Paranın uzmanları gelişmekte olan ülkelere sermaye akışının devam edeceğini belirterek gelecek yıl borsadaki yükseliş trendinin devam edeceğini düşünüyor. Uzmanların, bireylerin risk iştahına bağlı olarak portföylerdeki hisse senedi ağırlık önerisi ise yüzde 30 ile 50 arasında değişiyor. Riski sevmeyenler için mevduat cazibesini korumakla birlikte özel sektör tahvilleri ve korumalı fonlar seçenekler arasında başı çekiyor.
Bankaların ve menkul kıymet şirketlerinin parayı yöneten isimlerine 2011'de faiz, borsa, döviz, emtia ve gayrimenkul piyasalarındaki beklentilerini sorduk ve portföy önerilerini aldık. İşte beklentiler:
*MEVDUAT: İş Yatırım'ın tahminlerine göre, kredi büyümesinin mevduat artış hızından fazla olması kısa vadeli mevduat faizlerini yüksek tutmaya devam edecek. Risk almak istemeyenler için kısa vadeli mevduata yatırım yapılabilir. Faizlerin genel olarak 2011 ortasına kadar yatay seyretmesi, ikinci yarıda Merkez Bankası'nın enflasyondaki yukarı çıkış eğilimine bağlı olarak bir miktar yükseltmesi bekleniyor.
*BONO-TAHVİL: Değişken faizli tahviller Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına karşı en iyi koruma aracı. Düşük faiz ortamında iyi seçilmiş özel sektör tahvilleriyle portföyler zenginleştirilebilir. Gelecek yıl bankaların çıkaracağı tahviller riski sevmeyenler için cazip görünüyor.
*DÖVİZ: Gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı devam edeceği için TL'de değerlenme devam edecek. Ancak yurt dışı piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle portföylerde yüzde 25 ile 30 arasında ABD dolarının yanısıra daha düşük riskli Kanada Doları, Avustralya Doları ve İsviçre Frangı taşınması öneriliyor.
*BORSA: Dünya ekonomisinde toparlanmanın sürmesi, seçim sonrası tek parti parti hükümetinin devam etmesi ve seçimlerin ardından Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke kredi notuna ulaşması nedeniyle borsada yön yukarı görünüyor. Uzmanlar, riski sevenlere temettü verimi yüksek hisse senetlerini öneriyor. Sektörel olarak otomotiv, gayrimenkul, demir-çelik, perakende ve bankacılık hisseleri cazip.
*ALTIN: Dünya ekonomisinde taşlar yerine oturana kadar altında yön yukarı. Altına dayalı fonlar ve altın hesapları seçenekler arasında.
*EMTİA: Çin ve Hindistan ekonomisindeki büyüme daha fazla emtia tüketmesi demek. Tüketim artışına ilave global ısınma da tarım üretimi üzerinde baskı yapacak. Bu nedenle 2011'de emtia fiyatlarında yükseliş bekleniyor. Hatta '2011 bakır yılı olacak' diyenler bile var. Yani paranızın belli bir kısmını petrole, bakıra, buğdaya yatırabilirsiniz. Bankaların çıkardığı emtiaya dayalı korumalı fonlar iyi bir seçenek.
*GAYRİMENKUL: Düşük faiz ortamının devam edecek olması nedeniyle gayrimenkul sektörünün cazibesini koruması bekleniyor.
Böcügöz: Riski sevmeyen
için korumalı fonlar ideal
Denizbank Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, TL'nin 2011 yılında da güçlü seyrini koruyacağını öngörüyor. MB üzerinde ihracat ve cari açık kaynaklı yoğun bir baskı olduğunu belirten Böcügöz, "TL'nin çok fazla güçlenmesi halinde MB döviz alımlarını artıracak. Yurtdışı çalkantılar olduğunda TL bir miktar değer kaybedecek sonra tekrar kademeli olarak değer kazanacak. Bu dönemde ben risk almak istemiyorum diyenler için aylık mevduat hem düşük riskli hem yüksek getirili. İnsanlar yine ağırlıklı mevduatta kalmaya devam edecek. Hisse senetleri yükseldi ama ülkenin büyümesine paralel hisse senetlerinde hala önemli bir büyüme potansiyeli var. Commodity ve tarım fonları iyi bir yatırım olabilir. Eurobondlar ise cazip değil. Mevduatın dışında riski sevmeyenler için korumalı fonları önerebilirim" diye konuştu.
Koç: Hisse ve özel
sektör tahvili taşıyın
İş Yatırım Genel Müdürü İlhami Koç, yüksek faizden geçinen kesimin yavaş yavaş yeni alternatif arayışlarına girdiğine dikkat çekerek gelecek yıl da anapara garantili fonlar, özel sektör tahvilleri, varantların seçenekler arasında yerini koruyacağını söyledi. Koç, "Önemli olan her yatırımcının hangi riski tolere edeceğini bilip ona göre ürünlere kayması. Bu yüzden profesyonel destek almak belki en ideali. Özel sektör tahvilleri bir seçenek. Hisse senetleri bir başka seçenek. Portföylerin bir kısmında mutlaka özel sektör tahvili ve hisse senedi bulundurmalı" dedi. İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen de dünyada özellikle gelişmiş ülkelerin kağıt paralarına güvenin azaldığını vurgulayarak portföylerde risk iştahına bağlı bir miktar altın ve emtia taşınmasını önerdi.
Tokalı: Portföyün
% 25'i döviz olsun
Destek Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı, global likidite koşullarına ilişkin belirsizliklerin artacağı 2011 yılında yatırım portföyünün bir kısmının dövize ayrılabileceğini söyledi. Tokalı'nın önerileri şöyle: "Döviz tercihinde euro'ya karşı doları öneriyorum. Dövize ek olarak, portföyde emtialara yer verilebilir. Hem gelişmiş ülkelerin devam eden kırılganlıkları; dolayısıyla gelişen ülkelere sürecek ilgi; hem de ekonomilerden gelen toparlanma sinyalleri emtia fiyatlarındaki yukarı hareketi destekleyebilir. Petrol, bakır, gıda emtiaları ilk akla gelenler arasında. 2010'un gözde yatırım aracı altın ise, her iki yönde de dalgalanma gösterme potansiyeli taşıyor. Hisse senedi piyasasının cazibesi sürebilir. Özellikle, son bir çeyrektir gözlenen toparlanma işaretlerinin gelecek yılın ilk çeyreğinde de korunması halinde, şirket bilançolarına yönelik olumlu beklentiler borsalara ilgiyi canlı tutabilir. Portföy olarak, yüzde 30 borsa, yüzde 30 emtia, yüzde 25 dolar, yüzde 15 mevduat öneriyorum."
Ayışık: %40 hisse,
%30 altın, %30 döviz
Borsada yüksek volatiliteye rağmen yükselişin devam edeceğini belirten A Yatırım Genel Müdürü Metin Ayışık, dövizde ise uzun vadeli strateji olarak TL'nin dolar ve euro sepetine karşı değer kazanacağını öngördü. Ayışık, "Bu nedenle ABD, AB gibi yüksek borçluluğa sahip ülke paralarına portföylerde yüksek ağırlık verilmesini önermemekteyiz. Herhangi bir döviz alınacaksa dolar ve euro yerine Kanada Doları, Avustralya Doları ve İsviçre Frangı gibi daha düşük riskli ülke paralari portföylerde taşınabilir. Altının, dünya ekonomisinde taşlar yerine oturana kadar kriz olsun veya olmasın yükseliş eğilimini korumasını bekliyoruz. 2011 için portföy önerimiz yüzde 40 hisse senedi, yüzde 30 altın ve yüzde 30 döviz. Düşük faiz getirileri nedeniyle mevduat, bono ve repo benzeri enstrümanları ise cazip görmüyoruz. Düşük faiz sürecinin devam edecek olması nedeniyle gayrimenkul sektörü de cazibesini koruyacak" diye konuştu.
Salar: İlk 6 ay portföyün
yarısını borsada tutun
Orion Menkul Kıymetler Yönetim Kurulu Üyesi Murat Salar, yatırım tercihlerini belirlerken yılın ilk 6 ayı ile ikinci 6 ayını ayırmak gerektiğini vurgulayarak seçime kadar olan ilk yarıda piyasaların canlılığını koruyacağını, ikinci yarıda ise belirsizliklerin ağır basacağını öngördü. İlk 6 ay içerisinde hisse senedinin hala cazibesini koruyacağını vurgulayarak, önerilerini şöyle özetledi: "İlk yarıda yüzde 50'ler civarında hisse senedi tutulmasını tavsiye ediyorum. Yüzde 20 döviz, yüzde 15 iki yıl vadeli hazine bonoları, devlet tahvili, yüzde 15 kadar da özel sektör tahvili taşınabilir. İkinci yarıda seçimden sonra alınacak kararları görmek lazım. Enflasyonda yukarı yönlü bir eğilim olabilir. Buna bağlı başka politikaların uygulamaya konabilir. TL faiz oranlarının ikinci yarıda yükseleceğini düşünüyorum."
paramı nereye yatırayım? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paramı nereye yatırayım? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Aralık 2010 Cuma
28 Aralık 2010 Salı
FAİZİN MODASI GEÇTİ, ŞİMDİ EMTİA MODASI VAR
Bir süre kullanmayacağınız paranız mı var? Cebinizde veya bankada tutacak yerde, 500 liralık buğday, 500 varil petrol, 85 gr. altın satın almaya ne dersiniz?
Bütün dünya bunları yapıyor. Dünyada olan bizde neden olmasın? Bizde de mümkün.
Bakınız petrol fiyatları yükselmeye başladı. Varili 100 dolar olacakmış! Altının önümüzdeki yıl onsu 2 bin dolar olacak diyorlar.
Yok. Ben paramı yüzde 7 faiz ile bankada tutarım diyor iseniz... Haklısınız. Güven her şeyin başı. Yok... Ben daha fazla getiri bekliyorum diyorsanız... Buyurunuz. Sizi şöyle alalım... Emtia işine giriniz.
Emtia işine girince satın alacağınız buğdayı, mısırı, altını, petrolü eve taşımanıza gerek yok. Onlar oldukları yerde duracak. Siz, bankanın verdiği makbuzu saklayacaksınız.
Parası olan eğer bir süre kullanmayacak ise, (1) Parasını yatıracak güvenli bir yer arar (2) Parasının değerinin durduğu yerde erimemesini, imkân ölçüsünde bir getirisi olmasını ister.
Küresel kriz oluşmuş düzeni, alışılmışları bozdu. Güvenli bilinen bankalar, borsalar, ülkelerin ve şirketlerin çıkardıkları tahviller ve bonolar güvenilmez oldu. Faizler geriledi.
Küresel krize rağmen dünyadaki yüzer gezer para miktarı da azalmadı, arttı. İşte bu durumda paralar emtiaya yöneldi.
Paranın yöneldiği emtia (mallar) üretimi sınırlı talebi her zaman olan mallar. Bunların büyük çoğunluğu üretim girdileri veya gıda maddeleri. (1) Bu malların zaten arzı talebi karşılayamadığı için veya maliyet girdilerindeki artış nedeniyle yükseliyor. (2) Buna ek olarak bu mallara para bağlayanlar spekülatif hareketlerle fiyatları indirip çıkarıyor.
Emtiaya yatırım her zaman kazandırmıyor ama genelde faize ve borsaya göre getirisi daha yüksek.
Bu yazının altında bir tablo veriliyor. Yılbaşından bu yana, mısır yüzde 46, buğday yüzde 44 kazandırmış. Kalaya yılbaşında 100 dolar bağlayanın şimdi 157 doları var. Halkımız genelde petrol ve altındaki yükselmeyi izler. Altındaki fiyat artışı yüzde 26, petroldeki yüzde 15 oranında.
Gelelim Ayşe Hanım Teyzem ile Ali Rıza Bey amcamın durumuna... Üzülmelerine gerek yok. Şimdilerde bizim bankalarımız bu emtialara para bağlamak isteyenler için özel fonlar oluşturuyor. 50 lirası olanın da 50 bin lirası olanın da bu fonlara katılmaları mümkün. Katılacak olan ya kendi “Ben altına, ben petrole, ben buğdaya para bağlayacağım” diye bankaya gidiyor ya da banka görevlileri onlara yol gösteriyor.
