklentimiz yüzde 6.6
*İşsizlik: Yüzde 11.4
*Dolar: 1.45 TL
*Euro: 2.03 TL
*Faiz: Büyümediki normalleşme ile birlikte yılın ikinci yarısında artış eğiliminin başlaması beklenebilir.

-Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş:
*Büyüme hızı: Yüzde 5+ olan uzun vadeli büyüme hedefine paralel büyümesi bekleniyor.
*Enflasyon: 2011'de yüzde 5.5 olan hedef civarında gerçekleşebilir.
*İşsizlik: Gerilemeye devam ederek sene sonunda yüzde 10'lu seviyelerin altına inebilir.
*Faiz: Kısa vadeli faizler azalırken uzun vadeli faizler yatay seyredecek. Bu süreçte yurtiçi gelişmeler kadar yurtdışındaki karışıklığın nasıl yönetileceği ve merkez bankalarının kararları da etkili olacak.

*Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin:
*Faiz: Gösterge tahvil faizi yüzde 8, Merkez Bankası politika faizi yüzde 6.5
*Dolar: 1,55 TL
*Euro: 2,00 TL
*Büyüme hızı: % 4,8- 5,0
*Enflasyon: % 6,4
*İşsizlik oranı: % 10,8
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

29 Aralık 2010 Çarşamba

KARLAR DÜŞECEK, ÜCRET VE KOMİSYONLAR ARTACAK

Türk bankacılık sisteminde 2011 yılında KOBİ ve tüketici kredilerinde çetin bir rekabet bekleniyor. Reel faizler yüzde 1-2'lere gerilediği için bankalar bilançolarında daha az menkul kıymet taşıyacağı için kredi kullandırma iştahı artacak. Rekabette öne çıkabilmek ve müşteriye kolay ulaşabilmek için bankalar şubeleşmenin yanısıra alternatif dağıtım kanalları ağını büyütmeye devam edecek. Tüketici kredilerinin motoru ise konut ve ihtiyaç kredileri olacak.
Banka CEO'larının 2011 öngörülerine göre, toplam aktifler yüzde 10-15, krediler yüzde 20-25, mevduatta ise yüzde 17 ile 20 arasında büyüyecek. Banka karlılıklarının ise 2010 yılının altında kalması bekleniyor. Düşen marjlarda hacimlere yüklenileceğini belirten banka genel müdürleri,"Önümüzdeki dönemde sektörün, marjlardaki daralmanın negatif etkilerini azaltabilmesi için bilanço büyüklüklerinden ziyade etkin maliyet yönetimi ve verimliliğe odaklanması şart. Çapraz satışlar, kredinin yanında başka ürünler de satmak gerekiyor. Bankalar bazı segmentlerde mecburen daha fazla risk alıp müşterilere özel ürünler geliştirecek" görüşünde birleşiyor.
Merkez Bankası politika faizlerindeki gerilemeye karşı munzam karşılıklardaki artışın kredi maliyetlerinde 20 baz puanlık bir maliyet artışı getirmesi bekleniyor. Buna göre bankalar bu maliyeti ya mevduat faizlerini aşağı çekerek mudilere veya kredi faizlerini yukarı çekerek kaynak kullananlara yansıtacak. Ya da faiz marjlarının gerilemesine razı olacak.

Bankalar 2011'de ücret ve komisyondan kazanacak

*Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan:
"Krizin ardından faiz indirimlerine bağlı olarak sağlanan yüksek karlılıkların sonuna gelindi. Bu nedenle bankacılık sektörünün 2011 yılında karlılığını kredi kaynaklı gelişmeerin yanı sıra ücret ve komisyon gelirlerinden sağlaması bekleniyor. Bu alanda sektörün yüksek bir potansiyele sahip olması, 2011 yılında karlılıkta yaşanabilecek düşüşü bir miktar da olsa kompanse edebilecek. Ancak 2011'e net faiz marjında daralma beklentisi bu olumlu etkiyi sınırlandırabilecek. Fakat sektörün yüksek sermaye yeterlilik rasyosuna sahip olması nedeniyle karlılık oranındaki bu azalışın şu aşamada bir sorun teşkil etmesi beklenmiyor. 2011 yılı, bankacılık sektöründe yeni arayışların görüleceği bir yıl olacak."

Agresif rekabete dikkat!

TEB Genel Müdürü Varol Civil
"Bankaların büyüme kaygısıyla rekabet ortamını piyasa dinamiklerini bozmayacak seviyede tutmasını önemsiyorum. Zira geçmiş deneyimlerimiz irrasyonel rekabete giren bankaların yine bu rekabetten uzun vadede en çok zarar aldığını gösteriyor.
Banka bilançoları içerisinde kredilerin payının artacağını, devlet tahvillerinin payının ise göreceli olarak azalacağını düşünüyorum. Bunda kamunun borçlanma ihtiyacında yaşanmakta olan azalmanın yanısıra artan faiz marjları ertesinde sistemin kredilere ağırlık vermek suretiyle kâr marjını korumak istemesinin de etkisi olabilir. Sonuç itibariyle Türkiye'nin finansal piyasalarının derinleşmesi anlamında daha çok gidecek yolu var. 2011 yılında faiz oranlarında büyük düşüş beklemiyorum. Hazine bonolarından kârın azaldığı, faiz marjlarının artan rekabetle hızla daraldığı bir ortamda sektör kârlılığında düşüş olası görünüyor."

Faiz şoku sektörü olumsuz etkiler

ING Bank CEO'su Wilfred Nagel:
"Türkiye'de bankacılık sektörü vade uyumsuzluğu nedeniyle en belirgin olarak faiz riski taşıyor. Her ne kadar bu yönde bir beklentimiz olmasa da yurt içinde veya dışında yaşanacak gelişmelere bağlı bir faiz şoku sektörü olumsuz etkileyecek. Ancak Merkez Bankası'nın son Finansal İstikrar Raporu'nda vurguladığı üzere sektörün mevcut özkaynakları, kur, eurobond getirileri, faiz, sorunlu kredilerdeki eş anlı ve azami şokları dahi karşılayacak düzeyde. Dolayısıyla Basel II'e uyum kapasitesi de dahil olmak üzere sistemin sağlamlığı önümüzdeki yıllarda da ülkeyi pozitif olarak ayrıştırmaya devam edebilir.

Kredinin yanında başka ürünler satmak lazım

Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın:
"Faiz indirimleri ve rekabet nedeniyle marjlardaki daralma gayet doğal ve beklenen bir gelişme ve hatta finansal hizmet ve ürünlere ulaşma maliyetlerini azalttığı için toplum faydasına olan bir gelişme. Önümüzdeki dönemde menkul kıymet faizlerindeki düşüş buradan gelen kârın daha da azalmasına neden olacak. 2011 yılı bütçesinde borç çevirme oranının yüzde 88 olarak açıklanması bu düşüncemizi destekliyor. Önümüzdeki dönemde sektörün, marjlardaki daralmanın negatif etkilerini giderebilmesi veya azaltabilmesi için bilanço büyüklüklerinden ziyade etkin maliyet yönetimi ve verimliliğe odaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Çapraz satış da odaklanılması gereken noktalar arasında yer alıyor. Kredinin yanında başka ürünler satmak gerekiyor. Bankalar aktif tarafında olduğu gibi pasif tarafında da ürün ve hizmetlerini çeşitlendirmeli, kalitesini artırmalı."


KOBİ ve tüketici kredilerinde rekabet daha şiddetli olacak

Denizbank Genel Müdür Hakan Ateş:
"2011'de sektörün aktifleri yüzde 15 büyürken kredileri yüzde 21 civarında büyüyebilecek. KOBİ ve tüketici kredilerinin krediler içindeki payı artmaya devam edecek. Tüketici kredilerinin motoru da konut ve ihtiyaç kredileri olacak. Kamu bankaları daha fazla oyuna girecek ve tüketici ve KOBİ kredilerinde rekabet daha şiddetli olacak. Bankalar da bunu bazı segmentlerde mecburen daha fazla risk alıp müşterilere özel ürünler geliştirerek ve müşteri bağımlılığı yaratarak aşmaya çalışacak. Rekabette öne çıkabilmek ve müşteriye daha kolay ulaşabilmek için şube ve ATM ağlarını büyütecek. Alternatif dağıtım kanallarını daha fazla kullanarak maliyetlerini düşürecek. Kurumsal tarafta özellikle büyük proje finansmanlarında rekabetin arttığını göreceğiz. Düşen marjlarda hacimlere yüklenilecek. Hacimlerdeki artışın yeterli olmadığı durumlarda maliyet yönetimi devreye girecek."

