Ekrem Keskin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekrem Keskin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2010 Cuma

BANKACILAR KKDF ARTIŞININ YENİ KREDİLERE UYGULANMASI İÇİN HÜKÜMETE BAŞVURU YAPACAK

KKDF artışının eski kredilere de uygulanması bankacılık sektörünü rahatsız ediyor. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, KKDF'nin yükseltilmesi ve geriye yönelik uygulanmasının, bankalar ile müşterileri arasında ihtilaflara ve sorunlara neden olduğunu söyledi. Keskin, uygulamanın Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan kredilere uygulanması için hükümete başvuru yapılması husususun Yönetim Kurulu tarafından değerlendirileceğini açıkladı.

8 Kasım 2010 Pazartesi

KKDF'Yİ KAMU ARTIRDI BANKALARIN SORUMLULUĞU YOK

Bakanlar Kurulu kararıyla artırılan KKDF’yi, daha önce alınmış tüketici kredilerine de yansıtan bankalar, müşterileri ile karşı karşıya kalınca bu konuyu birlikte ele alma kararı verdi. Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, bu artışın geçmişe yönelik uygulanmasının haklı olmadığını söylerken, “Bankalar bu konuda aracı, toplanan para Maliye’ye gidiyor” dedi.
Hükümetin ekonomiyi soğutma kararları doğrultusunda yüzde 10’dan 15’e çıkardığı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF), bankalar ile tüketici kredisi kullanan milyonlarca müşteriyi karşı karşı getirince, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) bu hafta toplanmaya karar verdi. Tüketici kredisindeki KKDF artışıyla birlikte yaşanan sıkıntıları ele alacak bankacıların, vurguladığı nokta ise ne bu artışta ne de bu artışın uygulanmasında bankaların bir dahli bulunmadığı.

Hükümet öyle istedi
TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin
, tüketici aleyhine uygulamaların geçmişi de kapsamasını şahsen haklı görmediğini dile getirirken, bu konuda bankalara da haksızlık yapıldığını savundu. KKDF artışına ilişkin karar 28 Ekim’de yürürlüğe girdikten sonra bu tarihten önce alınmış kredilerin kalan taksitlere uygulanmasının bankaların tasarrufu olmadığını anlatan Keskin, “Bu otoritenin almış olduğu bir karar. Oran artırıldıktan sonra birliğimize bu yönde bir yazı geldi ve biz de bunu bankalara bildirdik. Bankalar da bu karar doğrultusunda hareket ediyor” diye konuştu.

Para Maliye’ye gidiyor
Tüketici kredilerinde kalan taksitlere KKDF’deki 5 puanlık artışın yansıtılmasının, sözleşme koşullarında bir değişiklik anlamına gelmediğini dile getiren Keskin, şunları söyledi: “Banka ne kredi koşullarında, ne faizinde ne de vadesinde bağıtlanan sözleşme koşullarını değiştirmiyor. Ama bir üçüncü kurum olarak devlet, ‘KKDF’yi artırdım, uygula’ diyor. Kamu otoritesi tarafından yapılmış bir değişiklik var. Bu artışla birlikte müşterinin ödeyeceği fazla para bankaların kasasına girmiyor. Bankalar bu fonu sorumlu sıfatıyla alıyor ve vergi dairesine yatırıyor.”

Bankanıza kızmayın
Mevcut durum nedeniyle bankaların eleştirilmesinin de haksızlık olduğunu vurgulayan Keskin, şöyle konuştu: “Bankalar bu konuda sadece uygulayıcı. Zaten hak ettiği övgüden daha çok hak etmediği kadar eleştirilen bir sektör bankacılık. Şimdi bir de KKDF yüzünden bankalar eleştiriliyor. Şahsen, tüketici aleyhine alınmış kararların geçmişe yönelik olarak uygulanmasını haklı bulmuyorum ama bu yüzden bankaların eleştirilmesi de haksızlık. Bankalar bunu keyfi olarak müşterilerine yansıtıyor gibi algılanmamalı. Her olayın bu sektöre yüklenilmesi doğru değil.”