(Uyarı: Bu yazıyı bilgi vermek amacıyla yazdım. Önerim yoktur. )
Güngör URAS-MİLLİYET
Bütün dünya bunları yapıyor. Dünyada olan bizde neden olmasın? Bizde de mümkün.
Bakınız petrol fiyatları yükselmeye başladı. Varili 100 dolar olacakmış! Altının önümüzdeki yıl onsu 2 bin dolar olacak diyorlar.
Yok. Ben paramı yüzde 7 faiz ile bankada tutarım diyor iseniz... Haklısınız. Güven her şeyin başı. Yok... Ben daha fazla getiri bekliyorum diyorsanız... Buyurunuz. Sizi şöyle alalım... Emtia işine giriniz.
Emtia işine girince satın alacağınız buğdayı, mısırı, altını, petrolü eve taşımanıza gerek yok. Onlar oldukları yerde duracak. Siz, bankanın verdiği makbuzu saklayacaksınız.
Parası olan eğer bir süre kullanmayacak ise, (1) Parasını yatıracak güvenli bir yer arar (2) Parasının değerinin durduğu yerde erimemesini, imkân ölçüsünde bir getirisi olmasını ister.
Küresel kriz oluşmuş düzeni, alışılmışları bozdu. Güvenli bilinen bankalar, borsalar, ülkelerin ve şirketlerin çıkardıkları tahviller ve bonolar güvenilmez oldu. Faizler geriledi.
Küresel krize rağmen dünyadaki yüzer gezer para miktarı da azalmadı, arttı. İşte bu durumda paralar emtiaya yöneldi.
Paranın yöneldiği emtia (mallar) üretimi sınırlı talebi her zaman olan mallar. Bunların büyük çoğunluğu üretim girdileri veya gıda maddeleri. (1) Bu malların zaten arzı talebi karşılayamadığı için veya maliyet girdilerindeki artış nedeniyle yükseliyor. (2) Buna ek olarak bu mallara para bağlayanlar spekülatif hareketlerle fiyatları indirip çıkarıyor.
Emtiaya yatırım her zaman kazandırmıyor ama genelde faize ve borsaya göre getirisi daha yüksek.
Bu yazının altında bir tablo veriliyor. Yılbaşından bu yana, mısır yüzde 46, buğday yüzde 44 kazandırmış. Kalaya yılbaşında 100 dolar bağlayanın şimdi 157 doları var. Halkımız genelde petrol ve altındaki yükselmeyi izler. Altındaki fiyat artışı yüzde 26, petroldeki yüzde 15 oranında.
Gelelim Ayşe Hanım Teyzem ile Ali Rıza Bey amcamın durumuna... Üzülmelerine gerek yok. Şimdilerde bizim bankalarımız bu emtialara para bağlamak isteyenler için özel fonlar oluşturuyor. 50 lirası olanın da 50 bin lirası olanın da bu fonlara katılmaları mümkün. Katılacak olan ya kendi “Ben altına, ben petrole, ben buğdaya para bağlayacağım” diye bankaya gidiyor ya da banka görevlileri onlara yol gösteriyor.
(Uyarı: Bu yazıyı bilgi vermek amacıyla yazdım. Önerim yoktur. )
Güngör URAS-MİLLİYET
Etiketler:
finanscaddesi,
Güngör Uras,
paramı nereye yatırayım?
16 Eylül 2010 Perşembe
AĞUSTOS AYINDA EN FAZLA HANGİ YATIRIM ARACI KAZANDIRDI?
Geçen ay yatırımcısını en fazla sevindiren yatırım aracı borsa oldu. Ağustos ayında en yüksek reel getiri, ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 0,75, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 1,50 oranlarıyla İMKB 100 Endeksi'nde gerçekleşti. ÜFE ile indirgendiğinde dolar yüzde 3,12, euro yüzde 2,01 değer kaybetti. Yine aynı hesaplamaya göre külçe altın yüzde 1,80 ve mevduat faizi yüzde 0,50 oranında geriledi. TÜFE ile indirgendiğinde yani aylık tüketici fiyat artışından arındırıldığında ise mevduat faizi yüzde 0,24 oranında yatırımcısına reel getiri sağlardı. Ancak dolar üzde 2,40, euro yüzde 1,27 ve külçe altın yüzde 1,07 oranında geriledi.
Etiketler:
borsa,
finanscaddesi,
paramı nereye yatırayım?
13 Eylül 2010 Pazartesi
REFERANDUM SONRASI PARAMI NEREYE YATIRAYIM?
İş Yatırım'ın Haftaya Bakış Raporu'nda referandum sonrası yatırımcılara şu önerilerde bulunuldu:
İMKB’de bu hafta yukarı yönlü bir seyir bekliyoruz. Referandum sonrası siyasi cephedeki beklentilerin borsada olumlu fiyatlanacağını düşünüyoruz. Bayram tatili sırasında dünya borsalarında görülen yükseliş ve Anayasa değişiklikleri için yapılan referandumda beklentilerin çok daha üzerinde bir halk desteği gelmesi Türkiye piyasalarının yeni haftaya moralli başlamasını sağladı. Referandum sonuçlarını AKP için desteğin güçlü olduğu ve seçimler öncesi popülist harcama riskinin azaldığı şeklinde yorumlayan piyasalarda olumlu havanın süreceğini düşünüyoruz.
Hedef fiyatımızı %2.4 aşağı çekerek 72,300 olarak belirledik. Garanti ve Akbank’ın hedef fiyatında yaptığımız aşağı yönlü revizyonlar sebebiyle endeks için yeni hedef fiyatımızı %2.4 aşağı çekerek 72,300 olarak belirledik. Endeks için AL tavsiyemizi sürdürüyoruz. Ayrıca referandum sonuçlarına da piyasanın olumlu tepki vereceğini düşünüyoruz.
MSCI Türkiye Endeksi’nin yıl başından beri getirisi %14 ulaştı. MSCI Türkiye endeksi geçen hafta %0,5’lik değer artışıyla, %2,4 getiri yapan MSCI gelişmekte olan ülke endeksinin altında kaldı. Diğer yandan MSCI Türkiye endeksinin sene başından beri getirisi %14’e ulaştı ve endeks MSCI Doğu Avrupa endeksinin ise %15,9 üzerinde getiri sağladı. Sektör baazında bakıldığında İMKB’de en çok kazandıran sektörler gıda, içecek ve sigorta olurken, en çok değer kaybeden sektör ise elektrik sektörü oldu.
Tahvil ve bono piyasasında kısa ve uzun vadeli kıymetlerde TUT, orta vadeli kıymetlerde SAT önerimizi koruyoruz. Tahvil ve bono piyasası hafta başında gerçekleşen ihalelere yoğun talep gelmesi sonucunda değer artışları kaydetti. AKP’nin referandumu açık bir farkla kazanması tahvil ve bono piyasası tarafından oldukça olumlu karşılandı. Getiri oranları bütün vadelerde düşüş kaydederken gösterge kıymetin getiri oranı %8,00 seviyelerine kadar geriledi. Ancak bu aşamadan sonra kar realizasyonuna gidilmesini ve bu nedenle tahvil ve bono piyasası üzerinde satış baskısı oluşmasını bekliyoruz. Merkez Bankasının önümüzdeki sene içerisinde faiz artışına gideceğine yönelik beklentilerin verim eğrisinin orta vadesindeki değer artışlarını sınırlı kılmasını bekliyoruz.
Eurotahvillerde önerilerimizi değiştiriyoruz ve tüm vadelerde TUT önerisi veriyoruz. Hafta içerisinde global piyasalarda karışık veri akışının devam etmesi, gelişmekte olan ülke eurotahvil piyasasını baskı altında tuttu. Türk eurotahvilleri, haftaya yatay başladıktan sonra hafta sonuna doğru hafif değer kayıpları kaydetti. Türkiye 5 yıl vadeli CDS’leri geçtiğimiz hafta içerisinde 3 baz puan daralarak daha geniş bir bantta işlem görerek 164/168 seviyelerinden haftayı sonlandırdı. 2030 Gösterge Türk eurotahvilin getiri oranı ise 9 bp artış kaydederek haftayı %5,82 seviyelerinden kapattı. Bu haftaya baktığımızda Türk Eurotahvillerinin referandum sonuçları ile beraber diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans sergilemesini bekliyoruz.
Veri akışında yurtiçinde büyüme ve cari denge rakamları bu hafta ön plana çıkıyor. ABD tarafında ise perakende satışlar, imalat sanayi üretimi, kapasite kullanımı, haftalık işsizlik başvuruları ve tüketici fiyat endeksi verileri piyasalara yön verecek önemli haber akışını oluşturuyor.
İMKB’de bu hafta yukarı yönlü bir seyir bekliyoruz. Referandum sonrası siyasi cephedeki beklentilerin borsada olumlu fiyatlanacağını düşünüyoruz. Bayram tatili sırasında dünya borsalarında görülen yükseliş ve Anayasa değişiklikleri için yapılan referandumda beklentilerin çok daha üzerinde bir halk desteği gelmesi Türkiye piyasalarının yeni haftaya moralli başlamasını sağladı. Referandum sonuçlarını AKP için desteğin güçlü olduğu ve seçimler öncesi popülist harcama riskinin azaldığı şeklinde yorumlayan piyasalarda olumlu havanın süreceğini düşünüyoruz.
Hedef fiyatımızı %2.4 aşağı çekerek 72,300 olarak belirledik. Garanti ve Akbank’ın hedef fiyatında yaptığımız aşağı yönlü revizyonlar sebebiyle endeks için yeni hedef fiyatımızı %2.4 aşağı çekerek 72,300 olarak belirledik. Endeks için AL tavsiyemizi sürdürüyoruz. Ayrıca referandum sonuçlarına da piyasanın olumlu tepki vereceğini düşünüyoruz.
MSCI Türkiye Endeksi’nin yıl başından beri getirisi %14 ulaştı. MSCI Türkiye endeksi geçen hafta %0,5’lik değer artışıyla, %2,4 getiri yapan MSCI gelişmekte olan ülke endeksinin altında kaldı. Diğer yandan MSCI Türkiye endeksinin sene başından beri getirisi %14’e ulaştı ve endeks MSCI Doğu Avrupa endeksinin ise %15,9 üzerinde getiri sağladı. Sektör baazında bakıldığında İMKB’de en çok kazandıran sektörler gıda, içecek ve sigorta olurken, en çok değer kaybeden sektör ise elektrik sektörü oldu.
Tahvil ve bono piyasasında kısa ve uzun vadeli kıymetlerde TUT, orta vadeli kıymetlerde SAT önerimizi koruyoruz. Tahvil ve bono piyasası hafta başında gerçekleşen ihalelere yoğun talep gelmesi sonucunda değer artışları kaydetti. AKP’nin referandumu açık bir farkla kazanması tahvil ve bono piyasası tarafından oldukça olumlu karşılandı. Getiri oranları bütün vadelerde düşüş kaydederken gösterge kıymetin getiri oranı %8,00 seviyelerine kadar geriledi. Ancak bu aşamadan sonra kar realizasyonuna gidilmesini ve bu nedenle tahvil ve bono piyasası üzerinde satış baskısı oluşmasını bekliyoruz. Merkez Bankasının önümüzdeki sene içerisinde faiz artışına gideceğine yönelik beklentilerin verim eğrisinin orta vadesindeki değer artışlarını sınırlı kılmasını bekliyoruz.
Eurotahvillerde önerilerimizi değiştiriyoruz ve tüm vadelerde TUT önerisi veriyoruz. Hafta içerisinde global piyasalarda karışık veri akışının devam etmesi, gelişmekte olan ülke eurotahvil piyasasını baskı altında tuttu. Türk eurotahvilleri, haftaya yatay başladıktan sonra hafta sonuna doğru hafif değer kayıpları kaydetti. Türkiye 5 yıl vadeli CDS’leri geçtiğimiz hafta içerisinde 3 baz puan daralarak daha geniş bir bantta işlem görerek 164/168 seviyelerinden haftayı sonlandırdı. 2030 Gösterge Türk eurotahvilin getiri oranı ise 9 bp artış kaydederek haftayı %5,82 seviyelerinden kapattı. Bu haftaya baktığımızda Türk Eurotahvillerinin referandum sonuçları ile beraber diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans sergilemesini bekliyoruz.