Banka mevduatı 2011'de yüzde 20 oranında büyür

Garanti Bankası Ergun Özen:
"2010 yılındaki kredi talebinin, 2011 yılında da süreceğini düşünüyorum. Mevduat bankalarının kredilerde yüzde 25'e, toplam mevduatta ise yüzde 20'ye yakın büyüme göstereceğini öngörüyorum. Risk yönetimini doğru yapmak ve riskleri doğru fiyatlamak, büyümeyi gerçekleştirirken azami önem vermeye devam edilecek konular olmalı. Merkez Bankası son açıklamalarında, finansal istikrara yönelik en önemli makro riski cari açık büyümesi olarak gördüğünü belirtiyor ve cari açığın kontrol altına alınmasına yönelik önlemler almaya çalışıyor. Merkez Bankası politikalarının başarılı olması ve bu yöntemlerle cari açığın kontrol altına alınması, bankaların bu politikalara Merkez Bankası'nın beklediği şekilde tepki verip vermemesine bağlı. Bankalar, artan maliyetleri karşısında kredi faizlerini artırarak kredi hacmini sınırlandırırsa, Merkez Bankası amacına ulaşmış olup ek önlem almaya ihtiyaç duymayabilir. Ancak bankalar kâr marjlarından fedakârlık ederek Merkez Bankası'nın beklediği tepkiyi vermezse, Merkez Bankası daha ileri adımlar atmak zorunda kalacak."

Sektör kredileri yüzde 20 oranında artacak

Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt:
"2011 yılında sektör kredilerinde yüzde 20 seviyelerinde artışlar bekliyoruz. Türkiye'nin borçluluğunun nispeten az olduğu göz önüne alındığında bu boyutlardaki bir kredi büyümesinin aşırı ısınmaya yol açması beklenmemeli. Önümüzdeki sene içerisinde, istikrarlı bir görünüm sürdüğü sürece, ülke notunun 'yatırım yapılabilir seviye' ye getirilmesini bekliyoruz. Bu gerçekleştiği takdirde bankaların yurtdışından daha uzun vadeli borçlanabilmeleri, kredilerde vadelerin uzamasını destekleyerek ekonomik büyümeye ivme kazandıracak. Bu da bankacılık sisteminin gelişmesine, derinleşmesine ivme kazandıracak. Bunun yanında faizlerde alt sınırlara gelinmesi ile 2011 yılında bankacılık sektörünün karlılık hızında bir yavaşlama gözlemlenebilir. Ancak düşük faiz oranları büyümeye, bankacılık sisteminin derinleşmesine de büyük destek sağlıyor."
AYFER ARSLAN

28 Aralık 2010 Salı

BANKALAR 2011'DE 10 BİN KİŞİYİ İŞE ALACAK

Küresel krizi hasar almadan atlatan Türk bankacılık sektörü 2010 yılını kapatmak üzere. Bol likiditesi, yüksek karlılığı ve sağlam mali yapısıyla yabancı bankaları kıskandıran Türk bankalarını 2011'de ise daha zorlu bir yıl bekliyor. Düşen faizler ve artan zorunlu karşılık oranlarıyla birlikte marjların giderek daralması sektörü çetin bir rekabetle karşı karşıya bırakacak.
AKŞAM Ekonomi olarak Türk bankacılık sektörünün önde gelen bankalarının CEO'larına 2011 yılı beklentilerini ve büyüme stratejilerini sorduk. Marjların daralması sonucu rekabet hangi alanlarda yoğunlaşacak? Banka bilançolarında aktif, kredi, mevduat büyüme beklentileri nedir? 2011 yılında kaç şube açıp ne kadar personel alınması planlanıyor? Yurtdışında büyüme planları var mı? Banka genel müdürlerinin hem sektör hem ekonomiye ilişkin kaygıları neler? Enflasyon, büyüme hızı, dolar, euro ne olacak?
Banka CEO'larının ortak görüşü gelecek yıl karlılık düşecek. Aktifler yüzde 10-15, krediler yüzde 20-25 oranında büyüyecek. Düşen marjlar nedeniyle hacimsel büyümeye ağırlık verilecek. Şubeleşme yine sektörün öncelikleri arasında. 2010 yılı ilk 9 ayında 23 banka 320 şube açıp 5 bin 105 kişiyi işe alırken, 2011 yılında sadece 12 bankanın yeni personel hedefi 10 bini buluyor.

Akbank 1000 yeni personel alacak
Akbank 2011 yılında önceliği Türkiye'deki organik büyüme fırsatlarına verecek. Gelecek yıl 50 civarında şube açmayı ve 1000 elemanı işe almayı planladıklarını açıklayan Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt, Akbank bankacılık anlayışını ve faaliyetlerini Türkiye dışına taşımayı da hedeflediklerini dile getirdi. Akkurt; "Bankamız 2009 yılının sonuna kadar yurtdışı faaliyetlerini Hollanda ve Almanya'da faaliyet gösteren iştirakleri (Akbank N.V. ve Akbank AG) ve Malta şubesi ile sürdürüyordu. Aralık 2009'da bankamızın Dubai Ofisi olan Akbank Dubai Limited'i hizmete sokarak yurtdışı faaliyetlerimizi artırdık. Dubai Ofisi özellikle Körfez Bölgesi, Kuzey Afrika ve Asya'yı da kapsayan geniş bir coğrafyada yatırımcı ve müşterilerimize yönelik fırsatların ve işbirliği alanlarının yaratılmasına katkı sağlıyor. Akbank olarak her zaman olduğu gibi müşterilerimize ve paydaşlarımıza değer yaratmaya yönelik uygun fırsatları titizlikle değerlendirmeye devam ediyoruz "dedi.

Yapı Kredi her yıl 50-60 şube açacak

Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın, 2007'de başlamış olan organik büyüme sürecini devam ettirmeyi ve pazarda büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Orta ve uzun vadede sektörün üzerinde sürdürülebilir büyüme elde etmek için şube ağını genişletme stratejisini sürdüreceklerini anlatan Açıkalın, "Önümüzdeki beş yıllık dönemde her yıl yaklaşık 50-60 şube açmayı amaçlıyoruz. Büyük il merkezleri ile Anadolu'daki gelişmekte olan il ve ilçelerde de şube açılışlarımızı sürdüreceğiz" dedi. Açıkalın, yurtdışındaki büyüme planlarına ilişkin ise şu anda Yapı Kredi Moskova'nın ve Yapı Kredi Azerbaycan ile var oldukları dış pazarlardaki konumlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Garanti 2012 yılında çevre ülkelere açılacak
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen de 2011 yılında en az 50 şube daha açarak, 900 şubenin üzerine çıkmayı hedeflediklerini vurgulayarak, "Birkaç yıl içerisinde de 1.000 şube hedefine ulaşıp, tüm Türkiye'yi kapsayacağız. Bu da yeni pazarlara ulaşmak ve bu sayede rekabette her alanda söz sahibi olarak daha fazla büyümek anlamına gelecek" dedi. Özen, yurtdışında ise önceliği Romanya'ya vereceklerini aktardı. Özen, "Garanti Bankası olarak yurtdışı genişleme faaliyetlerimizde önceliğimiz, Romanya'daki gibi lisanslı bir banka çatısı altında faaliyetlerimizi organik olarak geliştirmek yönündü. Önümzüzdeki dönem Romanya'daki faaliyetlerimizi daha da geliştirmeyi planlıyoruz. 2012 yılı gibi çevre ülkelerde bir banka alımı düşünebiliriz. Herhangi bir ülke ismi vermek için çok erken" diye konuştu.

2011 yılında 1200 şubeyi geçeriz
Türkiye İş Bankası olarak son iki yılda 3 bin 500 kişiyi işe aldıklarını hatırlatan Türkiye İş Bankası Genel Müdür Ersin Özince, "Şubeleşme açısından ise olağanüstü nedenler ortaya çıkmazsa her hafta en az bir şube açmaya devam edeceğiz. Bu hesaba göre bizim 2011 yılında 1.200 şubeyi geçmemiz gerekir. Şu anda 1.133'lerdeyiz. Dış teşkilatta da Rusya ve Irak'ta bilfiil bankacılık, mevcutların yanı sıra Suriye'de belki Ortadoğu'da bir iki yerde daha, belki Lübnan olabilir. Irak'ta 2 şube için başvurduk, onların neticesini alır almaz iki tane şube için daha niyetimiz var. Öyle anlaşılıyor ki bizim Rusya'dan sonra en çabuk şube teşkilatıyla yürüyeceğimiz ülke Irak olacak. Biz hangileri daha çabuk gündeme gelirse onları değerlendiriyoruz. Bir telaş içinde de değiliz" diye konuştu.

Vakıfbank şartlar uygun olursa 1000 kişi alacak
Vakıfbank Süleyman Kalkan, 2010 yılı içinde banka olarak şube sayısını 550'den 633'e çıkardıklarını, 2011 yılında da şube sayısını artırmaya çalışacaklarını ifade etti. 2010 yılı içinde 900'den fazla personel alımı yaptıklarına da değinen Kalkan, "Şu anda 11 bin 95 çalışanımız var. 2011 yılında da şartlar uygun olursa 600 ila 1000 arası personel alımı yapmayı planlıyoruz" dedi. Yurtdışında büyüme planlarını da aktaran Süleyman Kalkan, rotayı şöyle çizdi: "Kuzey Irak (Erbil) ve Suriye'yi gündeme aldık. Kuzey Irak'ta şube açma çalışmalarımız devam ediyor. Suriye'ye şimdilik temsilcilik şeklinde gitmek istiyoruz. Çünkü Suriye'de banka kurmak için 200 milyon dolar sermaye gerekiyor. Türkiye'de 1 milyon doları geçmeyen maliyetle açtığımız bir şube 1 yılda kâra geçebiliyor. Tam kestiremediğimiz bir pazara 200 milyon dolarla gitmemiz doğru olmaz. Suriye, bu kuralı yumuşatmak için hazırlık yapıyor. Değişiklik olursa, ortak banka kurmayı düşünebiliriz."