Krizde ekonomiyi canlandırana ceza gibi
Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, küresel krizin en şiddetli zamanlarında ekonomi canlansın diye uğraşılırken, kredi kullanmış bir tüketicinin koşullar değişti diye cezalandırılmasına karşı çıkıyor. “Mevcut uygulama aleyhte ve adil değil ama bu durum Türkiye için de bir ilk değil” diyen Keskin’in görüşleri şöyle: “Geçmişte oranın artırılıp ama geçmiş kredilere yansıtılmadığı, oranın düşürülüp yansıtıldığı şeklinde iki farklı uygulama var. Şimdi de artırıldı ve yansıtıldı. Türkiye’de bazı düzenlemelerin lehte geriye uygulanmasına kimsenin itirazı olmaz ama aleyhte uygulandığı zaman herkes rahatsız olur. Geçmiş kredilere uygulanmaması gerekiyordu, düzenlemenin gerekçesi, kredi maliyetlerini artırarak kredi talebini düşürmek ama iki yıl önce de ekonomi canlansın diye çalışıyorduk. Hal böyleyken ekonomiyi canlandırma politikaların uygulandığı bir dönemde almış olduğunuz krediden dolayı yeni vergiye muhatap oluyorsunuz.”

Banka müşteriye ‘şubeye gel’ diyor gitmek gerekir mi
KKDF’de artışın 28 Ekim öncesindeki kredilere yansıtılmasında bankalar arasında farklı yöntemler izleniyor. Bazı bankalar, artışı otomatiktan kalan taksitlere yansıtırken, bazı bankalar konuyu görüşmek için müşterisini bankaya davet ediyor. KKDF’yi otomatikman uygulayan bankaların dayanağı, müşteriye imzalatılan sözleşmede, “Her türlü vergi ve fon artışındaki değişikliğin yansıtılacağı” yönünde maddenin yer alması. Müşterisini bankaya çağıran bankaların ise sözleşmedeki bu eksikliği gidermek istediği belirtiliyor. Tüketici dernekleri “Bankaya gitmeyin, size yeni sözleşme imzalatacaklar” uyarısı yapıyor. Keskin, “Bazı hukukçular bunun uygulanamayacağını, bazıları da vergisel bir uygulama olduğunu, sözleşme koşullarından bağımsız olduğunu ve yansıtılacağını savunuyor” dedi.

Nilgün KARATAŞ / HÜRRİYET

21 Temmuz 2010 Çarşamba

TÜKETİCİ KREDİ KARTINI BIRAKIP KREDİYE YÜKLENDİ

Geçen yıl küresel kriz nedeniyle yerinde sayan banka kredileri 2010 yılında ekonomideki büyüme ivmesinin hızlanması ve belirsizliklerin azalmasıyla adeta patladı. Geçen yıl ilk yarıda sadece 664 milyon lira artan banka kredileri bu yılın aynı döneminde 64 milyar liralık artışla 460 milyar lirayı geçti.
Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarından oluşan toplam bireysel kredi hacmi de yılın ilk yarısında 18.5 milyar lira artarken, son 8 yıllık değişime bakıldığında ise en önemli değişim tüketici davranışlarında görüldü. 2002 yılında neredeyse her harcamasını kredi kartı ile yapan bireyler son yıllarda faizlerin de düşmesiyle tüketici kredisine yüklendi. 2002 yılında kredi kartı ile yapılan borçlanmaların bireysel kredilerdeki payı yüzde 66 iken, 2010 haziran ayında bu oran yüzde 27'ye kadar geriledi. Tüketici kredisinin payı ise yüzde 34'den yüzde 73'e çıktı.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Ekrem Keskin, İstanbul'daki birlik merkezinde ekonomi basını ile bir araya gelerek Türk bankacılık sektörünün ilk yarısındaki gelişmeleri değerlendirdi. Ekonomik faaliyetteki toparlanma, beklentilerdeki iyileşme ve kamu kesiminin borçlanma ihtiyacının yavaşlamasının bankacılığı etkileyen gelişmeler olduğunu belirten Keskin, geçen yıl sonunda yüzde 35 olan menkul değerler cüzdanındaki artış hızının yüzde 26'lara gerilediğini, yüzde 6 artan kredilerin ise tam tersine yılın ilk yarısında yüzde 23 artttığını açıkladı.