Veri akışında yurtiçinde büyüme ve cari denge rakamları bu hafta ön plana çıkıyor. ABD tarafında ise perakende satışlar, imalat sanayi üretimi, kapasite kullanımı, haftalık işsizlik başvuruları ve tüketici fiyat endeksi verileri piyasalara yön verecek önemli haber akışını oluşturuyor.
Etiketler:
finanscaddesi,
İş Yatırım,
paramı nereye yatırayım?
30 Temmuz 2010 Cuma
İŞ YATIRIM HANGİ HİSSE SENETLERİNİ ÖNERİYOR?
İş Yatırım Strateji Raporu'nda 2011 yılı ortasına kadar yatırımcıya 'En Çok Önerilen hisseler' şöyle sıralandı:
Ak Enerji,
Anadolu Hayat,
Banvit,
Çimsa,
Ford Otosan,
Halkbank,
Koza Altın,
Türk Hava Yolları,
Vakıfbank,
Yapı Kredi Bankası.
Bolu Çimento, Coca-Cola İçecek A.Ş. Koç Holding ve Selçuk Ecza Deposu ise En Az Önerilen Hisseler arasında yer aldı.
Ak Enerji,
Anadolu Hayat,
Banvit,
Çimsa,
Ford Otosan,
Halkbank,
Koza Altın,
Türk Hava Yolları,
Vakıfbank,
Yapı Kredi Bankası.
Bolu Çimento, Coca-Cola İçecek A.Ş. Koç Holding ve Selçuk Ecza Deposu ise En Az Önerilen Hisseler arasında yer aldı.
Etiketler:
finanscaddesi,
İş Yatırım,
paramı nereye yatırayım?
27 Haziran 2010 Pazar
PARASINI MEVDUAT YERİNE BORSAYA YATIRAN İKİ MİSLİ DAHA FAZLA PARA KAZANIR
Garanti Bankası'nın 23 Haziran Çarşamba günü Kastamonu'da düzenlediği 'Anadolu Sohbetleri' sonrası sorularımızı yanıtlayan Nafiz Karadere ile hem bankacılık sektörünün gündemindeki konuları, hem de bankanın projelerini konuştuk. Mevduat faizlerinin tek haneye gerilemesi nedeniyle herkesin bir arayış içerisinde olduğuna işaret eden Karadere, "Ancak artık hiçkimse mevduat faizlerinin 3-4 yıl önceki seviyelere gelmesini beklemesin" dedi. Yatırım fonlarının çeşitlenmesine rağmen Türk mudisinin henüz bunları çok fazla tanımadığına dikkat çeken Karadere, "Ancak tanıyacak. Bundan sonra hiç tartışmaya bile gerek yok. IMKB'nin yönü orta vadede de, uzun vade de yukarı. Tabii ki, arada dalgalanmalar olabilir. İnsanlar parasını tek sepete koymasın. Bir kısmı mevduatta kalabilir. Bir kısmını A tipi, B tipi fonlara yatırabilir. Bir kısmını IMKB'ye koyabilir. Bir sepet yaptığı zaman şu andaki faiz getirisinden çok daha iyi getiri elde edebilir" diye konuştu.
KMH FAİZLERİ NEDEN YÜKSEK?
Karadere, kredili mevduat hesabı (KMH) faizlerinin kredi kartı faizlerinin üzerinde olduğuna ilişkin eleştirileri ise şöyle yanıtladı: "Kredi kartı faizlerinden niye daha yüksek? Çünkü biz bunu bir ödeme kolaylığı olarak görüyoruz. Cebinde parası yok gidip su parasını, kirasını ödüyor. KMH çok kısa süreler için dizayn edilmiş bir hesap. Sizin rahatlığınız için açılmış bir hesap. Bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacak oranının en yüksek olduğu alan kredi kartları ile birlikte KMH'dır. Takibi de zor. Garanti Bankası'nın 74 milyar TL'lik kredileri içerisinde KMH bakiyesi 900 milyon TL civarında. 600 milyon lirası KOBİ'lere ait, faizi yüzde 2.80. Bu da kredi kartı faiz oranının altında. Geriye bireylere uygulanan KMH faizi kalıyor ki, bunun faizi yüksek. Sonunda bu da düzelecek. Bununla ilgili çalışmalarımız var."
YANLIŞ KREDİ VERMEKTEN KORKUN
KOBİ kredilerinde tahsili gecikmiş alacakların oranının yüzde 8'lerden yüzde 6.54'e gerilediğini belirten Karadere, sektörde rekabetten dolayı faiz oranlarında yaşanan düşüşe dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: "BDDK denetçi görevini çok iyi yapıyor ama bazen rekabetin dozu kaçabilir. Biz çok sık toplantı yapıyoruz. Benim arkadaşlara söylediğim bir şey var: 'Kredi batırmaktan korkmayın. Yanlış kredi vermekten korkun.' Eğer bir kredi veriyorsak ilk taksidi ödenmiyorsa bunun kabahatlisi biziz. Hiç burada başka suçlu aramayalım. Rekabet yüzünden dar alanda iş kapacağım diye verilmemesi gereken firmalara kredi veriyorsan orada ciddi bir bankacılık hatası vardır."
GE bir taşla iki kuş vuracak
Karadere, ABD'li GE'nin Garanti Bankası'ndaki yüzde 20 hissesini satışına ilişkin 'GE'nin bir taşla iki kuş vuracağını' belirterek "Amerikalılar işini bilir. Ne zaman bir şirkete girilir, ne zaman çıkılır? Hem stratejik kararları doğrultusunda bir iş yapmış olacaklar. Hem de çok para kazanarak Garanti Bankası hissesini devredecekler" dedi.
Hasankeyf için üzgünüz
Karadere, Hasankeyf'te Ilısı Barajı'na verdikleri kredi desteği konusunda ise şunları söyledi: "Biz bu işten dolayı çok üzgünüz. Keşke bu iş hiç olmasaydı. Ama biz hala ümitle bekliyoruz. Hükümet doğru bir karar alacak. Hasankeyf'e zarar vermeden bu barajın başka şekilde yapımına çözüm bulacak. Eğer hükümet politikası olacaksa, bugün Garanti Bankası kredi vermese bile gider kamu bankasından alır. Dolayısıyla yapılacaksa yapılır."
Kastamonulu KOBİ'lerle buluştu
Garanti Bankası'nın 2002'den bu yana düzenlediği Garanti Anadolu Sohbetleri'nin 65. toplantısı, 23 Haziran'da Kastamonu'da gerçekleştirildi. Dünya Gazetesi Başyazarı Osman Arolat'ın yönetimindeki toplantıda, Retur Genel Müdürü İskender Çayla, TOBB Hayvancılık Meclis Başkanı Fevzi Topal, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Doç. Dr. Hüseyin Şen ve Prof. Dr. Asaf Savaş Akat Kastamonu ekonomisinin kalkınmasına ilişkin çözüm önerilerini paylaştı..Tarihi ve kültürel özelliklerine rağmen Kastamonu'nun yurtdışında tanınmadığını belirten Retur Genel Müdürü İskender Çayla, önerilerini şöyle özetledi: "Şehrin ulaşımda ve tanıtımda eksiklikleri var. Bölgenin özelliklerini yansıtacak akılda kalıcı bir logo ve web sayfası hazırlanmalı. Havaalanı kullanılabilir duruma getirilmeli ve deniz ulaşımı özendirilmeli."
Ayfer ARSLAN
25 Mayıs 2010 Salı
ALTIN FİYATLARI İKİYE KATLANACAK
Peki, önümüzdeki süreçte uluslar arası piyasalarda neler yaşanacak? Euro emekli mi olacak? Türkiye nasıl etkilenecek? Hangi piyasalarda yükseliş potansiyeli var ? İşte, bütün bu akılları kurcalayan soruları İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı Şant Manukyan’a sorduk.
Avrupa’nın toparlanması için çok reel reformların yapılması ve merkezi bir mali otoritenin kurulması gerektiğini, aksi halde parasal birliğin dağılabileceğine işaret eden Manukyan, euro-dolar paritesinin 0.85’lere kadar gerileyebileceğini düşünüyor. Avrupa ekonomisinin soğumasının Türkiye’nin büyümesini de etkileyeceğini belirten Manukyan, “Kriz çok hasar bırakırsa AB’ye yeni üye alınması sorgulanabilir” diyor. Manukyan’a göre, önümüzdeki dönemde yükselme potansiyeli en yüksek olan yatırım enstrümanı ise altın. Manukyan, altının onsunun 2 bin 100 dolarlara kadar yükseleceğini öngörüyor.
EURO’DAN KOPMA TEHLİKESİ
-Euro’nun geleceğine ilişkin endişeler arttı. Parasal birlik dağılır mı?
Dünya ekonomisi iyiyken Avrupa’nın Almanya gibi ülkelerinden veya yurtdışından İspanya’ya yüksek seviyede para giriyordu. Euro çok yüksek seviyelerde 1.60 larda dolaşıyordu. Varlık fiyatları şişmiş ve işgücü maliyetleri artmıştı. Sanal bir zenginlik balonu oluşmuştu. ABD’de kriz çıkınca para İspanya gibi biraz daha az gelişmiş ülkelerden Almanya, ABD gibi ülkelere gitmeye başladı. Varlık fiyatları, konut ve hisse fiyatları düştü. Ama euro hala 1.55 civarlarında kalmaya devam etti.
İÇ TÜKETİMİN ARTMASI ŞART
-Bu noktada ne yapılması gerekiyordu?
Normalde İspanya kendi para birimini kullanıyor olsa balon patladığı anda paranın da değer kaybetmesi gerekirdi ama olmadı. İşçilik maliyetlerini çok hızlı bir şekilde aşağı çekemezsiniz. Bunlar sendikalaşmış sosyal ülkeler. Bir anda Almanya ile İspanya arasında işgücü ve verimlilik açısından çok büyük farklar oluştu. Bütçe dengeleri bozuldu. Yunanistan hem bu var, hem kötü yönetilen bir ülke. Ortaya çıkan dengesizlik eğer bir şekilde çözülmezse, Almanya daha fazla harcamaya, biraz daha enflasyon yaratmaya yönelemezse euro problemi şimdi aşılsa bile, önümüzdeki aylarda, senelerde yine ortaya çıkar. Dağılabilir mi? Evet, eğer bir merkezi otorite kurulmazsa, bu ülkeler arasındaki farklılıklar kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılmazsa teorik olarak dağılabilir.
PARİTE 0.85’LERE GERİLEYEBİLİR
-1 Euro, 1 dolar olur mu?
Mümkün ama o tip hedefler genelde slogan hedefler. Dolar-TL’de de aynı hedefler vardı. İki ay sonra dolar 1.70 liraya zıpladı, kriz başladı. Önümüzdeki aylarda yukarı doğru sert ara tepkiler olacak. Ama euro-dolar paritesi 1.15-1.18 aralığında bir yere gelecek. Ama kurlar aşırı hareket ederse 0.85’lere kadar da gerilememiz mümkün. Ama şunu unutmamak lazım. Geçen sene nasıl ki, Amerikan para birimi berbat bir para birimiydi. Rezerv olup olmayacağı tartışılıyordu. Şimdi de benzer bir hava oluştu. Bu genelde yatırımcıların bir uçtan bir uca savrulmasıdır. Şu an için dağılmasının sözkonusu olduğunu düşünmüyorum. Dağılacaksa bile ilk çıkacak ülke Yunanistan değil, Almanya olacaktır. Euro’nun dağılmasını ekonomi olarak tek kaldıracak ülke Avrupa’da Almanya. Onların işine gelir, diğerlerinin çıkmak işine gelmez.
Petrol 55 dolara geriler
-Euro’daki kriz emtia piyasalarını da etkiledi. Bu piyasalara ilişkin beklentileriniz?