Şekerbank: Deneyimli bankacılar aranıyor
Yurtiçinde şubeleşme planları hakkında şimdilik bilgi vermeyen Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın, yakın coğrafyada etkin bir bölge bankası olmayı planladıklarını ve önceliği Balkanlar'a verdiklerini söyledi. Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin ise 2011 yılı büyüme stratejilerini şöyle aktardı: "Anadolu Bankacılığı misyonumuz gereği bankacılık hizmetlerinden yeterince yararlanmayan bölgelerde 20 şube açıp 150 civarında pesonel alacağız. Sektördeki büyümeye paralel deneyimli bankacılara ihtiyaç artıyor. Özellikle küçük işletmelere, tarım ve KOBİ bankacılığında müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilen kadroların önemi artacak."

Deniz, çalışan sayısını 10 bin 800'e çıkaracak
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, 2011 yılında 80 şube açmayı hedeflediklerini belirterek yeni şubelerden 30 tanesinin tarım ağırlıklı şubeler olacağını ifade etti. Ateş, "Bugün itibarıyla yaklaşık 9 bin 500 çalışanımız var. 2011'de çalışan sayımızı 10 bin 800'e çıkarmayı planlıyoruz" dedi. Denizbank'ın yurtdışı büyüme planlarını da aktaran Ateş, şunları söyledi: "Rusya ve Avusturya'da belirli bir büyüklüğe ulaşmış hali hazırda iki adet bankamız var. Bu bankalar da çevre ülkelerde şube ağlarını büyütüyor. Bunun yanında Denizbank olarak Türkiye'nin yakın coğrafyasında Denizbank'ın gelişmesine artı değer yaratabilecek satın alım fırsatlarını değerlendiriyoruz."

2011'de hangi banka kaç personel alacak?

---------------------------------------------------
Banka adı Yeni Personel
-------------- -------------- --------------------
Abank 210
Akbank 1000
A&T Bank 40
Denizbank 1300
Eurobank Tekfen 43
Finansbank 850
Garanti 1000
İş Bankası 1000
Ziraat Bankası 2500
Yapı Kredi 900
Vakıfbank 1000
T Bank 150
TOPLAM ALINACAK YENİ PERSONEL 9993
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

23 Aralık 2010 Perşembe

TÜRK BANKACILAR 2011'DE 11 GÜN TATİL YAPACAK

Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi arasında finansal ilişkiler oluşturma konusunda öncü bir rol üstlenen A&T Bank, ‘2011 Uluslararası Banka Tatil Günleri Takvimi’ni geçen yıl olduğu gibi bu yıl da iş dünyasına sunuyor.
Nakit akışın etkinliğinde ve operasyonel işlemlerde verimlilik artışı sağlayan takvim; Amerika, Kanada, Avrupa ve Uzakdoğu’nun belli başlı ülkelerinin yanı sıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı da kapsıyor.
EN FAZLA TATİLİ İRAN YAPACAK
Uluslararası Banka Tatil Günleri Takvimine göre, en çok tatil yapan ülkeler Asya kıtasında bulunuyor ve 25 tatil günü ile İran geçen yıl olduğu gibi bu yıl da listenin başında yer alıyor. Türkiye ise 11 tatil günü ile listede dünya ortalamasının altında kalıyor.

17 Aralık 2010 Cuma

MARJLAR DARALACAK KORKUSU BANKALARI KREDİ YARIŞINA İTTİ

Bankalar arasında yıl sonunun yaklaşmasıyla birlikte bir taraftan kurumsal bir taraftan bireysel kredilerde rekabet yoğunlaştı. Özellikle bireysel kredilerde dikkati çeken bu rekabet tüketiciyi bezdirirken, bankalar ellerindeki likiditeyi satmak için 'En uygun faiz oranı bizde", "Şimdi harca, 2 ay sonra öde", "Artı 5 taksit veya 3 ay öteleme" gibi cazip kampanyalarla müşterilerini kredi kullanmaya çağırıyor.
Bankacılık sektörüne göre kredilerde artan rekabet yıl sonu bilanço kapama dönemi olmasından kaynaklanıyor. Sektör yetkililerinin üzerinde birleştiği ortak görüş ise şöyle: "Bankaların ellerinde likidite, para bol. Her banka yılı iyi rakamlarla kapatmak için kredi portföyünü büyütmek istiyor. Gelecek yıl kar marjlarının daralacağı beklentisiyle ellerindeki parayı satma telaşındalar."

ŞUBELER HEDEF TUTTURMA PEŞİNDE
Bireysel kredilerde rekabetin yoğunlaşmasının normal olduğunu belirten Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Aykut Demiray, şunları söyledi: "Bu tamamen talebin karşılanması veya bankaların büyüme arzusundan kaynaklanıyor. Suni veya makyajlama gibi bir amaç sözkonusu değil. Tabii en önemlisi sektörde 'marjlar daralıyor, hacimleri artıralım' konusu var. Şubelere pazarlama ekiplerine verilen yılsonu hedefleri var. Bunu doldurma çabaları da rekabette etkili. Ancak unutmamak gerekir ki; bankacılık hesap işidir, risk yönetimi işidir. Türkiye bankacılık faaliyetlerinin genel olarak nüfusa olan penatrasyon oranı düşük bir ülke. Hala kredilerde büyüyecek, gidilecek çok yer var. Ama tedbiri elden bırakmamak gerekiyor."

İndirim fırsatlarını kaçırmayın
Akbank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge:
“Yeni yıla nakit sıkıntısından kurtulup hafifleyerek girmek isteyen müşterilerimizin yılsonuna doğru kredi taleplerinde artış gözlemliyoruz. Yeni yıl alışverişi, tatil planları ve her dönem gündemde olan nakit ihtiyacı bu artışın arkasında öne çıkan sebepler. Diğer yandan, bankalar gözüyle bakacak olursak, tüm bankalar da kredi hacminde büyüme hedefleri doğrultusunda indirimli teklifleri yılsonunda daha aktif sunmaya başlıyor. Sonuç olarak artan müşteri talebi ile birleşen finansal ortam müşterilerimiz için yılsonunda son derece cazip kredi alternatiflerinin doğmasına yol açıyor. O nedenle bizim tavsiyemiz nakit ihtiyacında olan müşterilerimizin yılsonu indirim fırsatını kaçırmamaları yönünde."

Yıl sonu rakamlarını düzeltme çabası var
*Şekerbank Genel Müdür Yardımcısı Abdurrahman Özciğer:
"Normal bankacılık faaliyetleri içerisinde bizler sağladığımız kaynakları çeşitli kesimlere kredi olarak yansıtmaya çalışıyoruz. Orada sağlanan rekabet bireysel rekabet dünyasında zaten var. Genelde aralık aylarında özelikle sene sonu rakamları oluşacağı için daha yoğun kampanyalar düzenlenebiliyor. Normal bankacılık faaliyetlerinde aralık ayının getirdiği ivmelenme var. Bireysel tarafta biz bankalar olarak ekonominin gelişmesine dönük tüketicilerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak zorundayız. Ama ekonomik dengeleri kırıp dökmeden MB politikaları çerçevesinde gidilmeli. Önümüzdeki dönemde rekabet devam edecek. Ancak kredi tahsis politikası önem kazanacak."

Herkes bilançosuna artı yazmak istiyor
*Anadolubank Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan:
"Kredi kart hacramalarına bakın. Bayram, okulların açılma dönemi ve yılbaşı öncesinde tüketici harcamaları artar. Kredi pastası hızlı büyür. Bu dönemde bankalar icin doğru dürüst kar marjı olduğunu düşündüğüm tek kredi türü tüketici kredisi. Konut kredisi ve ticari kredilerde marjlar daha da daraldı. Herkes tüketici kredisi eğilimli gidiyor. O yüzden bankalar çeşitli kampanyalarla tüketici talebini karşılayıp bilançosuna artı yazmış olacak. Tüketici kredileri genelde bir yıl veya iki yıl vadeli olduğu için değişen faiz eğrisinden zarar görmeyecekler."

16 Aralık 2010 Perşembe

BANKALARIN KREDİ MESAJLARINDAN BUNALDIK!

Bankalar arasında yıl sonu yaklaştıkça rekabet arttı. Her biri kredi portföyünü büyütmenin derdinde. Bir taraftan kurumsal krediler bir taraftan bireysel krediler hacmini artırmak için harıl harıl çalışıyorlar. Ama arada olan tüketiciye oluyor.
Gerçi sadece yıl sonu yaklaşırken değil bütün bir yıl boyunca bankaların cep tacizlerinden mağdur olmuş durumdayız.
Dakika başı cep telefonunuza bir bankadan mesaj geliyor: "... kampanyamız var. Hemen arayın fırsatı kaçırmayın.","Yurtdışı alışverişinize 3 taksit", Yılbaşı hediyeniz 100 TL bonus her 100 liralık alışverişte bonuslarınız katlanarak artıyor. Yılbası yaz, 3280'e gönder, kampanyaya katıl" Bu böyle zincirleme gidiyor.
Bazen olmadık yerde veya başka bir yakınınızdan bir haber beklerken cep telefonunuza gelen mesajla heyecana kapılıyorsunuz. Ama nafile, gelen mesaj yine bankanızdan. Bazen de ne ilginçtir ki, hiç çalışmadığınız bankaların bile mesajları ile karşılaşabiliyorsunuz.
Müşteriyi bilgilendirme ve reklamın bir parçası olarak görülen bu mesajlar bence banka müşterilerini bıktırmış durumda. Artık bu soruna bir çare lütfen!