9.5 MİLYON KİŞİ KULLANDI
Yılın ilk yarısındaki gelişmeleri 'bankacılık sisteminin büyüdüğü ve ekonomik büyümeyi finanse ettiği' şeklinde yorumlayan TBB Genel Sekreteri Keskin, takipteki alacakların oranının da yüzde 5.5'dan yüzde 4.5'a gerilediğini dile getirdi. 2002 ile son verileri karşılaştıran Keskin, 2002'de 1 milyon 655 bin kişinin tüketici kredisi kullandığını, 2010 Mart ayında ise bu sayının 9 milyon 577 bin kişiye ulaştığını söyledi.

'Kart alamıyorum'
şikayetleri artıyor

TBB'ye gelen tüketici şikayetlerine de değinen Keskin, özellikle son 6 ayda aldıkları şikayetlerin kredi kartında yoğunlaştığına dikkat çekti. "Gelen 10 başvurunun 2-3 tanesi 'ben borçlarımı ödedim, yapılandırdım, ya da ödeyeceğim, niyetim var, ama bankalardan kredi kartı alamıyorum' yönünde'' diyen Keskin, bankaların artık kredi kartı dağıtırken daha mufazakar davrandığını vurguladı.

Türk bankacılık sisteminin ilk yarı yıl karnesi
----------------------------------------------------
*Haziran 2010 itibarıyla mevduat, kalkınma ve yatırım bankalarındaki çalışan sayısı 176 bin 364, şube sayısı ise 9 bin 149'a yükseldi.
*Toplam mevduat 531.4 milyar liradan 586.2 milyar liraya çıkarken, yabancı para mevduatın payı azaldı. TL mevduatın payı ise yüzde 70'e çıktı.
*Menkul değerler 262.8 milyar liradan 278.3 milyar liraya, krediler 396.8 milyar liradan 460.8 milyar liraya yükseldi.
*Toplam mevduatın krediye dönüşüm oranı yüzde 75'de yüzde 79'a çıkarken, takipteki alacakların oranı ise yüzde 4.5'a geriledi.
*Geçen yıl sonunda 90.5 milyar lira olan tüketici kredileri 2 Temmuz 2010'da 105.6 milyar liraya çıkarken, bireysel kredi kartları ile birlikte toplam bireysel krediler hacmi 145 milyar liraya yaklaştı.
*Kredilerin yüzde 67'si kurumsal yüzde 20'si KOBİ'lere kullandırılırken, yüzde 33'ü bireylere aktarıldı.

19 Nisan 2010 Pazartesi

EKONOMİ TOPARLANDI, KREDİLER İKİYE KATLANDI

Geçen yıl Türk bankacılık sisteminde yüzde 6 oranında artan toplam banka kredileri, bu yılın ilk üç aylık döneminde yüzde 13 oranında artış gösterdi. TL kredilerin ise aynı dönemde yüzde 18 oranında yükseldiğine dikkat çeken Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin, bunu ekonomideki toparlanmanın bir işareti olarak değerlendirirken, "Toparlanma başladı, bankalar ise bu toparlanmada önemli bir rol üstleniyor. Bu tempo devam ederse ekonomideki büyüme hızı 2010'da yüzde 5'i geçebilir" dedi.
TBB'nin 2003 yılında başlattığı tıbbi destek ve sosyal yardım programı olan 'Çok Yaşa Bebek' projesi kapsamında, Konya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi'ni ziyaret eden TBB Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin, ziyaretin ardından ekonomi basını ile bir araya gelerek bankacılık sektöründeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