Endüstriyel metaller ve emtialarda (petrol, bakır vs) de şu fiyatlanmaya başladı: Herkes bu kriz sona erdi diyordu. Görüyoruz ki, sona ermedi. Ciddi ölçüde yavaşlamalar sözkonusu. Dolayısıyla endüstriyel metallara olan talep de azalacak. Hem spekülatif hem reel. Endüstriyel metaller büyük ihtimalle petrolle beraber daha aşağı seviyeleri görecek. Petrolde bu sene 55 dolarları göreceğimizi düşünüyorum.
Altında yüzde 100’lük artış potansiyeli var
-Altın fiyatlarında nasıl bir seyir bekliyorsunuz?
Dünya altın Konseyi’nin rakamlarına baktığınız zaman çok net bir şekilde hem altın bazındaki borsa yatırım fonlarına, hem de Çin, Japonya gibi ülkelerin taleplerinde artış gözüküyor. İkincisi; 20 sene sonra ilk kez merkez bankaları altın satmıyor, altın almaya başladı. Bu da uzun vadeli trendin yukarı olduğunu gösteriyor. Altın fiyatlarının birkaç yıl için konuşuyorum değerinin yarısında olduğunu düşünüyorum. Altın onsunun 2 bin 100’lere kadar yükselmesini bekliyorum. Altında henüz bir balon oluşmadı. Çok konuşuluyor, ama ne Amerikalı ne Asyalı yatırımcının koşarak altına saldırdığını görmedik. Hisse senedinde Nasdaq’da fiyat ne olursa olsun alınıyordu. Konutta nasıl olsa hiçbir şey olmaz diye saçma sapan yerlere çıkabilmişti. Altın da henüz o aşamaya gelmedik. Orada ciddi bir talep patlaması ve çok hızlı bir yükseliş olacak. Altının önümüzdeki birkaç yıla yayılmış en az yüzde 100’lük daha artış potansiyeli var.
Merkezi otorite kurulmalı
-Bu kadar kargaşa içinde AB nasıl toparlanacak?
Avrupa bölgesinde IMF tarzı bir yapının kurulması daha yüksek sesle tartışılacak. İkincisi Mastrich kriterlerinin daha da ağırlaştırılacağını ve bu kriterlere uymayan ülkelere sert cezalar verileceğini düşünüyorum. Üçüncüsü; mali konuları yukarıdan gözeten bir merkezi otorite büyük ihtimalle kurulacak. Bunlar yapılmazsa euro uzun vadede çalışmaz.
AB’de ekonomi soğursa büyümemiz yavaşlar
-Avrupa ekonomisinde yaşanan sorunlar Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Bizim pekçok ülkeye göre durumumuz daha iyi olduğu için negatif bir yansıması olmayacak. GDP (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) oranımıza baktığımızda daha iyi gözüküyoruz. Bu kriz çok büyük hasar bırakırsa yeni üye ülke alması konusunda nasıl bir tavırları olur? Onu bilemeyiz tabii. Avrupa bizim en büyük pazarlarımızdan birisi. Oradaki ekonomi çok soğursa birebir bize de yansıyabilir. Büyümenin yavaşlaması şeklinde bir etkisi olacak.
ABD’ye de birisi ‘Kral Çıplak” diyecek
-Doların yıl içerisindeki seyri ne olur?
Dolar tarafında temel problemlerin sürdüğüne inanıyorum. Yani bu sene FED faiz artıramayacak. Hatta 2011 yılının ikinci yarısında bile zor artıracak. Büyüme de keza problemler var. Ama herşey sabit kaldığında dolar değer kazanmaya devam edecek. Taa ki, birisi tıpkı Avrupa’da olduğu gibi ABD’ye de ‘Kral çıplak’ desin. Orada muhakkak birisi diyecek: ’Sizin de yüzde 10’a yakın bütçe açığınız var. Borç/GDP (Borç/Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) oranınız yüzde 90’a ulaştı.’ Dolayısıyla orada da problem çıkacak. Yıl içerisinde paritenin 1.15’leri göreceğini düşünüyorum.
Çin’deki büyüme balonu patlayabilir
-Çin ekonomisine ilişkin beklentileriniz?
Çin’de büyümenin yüzde 70’i inşaattan ve altyapı harcamalarından geliyor. Dolayısıyla Çin de de bir balon oluşumu var. Sürdürülebilir bir büyüme yolu değil. İç tüketim çok düşük. İhracat kanalları biraz kapanmaya başladı. Çin’in en büyük ihracat bölgesi euro bölgesi. Orada kur çok sert düştü ve bir problem çıkacak. Zaten Çin borsası 2009 ağustos ayında zirve yaptı. O günden bugüne yüzde 25 düştü. Yatırımcıların orayı da takip etmesi lazım.
PARAMIZI NEREYE YATIRALIM?
İş Yatırım’ın portföy önerisi
-Yerli yatırımcı parasını nasıl değerlendirsin?
-% 30 aylık mevduat
-% 20 TL TÜFE’ye endeksli devlet tahvili
-% 5 değişken faizli özel sektör tahvili
-% 20 altın ve altına dayalı fonlar
-% 25 İMKB hisse senedi
Ayfer ARSLAN
Etiketler:
Ayfer Arslan,
finanscaddesi,
paramı nereye yatırayım?,
Şant Manukyan
1 Mart 2010 Pazartesi
FAİZLER DÜŞÜYOR, PARAMI NEREYE YATIRAYIM?
İş Yatırım, Haftaya Bakış raporunda,parasını nereye yatıracağını soranlara TL önermeye devam ediyor. İşte, İş Yatırım'ın önerileri:
Türk lirası önermeye devam ediyoruz…
Politika cephesinde gerginliğin azalması ve Yunanistan’a destek verileceğine yönelik açıklamalar piyasadaki havanın olumluya dönmesine katkı sağladı. Yurtiçi piyasada TL, Cuma gününe göre güçlenerek 1.542 ün altına geriledi. Önümüzdeki günlerde de TL’nin küresel piyasaları takip etmeye devam etmesini bekliyoruz. USD/TL’nin kısa vadede 1,53-1,55 bandında işlem görmesini bekliyoruz. Siyaset cephesinde ve küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler nedeniyle kısa dönemde Türk lirasında oynaklık artabilir. Orta vadede Türk lirası ile ilgili olumlu görüşümüzü koruyoruz.
Eurotahvillerde orta ve kısa vadelerde “TUT” tavsiyemizi koruyoruz
Yurt içinde geçtiğimiz hafta başından bu yana süren gergin siyasi havanın dağılmaya başlamasının etkisiyle orta vadeli Türk eurotahvillerinde 75 cent, uzun vadelilerde ise $1 dolayında toparlanma gözlendi. Türkiye 2030 vadeli gösterge eurotahvil $1.00 değer kazanarak $158.50’den Londra seansını sonlandırırken, 5 yıllık $ Türkiye CDS’i yaklaşık 13 puan daralarak 189/193 seviyesinden işlem gördü.
TÜFE’ye endeksli kıymetler ile orta vadeli kıymetlerde “AL” önerimizi koruyoruz
Hazine’nin borçlanma ihtiyacının azalmış olmasının özellikle son günlerde global piyasalardaki belirsizlikler ve yurt içinde yaşanılan politik belirsizliklerin neden olduğu gerginlik ortamında yatırımcıları bir nebze rahatlatmasını bekliyoruz. Piyasaların bu hafta açıklanacak olan enflasyon verilerine ve ihalelere odaklanmasını bekliyoruz. Yarın 21-ay vadeli gösterge kıymet ihalesi ile 5-yıl vadeli TÜFE’ye endeksli kıymetin ihaleleri gerçekleşecek. Her iki ihaleye de talebin güçlü olmasını bekliyoruz.
Hisse Senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerimizi koruyoruz…
Geçtiğimiz haftayı IMKB %7’lik değer kaybıyla 50.000 puanın hemen altında 49.705 seviyesinden kapattı. MSCI Türkiye endeksi geçen hafta %8 değer kaybederek MSCI Geliştirmekte olan ülkeler endeksinin %8, MSCI Orta ve Doğu Avrupa endeksinin %7 altında getiri sağladı. Bankacılık endeksi %9’luk değer kaybıyla endeksin düşüşüne en fazla etki eden sektör olurken defansif Gıda endeksi
%1’lik getirisiyle IMKB-100’ün %8 üzerinde kazanç sağladı. Geçen hafta pek çok şirketin kârı beklenti üzerinde gelmesine ve S&P’nin Türkiye kredi notunu yükseltip görünümü pozitife çekmesine rağmen artan politik risk IMKB’yi aşağı çekti. Hisse senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerisi vermeye devam ediyoruz. 61,000 puan endeks hedefimiz yüzde 23 oranında bir artış potansiyeline denk geliyor.
Türk lirası önermeye devam ediyoruz…
Politika cephesinde gerginliğin azalması ve Yunanistan’a destek verileceğine yönelik açıklamalar piyasadaki havanın olumluya dönmesine katkı sağladı. Yurtiçi piyasada TL, Cuma gününe göre güçlenerek 1.542 ün altına geriledi. Önümüzdeki günlerde de TL’nin küresel piyasaları takip etmeye devam etmesini bekliyoruz. USD/TL’nin kısa vadede 1,53-1,55 bandında işlem görmesini bekliyoruz. Siyaset cephesinde ve küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler nedeniyle kısa dönemde Türk lirasında oynaklık artabilir. Orta vadede Türk lirası ile ilgili olumlu görüşümüzü koruyoruz.
Eurotahvillerde orta ve kısa vadelerde “TUT” tavsiyemizi koruyoruz
Yurt içinde geçtiğimiz hafta başından bu yana süren gergin siyasi havanın dağılmaya başlamasının etkisiyle orta vadeli Türk eurotahvillerinde 75 cent, uzun vadelilerde ise $1 dolayında toparlanma gözlendi. Türkiye 2030 vadeli gösterge eurotahvil $1.00 değer kazanarak $158.50’den Londra seansını sonlandırırken, 5 yıllık $ Türkiye CDS’i yaklaşık 13 puan daralarak 189/193 seviyesinden işlem gördü.
TÜFE’ye endeksli kıymetler ile orta vadeli kıymetlerde “AL” önerimizi koruyoruz
Hazine’nin borçlanma ihtiyacının azalmış olmasının özellikle son günlerde global piyasalardaki belirsizlikler ve yurt içinde yaşanılan politik belirsizliklerin neden olduğu gerginlik ortamında yatırımcıları bir nebze rahatlatmasını bekliyoruz. Piyasaların bu hafta açıklanacak olan enflasyon verilerine ve ihalelere odaklanmasını bekliyoruz. Yarın 21-ay vadeli gösterge kıymet ihalesi ile 5-yıl vadeli TÜFE’ye endeksli kıymetin ihaleleri gerçekleşecek. Her iki ihaleye de talebin güçlü olmasını bekliyoruz.
Hisse Senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerimizi koruyoruz…
Geçtiğimiz haftayı IMKB %7’lik değer kaybıyla 50.000 puanın hemen altında 49.705 seviyesinden kapattı. MSCI Türkiye endeksi geçen hafta %8 değer kaybederek MSCI Geliştirmekte olan ülkeler endeksinin %8, MSCI Orta ve Doğu Avrupa endeksinin %7 altında getiri sağladı. Bankacılık endeksi %9’luk değer kaybıyla endeksin düşüşüne en fazla etki eden sektör olurken defansif Gıda endeksi
%1’lik getirisiyle IMKB-100’ün %8 üzerinde kazanç sağladı. Geçen hafta pek çok şirketin kârı beklenti üzerinde gelmesine ve S&P’nin Türkiye kredi notunu yükseltip görünümü pozitife çekmesine rağmen artan politik risk IMKB’yi aşağı çekti. Hisse senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerisi vermeye devam ediyoruz. 61,000 puan endeks hedefimiz yüzde 23 oranında bir artış potansiyeline denk geliyor.
Etiketler:
finanscaddesi,
İş Yatırım,
paramı nereye yatırayım?
1 Şubat 2010 Pazartesi
PARAMI NEREYE YATIRAYIM?