19 Kasım 2010 Cuma

FİNANS DÜNYASININ ÜNLÜ İSİMLERİ NASIL STRES ATIYOR?

Hesap kitap işiyle uğraşmak zor... Dolar ne oldu? FED faizleri yükseltecek mi? Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nda bu ay ne karar alacak? Bütçedeki kredi hedefleri tutacak mı? Haftanın 7 günü bütün bu sorularla kafa yormak, hatta bazen gece yarılarına kadar da yurtdışı piyasaları takip etmek zorunda kalmak oldukça stresli bir iş... Bir de bunlara iş nedeniyle yapılan yurt içi ve yurt dışı seyahatleri de eklersek finans dünyasının profesyonellerinin neredeyse 'Nefes alacak zamanları yok' dersek fazla abartmış olmayız.
Peki bu kadar yoğun iş temposundan, koşuşturmacadan fırsat bulup da boş zaman bulduklarında ne yapıyorlar? İş stresini nasıl atıyorlar? Finans dünyasının önde gelen isimlerine, banka ve sigorta şirketlerinin genel müdürlerine bu soruyu sorduk. Kimi tekneyle denize açılarak haftanın yorgunluğunu atıyor, kimi bahçesinde domates patlıcan yetiştiriyor. Kimisi şarkı söylüyor kimisi de kurşun askerleriyle oynuyor...
Hatta Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Faik Açıkalın'ın hobilere ilişkin ilginç bir saptaması da var: "Hobilere mümkün olduğunca vakit ayırmaya çalışıyorum. İnsan sonuçta hobileri kadar ufkunu açabiliyor. Her bir hobi hayatın küçük bir modeli. Hobide karşılaştığımız şeyler gerçek hayatta karşılacağınız şeyler için çok iyi bir antrenman oluyor aslında. Hobiler kendinizle ve sevdiklerinizle hakikaten kesintisiz paylaşabildiğiniz anlar. O açıdan da önemli bence."

Açıkalın kayak, tenis ve müzikle rahatlıyor
Üniversite yıllarında kayak takımında olan Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın, "Hocalık da yapıyordum. Teniste de turnuvalara giriyorum. Ayrıca yelken var. Hobilere mümkün olduğunca vakit ayırmaya çalışıyorum. Akşam eve gittiğimde kızım ya uyumuş oluyor. Ya da uyumak üzere oluyor. Oğlum ödevlerle uğraşıyor. Hobiler için bir araya geldiğinizde o sizin için ailenizle kesintisiz geçirilen 24 saatler demek. O açıdan hobiler önemli. Müzikle de ilgiliyim. Elektrogitar dersleri alıyorum. Etrafı telef etmemek için kulaklıkla çalıyorum! Çalmak gibi bir iddiam yok. Sadece biraz tıngırdatsam bana yetecek" diyor.

Özince stresini toprak ve tekne gezisi ile atıyor
İstanbul'da Zekeriyaköy'de bahçeli müstakil bir evde oturan İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince stresini toprakla uğraşarak atıyor ve tekneyle denize açılmayı seviyor. Bahçesinde sebze meyve yetiştirerek günün bütün yorgunluğunu üzerinden attığını söyleyen Özince, "Doğa en büyük tutkum Boş zamanlarında toprakla uğraşmaktan, balık tutmaktan, kedi, köpek gibi hayvanları beslemekten büyük keyif alıyorum. Okumayı çok seviyorum. Seyahatlerimde mutlaka bir kitap bitirmeye çalışıyorum" diyor.

Akkurt boş zaman bulunca kitap okuyor
Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt çok yoğun bir iş temposuna sahip. Akkurt bu kadar yoğunluk arasında "İşimi doğru yapmak. Çalışanlarımın mutlu olması. Akşam kafanızı yastığa huzur içinde koyabilyorsanız en büyük dinlenme odur" derken, "Peki hiç boş zamanınız yok mu? Genelde boş zamanlarınızda ne yaparsınız?"diye sorunca ise, "Uçaklarda bazen boş zamanım oluyor! Daha fazla kitap okumaya çalışıyorum" yanıtını veriyor.

Mehmet Sönmez yaylaya çıkıyor
Eurobank Tekfen Genel Müdürü Mehmet Sönmez
iş hayatının yoğunluğuna rağmen haftada en az iki defa spor salonuna gitmeyi ihmal etmiyor. Sabah 06.30'da kalkıp 1.5 saat spor yapan Sönmez'i rahatlatan şeyler şunlar: "1.5 saat spor yaparım saat 06.30'da. 1.5 saatlık terleme ve vücudun her kasını çalıştıran spor benim bomba gibi olmamı sağlıyor. Doğayı çok seviyorum. Özellikle Türkiye'de görmediğim yer kalmadı. Özellikle Gümüşhane yaylaları, Trabzon yaylaları.. Kars, Mardin, Antakya, Eskişehir, GAP, Urfa yöresel ve kültürel etkinlikleri çok seviyorum. Ben doğa anlamında gezmeyi çok seviyorum."

Hakan Ateş denize tutkun!
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş
denize tutkun bankacılardan birisi. Boş zamanlarında tekneyle denize açılmayı seven Ateş, yoğunluktan şu sıralar çok fazla spora vakit bulamadığını belirtse de aslında aletli jimnastikte lisanslı eski bir sporcu. Ateş, "Aletli jimnastikte Türkiye birinciliğim var. Kule tramplen de atladım. Kule tramplen de de çok başarılı sporcuydum. Fakat sonra tabii okul, radyo televizyon deyince biraz da yaş geçince haliyle geride kalıyor. Ama hala ilgiyle izlerim" diyor. Ateş'in bir başka yeteneği ise tiyatro. 10 yaşında TRT Çocuk Saati programının kadrosuna katılan Ateş, üniversite yıllarında çeşitli dizilerde seslendirme yapmış. "Oyunculuk hep kalbimde" diyen Ateş stresli dönemlerde tiyatroyla rahatladığını belirtiyor.

Kurşun asker ve çizgi roman koleksiyonu var
Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cüneyt Sezgin
herşeyden önce iyi bir okur olduğunu ifade ediyor. Kurşun asker ve çizgi roman koleksiyonu olan Sezgin, "Her ikisi de çocukluk aşklarım diyebiliriz. Koleksiyon derken, bunları sadece almak ve biriktirmek değil, üzerlerinde derinleşip, arşiv tutmak ve bunlarla ilgili okumak, bilgimi derinleştirmek en büyük meraklarımdan. Hayatımı zenginleştiriyor. Koleksiyonumda 13.000 e yaklaşan çizgi romanım ve 1.400 civarında kurşun askerim var" diyor.

Su insanın üzerindeki negatif enerjiyi alıyor
Sorumlulukları nedeniyle neredeyse haftanın 7 günü çalışmak zorunda kaldığını anlatan Bank Asya Genel Müdürü Cemil Özdemir, boş zamanlarında neler yaptığını şöyle aktarıyor: "Çok yoğun çalıştığımız için boş zaman bulmak hakikaten mümkün değil. Ancak son zamanlarda yüzmeye başladım. En iyi o şekilde iş stresinden uzaklaşıyorum. Su insanın üzerindeki negatif enerjiyi alıyor. Yürüyüşü severim. Zekeriyaköy'de oturuyorum, Belgrad ormanları yakın. Vakit buldukça kaçıp orada yürüyüş yapıyorum. Yanıma bir oyuncu bulursam tenis oynuyorum."

Meral Eredenk'in 10 parmağında 10 marifet
"10 parmağında 10 marifet var" sözü Avivasa Genel Müdürü Meral Eredenk için biçilmiş kaftan! Boş zamanlarında stres atmak için sörf yapan Eredenk, şimdi de yelkene merak sarmış. Her yıl yeni bir şey öğrenmeyi kendisine hedef olarak koyan Eredenk, iki yıldır da motosiklet kullanıyor. "Bir an önce yapmam gereken bungee jumping ve rafting var" diyen Eredenk, hobilerini anlatırken aslında hayat felsefesinin de ipuçlarını veriyor: "Ben şuna inanıyorum: Beyin vücudu istediği yöne çekme konusunda bir güce sahip. 'Bunları yapamam. Ya, bu yaştan sonra motosiklete mi binilir?' diye beyni yönlendirirsen vücudun da öyle reaksiyon veriyor. Ama 'Şimdi binmeyeceğim de, ne zaman bineceğim?' dediğin zaman beyin ona göre reaksiyon veriyor. Beyin ne düşünürse onu çağırıyor."

Kimi yüzüyor, kimi tekne kullanıyor, kimi şarkı söylüyor...