YATIRIM EĞİLİMİ ARTIYOR
Geçen yılla kıyaslandığında bu yılın ilk üç aylık döneminde ekonominin aktörlerinde davranış farklılıkları olduğuna işaret eden Keskin, "Kamu kesiminin açığındaki büyüme durdu, aşağı doğru bir eğilim var. Bu da bankaların aktif yaratmak için yeni kredi verme arzusunu artırıyor. Kamu borçlanma ihtiyacı azaldığı ölçüde hem faizler üzerindeki kamu baskısı azalacak, hem de özel sektörün kredi alma iştahında da artış yaşanacak. Bu da yatırım yapma eğilimini artıracaktır" diye konuştu.

SORUNLU ALACAKLAR AZALIYOR
Keskin, son altı ayda kredi piyasasında yaşanan gelişmeleri ise rakamlarla şöyle özetledi: Son dönemdeki kredilerde iki kat artış yaşandı. Yılsonu itibarıyla yıllık bazda toplam krediler yüzde 6 artarken ilk üç aydaki artış yüzde 13. TL krediler 2009 sonunda yüzde 9, ilk üç ayda ise yıllık bazda yüzde 18 arttı. 2009 Aralık ayında bankaların menkul değerler cüzdanı yüzde 28 büyürken, bu yıl mart ayında artış oranı yüzde 20'e indi. Tüketici kredilerinde tahsili gecikmiş alacaklar oranı yıl sonunda yüzde 4.3 iken mart sonunda yıllık bazda yüzde 3.9'a geriledi. Kredi kartlarında bu oran yüzde 11.6'dan, 10.6'ya, kurumsal kredilerde yüzde 5.3'ten, yüzde 5'e indi. KOBİ'lerde ise yüzde 8.4 ten, bu yıl şubat ayında 8.1 oldu."

Yabancı, daha iştahlı

Geçen yıla göre yabancı bankaların kredilerde daha iştahlı olduğuna değinen Keskin, şunları söyledi: "Geçen sene kredi hacmindeki genişleme ağırlıklı olarak kamu bankalarından geliyordu. Şimdi özel bankalarında, yabancı sermayeli bankaların da kredisi büyüyor. İlk üç ayda toplam kredi hacmi 20.1 milyar TL arttı. Bunun 6.1 milyar TL'sini kamu, 10.5 milyar TL'sini özel bankalar, 3.5 milyar TL'sini yabancı bankalar açmış. Bir başka nokta da kurumsal kredilerin geçen yıla göre bireysel kredilerden daha fazla artması. Bu yılın ilk üç ayında kurumsal krediler 13.5 milyar TL, bireysel krediler ise 6.6 milyar TL arttı."


Bankaların yaptığı en uzun vadeli yatırım

TBB'nin 2003 yılında başlattığı 'Çok Yaşa Bebek' projesi kapsamında, 15 Nisan'da Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Yenidoğan bölümünü ziyaret eden Dr. Ekrem Keskin, bugüne kadar Türkiye'nin 63 ilinde 160 hastaneye 780 cihaz bağışında bulunduklarını açıkladı. Türk bankalarının bu projeyle en uzun vadeli yatırımı yaptığına değinen Keskin, "Bankalar bir ile üç ay vadeli mevduat toplayıp 1 ile 10 yıl vadeli kredi vererek faaliyetlerini sürdürüyor. Oysa ki yenidoğan çocuk ünitelerine yapılan yatırım sayesinde ortalama insan ömrünün 70 yıl olduğu düşünülürse kurtulan her çocuk bizim 70 yıllık yatırımımız oluyor" dedi. Bu arada Çocuk Acil Tıp ve Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Metin Karaböcüoğlu ve Doç. Dr. Agop Çıtak da 16 Nisan'da Konya Ticaret Odası'nda anne-babalara 'Çocukları Kazalardan Koruma Eğitimi' verdi.