İş Yatırım'ın bu konuda bireysel yatırımcılara bazı önerileri var. İşte, İş Yatırım'ın Haftaya Bakış Raporu'ndaki önerileri:
Türk lirası önermeye devam ediyoruz…
IMF anlaşmasına yönelik beklentiler TL’yi desteklemeye devam ederken dış piyasaların hafta içinde yaşadığı endişelerle dolar TL karşısında %1.7 değer kazandı. TL’nin dolar euro eşit ağırlıklı sepetine göre değer kaybı ise geçen hafta %0,6 oldu. Türk lirası aktifler için olumlu görüşümüzü koruyoruz. IMF ile anlaşma olmaması durumunda Türk Lirası’na bir miktar satış gelebileceğini düşünüyoruz. Ancak kurdaki yükselişlerde yerleşik yatırımcıların satış yönünde çıkışın hızını azaltacaktır.
Eurotahvillerde orta ve kısa vadelerde “TUT” tavsiyesi veriyoruz
Global hisse senedi piyasalarında hakim olan satış hareketinin gölgesinde kalan gelişmekte olan eurotahvil piyasaları haftanın son işlem gününe negatif alanda başladı. Global piyasaların gün içerisinde değer kaybetmesi gelişmekte olan piyasalara da bir miktar satış gelmesine neden oldu. Bunun yanında son günlerde piyasaları tedirgin eden Yunanistan Hazinesi yakın zamanda 5 veya 10 yıl vadede €3 milyar tahvil ihracı yapacağını duyurdu. Günün olumlu gelişmelerden biri ise Fitch’ın Rusya’nın görünümünün ‘negatif’ten ‘durağan’a yükselmesi oldu. Fitch’e göre iyileşen emtia ve petrol fiyatları ve buna bağlı artan ekonomik büyüme beklentileri Rusya’nın önümüzdeki dönemde ekonomik istikrarı yakalayacağını göstermektedir. Gelişmekte olan ülke eurotahvillerinde gözlenen satışların etkisinde Türk eurotahvilleri gün içinde değer kayıplarına maruz kaldı. Uzun vadeli dolar cinsi kıymetlerde $0.75-1.00 değer kayıpları gözlenirken orta vadeli kıymetlerde de yaklaşık $0,50 değer kayıpları gözlendi. Türkiye 2030 vadeli gösterge tahvil ise $0,75 değer düşüşle $159’den Londra seansını sonlandırdı; 5 yıllık Türkiye CDS’i ise 180/184 seviyesinden işlem gördü.
Orta vadeli kıymetler ile değişken faizli kıymetlerde “AL” önerimizi koruyoruz
Yurtdışı piyasalarda da bozulmaların gözlemlendiği günde IMF ile ilgili beklentilerin de azalması nedeni ile tahvil ve bono piyasasında satışların hakim olduğunu gördük. Gösterge kıymetin getiri oranı günü 28 baz puan yukarıdan %8,93 seviyelerinden kapattı. Bu haftanın gündemini Salı günü ihalesi gerçekleşecek olan 10-yıl vadeli tahvil ile Merkez Bankasının Salı günü açıklayacağı 4Ç09 enflasyon raporu oluşturuyor. Bu hafta gerçekleşecek 10-yıl vadeli sabit kuponlu kıymet ihracı Hazine’nin bu vadedeki ilk ihracı olacak. Biz yerel yatırımcılardan talebin düşük olmasını yabancı yatırımcılardan ise IMF tarafındaki beklentiler nedeni ile bir miktar talep oluşmasını bekliyoruz. Hazine kıymetin kupon oranını %10,50 olarak belirledi. Biz kıymetin ıskontolu ihraç edilmesini bu nedenle getirisinin de %11,25 - %11,50 seviyelerinde oluşmasını bekliyoruz.
Hisse Senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerimizi koruyoruz...
Cuma günü 54,990 seviyesini test ettikten sonra İMKB 100, %0.22 değer kaybıyla haftayı 54,651 seviyesinden kapattı. .Özellikle Çin PMI verisinin güçlü gelmesinden sonra Çin’in faiz oranlarını arttıracağı yönündeki beklentiler ve artan enflasyon endişeleri Asya borsalarından başlayarak genele yayılan bir satış baskısı yaratmış gözüküyor. Bu nedenle hisse senetleri piyasasının güne düşüşle başlayıp yurtdışı piyasaların seyrini izleyeceğini düşünüyoruz. Gösterge tahvili güne 10 baz puanlık gevşeme ile %8.96 bileşik faiz düzeyinde başlarken dolar da TL karşısında 1.4950 düzeyinde işlem görüyor.
Türk lirası önermeye devam ediyoruz…
IMF anlaşmasına yönelik beklentiler TL’yi desteklemeye devam ederken dış piyasaların hafta içinde yaşadığı endişelerle dolar TL karşısında %1.7 değer kazandı. TL’nin dolar euro eşit ağırlıklı sepetine göre değer kaybı ise geçen hafta %0,6 oldu. Türk lirası aktifler için olumlu görüşümüzü koruyoruz. IMF ile anlaşma olmaması durumunda Türk Lirası’na bir miktar satış gelebileceğini düşünüyoruz. Ancak kurdaki yükselişlerde yerleşik yatırımcıların satış yönünde çıkışın hızını azaltacaktır.
Eurotahvillerde orta ve kısa vadelerde “TUT” tavsiyesi veriyoruz
Global hisse senedi piyasalarında hakim olan satış hareketinin gölgesinde kalan gelişmekte olan eurotahvil piyasaları haftanın son işlem gününe negatif alanda başladı. Global piyasaların gün içerisinde değer kaybetmesi gelişmekte olan piyasalara da bir miktar satış gelmesine neden oldu. Bunun yanında son günlerde piyasaları tedirgin eden Yunanistan Hazinesi yakın zamanda 5 veya 10 yıl vadede €3 milyar tahvil ihracı yapacağını duyurdu. Günün olumlu gelişmelerden biri ise Fitch’ın Rusya’nın görünümünün ‘negatif’ten ‘durağan’a yükselmesi oldu. Fitch’e göre iyileşen emtia ve petrol fiyatları ve buna bağlı artan ekonomik büyüme beklentileri Rusya’nın önümüzdeki dönemde ekonomik istikrarı yakalayacağını göstermektedir. Gelişmekte olan ülke eurotahvillerinde gözlenen satışların etkisinde Türk eurotahvilleri gün içinde değer kayıplarına maruz kaldı. Uzun vadeli dolar cinsi kıymetlerde $0.75-1.00 değer kayıpları gözlenirken orta vadeli kıymetlerde de yaklaşık $0,50 değer kayıpları gözlendi. Türkiye 2030 vadeli gösterge tahvil ise $0,75 değer düşüşle $159’den Londra seansını sonlandırdı; 5 yıllık Türkiye CDS’i ise 180/184 seviyesinden işlem gördü.
Orta vadeli kıymetler ile değişken faizli kıymetlerde “AL” önerimizi koruyoruz
Yurtdışı piyasalarda da bozulmaların gözlemlendiği günde IMF ile ilgili beklentilerin de azalması nedeni ile tahvil ve bono piyasasında satışların hakim olduğunu gördük. Gösterge kıymetin getiri oranı günü 28 baz puan yukarıdan %8,93 seviyelerinden kapattı. Bu haftanın gündemini Salı günü ihalesi gerçekleşecek olan 10-yıl vadeli tahvil ile Merkez Bankasının Salı günü açıklayacağı 4Ç09 enflasyon raporu oluşturuyor. Bu hafta gerçekleşecek 10-yıl vadeli sabit kuponlu kıymet ihracı Hazine’nin bu vadedeki ilk ihracı olacak. Biz yerel yatırımcılardan talebin düşük olmasını yabancı yatırımcılardan ise IMF tarafındaki beklentiler nedeni ile bir miktar talep oluşmasını bekliyoruz. Hazine kıymetin kupon oranını %10,50 olarak belirledi. Biz kıymetin ıskontolu ihraç edilmesini bu nedenle getirisinin de %11,25 - %11,50 seviyelerinde oluşmasını bekliyoruz.
Hisse Senetleri piyasası için "BİRİKTİR" önerimizi koruyoruz...
Cuma günü 54,990 seviyesini test ettikten sonra İMKB 100, %0.22 değer kaybıyla haftayı 54,651 seviyesinden kapattı. .Özellikle Çin PMI verisinin güçlü gelmesinden sonra Çin’in faiz oranlarını arttıracağı yönündeki beklentiler ve artan enflasyon endişeleri Asya borsalarından başlayarak genele yayılan bir satış baskısı yaratmış gözüküyor. Bu nedenle hisse senetleri piyasasının güne düşüşle başlayıp yurtdışı piyasaların seyrini izleyeceğini düşünüyoruz. Gösterge tahvili güne 10 baz puanlık gevşeme ile %8.96 bileşik faiz düzeyinde başlarken dolar da TL karşısında 1.4950 düzeyinde işlem görüyor.
Etiketler:
finanscaddesi,
İş Yatırım,
paramı nereye yatırayım?
3 Ocak 2010 Pazar
MEVDUAT FAİZİNDEKİ DÜŞÜŞ DURACAK, TL GÜÇLÜ KALACAK
-Kriz Türkiye'de yatırım alışkanlıklarını nasıl etkiledi? Küresel krizin henüz Türkiye'de yatırım alışkanlıklarını belirgin bir şekilde etkilediğini düşünmüyorum. Yerli yatırımcı yine ağırlıklı olarak birikimlerini TL ve döviz cinsi mevduatlar, hazine bonusu, yatırım fonları, altın ve sınırlı bir oranda türev ürünlerde değerlendirdi. Ancak, 2009 yılının bu konuda nihai tespitin yapılabilmesi için kesinlikle uygun bir yıl olmadığı görüşüne de sahibim. Yerli yatırımcılar yaklaşık 30 senedir çok yüksek enflasyon ve faiz ortamında yatırımlarına yön vermeye alıştılar. Yaşayan neslin gördüğü en derin global finansal kriz yaşandı ve buna rağmen önceki krizlerin aksine, bu nokta çok önemli, faizler çok hızlı bir şekilde ve sürekli olarak düştü. Dolayısıyla yatırımcıların şu an gözlemledikleri tarihi düşük seviyelerdeki enflasyon ve faiz rakamlarının geçici mi, kalıcı mı olacağı konusunda karar vermeleri belli bir zaman alacaktır ve bu son derece doğaldır diye düşünüyorum. Zaman içinde bu düşük reel ve nominal faiz seviyelerinin korunacağı görüşü yerleştikçe işte o zaman yerli yatırımcının yatırım alışkanlıklarında radikal ve kalıcı değişikliler görmeye başlayacağız. Sabit getirili yatırım araçlarından değişken getirili ve profesyonel yardım gerektiren yatırım araçlarına kayış olacak.
500 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
-Düşük faiz ortamında hangi yatırım araçları öne çıktı? Yerli yatırımcının halen yaklaşık 500 milyar dolarlık bir yatırım portföyü bulunuyor. Bu rakamın yaklaşık 200 milyar dolarlık bölümü TL cinsi mevduat, 100 milyar dolarlık bölümü yabancı para cinsi mevduat, 100 milyar dolarlık bölümü altın, 50 milyar dolarlık bölümü hazine bonusu ve devlet tahvili, 20 milyar dolarlık yatırım fonu ile 6 milyar dolarlık emeklilik fonu ve 20 milyar dolarlık hisse senedi.
-Yatırım enstrümanlarında 2010 yılına ilişkin beklentileriniz? Anapara garantili ve anapara korumalı fonlara talebin artacağına inanıyorum. Sabit getirili yatırımda ısrarcı olan yatırımcıların ise aktif yönetilen tahvil ve bono fonlarına yönelmesini ve ortalama mevduat vadesinde belirgin artış yaşanmasını bekliyorum. Hisse senedi ve A Tipi yatırım fonlarına talep artacak. Başta altın olmak üzere değerli madenlere ilginin artmasını ve bu yönde yatırım yapan yatırım fonlarına talebin 2009 yılında olduğu gibi yüksek oranlarda artmaya devam edeceğini düşünüyorum. Döviz yatırımında ısrar eden yatırımcıların ise opsiyonlu mevduat, Alternatifli Döviz Mevduatı (DCD) ve türev ürünlere yönelmesi yerinde olacak.