------------------------------------------------------------------------
*İMKB Başkanı Hüseyin Erkan: Basketbol oynuyor, kitap okuyor, sinemaya gidiyor.
*İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince: Toprakla uğraşıyor. Tekne kullanıyor. Kitap okuyor.
*Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın: Kayak yapıyor. Gitar çalıyor. Tenis oynuyor.
*Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt: Çok fazla boş zaman bulamıyor. Bol bol kitap okumaya çalışıyor.
*Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş: En büyük tutkusu deniz. Tekneyle denize açarak rahatlıyor.
*Eurobank Tekfen Genel Müdürü Mehmet Sönmez: Haftada iki gün düzenli spor yapıyor. Doğa ve kültür turlarına katılmayı seviyor.
*Aktifbank Genel Müdürü Önder Halisdemir: Tekne ve özellikle vapurla gezmekten büyük keyif alıyor. Arada tenis oynuyor.
*Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cüneyt Sezgin: Kurşun asker ve çizgi roman koleksiyonu var.
*Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras: Boş vakit buldukça spor yapıyor, kitap okuyor. Tenis ve yelken sporuyla ilgileniyor.
*İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Aykut Demiray: Kitap okuyor ve DVD izliyor.Ayrıca doğa yürüyüşleri ve sokak köpekleriyle ilgilenmek de onu rahatlatıyor.
*Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan: Toprakla uğraşmayı seviyor. Boş zamanlarında yürüyüş yapmayı ve kitap okumayı tercih ediyor. Aynı zamanda şiir yazıyor.
*Avivasa Genel Müdürü Meral Eredenk: Sörf, yelken, ralli, motosiklet en büyük tutkusu. Ayrıca kitap yazıyor.
*Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su: Müziği çok seviyor. Çalışanlardan oluşan orkestranın solistliğini yapıyor. Tom Jones, Franks Sinatra, Elvis Presley şarkıları söylüyor.

20 Ekim 2010 Çarşamba

BANKALAR İLK 9 AYDA 6500 KİŞİYİ İŞE ALDI

Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) Eylül raporuna göre, mevduat bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarında çalışan sayısı son bir yılda 6.590 kişi (yüzde 4 oranında) arttı. Ekim-Aralık 2009 dönemine göre ise 4.949 kişi (yüzde 3 oranında) artarak 177.351 oldu.
2009 yıl sonu rakamlarına göre çalışan sayısı kamusal sermayeli mevduat bankalarında 2.272 kişi, özel sermayeli mevduat bankalarında 1.359 kişi, yabancı sermayeli mevduat bankalarında 1.269 kişi, kalkınma ve yatırım bankalarında ise 55 kişi artarken, Fon bankasında ise 6 kişi azaldı

5 Nisan 2010 Pazartesi

BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN KARI ŞUBATTA %11.6 ARTTI

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Şubat 2010 itibariyle, bankacılık sektörü göstergelerini açıkladı. Sektörün aktif büyüklüğü Şubat 2010 itibarıyla yüzde 14.8'lik artışla 842 milyar 233 milyon lira oldu. Krediler yüzde 3.4 oranında artarak 405 milyar 871 milyon liraya yükselirken, menkul değerler yüzde 4,2 oranında artış gösterdi. Takipteki alacaklar ise yüzde 0,4 oranında azaldı. Sektörün Şubat 2010 dönemindeki karı ise yüzde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.6 artışla 3 milyar 579 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Şubat 2009 döneminde yüzde 18,1 olan sermaye yeterliliği standart oranı da Şubat 2010 dönemi itibarıyla yüzde 20,1 seviyesine yükseldi.

14 Mart 2010 Pazar

TÜRKİYE'DE 6 MİLYON KİŞİ BANKAYA UĞRAMIYOR

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlık şirketlerinden The Boston Consulting Group’un (BCG) yaptığı bankacılık araştırmasına göre dünyada son iki yıldır yaşanmakta olan finansal dalgalanma ortamı küresel bankacılık sektöründe ciddi etkilere yol açtı. Araştırmaya göre, Türkiye'de 6 milyon kişi Türkiye'de bankacılık hizmeti alamıyor. BCG’nin araştırmasından Türk bankaları için çıkan sonuçlar şöyle sıralanıyor:
* Türk bankacılık sistemi henüz doygunluktan çok uzak. Türk bankacılık sistemi büyüklüğünün ülke ekonomisine oranı da Avrupa’nın yaklaşık üçte biri civarında.

*Türkiye’deki mevduat ve kredilerin toplamı GSMH’nın yüzde 72’sine denk gelirken Avrupa’da bu oran yüzde 227 civarında.
*Türkiye’de 15 yaşından büyük nüfusun sadece yüzde 49’unun bankacılık ilişkisi var; bu oran Avrupa’da yüzde 100.
*Şube ağları, bankacılık hizmetlerinin yaygınlaşmasında çok önemli bir rol oynuyor. Türk halkı halen şubelerde bankacılık yapmayı tercih ediyor. Alternatif kanallar gelişse de Türk bankacılık müşterileri “şubeyi seviyor”.
*Türkiye’de bankacılık sektöründe şube penetrasyonu da hala çok düşük seviyelerde. Bu nedenle şube ağlarının hızlı bir şekilde genişlemesi sürpriz olmamalı.

*Türkiye’de sektördeki toplam şube sayısının nüfusa oranı Avrupa ortalamasının yaklaşık beşte biri seviyesinde seyrediyor. Avrupa Birliği ortalamasında 1 milyon nüfusa 571 şube düşerken, Türkiye’de aynı nüfusa sadece 108 şube düşüyor.
* Türk bankaları şube ağlarını oldukça iyi ve verimli yönetiyorlar. Kısıtlı şube sayısı ile Avrupa’nın lider bankalarının benzer ülkelerde yaptıkları iş hacimlerini Türkiye’de yakalayan bankalar var. Ancak bunun temel sebepleri belli Türk bankalarının şube ağlarını etkin yönetmesinin yanı sıra, Türkiye’de müşterilerin ve kaynakların diğer ülkelere göre çok daha yüksek bir şekilde üç büyük ilde yoğunlaşması ve bunun da şube ağlarında odaklanmayı daha mümkün kılması yatıyor.

24 Ocak 2010 Pazar

BANKALAR, 2010'DA 10 BİN PERSONEL ALACAK

Türk bankacılık sektörü 2010 yılında şubeleşme ve personel alımında hızlı hareket edecek. Geçen yıl büyümede frene basan bankalar, bu yıl şube açılışlarını ve personel alımlarını
hızlandırdı. TBB'nin en son verilerine göre, sektörde toplam şube sayısı 9 binin biraz üzerinde. Çalışan sayısı ise 172 bin civarında. Bankaların, 2010 yılı planlarında ise 400 adet şube açılışı ve 10 bine yakın personel alımı ilk sırada yer alıyor. İş Bankası, bu yıl 1.000 personel, Halkbank 1.250, Yapı Kredi 1.000, Garanti 700, Denizbank 850, Finansbank 1.500, Eurobank Tekfen 250, Albaraka Türk 250 yeni personel işe alacak.

14 Ocak 2010 Perşembe

HÜKÜMET, BANKALARI 300 MİLYON TL'LİK HARCA BAĞLADI

Hükümet emekliye yaptığı zammı bankalardan çıkaracak. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugün Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, 2010 yılı emekli zamlarını finanse etmek için bazı çalışmalar yaptıklarını açıkladı. 3 milyarlık zammın bir bölümünün alkol, sigara ve akaryakıt zamlarıyla karşılandığını belirten Babacan, banka şubelerinden yıllık harç almayı öngördüklerini söyledi. Mevcut uygulamada bankalar açtıkları her yeni şube için 27 bin lira harç ödüyor. Hayata geçirilmesi planlanan yeni düzenlemede ise bankalar eski veya yeni Türkiye genelindeki tüm şubeleri için yıllık harç ödeyecek. Harç bedelleri de şubelerin bulunduğu yerleşim yerinin nüfusuna göre belirlenecek.

ŞUBE BAŞINA ORTALAMA 30 BİN TL
Nüfusu 5 binin altındaki yerleşim yerlerinde şube başına yıllık 24 bin lira harç alınacak. Nüfusu 5 ile 25 bin arasında olan yerlerde 36 bin TL, 25 binin üzerinde olan yerlerden ise 48 bin lira harç alınacak. Türkiye genelinde yaklaşık 10 bin banka şubesi olduğunu düşünürsek; ortalama 30 bin TL'den bankacılık sisteminin cebinden çıkacak para 300 milyon lirayı bulacak.

UCU YİNE VATANDAŞA DOKUNACAK
Hükümetin emekliye yaptığı zammı karşılamak amacıyla sadece açılan her yeni banka şubesinden değil, bütün şubeleri yıllık harca bağlaması bütçeyi rahatlatacak belki ama eninde sonunda bunun ucu yine tüketiciye dokunacak. Sonuçta, her şube başına alınacak 30 bin liralık harcın bankacılık hizmetlerinden alınan ücret ve komisyonlara yansıması kaçınılmaz. Bankalar bir şekilde bunu maliyetlerine yansıtacak.
İşin özüne gelirsek; 3 milyarlık zammın bedelini yine emekli, memur ve işçi ödeyecek...