21 Ocak 2010 Perşembe

BANKA ŞUBELERİNE HARÇTA GERİ ADIM

Bankalardan şube başına 24 ile 48 bin lira arasında yıllık harç alarak yıllık 350-400 milyon lira gelir elde etmeyi planlayan hükümet geri adım attı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen Torba Yasa Tasarısı'nda yer alan, banka şubelerine harç getiren madde yumuşatıldı. Nüfusu 5 bine kadar olan belediyelerdeki şubelerden alınacak yıllık harç tutarı 24 bin liradan 12 bin liraya düşürüldü. Diğer miktarlarda değişiklik yapılmadı.
YABANCI, 200 BİN TL ÖDEYECEK
Komisyonda kabul edilen değişikliğin ardından, birçok kanunda değişiklik öngören ve Torba Tasarı olarak adlandırılanAmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na göre, bütün bankalar, her şube ve her yıl için bir önceki takvim yılı başındaki nüfusa göre, nüfusu 5 bine kadar olan belediyelerde 12 bin lira, nüfusu 5 bin ila 25 bin arasında olan belediyelerde 36 bin lira, nüfusu 25 binden fazla olan belediyeler ile serbest bölge sınırları içinde 48 bin lira ödeyecek. Türkiye'de kurulan bankalar ile yabancı bankalarca Türkiye'de açılan merkez şubelere ilişkin izin belgeleri ile serbest bölgelerde faaliyet göstermek üzere kurulan bankalar ve açılan yabancı banka şubelerine ilişkin belgeleri için her yıl 200 bin lira alınacak.

'İstihdam etkilenir'
Plan ve Bütçe Komisyonu'nda konuşan Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, "Bu yük, bankaların uluslararası gücünü, bölgesel gücünü, faaliyetlerini etkileyecektir. Bazı banka şubelerinin birleştirilmesi ya da kapatılması muhtemeldir. Bu da istihdamı etkileyecektir" dedi. Finans kesiminin hazırladığı maliyet tablosuna göre uygulamadan en çok özel bankalar etkilenecek. Kamu bankaları daha çok taşrada olduğu için özel bankaların cebinden en yüksek bedel olan 48 bin lira çıkacak.

SABAH

17 Eylül 2009 Perşembe

ÖZİNCE:BEN GİDERİM, KREDİ TARTIŞMASI YİNE BİTMEZ!

Yaklaşık 10 yıldır Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bankaların reel sektöre krizde yeterince kredi kullandırmadığı, kaynaklarını Hazine bonosuna aktardığına yönelik eleştirilere ateş püskürdü. İşadamlarının kapalı kapılar ardında farklı, basının karşısında ise farklı konuştuğunu belirten Özince, "10 yıldır hep aynı konular tartışılıyor. 'Bankalar özel sektöre kredi kullandırmıyor' tartışması hiç bitmez. Ben giderim, hala aynı şeyler konuşulur. Lüzumsuz safsatalarla kalan ömrümde kaybedecek vaktim yok. Bizim çocuklar böyle abukluklara çok gülüyor. Lütfen rakamlarla konuşun. İşadamı örgütüyseniz bilanço ile konuşun" dedi.Türk bankacılık sektöründeki son gelişmeleri değerlendirmek amacıyla önceki akşam İstanbul'da ekonomi basınıyla bir araya gelen TBB Başkanı Ersin Özince, işdünyasının yanı sıra finansal bilgileri yanlış yorumlayan basın mensuplarına da yüklendi. Toplantıda ağırlıklı tartışılan konu 'kredi kullandırımı ve bankacılık sektörünün itibar sorunu' olurken, Özince eleştirilere yönelik zaman zaman yaptığı sert çıkışlarla dikkat çekti. Bankacılık sektörünün muhakkak eksikleri olabileceğine işaret eden Özince, "Ancak bu bir itibar sorunu değil. Sokakta göğsümü gere gere dolaşıyorum. Sokakta dolaştığım zaman kimse bana böyle bir şey söylemiyor. Basında bazen yanlış bilgilendirmeler yapılıyor. Bu tür basın organlarını okumuyorum, izlemiyorum" dedi. Bankaların çok kar ettiği, özel sektörün ise kar etmediği görüşüne de katılmadığının altını çizen Ersin Özince, "Yok öyle bir şey. Bankacıların dışında kar eden olmasa, hiçbir kredi kararına imza atmam. Bizler, karikatürlerdeki para babası değiliz. Bizden kar bekleyen, hisse senetlerimizi almış milyonlarca insan var. Çoğu bankamız halka açık" dedi.TBB Başkanı Ersin Özince'nin, toplantıda verdiği mesajlar şöyle:

Aydınlar kayıt dışı ile uğraşsın
Bir suçun saptanmasını istiyorsanız kredi kartı ile işleyin. Kredi kartı ile iz bulmak çok kolay. 35 yıllık bankacılık mesleğim sürecinde ne bankacıların ne ekonomi yazarlarının tefecilik konusunda inceleme yaptığına şahit olmadım. Tefeciler sadece borç vermiyor, mevduat da topluyor. Saptadıklarımızı ihbar ediyoruz. Kayıt içi ekonominin GSMH'ya olan oranı bu kadar küçük olan bir ülkede, aydın insanlar öncelikle kayıt dışı ile uğraşsın.

Sendikasyonlar ucuzlayacak
Türk bankacılık sistemi uluslar arası finans sistemindeki sıkıntıya rağmen muhteşem bir performans gösterdi. Uluslar arası piyasada pazarlık gücümüz yüksek. Sendikasyon fiyatları yavaş yavaş gerileyecek. Krizden önceki seviyelere hemen gelmeyecek . Sendikasyon kredileri Türk bankacılık sistemine çok lazım değil, bir iki yıllık vadeli krediler. Dış ticareti finanse etmek amacıyla bu kredileri alıyoruz. Dış ticarette de zaten daralma var. Esas uzun vadeli kaynak bulmamamık lazım. O konuda umarım daha iyi sonuçlar alırız. Sendikasyonlar ucuzlayacak.
Kahramanlık peşinde değiliz
Devlete borç vererek bankacılık yapma tercihi çok gerilerde kaldı. Eskimiş bir söylem. Devlet eğer borç almada ön rol alırsa, ben Ersin Özince olarak tasarruflarımı tabii ki, devlete vereceğim. Hem en yüksek faizi verecek hem en düşük vergiyi alacak. Kim vermez? Biz böyle bir kahramanlık yapma peşinde değiliz. Bankaların reel sektöre borç vermediği doğru mudur? Artık bu ülkenin vatandaşlarını lütfen yorumla değil, rakamla bilgilendirin. Milyonlarca insan, binlerce işletmeye kredi vermişiz. Türk reel sektörünün yurtdışı finans sektörüne borçları, yurtiçi finans sektörüne borçlarından daha fazla düşmüş. Dışarıya daha fazla borç ödemişler.

Reel sektör kar ediyor
Bankacıların dışında kar eden olmasa hiçbir kredi kararına imza atmam. Kar etmedikleri doğru değil. Krediler düşer, çıkar ayrı bir şey. Sosyal yükümlülüklerimize kamuoyu baskısı ile karar vermiyoruz. Bizden kar bekleyen, hisse senetlerimizi almış milyonlarca insan var. Çoğu bankamız halka açık. Bizler, karikatürlerdeki para babası değiliz.