YABANCI SERMAYE GİRİŞİ ARTACAK
-Küresel kriz sonrası global ekonomiye ilişkin öngörüleriniz?
ABD tarafında toparlanmanın devam etmesi ancak enflasyon tehdidi algılanmaması sebebiyle faiz arttırımlarının en erken yılın son çeyreğinde başlamasını bekliyorum. AB tarafında ise toparlanmanın daha fazla vakit alacağı dolayısıyla faiz arttırma ihtimalinin ABD'ye göre daha düşük olduğu görülüyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin ise başta BRIC ülkeleri olmak üzere daha belirgin büyümeye sahne olacakları tahmin ediliyor. Hammadde fiyatlarındaki artışın sınırlı olacağı, 2010 yılı için ciddi bir global enflasyon tehdidi olmadığı, işsizlik rakamlarının en erken 2010 yılı son çeyreğinde toparlanması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişinin 2010 yılında da devam etmesi bekleniyor. Ayrıca hisse senedi piyasalarının, sabit getirili enstrümanlardan daha iyi performans göstermesi ve gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin kuvvetli kalması da diğer beklentilerimiz arasında. Özetle 2010 yılının küresel krizin yaralarının sarılmaya devam edeceği bir yıl olacağı görüşündeyim.
İşsizlik, 2010 ikinci yarıda düzelir
-2010 yılında nasıl bir Türkiye ekonomisi bekliyorsunuz? Türkiye'ye gelirsek; 2010 yılı beklentilerimizi makro ekonomik gelişmeler ve piyasalar üzerindeki etkileri olarak iki ana başlık altında toplamak yerinde olacak. Makro ekonomik gelişmeler ile başlayalım: *Büyüme:IMF ile anlaşmış bir Türkiye'nin yüzde 4-4,5'luk, anlaşmadan yoluna devam etmesi durumuda ise yüzde 3-3,5'luk bir büyüme sergilemesini bekliyoruz.
*Enflasyon: Yılsonu itibari ile TÜFE'nin yaklaşık yüzde 6-7'lik bir artış göstermesini bekliyoruz.
*Bütçe Performansı: Orta Vadeli Program'da belirtilen hedeflerin biraz üzerinde bir bütçe açığı ile yılın tamamlanacağı görüşündeyiz. Ana gerekçe ise 2011 yılı genel seçimleri.
*İç Borç Çevirme Oranı: IMF ile en geç yılın ilk çeyreğinde anlaşılması durumunda yaklaşık yüzde 100, anlaşmadan yola devam edilmesi durumunda ise yaklaşık yüzde 110 civarında bir iç borç çevirme oranı bekliyoruz.
*Cari Açık: Ekonomik toparlanmaya paralel olarak bir miktar artış bekliyoruz. Yıl sonu tahminimiz ise yaklaşık 20-25 milyar dolar.
*Merkez Bankası ve Para Politikası: Merkez Bankası'nın faiz arttırım sürecine en erken yılın ikinci yarısında başlayacağı ve yıl sonunda politika faizinin yüzde 8,5'da bulunacağı görüşündeyiz.
*İşsizlik: İşsizlik tarafında belirgin düzelmenin ancak yılın ikinci yarısında başlayabileceği görüşündeyiz hatta 2011 yılına kalması da bizi şaşırtmayacak.
*Dış Ticaret Dengesi: Orta Vadeli Program hedeflerine yakın ithalatın yaklaşık 150 milyar dolar ve ihracatın yaklaşık 110 milyar dolar olarak sonuçlanmasını bekliyoruz.
Hisse senetleri ucuz cazibesini koruyacak
-Piyasalara ilişkin beklentileriniz?
*Faiz:Reel ve nominal faizlerin 2009'daki en düşük seviyelerinin altına gerilemeyeceğini düşünüyoruz. Ancak buna rağmen yükseliş de oldukça sınırlı kalacaktır, Merkez Bankası politika faizi kadar bir yükseliş bekliyoruz. Mevduat faizlerindeki düşüşün de duracağı görüşündeyiz. Merkez Bankası politika faizine paralel olarak yükseliş bekliyoruz.
*Döviz: TL'nin güçlü kalmasını bekliyoruz. 2009 yılında TL'nin en az değer kazanan gelişmekte olan ülke para birimlerinden biri olması ve döviz sepetinin halen tarihi yüksek seviyelerine yakın olmasının da bu görüşümüzü desteklediğini düşünüyoruz.
*Borsa: İMKB tarafında ise yükseliş potansiyeli olduğuna inanıyoruz ancak elbette en önemli belirleyici etken olası bir IMF anlaşmasıdır. Her koşulda; ekonomik büyüme, tarihi düşük faiz seviyeleri, global piyasalarda yeniden artan risk iştahı sebebiyle ve en önemlisi diğer gelişmekte olan ülkelere göre oldukça ucuz gördüğümüz İMKB'nin cazip olduğu görüşündeyiz. Seviye tahmini ancak IMF ile yürütülen görüşmelerin sonucuna göre şekillenecektir ancak önceki tarihi yüksek seviyelerinin üzerinde bir hedef belirlemek yanlış olmayacak.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM
Etiketler:
Ayfer Arslan,
finanscaddesi,
Gür Çağdaş,
paramı nereye yatırayım?,
TKYD
18 Aralık 2009 Cuma
GEÇEN HAFTA EN FAZLA BORSA KAZANDIRDI
Haftanın en fazla kazandıran yatırım aracı hisse senedi oldu. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB) işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 1,52 prim yaptı. İMKB'de Bileşik Endeksi, haftayı 50 bin 138 puanla tamamladı. Dolar yüzde 1.1 oranında değer kazanırken, euro'nun değeri yüzde 0.86 oranında düştü. Haftalık bazda 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı yüzde 0,37, Cumhuriyet Altının gram satış fiyatı da yüzde 0,28 oranında geriledi. 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 53,95 liraya, Cumhuriyet Altınının satış fiyatı da 361 TL'ye düştü. Mevduat faizinin haftalık net getirisi ise yüzde 0.14 ile sınırlı kaldı.
Etiketler:
borsa,
finanscaddesi,
paramı nereye yatırayım?
12 Aralık 2009 Cumartesi
BORSADA HANGİ HİSSELER ALIM-SATIM İÇİN UYGUN?
Mevcut koşullarda paranın gidebileceği cazip bir alan yok. Döviz piyasaları yatay seyrediyor. Altında bu seviyeler riskli görülüyor. Faizlerde düşüş marjı neredeyse yok gibi. Hatta yükselişten daha sık bahsedilmeye başladı. Hal böyle olunca da yatırım için bütün oklar borsayı gösteriyor...Dubai krizi piyasaları tedirgin etmiş durumda. Ancak borsacılar, Dubai’nin sadece yurtdışında realizasyonun bahanesi olacağını düşünüyor. Aslında Dubai’de yaşananların Türkiye’de ağır işleyen realizasyon sürecini de hızlandıracağı öngörülüyor. Ancak bu realizasyonun yıl sonuna kadar İMKB’de alım fırsatı yaratacağına da dikkat çekiliyor. Nitekim haftaya düşüşle başlayan borsa yükseliş trendiyle kapandı.Uzmanlar, özellikle faizlerde olası bir yükseliş öncesinde borsada kısa vadeli alım-satım yapılabilecek hisseleri öneriyor. Bunların bir bölümü kendi içinde özel konuma sahipler. Bir bölümü ise daha önce yeterince yükselip dinlenmeye geçmiş hisseler. Bu hisselerin, para arzı azalmaya başladığında ve faizler yükseliş trendine girdiğinde daha kolay satılabileceğine dikkat çekiliyor... Ersagun ŞİMŞEK / Tera Menkul Değerler Araştırma Müdürü
ÜLKER’E TALEP HER DÖNEMDE GÜÇLÜ *
Ülker Bisküvi: Son dalgalanmada en çok değer kaybeden kağıtlardan biri oldu. Özellikle üçüncü çeyrek bilançosu açıklandıktan sonra çok satış yedi. Kısa süre önce 3.80 seviyelerini görmesine rağmen 3.20’lere kadar geriledi. Ancak Ülker’e talep her dönemde güçlü olmuştur. Kısa sürede yukarı yönlü hareket yapabilecek bir hikayesi var. Ülker’de yeni yatırım haberleri hiç bitmez. Kısa sürede yeniden 3.80 seviyelerinin üzerine çıkması süpriz olmaz. Ülker Bisküvi'nin tekniği de bu durumu destekliyor.
* TSKB: Hisse, 1.60 seviyelerinin üzerini gördükten sonra 1.35’lere kadar geriledi. Daha sonra toparlanarak 1.45 seviyelerinin üzerinde işlem görmeye başladı. TSKB’nin riskli kredilerinin bulunmaması, klasik bankacılıktan farklı olarak yüksek montanlı kurumsal krediler vermesi ve sadece büyük projelerle ilgilenmesi, hisselerinin risk oranını çok düşük tutuyor. Teknik olarak çok iyi durumda olduğu da bir gerçek. Kısa sürede yeniden 1.70 seviyelerini görebilir. 1.70 direncinin kırılmasından sonraki hedef 2 lira seviyeleri olacaktır.
* Net Turizm: 1.40 seviyelerinden işlem görürken, son dalgalanmayla beraber çok geriledi. Şu sıralar 1.25 seviyelerinde işlem görüyor. Net Turizm’in yeni yatırımlara başlayacağı açıklandı. Hissede teknik olarak alım vaktinin geldiğini görebiliyoruz. Kısa sürede 1.80 seviyeleri görülebilir.* Türk Telekom: Dalgalanmada 5 lira seviyelerinden 4.30’lara kadar geriledi. Türk Telekom’un futbol maçları için açılacak ihaleye teklif vereceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu beklenti hissede hareketlenmelere yol açabilir. Hisse için ilk hedefimiz 4.70. Ardından 5 liranın üzeri gündeme gelebilir. Piyasaların silkelenmesiyle birlikte Türk Telekom’un yükselişe geçmesini bekliyoruz.
Polat YAMAN / Galata Menkul Değerler İnternet Şube Müdürü
IŞIKLAR’DA YÜZDE 300 PRİM POTANSİYELİ VAR
* Işıklar Ambalaj: Son birkaç ay içinde SPK’nın sermaye indirimi ve artırımı uygulamasından faydalanarak 46 milyon TL kaynak yarattı. Şirket, beş farklı sektördeki yatırımlarının daha etkin yönetilmesi için holdingleşme yoluna gidecek ve unvanını “Işıklar Yatırım Holding” olarak değiştirecek. Geçenlerde şirketin bağlı ortaklığı Özışık İnşaat’ın da büyük ortak olarak dahil olduğu konsorsiyum, Muş’taki Murat Nehri üzerinde inşa edilecek hidroelektrik santrali için EPDK’dan onay aldı. Yap-işlet-devret modeliyle inşa edilecek barajın işletmesi 49 yıllığına bu konsorsiyumda olacak. 2010’da başlanacak barajın inşasının 5 yıl sürmesi ve 400 milyon dolara mal olması bekleniyor. Sonrasında ise yıllık 100 milyon dolarlık gelir hedefleniyor. Holdingleşme yolunda somut adımlar atan şirketin hisselerinin değerinin çok altında kaldığını düşünüyorum. 9 aylık bilançoda zarardan kara dönen Işıklar Abalaj’daki düzelmenin önümüzdeki dönemlerde de devam etmesini bekliyoruz. Hisse için ilk etapta yüzde 50 yükseliş potansiyeliyle 2 TL hedef fiyat öngörüyoruz. Uzun vadede ise yüzde 300 civarında yükseliş potansiyeli taşıdığını düşünüyorum.