1 Ocak 2010 Cuma

BANKACILAR 2010'DAN DAHA UMUTLU

Küresel kriz nedeniyle 2009 yılında kredilerde frene basan, şubeleşmeye ara veren Türk bankaları, 2010 yılından daha umutlu. Hemen hemen her banka, şubeleşme ve yeni personel alımını gündemine alırken, kredilerde ise daha iştahlı görünüyor. Ertelenmiş talebin gelecek yılın ikinci yarısından itibaren harekete geçmesini bekleyen sektör, kredi hacminin yüzde 12 ila 15 arasında artacağını tahmin ediyor. AKŞAM Gazetesi'nin Future&Trends Eki'ne 2010 yılı beklentilerini ve hedeflerini aktaran banka genel müdürleri, özelikle konut kredilerinde yoğun rekabet beklerken, global piyasalarda bozulma riskine karşı da temkinli duruşunu koruyor. Bankacıların en önemli çekincesi ise piyasa payı uğruna körü körüne rekabet. Bunun için de fiyatlama yaparken fonlama ve risk maliyetinin gözetilmesi gerektiği dile getiriliyor.

2010'da bireysel kredilerde ve mevduatta rekabet artacak
Ziya Akkurt (Akbank Genel Müdürü):

Bankacılık sektörünü zorlu bir dönem bekliyor. Faiz düşüşlerine bağlı olarak karlılığın sürdürülebilmesi için 2010 yılında krediler kaleminde çetin bir rekabet yaşanmasını bekliyoruz. Krediler içinde tüketici kredileri, konut kredileri ve ticari krediler segmentleri pazar payı kazanımına yönelik rekabetin yoğunlaşacağı alanlar olarak öne çıkacak. Dış kaynaklara erişimin sınırlı seviyede olacağı önümüzdeki yıl bankaların mevduat kazanımına yönelik sıkı bir rekabet içinde olmasını da bekliyoruz. Bankalar müşteri kazanımı ve müşteri ilişkilerinde derinleşme konularında da kıyasıya bir yarış içinde olacak.

Sistemde kalıcıyız, hedefimiz ilk beş
Piraye Antika (HSBC Genel

Müdürü): Biz HSBC olarak gelecek yıla ilişkin temkinli bir bakış açısına sahibiz. Yönetebildiğimiz ve ölçebildiğimiz riskleri alıyoruz. HSBC'nin geçtiğimiz dönemde dünyadaki performansı da bunun kanıtı. HSBC Türkiye bu sistemde kalıcı bir oyuncu olacak. İlk 5 hedefini de bu çerçevede taşıyoruz. HSBC olarak piyasa payına oynamıyoruz. Kaliteli iş yapmaya odaklanıyoruz. Türkiye'de çok uzun vadeli bir stratejimiz var. Halka açılmıyoruz, bankamızı satmayacağız. Dolayısıyla rekabetten biraz ayrışıyoruz. Son yıllarda pazar payımız bir miktar düştü ama bu arada Türkiye de çok büyüdü. Sürdürülebilir büyüme bizim için çok önemli

Aktif kalitesi çok iyi yönetilmeli
Varol Civil (TEB Genel

Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkan Vekili): Kriz finansal kesimden çok reel sektörü etkilediği için asıl önemli riskimiz kredi riskiydi ve böyle olmaya devam edecek. Bu konuda birçok banka merkezi kontrollerini sıkılaştırdı ve şube yetkilerini gözden geçirdi. Kredi risk yönetimini daha verimli hale getirmek için altyapımızı iyileştirdik. 2009'daki yüksek karlılıkta artan faiz marjları ve güçlü hazine karlılıkları rol oynadı. Ancak, bu etkinin artık azalacağını düşünüyorum. 2010 yılında 2009 karlılık seviyelerini yakalayabilmeleri için faaliyet hacmini büyütmeleri şart. Büyümenin hangi yönde gelişeceği birçok faktörle birlikte talebin nasıl oluşacağı ile de netleşecek. Nitekim, büyümenin kıpırtıları bireysel kredilerde, özellikle tüketici ve konut kredilerinde başladı. Faaliyet hacmini büyütmenin yanı sıra fiyatlamada rekabetin gerçekçi şartlarda tutulması, hali hazırda düşmüş olan aktif kalitesinin hassasiyetle yönetilmesi, operasyonel verimlilik fırsatlarının değerlendirilmesi ve özkaynakların büyütülmesi bankaların karlılık performansını artıracak.

Daha pozitif bir yıl olacak
l Meriç Uluşahin (Şekerbank Genel Müdürü):
Önümüzdeki yıl reel sektörün, 2009 yılında ertelediği yatırım planlarını gündeme almasını bekliyoruz. 2009 yılı başına göre taşların biraz daha yerine oturduğu, daha pozitif bir döneme giriyoruz. Bu nedenle özellikle reel sektörün kredi taleplerindeki artışa paralel olarak aktif içerisindeki kredi payının artmasını bekliyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde faizlerin olası bir indirimden sonra 2010 son çeyreğine kadar yatay seyretmesini bunun da emlak ve inşaat sektörünü biraz hareketlendirmesini bekliyoruz ki, bu da kısa dönemde yine reel ekonomiye ivme kazandıracak.

Sorunlu kredilerde hızlı bir düşüş beklemiyorum
Ergun Özen (Garanti Bankası Genel Müdürü):

Sorunlu kredi oranında da hızlı bir düşüş beklemiyoruz. Bankaların temel önceliklerinden bir tanesi yavaş büyüyen pazardan daha fazla pay almak olacak. Buna bağlı bankalar arasındaki rekabet artacak. Böyle bir dönemde bankalar fonlama ve risk maliyetlerini de gözeterek irrasyonel fiyatlamalar yapmaktan kaçınmalı. Bu tür bir rekabet ilk etapta hacimsel bir büyüme ve kar artışı sağlasa da, orta ve uzun dönemde kredi ve vade riskinin artmasıyla sonuçlanacak. Operasyonel giderlerin kontrol altında tutulması, her zaman olduğu gibi 2010 yılında da önemini koruyacak. Bu doğrultuda bankalararası işbirliğinin arttırılması daha fazla gündeme gelecektir diye düşünüyorum.

2010'da krediler % 12 artacak
Faik Açıkalın (Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü):
Sektör ve makro ekonomik görünüm için sahip olduğumuz öngörüler çerçevesinde 2010 yılına ilişkin iyimserliğimizi koruyoruz. Genel olarak 2010 yılında kredi büyümesinin yüzde 12 civarında olacağını öngörüyoruz. Makroekonomik ortamda beklenen iyileşmeye paralel olarak Yapı Kredi'nin sektörün üzerinde büyüyerek, odaklandığı ürün ve segmentlerde özellikle KOBİ, konut kredileri, ticari krediler ve proje finansmanında pazar payı kazanmasını hedefliyoruz. 2010 yılında faiz düşüşlerinin sonuna gelinmiş olacağından menkul değerler portföyünün sağladığı yüksek sermaye kazançlarının da devam etmeyecek olmasıdır. Bu çerçevede, bilançosunda kredilerin ağırlığı ve sürdürülebilir gelirlerin ağırlığı daha yüksek olan Yapı Kredi, önümüzdeki dönemde gelirlerini artırmada avantajlı bir konumda olacak..

Dış şoklara karşı temkinli olmalıyız
Hüseyin Aydın (Halkbank Genel Müdürü):
Güçlü bir ekonomik büyüme yakalanabilirse Türkiye'nin önü açık. Ancak yurtdışında banka bilançoları hala sağlıklı değil. Bu durum, kredi kanallarındaki tıkanıklığın kısmen sürmesine neden oluyor. Ülkelerin krizden çıkış stratejilerini küresel işbirliği içinde belirlemeleri gerekiyor. Türk bankacılık sektörü güçlü bir konumda olacak ancak tabii ki dış gelişmelere karşı da temkinli olmaya devam etmeliyiz.

Enerji, turizm cazip sektörler
Hakan Ateş (Denizbank Genel Müdürü):

2010'da kriz ortamının ortadan kalkması ve belirsizliğin azalmasıyla bankalar likiditelerini yavaş yavaş reel ekonomiye yönlendirecek. Perakende içinde de mortgage ve ihtiyaç kredileri ön planda olacak. Finansal süpermarket anlayışımızın yanında tarım, enerji, turizm, sağlık, eğitim, altyapı ve denizcilik gibi göreceli rekabet avantajının olduğu niş sektörlere desteğimiz sürecek. Hissedarımız Dexia'nın desteğiyle kamu finansmanı alanında da büyüyeceğiz. Bu alanlarda ülkemizin yaşam kalitesini artıracak önemli projelere yurtdışından sağlayacağımız uzun vadeli kaynakları aktaracağız.