"Basın kapıda" deyince içerde kıyamet koptu!"
1989-1999 yılları, TBB'nde yeni başkan olmuşum. Reel sektör ile bankacıların bir araya gelmesi gündeme geldi. TOBB Başkanı Fuat Miras'ın da aralarında bulunduğu işadamları ile Ceylan Otel'de bir araya geldik. Gayet sıcak bir ortam var ve diyaloglar çok olumlu. Derken, heyetten birileri, 'Basın mensupları geldi, kapıda görüş almak için bekliyor' dedi. Demesiyle içerde birden kıyamet koptu. Nejat Basmacı başta olmak üzere herkes birden bağırmaya başlad. 'Krediler kesildi, kredi alamıyoruz' diye şikayetler başladı. Kısacası; 10 yıldır hep aynı konular tartışılıyor. "Bankalar özel sektöre kredi kullandırmıyor" tartışması hiç bitmez. Ben giderim, hala aynı şeyler konuşulur.


Son çeyrekte karlar düşer
Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, uluslararası gelişmeler, Türkiye ekonomisine ve bankacılık sektörüne yansımaları konusunda yaptığı sunumda, bankaların özel sektöre krediyi azaltmadan kamuya da ilave kaynak sağladığını söyledi. Keskin, güçlü özkaynaklar ve düşen faizlerin, son dönemde sektörde kar hacmini olumlu yönde etkilediğini belirtti. Keskin, ancak daralan faaliyet hacmi, düşen marjlar ve artan risklere bağlı olarak karlılığın önümüzdeki dönemde düşeceğinin tahmin edildiğini sözlerine ekledi.
Ayfer ARSLAN

13 Nisan 2009 Pazartesi

1 TL'LİK BATIK, 8 TL'LİK SAĞLIKLI KREDİYİ KOVUYOR

Bankaların risklerin artması nedeniyle tanımadığı, bilançosu hakkında net bilgiye sahip olmadığı şirketlere kredi kullandırırken ihtiyatlı davrandığını belirten Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin, kredi faizlerine risk primlerinin yansıtılmasının da kaçınılmaz olduğunu savundu. Keskin, 'Eğer bu krediler zamanında geri dönmezse bankacılık sisteminin sorunlu aktifleri büyür. Banka dışı kesimin başına bir şey geldiği zaman bu aynı zamanda bankacılık sektörünün de sıkıntısı olur. Bu sıkıntıları bilerek, hesaplayarak, yönetebilir şekilde almak gerekiyor. Aksi halde bankacılık sisteminin sıkıntısı milletin sırtına biner' dedi. Keskin, sorunlu kredilerin yeni kredi kullandırımlarına olan etkisini ise şöyle özetledi: "1 liralık sorunlu kredi banka bilançosunda 1 liralık özkaynağı götürür. 1 liralık özkaynak kaybı ise 8 liralık yeni kredi açılmasını engelliyor. Bu yüzden bankalar kredi açarken ihtiyatlı davranmak zorunda."

SEKTÖREL SORUNLAR VAR
Mart itibarıyla bankacılık sisteminin bilançolarının yüzde 90'ının görülebildiğine işaret eden Keskin, ancak kredi kullanan şirketlerin durumuna ilişkin ne sektörel ne firma bazında topluca bilgi olmadığına dikkat çekti. Keskin, "Bu sürece girerken reel sektörün dış borç yükünden ve bunların çevrilmesinde yaşanabilecek sorunlardan bahsediyorduk. TL şok yedi, ihracat yapmakta zorlanıyoruz. Kredi açılan sektörlerin bilançolarında bazı sorunlar olabilir. Bütün mesele riskin doğru hesaplanabilmesi ve ölçülmesi. Bankalar da yatırımcısına, mevduat sahibine, hissedarına ve BDDK'ya hesap veriyor. Geçmişteki tecrübeleri dikkate alarak bankacılık sistemi ihtiyatlı davranıyor" diye konuştu.
Kaynak: Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