* AFM: AFM Sinemaları’nın çoğunluk hissedarı Eurasia Cinemas, hisse payıyla ilgili her tür stratejik alternatifi değerlendirmek üzere çalışmalar yaptığını açıkladı. Eğer payların tamamı satılırsa çağrı yapma durumu olabilir. Bu durumda satış fiyatı öne çıkacaktır. Ancak hisse bu yıl endekste yaşanan ralliye hiç katılamadı. Hatta bu yıl gördüğü maksimum fiyata göre yüzde 50 düşükten işlem görüyor. Dolayısıyla satış fiyatının bu seviyelerin pek altında olmayacağını düşünüyoruz. Satış gerçekleşmese dahi bu cazip fiyatıyla yatırımcıların dikkatini çekecektir. Şirketin bünyesine kattığı potansiyeli yüksek salonlarla cirosunu artırmasını bekliyoruz. Yine sektörel olarak krizden ilk etapta zarar gören AFM, ekonomik canlanmadan da ilk planda fayda sağlayacaktır. Şirket için 100 milyon dolar hedef piyasa değeri öngörüyoruz. Bu da hisse için yüzde 50 yükseliş potansiyeli arz ediyor.
* Tire Kutsan: Şirket, son iki yıldır olumlu bilanço açıklamıyor. Özellikle finansal giderler kalemi kara geçmesini engelliyor. Bunda, şirketin yeni sahibi Mondi Packaking’in modernizasyon ve yeni yatırım kararları etkili oluyor. Hatırlanacağı gibi Ülker Grubu, bu şirketteki paylarını satmıştı. Şimdi yeni yatırımlarla Tire Kutsan’ın üretim kapasitesi artacak ve yüksek verimlilik sağlanacak. Ayrıca, bu yıl yapılan bedelli sermaye artışı da şirkete kaynak sağladı. Bu kaynak finansal verilere olumlu etki yapabilir. Sonuç olarak halihazırda yaşanan olumsuzlukların hisse performansına fazlasıyla yansıdığını düşünüyorum. Son 7 aydır hisse fiyatı aynı seviyelerde. Şirket için yüzde 50 yükseliş potansiyeliyle 300 milyon dolar piyasa değeri öngörüyorum.
Baki ATILAL / Turkish Yatırım Araştırma Müdürü
ENKA İNŞAAT, 2010’DA HIZLA TOPARLANACAK
* Enka İnşaat: Enka, yurtiçinin yanı sıra Rusya, Ukrayna, Tacikistan ve Kazakistan’da üstlendiği inşaat projeleriyle adından söz ettiriyor. Şirket, bir yandan da Türkiye’de inşa edip işlettiği doğalgaz çevrim santralleriyle enreji sektöründeki etkinliğini artırıyor. Enka’nın süren projeleri arasında Moskova’daki Sheremetyevo Havalimanı’nın yeni terminal projesi, St. Petersburg’daki Toyota otomobil fabrikası ve Sakhalin Adası’ndaki petrol sahası altyapı projesi dikkat çekiyor. Global ekonomide canlanma sinyallerinin emtia fiyatlarını yükseltmesiyle net doğalgaz ve petrol ihracatçısı olan Rusya’nın gelirlerinde yaşanacak artışın Enka’yı olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz. Şirketin özellikle 2010 yılında ciro ve karlılık anlamında kendini daha hızlı toparlamasını bekliyoruz. Hissede hedef fiyatımız 6.85 TL.
* Fortis Bank: Yeterli likiditeye sahip olan bankalar, 2009 yılında mevduat toplama yarışına girmedi. Hazine’nin borçlanma oranının artması nedeniyle de sektördeki mevduat büyümesi sınırlı oldu. Fortis Bank, böyle bir dönemde mevduatını en fazla artıran üç banka içinde yer alarak büyük bir başarı gösterdi. Hisse için şu an en büyük beklenti ise Türk Ekonomi Bankası (TEB) ve Fortis’in 2009 yılı içinde birleşme ihtimalinin artması. Bu birleşme sonucunda yüzde 5 payla Türkiye'nin 7’nci büyük özel bankasının ortaya çıkması bekleniyor. Hisse için hedef fiyatımız 2.42 TL.
* Vakıfbank: Güçlü mevduat yapısı, TL mevduatı maliyetlerinin düşüklüğü, Yapı Kredi Worldcard’la yapılan işbirliği neticesinde elde edeceği komisyon gelirlerindeki artışın yanı sıra ve özelleştirilme olasılığı, banka için olumlu bir görüş vermemizin başlıca nedenleri. Hisse için hedef fiyatımız 4.45 TL.
* Alarko Holding: Taahhüt karlılığını artırmak amacıyla Cezayir, Yemen ve Umman gibi ülkelerde yeni projeler almak için görüşmeler yapıyor. Hatırlanacağı gibi Alarko, 30 Ekim 2009’da Meram Elektrik Dağıtım’ı özelleştirmeden devralmıştı. İlerleyen yıllarda Meram operasyonunun karlılığa pozitif katkı yapacağını düşünüyoruz. Holdingin nükleer enerji için Avrupa ve Amerika’dan yabancı firmalarla görüşüyor olmasını da beklenti yaratan diğer bir önemli gelişme olarak vurgulayabiliriz. Hisse için hedef fiyatımız 4.34 TL.
* Tekfen Holding: İşveren ülkelerin daha önce ertelediği projelerin ihale süreçlerini sonuçlandırmaya başlamasıyla birlikte iş hacminde göreceli bir iyileşme gözlendi. Bunun sonucu olarak Tekfen Taahhüt Grubu da yılın ikinci çeyreğinde biri Katar’da, diğeri Birleşik Arap Emirlikleri’nde olmak üzere iki yeni proje aldı. Tekfen Taahhüt Grubu, yılın üçüncü çeyreğinde de tümü Kazakistan’da olmak üzere, toplam tutarı 235 milyon doları bulan iki yeni proje ve mevcut projelere ek işler üstlendi. Grubun eylül itibariyle yaklaşık 1.37 milyar dolar tutarında aktif iş portföyü bulunuyor. Devam eden bu projelerin yaklaşık yüzde 97’si yurtdışında. Taahhüt işlerinin büyük bir kısmının petrol üreten ülkelerde olması ve petrol fiyatlarındaki artış holding için avantaj yaratıyor. Hissede hedef fiyatımız 5.00 TL.
İdil TARAKLI-PARA DERGİSİ
Etiketler:
borsa,
finanscaddesi,
İdil Taraklı,
paramı nereye yatırayım?
11 Aralık 2009 Cuma
KASIM AYINDA EN FAZLA ALTIN KAZANDIRDI
Etiketler:
altın,
finanscaddesi,
paramı nereye yatırayım?
9 Aralık 2009 Çarşamba
2010'DA EN KARLI YATIRIM ARACI GAYRİMENKUL OLACAK
Etiketler:
Century 21,
finanscaddesi,
gayrimenkul,
paramı nereye yatırayım?,
Sinan Şerifoğlu
26 Ekim 2009 Pazartesi
PARAMI BORSAYA MI, FAİZE Mİ YATIRAYIM?
İş Yatırım, haftalık değerlendirmesinde tasarruf araçlarına ilişkin şu önerilerde bulundu:*TL'YE DEVAM: Dünya ekonomisindeki canlanma ve güçlü şirket karlarına paralel dünya borsaları ve emtia fiyatları yükselirken ABD doları hafta boyunca değer kaybetti. Gelişmekte olan ülke paraları ise hafta başında Brezilyanın yabancı yatırımcılara vergi koymasını takiben değer kaybetmeye başladı. Güney Afrika rand’ından sonra en kötü performans gösteren gelişmekte olan para birimi olan Türk lirası dolar karşısında %1.3, euro karşısında %1.9 değer kaybetti. Geçen hafta yaşanan ani değer kaybına rağmen Türk lirası aktifler için olumlu görüşümüzü koruyoruz.
*HİSSEDE BİRİKTİR: İMKB-100 için 59 bin olan hedef değerimiz %16’lik yükselme potansiyeli taşıyor. Mevcut seviyeler alış yapmak yerine borsadaki gerilemelerin fırsat olarak kullanılmasını öneriyoruz.
*FAİZ 25 BAZ PUAN DAHA İNER: MB’nin faizleri Kasım’da 25 baz puan indirmesini beklemeye devam ediyoruz. Devamına ilişkin sinyalleri ise hem 27 Ekim’de yayınlanacak olan Enflasyon Raporu’ndan hem de Kasım başında açıklanacak sanayi üretim verisinden takip edeceğiz.
Etiketler:
finanscaddesi,
İş Yatırım,
paramı nereye yatırayım?
17 Ekim 2009 Cumartesi
BORSADAKİ RALLİ NEREYE KADAR DEVAM EDECEK?
Talip yılmaz / Ekonomist Dünya piyasalarında mart ayından beri neredeyse kesintisiz bir yükseliş yaşanıyor. Faiz oranlarının tarihi olarak en düşük seviyelere gerilemesi, artan fiyatlara rağmen yatırımcıların portföylerindeki hisse senedi ağırlıklarını artırmalarını beraberinde getirdi. Hatta son dönemde İMKB’ye 10 bin civarında yeni yatırımcının geldiği ifade ediliyor.
Sonuçta hisse senedi fiyatları, küresel kriz yaşanmadan önceki seviyelere yaklaşmış durumda. İMKB-100 Endeksi en son 18 Ocak 2008’de gördüğü 50.000 seviyelerini geçen hafta içinde test etti. En yüksek 50,421 seviyesini gören endeks, haftayı 50.2187 puandan tamamladı. Yine İMKB 100 Endeksi, Mart ayında başladığı yükselişini Eylül ayında da devam ettirerek art arda yedi ay boyunca değer kazandı.
IMF ANLAŞMASI BEKLENİYOR
Gelinen bu seviyelerden sonra endekste yükselişin devam edip etmeyeceği, İMKB’de yatırımcının nasıl bir pozisyon alması gerektiği önemli soru işaretleri olarak karşımıza çıkıyor. Bunun için başta IMF anlaşmasına dair son 17 aydaki altıncı haber dalgası ve merkez bankalarının faiz politikalarına ve ABD’de üçüncü çeyrek bilanço haberlerine bağlı olarak yurt dışı piyasalardaki hava olmak üzere birçok faktör belirleyici rol oynamaya devam edecek.
OLUMLU BEKLENTİLER
* Yılbaşından beri fazla getiri sağlayamayan ABD piyasalarının pozitif seyrini sürdürmesi ve gördüğü en yükseklere yönelmesiyle İMKB olumlu seyrini sürdürebilir.
* Piyasalar, IMF ile bir anlaşma sağlanmasını bekliyor. Özellikle 45 milyar dolar beklentisi, piyasayı yeniden ateşledi.
* Beklentilerin altında kalan enflasyon nedeniyle MB'nin faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi, bankacılık endeksine destek olabilir. Yapılan değerlendirmelerde ekim ayında 50 baz puan indirim bekleniyor. Hatta bazı analistler, kasım ayında 25 baz puan daha indirim gelebileceğini söylüyor.
* Faiz oranlarındaki gerileme sonrasında bireysel yatırımcıların hisse ağırlıklarını artırmaları, borsadaki yükselişi destekleyebilir. Burada ilk sekiz ayda 10 bin yeni müşterinin borsada hesap açtığını hatırlatmakta fayda var.
* ABD’de geçen hafta içinde açıklanmaya başlayan üçüncü çeyrek bilançoların olumlu olması halinde, piyasalara artı destek gelecek. İkinci çeyrekte S&P 500 içerisinde yer alan şirketlerden yüzde 73'ünde kâr artışı yönünde sürprizle karşılaşılmıştı.
* IMF’siz olarak hazırlanan Orta Vadeli Program’ın uluslararası ekonomi çevrelerince beğenilmesi, yeni bir kriz ortamında Türkiye’ye olan güveni koruyabilir. Bu anlamda S&P ve Moody's’in not artırılabileceğine yönelik açıklamaları para girişini destekliyor.
* Türkiye'nin krizde askıya aldığı özelleştirme ihalelerine yeniden başlanması bekleniyor. İhalelere son başvuru tarihi 20 Ekim.
* Piyasaları bu seviyelere getiren traderler, yüksek bonus kazanma arzusuyla yılın son çeyreğinde de endeksin yüksek seviyelerini koruyabilmesi için mücadele edecek.