Faiz dışı gelirler önem kazanacak
Sinan Şahinbaş (Finansbank Genel Müdürü):
Türk bankaları açısından artık Hazine faizinin cazibesi kalmadı. Bankalar yeni plasman alanlarına yönelerek menkul değer yatırımları yerine kredi vermeyi tercih edecek. Bankalar önümüzdeki dönemde karlılıklarını korumak için faiz dışı gelirlere odaklanacak. Sundukları ürün ve hizmetleri çeşitlendirerek, hiç girmedikleri hizmet ile alanlara yönelecekler.
Ayfer ARSLAN

14 Aralık 2009 Pazartesi

KREDİLERDE KAMU BAŞI ÇEKTİ, GARANTİ AKBANK'I SOLLADI

Küresel kriz Türk bankacılık devler ligindeki sıralamayı değiştirdi. 2009 yılında iç talebin daralması ve takipteki kredi oranının artması nedeniyle bankalar kredilerde frene basıp bono portföylerini büyütürken, bu eğilim büyüme performanslarını da etkiledi. Geçen yıl ilk 9 aylık bilanço sonuçlarına göre, toplam aktifler itibarıyla 3. sırada olan Akbank, üçüncülüğü Garanti Bankası’na kaptırdı. Fortis ile evlilik hazırlıklarını sürdüren TEB ise 11. sıradan 12. sıraya düştü.Yılın ilk dokuz ayında Türk bankacılık sektöründe yer alan 14 bankanın toplam aktifler, krediler ve mevduat kalemini, geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırdık. Toplam aktifler itibarıyla sıralamada Ziraat Bankası 120.8 milyar TL’lik bilanço büyüklüğü ile birinciliği korurken, İş Bankası 106.5 milyar TL ile ikinci sıradaki yerini aldı.
ZİRAAT LİSTENİN BAŞI

Geçen yılın ilk 9 aylık dönemine göre, bu yılın aynı döneminde aktiflerini en hızlı büyüten banka yüzde 30.9 ile Ziraat Bankası olurken, Garanti Bankası yüzde 27.6’lik büyüme oranı ile Ziraat’in hemen ardından geldi. Böylece Garanti, büyüme hızında ilk 5’te yer alan İş Bankası, Akbank ve Yapı Kredi’ye fark atarak aktif sıralamasında üçüncü sıraya yerleşti.
TEB, 12. SIRAYA DÜŞTÜ

Bilanço büyüklüğü itibarıyla ilk 14 banka arasında en hızlı küçülme yüzde 8 ile TEB ve yüzde 3.1 ile ING Bank’ta gözlendi. TEB’in aktifleri 14.6 milyar liradan 13.4 milyar liraya gerilerken, ING Bank’ın ise 16.4 milyar liradan 15.9 milyar liraya indi. TEB, büyümede frene basınca ilk 11’den 12. sıraya düşerken, bir adım gerisindeki HSBC, TEB’in yerini aldı.2009’da kredi performansında kamu bankaları başı çekti. İlk dokuz ay içerisinde toplam kredi hacmini en fazla büyüten bankalar Halkbank, Ziraat, Vakıfbank oldu. Garanti Bankası da yüzde 7.85 büyüme ile kamu bankalarının arkasından geldi.
Kredide cimri davrananlar
İlk 9 aylık dönemde, geçen yılla karşılaştırıldığında kredilerde en eli sıkı davranan bankalar HSBC, Akbank ve TEB oldu. Toplam aktif büyüklüğü itibarıyla ilk 14 içerisinde yer alan bankalardan ING Bank’ın kredi hacmi söz konusu dönemde yüzde 7.78 oranında gerilerken, Finansbank’ın yüzde 5.8, Şekerbank’ın ise yüzde 3.7 oranında düştü.
Toplam aktifler 9 ayda % 9 arttı
BDDK’nın Eylül 2009 tarihli Türk Bankacılık Sektörünü Genel Görünümü Raporu’na
göre, sektörün aktif toplamı 2008 yıl sonuna göre yüzde 9 artarak 798.4 milyar liraya yükseldi. Sektor aktiflerinin GSYİH’ya oranı 2008 yıl sonunda yüzde 77.1 iken, Eylül 2009’da yüzde 85.5 düzeyine yükseldi. Yılın ilk 9 ayında sektörün toplam kredileri 2008 yıl sonuna göre yüzde 2.3 artarak 375.7 milyar lira olarak gerçekleşti. TL kredilerde geçen yıl eylül ayından itibaren başlayan azalma bu yıl mart ayından itibaren artışa döndü. En yüksek kredi artışı ise 2009 Eylül ayında gözlendi. Kredilerin aktif içerisindeki payı ise yıl sonuna kıyasla 3.1 puan azaldı.
Ayfer ARSLAN

27 Ekim 2009 Salı

YABANCI BANKA ÇIKARDI, YERLİLER HAVADA KAPTI

Küresel kriz nedeniyle şubeleşme faaliyetlerine ara veren, verimli olmayan bölgelerde küçülme yoluna giden Türk bankacılık sisteminde son bir yılda 4 bin 347 kişi işini kaybetti. 49 bankanın faaliyet gösterdiği sektörde, 20 bankanın personel sayısı 86 bin 50 kişiden 81 bin 703 kişiye gerilerken, aralarında İş Bankası, Halkbank, Ziraat Bankası, Garanti ve Aktifbank'ın da olduğu toplam 12 banka ise 4 bin 705 yeni personel aldı.Türkiye Bankalar Birliği'nin Eylül 2009 tarihli banka, şube ve personel verilerine göre, mevduat bankaları ile yatırım bankalarında çalışan sayısı son bir yılda 336 kişi artarak 170 bin 761 kişiye ulaştı. Toplam şube sayısı ise 8 bin 544'den 8 bin 895'e çıktığı gözlendi. Ancak personel sayısını kamu, özel sermayeli, yabancı ve yatırım bankaları alt grupları itibarıyla incelediğimizde, son bir yıl içinde 12 bankanın krize rağmen büyümelerini sürdürdüğü, 20 bankanın ise özellikle istihdam politikalarında küçülme yoluna giderek personel sayısını azalttığı ortaya çıktı.
İŞ BANKASI BAŞI ÇEKTİ
2008 Eylül ila 2009 Eylül ayları karşılaştırıldığında, İş Bankası, hem şubeleşmede hem personel alımında başı çekti. Son bir yılda 89 şube açan İş Bankası, bin 942 yeni eleman aldı. İş Bankası'nın 2008 Eylül ayında 20 bin 316 olan personel sayısı, 2009 Eylül ayında 22 bin 258 kişiye ulaştı. Halkbank aynı dönemde bin 385 kişiyi işe alırken, Ziraat Bankası 548, Garanti Bankası 456 yeni personel istihdam etti. Çalık Grubu'nun yatırım bankacılığı alanında faaliyet gösteren ve mevduat toplama izni bekleyen bankası Aktifbank'ın da aynı dönemde 90 yeni personel aldığı dikkati çekti. Aktifbank aynı zamada son bir yılda 3 yeni şube açarak toplamda 5 şubeye ulaştı.
KÜÇÜLMEDE YABANCI ÖNDE

Son bir yıllık dönemde yabancı sermayeli ve ortaklı bankalar, yurtdışındaki ana hissedarının yaşadığı sıkıntılı süreçten dolayı Türkiye'deki iştiraklerinde büyümede frene bastı. Akbank 2008 Eylül ila 2009 Eylül tarihleri arasında bin 11 kişiyi işten çıkarırken, Tekstilbank 561, Yapı Kredi Bankası 490, TEB 457, HSBC 414, Fortis 295, Citibank 261, ING Bank 209 kişinin işine son verdi. Bu arada bir kamu bankası olan Vakıfbank da aynı dönemde personel sayısını 112 kişi azalttı.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ

25 Ekim 2009 Pazar

HANGİ AVRUPALI BANKALAR TÜRKİYE'DEN ÇIKABİLİR?

Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, geçen hafta İstanbul'da katıldığı bir sempozyumda, ilginç bir öngörüde bulundu. Küresel kriz nedeniyle Avrupa ve ABD bankalarının hala kendi bilançolarını tamir etmekle uğraştıklarına işaret eden Özyeğin, "Önümüzdeki dönemde AB ve ABD hükümetlerinin, bankaların sermaye yeterliliklerini artırmaları için bir takvim ortaya koymasını bekliyoruz. Sermaye gereksinimi nedeniyle önümüzdeki birkaç yıl içerisinde finans sektöründeki bazı Batı Avrupalı bankalar Türkiye'deki hisselerini satıp ülkeden çıkabilir. Bu da potansiyel yatırımcılar açısından yeni fırsatlar demektir" diye konuştu. Özyeğin'in bu sözleri "Acaba hangi Avrupalı banka Türkiye'den çıkabilir?" sorusunu da ister istemez kafalara takılmasına neden oldu. Şu anda 8 Türk bankasından birinin yani Şekerbank'ın ortağı Kazak, Garanti ve Akbank'ınki ise ABD'li. Diğerleri ise Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden. TEB Fransız BNP Paribas'la evli. Ayrıca Belçikalı Fortis'le birleşmeye ilişkin görüşmelerini sürdürüyor. Finansbank Yunan NBG, Denizbank Belçika-Hollanda merkezli Dexia Grubu, Yapı Kredi Bankası İtalyan Uni Credito ile birlikteliklerini sürdürüyor. Bir de İngiltere merkezli HSBC ve Hollanda sermayeli ING Bank var. Özyeğin, Batı Avrupalı bankaları adres gösterdiğine göre çemberi biraz daraltırsak BNP Paribas, Dexia ve HSBC kalıyor. HSBC'nin çıkacağına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü global bankalar arasında küresel krizde en güçlü duran bankalardan biri oldu. Geriye BNP Paribas, ING Bank ve Dexia kalıyor. Aklıma İtalyan Uni Credito da(her ne kadar Avrupa'nın güneyinde olsa da) geliyor ama bütün bunlar tabii ki, bir tahminden ibaret. Özyeğin'in öngörüsü ne kadar tutacak veya tutmayacak? Veya hangi yabancı bankalar Türkiye'den çekilecek? Hep birlikte bekleyip göreceğiz.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

TÜRK BANKALARININ DEĞERİ SEKİZ AYDA İKİYE KATLANDI

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda halka açık bankaların piyasa değeri ilk 8 ayda neredeyse ikiye katlandı. Küresel krizde olumsuz algılamanın değişmesiyle mart ayında başlayan yükseliş dalgası ve faiz oranlarındaki düşüşle mali sektörde artan karlılıklar banka hisselerini yukarı taşıdı. İMKB'de işlem gören 17 bankanın piyasa değeri 31 Aralık 2008 tarihinde 68 milyar 747 milyon lirayken, 28 Ağustos cuma günü 130 milyar 57 milyon liraya yükseldi.
ŞEKERBANK BAŞI ÇEKTİ

Şekerbank yüzde 194'lük artışla yılbaşına göre piyasa değerini üçe katlarken, Vakıfbank yüzde 184 ile ikinci, Bank Asya yüzde 145 ile üçüncü sırada yer aldı. Fortis-TEB birleşmesine ilişkin beklentiler ve piyasalardaki düzelme her iki bankanın hisselerini olumlu etkiledi. Fortis'in piyasa değeri ilk 8 ayda yüzde 145, TEB'in yüzde 130 oranında artış gösterdi.
2007'NİN HALA ALTINDAYIZ

Bu yıl mart ayında yaşanan yükseliş dalgasına rağmen bankacılık hisselerinin toplam piyasa değeri hala 2007 yılının gerisinde. Geçen yıl küresel kriz nedeniyle şok düşüşler yaşayan Türk bankalarının ilk yarıda yaklaşık 70 milyar lirası buharlaşmıştı. 2007 yılı sonunda Türk bankalarının piyasa değeri 133 milyar 987 milyon liraydı.
İMKB'NİN YÜZDE 41'İ MALİ SEKTÖRDE

İMKB'de halka açık 314 şirket arasında Türk bankacılık sektörü önemli bir ağırlığa sahip. Halka açık şirketlerin toplam piyasa değeri yılbaşından bugüne kadar yüzde 74 oranında artarak 316 milyar lirayı aşarken, bankacılık hisseleri 130 milyar lira ile borsanın yüzde 41'ini elinde.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ

14 Nisan 2009 Salı

BANKALARDAN 'BAHAR' KAMPANYALARI

Baharla birlikte evimize çeki düzen verme isteği artar. Kışın ertelenen badana, boya gibi tadilat işleri gündeme alınır. Parası olanlar eskiyen eşyalarını değiştirmek ister. İyi güzel de, bu belirsizlik ortamında bu kadar masrafı karşılayacak para var mı? derseniz, bankaların bahara özel kampanyaları belki ihtiyacınızı karşılayabilir. Fortis Bank Türkiye Güzel Evim Kredisi’nde, evin tahmini bedelinin yüzde 50’si oranında krediyi, 60 aya varan vadeler ve yüzde 1,57 faiz oranıyla sunuyor. Fortis Worldcard başvurusunda bulunan ve 2 adet otomatik ödeme talimatı veren müşteriler ise yüzde 1,55 faiz oranından yararlanıyor. Ayrıca Dekorasyon Sigortası da hediye. ING Bank da, farklı gelir gruplarının ihtiyaçlarına göre özel tasarlanmış yeni kredi paketleri oluşturdu. Paketler, ihtiyaç tutarının büyüklüğüne göre Small, Medium, Large, X-Large, Medium Plus ve Large Plus olarak adlandırıldı. 5.000 TL’lik Medium ve 7.500 TL’lik Medium Plus kredi seçeneğinde 12 ya da 24 aylık faiz oranı %1,39, 10.000 TL’lik Large kredi seçeneğinde 12–24–36 aylık faiz oranı %1,49 olarak belirlendi.

13 Nisan 2009 Pazartesi

1 TL'LİK BATIK, 8 TL'LİK SAĞLIKLI KREDİYİ KOVUYOR

Bankaların risklerin artması nedeniyle tanımadığı, bilançosu hakkında net bilgiye sahip olmadığı şirketlere kredi kullandırırken ihtiyatlı davrandığını belirten Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin, kredi faizlerine risk primlerinin yansıtılmasının da kaçınılmaz olduğunu savundu. Keskin, 'Eğer bu krediler zamanında geri dönmezse bankacılık sisteminin sorunlu aktifleri büyür. Banka dışı kesimin başına bir şey geldiği zaman bu aynı zamanda bankacılık sektörünün de sıkıntısı olur. Bu sıkıntıları bilerek, hesaplayarak, yönetebilir şekilde almak gerekiyor. Aksi halde bankacılık sisteminin sıkıntısı milletin sırtına biner' dedi. Keskin, sorunlu kredilerin yeni kredi kullandırımlarına olan etkisini ise şöyle özetledi: "1 liralık sorunlu kredi banka bilançosunda 1 liralık özkaynağı götürür. 1 liralık özkaynak kaybı ise 8 liralık yeni kredi açılmasını engelliyor. Bu yüzden bankalar kredi açarken ihtiyatlı davranmak zorunda."

SEKTÖREL SORUNLAR VAR
Mart itibarıyla bankacılık sisteminin bilançolarının yüzde 90'ının görülebildiğine işaret eden Keskin, ancak kredi kullanan şirketlerin durumuna ilişkin ne sektörel ne firma bazında topluca bilgi olmadığına dikkat çekti. Keskin, "Bu sürece girerken reel sektörün dış borç yükünden ve bunların çevrilmesinde yaşanabilecek sorunlardan bahsediyorduk. TL şok yedi, ihracat yapmakta zorlanıyoruz. Kredi açılan sektörlerin bilançolarında bazı sorunlar olabilir. Bütün mesele riskin doğru hesaplanabilmesi ve ölçülmesi. Bankalar da yatırımcısına, mevduat sahibine, hissedarına ve BDDK'ya hesap veriyor. Geçmişteki tecrübeleri dikkate alarak bankacılık sistemi ihtiyatlı davranıyor" diye konuştu.
Kaynak: Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ

3 Nisan 2009 Cuma

BANKALARIN 'AY SONU' SÜRPRİZİ!

Son dönemde kredibl müşteri bulmakta zorlanan bankalar, çareyi kendilerinde maaş hesabı bulunan müşterilerine ‘kredili mevduat’ ya da bir başka adıyla ‘avans hesabı’ açmakta buldu.
Maaşınızı almanıza birkaç gün var ve siz kalan az miktardaki paranızı çekmek için bankamatiğe uğradınız. Ama o da ne, hesabınızda fazladan 200 lira buldunuz. “Acaba ben mi unuttum” ya da “Şirketim prim mi yatırdı” diye düşünürken; hesap hareketlerinize bakmaya karar veriyorsunuz. Hayır, hareketlerde de yakın zamanda yatmış bir para görünmüyor. Amaan neyse ne deyip, ertelediğiniz bir harcama yapmaya karar veriyorsunuz ya da felekten bir gün çalmaya…. Hayır, durun… Bu bankanızın size ‘küçük bir sürprizi.’ Kredi kartlarınızı düzenli ödüyorsunuz, limitinizi aşmıyorsunuz yani paranız varsa harcıyorsunuz, yoksa dert etmiyorsunuz. Maaşınızı da düzenli alıyorsunuz. İşte bankacıların küresel kriz döneminde ‘kredi satmak’ için aradığı kişi sizsiniz. Onların deyimiyle, krediblsınız.
Son dönemde kredibl müşteri bulmakta zorlanan bankalar, çareyi kendilerinde maaş hesabı bulunan müşterilerine ‘kredili mevduat’ ya da bir başka adıyla ‘avans hesabı’ açmakta buldu.
Müşterisine sormaksızın açılan bu krediler, dikkat çekmeyecek miktarlarda tutuluyor. Böylece hesabını dikkatli şekilde izlemeyen ancak kredi kullanmayı da sevmeyen müşteriye kredi satılmış oluyor. Tabii bunun kredi olduğu bir sonraki ay gönderilen ekstreden anlaşılıyor.
Durumu fark edip, bankanızı aradığınızda, “Şubelerimiz bankamızda maaş hesabı bulunan müşterilerimize bu olanağı sunuyorlar. Bu sayede, faturalarınızı düzenli ödeyebilirsiniz, kredi kartı borcunuzun gününü takip etmenize gerek kalmaz ya da maaşım bitti, diye üzülmezsiniz’ yanıtını alabilirsiniz. Ama bilin ki bu bir kredi ve her bankada farklı oranlarda faiz işletiliyor.
Kaynak: Aysel ALP-ANKARA (hurriyet.com.tr)