OLUMSUZ BEKLENTİLER
* Hisse senetlerindeki görülen yükselişlerin ekonomide henüz tam bir toparlanma ile desteklenmiyor olması, global borsalarda ve Türkiye'de genel olarak satıcılı bir seyir görülmesine neden olabilir.
* Dolar, mart ayında başlayan hisse piyasası canlanması sırasında zayıflamaya başladı ve Euro karşısında yüzde 20 devalüe olarak 1.47 ile son ayların zirve noktasına çıktı. Önümüzdeki günlerde doların yükselişi, borsalarda bir düzeltmeye denk gelebilir.
* ABD'de otomotiv teşviği ağustos sonunda sona ererken Türkiye'de otomotiv, beyaz eşya ve teknoloji teşviği, eylül sonunda sona erdi. Vergi indirimleri ile sağlanan iyileşmenin geçici olduğunun anlaşılması hisselerde satışları artırabilir.
* İsrail’in ardından Avustralya faiz artırımına gitti. Diğer gelişmekte olan ülkelerdeki gevşek para politikasına olumsuz yansımaları olabilir.
* BDDK verilerine göre bankaların kârlılığı azalmaya başladı. Faiz indirimlerinin durması ile bu konu gündemde yer almaya başlayacak.
* İMKB, Mart ayından bu yana yedinci ayında da yükseliş yaşadı. Bu tarz uzun soluklu yükseliş hareketleri az. Kâr satışları gelebilir.
Etiketler:
finanscaddesi,
İMKB,
paramı nereye yatırayım?
12 Ekim 2009 Pazartesi
PARASINI EMTİA'DA DEĞERLENDİRMEK İSTEYENE 'GRİ FON'
Etiketler:
Anapara korumalı fon,
finanscaddesi,
Gri Fon,
HSBC,
paramı nereye yatırayım?
29 Haziran 2009 Pazartesi
FAİZLER DÜŞSE DE TL'DEN ÇIKMAYIN, DOLAR ÜZEBİLİR
YATIRIMCI TEK BAŞINA ULAŞAMAZ
Riskli olmayan getiri ama getiri potansiyeli barındıran nitelikli ürünlere talebin arttığını belirten Şeniz Yarcan, şunları söyledi: "Çünkü yatırımcı şunu diyor: 'Ben zaten faizden çok kazanmıyorum. O zaman bir ürün daha yukarıda bir getiri sunuyor ve ana para garantisi veriyorsa, neden denemeyeyim?' Bu yüzden parasının tümüyle değil ama bir kısmıyla fon almayı tercih ediyor. Biz de TSKB olarak Temiz Enerji Fonu ve %100 Ana Para Garantili Tarım Ürünleri Fonu'nu çıkararak yatırımcıların tek başına erişmesi mümkün olmayan bu ürünlere yatırım fırsatı sunduk."
Tek bir ürüne yatırımolmaz, riski dağıtmalı
Türkiye'de fon endüstrisinin GSMH'nın yüzde 3'lük bölümünü oluşturduğunu ifade eden TSKB Genel Müdür Yardımcısı Şeniz Yarcan, "Bu da gelişiminin açık olduğunu gösteriyor. Neden Türkiye'de fon piyasası gelişmemiş? Çünkü faizler çok yüksekti. Ama düşen faiz ortamında para kazanmak zor. İşi uzmanına emanet etmek gerekiyor. Şimdi Türkiye'de bu noktaya geliyor. Türk insanı yüksek faiz ortamına çok alışmıştı. Yatırımcı arayış içerisinde. Tümü tek bir ürüne yatırılamaz. Portföyler sepet misali, riski dağıtmak gerekir."
Soya fasulyesi,buğdaya yatırım
TSKB, 22-26 Haziran 2009 tarihleri arasında %100 Anapara Garantili Tarım Ürünleri Fonu'nu halka arz ettti. Yarcan, küresel krizin etkisiyle iyice gerilemiş olan tarım fiyatlarının önümüzdeki dönemde yüzde 10 ile yüzde 30 arasında artacağının tahmin edildiğini belirterek, "Yatırımcılarımızla bu öngörüyle buğdaydan soya fasulyesine, mısırdan şekere, kahveden pamuğa 10'dan fazla farklı emtiaya yatırım fırsatı sunduk" dedi.
MB, faizleri 25 ile 50 puan daha indirir
Merkez Bankası'nın (MB) yıl sonuna kadar gecelik faizleri 25 ile 50 baz daha indirmesinin beklendiğini dile getiren Yarcan, ancak bu indirimlerin birebir tüketici ve ticari kredi faizlerine yansımasının imkansız olduğunu savundu.Yarcan, "Ülkede resesyon varsa MB faizleri düşürmek zorunda. Çünkü o ülkede iş aktivitesi yok. Enflasyon da yok demek. MB faizi yüksek tutarsa, enflasyonun düşük olduğu bir ortamda inanılmaz bir reel faiz verir. Bizim ülkemizde bunu finanse edemez" dedi.
Piyasada soluklanma dönemi
TSKB Genel Müdür Yardımcısı Şeniz Yarcan, MB'nin 'süpriz' olarak nitelendirilen son faiz indirimiyle dikkatlerin yeniden büyümeye çevrildiğini belirterek şöyle devam etti: "Toparlanma sinyalleri piyasaların genelinde vardı. Hisse senetleri de bunu gördü. Fakat yeni dipler beklemiyoruz. Bundan sonra piyasaların biraz sakin seyretmesi, ufak düzeltmeler bekleniyor. Soluksuz düştüğü gibi V gibi çıkış yok. Çok ciddi darbe aldı. Yeni derinleşen kriz içerde ve dışarıda beklemiyoruz. Ama 'düzeltme ve soluklanma' veya 'nefes alma dönemi' bekliyoruz."
Türkiye hızlı toparlar,ilk tepkiyi borsa verir
Yarcan, orta vadede dünya ekonomilerinde düzelme görüleceğine işaret ederek şöyle konuştu: "2010 takvim yılında düzelme göreceğiz. Türkiye olarak daha hızlı toparlanacağız. Ekim ve kasım aylarından sonra bu iyileşmeleri en önce hisse senetleri satın alacaktır. Şu bir iki ayı biraz sakin geçirebiliriz. Şu an belirsizlik ortamına giriliyor gibi. O nedenle yazın dolar bütün para birimlerine karşı değer kazanabilir deniyor. Ama yatırımcılara dövizle oynamasını tavsiye etmiyoruz"
Son çeyrekte artı büyürüz, kur dalgalı
*Büyüme: Son çeyrekte küçük de olsa bir artı bekliyoruz. Gelecek sene için daha pozitifiz.
*Kur: Yaz aylarında sıkışması, yükselmesi gündeme gelebilir. Ama orta vadede iyileşmeyle birlikte muhakkak dolar/TL kuru aşağı gelecektir.
*Borsa: Orta vadede kesin yönü yukarı. Fakat yazı sakin geçirmesi, 32-35 bin bandında geçirmesi beklenebilir. Ama 20 binli gibi daha önceki geldiğimiz seviyelerde büyük bir düzeltme beklemiyoruz.
*Faiz: Tamamen IMF'ye bağlı olarak yüzde 12'nin üzerine geçmeyebilir. Ama biz IMF'siz bir döneme geçer ve bütçe açığını finanse etmek için iç borçlanma artarsa bono faizleri yukarı gelebilir.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ
Etiketler:
Ayfer Arslan,
dolar,
finanscaddesi,
paramı nereye yatırayım?,
Şeniz Yarcan,
TSKB
16 Haziran 2009 Salı
İŞ YATIRIM, KISA VE UZUN VADEDE TL ÖNERİYOR

İş Yatırım, haftalık raporunda, yatırımcılara şu önerilerde bulunuyor:
*Türk lirası önermeye devam ediyoruz
Geçtiğimiz hafta boyunca gelişmekte olan ülke paralarına göre geride kalan Türk lirası Cuma günü gelen tepki alışlarıyla değer kazandı. Bu hafta TL’nin küresel piyasalar ve euro/dolar paritesine bağlı dalgalı yukarı yönlü seyrinin devam etmesini bekliyoruz. Kısa vadeli risk olarak doların dünya paralarına karşı değer kazanmasını görüyoruz. Kısa ve uzun vadede TL önermeye devam ediyoruz.
* Kısa vadeli DİBS’ler için AL, orta ve uzun vadeli kıymetler için SAT önerisi veriyoruz. Gösterge kıymette %12,80 - %13,00 bandının alım satım amaçlı kullanılmasını öneriyoruz. TÜFE’ye endeksli kıymetlerin nominal kıymetlere oranla getiri seviyeleri daralmış olsa da hala reel getirilerinin cazip olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bu kıymetlerde uzun vadeli tutmak amacıyla pozisyon alımını öneriyoruz. 03
* Kısa vadeli eurotahviller için TUT, orta ve uzun vadeli eurotahviller için SAT önerisi veriyoruz. Kısa vadeli tahvil getirilerinin alım-satım spredinin genişlemiş olması nedeniyle kısa vadeli kıymetlerde TUT önerimizi koruyoruz. Yurtdışı piyasalarda tansiyonun artmış olması ve orta ve uzun vadeli kıymetlerde getiri seviyelerinin Lehman’ın iflasından önceki seviyelere gerilemiş olması nedeniyle bu vadelerde satış öneriyoruz. Kasım 2019 vadeli yeni Eurotahvil benzer vadeye sahip kıymetlere göre daha yüksek getiri sunuyor. Bu kıymette pozisyon alınmasını öneriyoruz.
*Hisse senetleri için TUT önerisi veriyoruz. Son dönemde yaşanan yükselişe rağmen yurtiçi hisse senetleri piyasasının dünya piyasalarına göre ucuz olduğunu görüyoruz.
Etiketler:
finanscaddesi,
İş Yatırım,
paramı nereye yatırayım?
15 Mayıs 2009 Cuma
FAİZLER DÜŞÜYOR, PARAMI NEREYE YATIRAYIM?
BORSA:21 binlerden başlayıp 35 binlere uzanan yükseliş durdu. Dünyaya baktığınız zaman yurtdışı piyasalardan çok ciddi etkileniyoruz. İlk dönemin bittiğini düşünüyorum. Dipi bulduk. Bundan sonra kar realizasyonları gelecek. Yılın son çeyreğine kadar devam edecek. Son çeyrekte bir hareket başlayabilir. Ama kısacası; bu dönemde daha temkinli olunması gerekiyor. Şu an için borsada alım önermiyorum. Bilanço dönemi, fiyatlar gevşer. Kar realizasyonlarının bitmesini beklemek lazım. Yatırımı düşünenler yılın son çeyreğini beklesin. Yıl sonunda tahminim; endeks 35 bini geçebilir. 2010 yılında borsanın yeniden yıldızı parlayacak.
GAYRİMENKUL: Durgunluk nedeniyle gayrimenkul fiyatları da çok ciddi geriye geldi. Merkezi yerlerde konut fiyatları yüzde 5 ile yüzde 10 arasında ucuzladı. Önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yatırım açısından bakıldığında tekrar bu piyasaların kıpırdanmaya başladığını düşünüyorum.
DÖVİZ: Orada bir bantın içine girdiğimizi düşünüyorum. Yıl sonuna kadar dolar kurunun 1.50-1.65 arasında bir bantta kalacağını düşünüyorum. Bundan sonra doların 1.80 liraya fırlaması gibi çok büyük hareketler olmayacaktır. Dövizin yatırım yapılmasını tavsiye etmiyorum. Artık orada daha durağan bir döneme girilecektir. IMF anlaşmasının gerçeklemesi kuru daha da aşağı çekecektir.
FAİZ: Ne kadar faizler düşüyor, cazibesini kaybediyor da desek fazla riske girmek istemeyenler için cazip olabilir. Faizde, kar marjları daralıyor ama bir taraftan da enflasyon düşüyor. "Riske girmek istemiyorum" diyenler mevduat, bono ve tahvili düşünebilir. Çünkü az da olsa kar marjı var.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ
Etiketler:
A Yatırım,
Ayfer Arslan,
finanscaddesi,
Metin Ayışık,
paramı nereye yatırayım?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)