Sıcak paraya Tobin vergisi önerisi son zamanlarda sıkça gündeme getirilmeye başlandı. En son TUSKON Arjantin'in yaptığı gibi Türkiye'nin de ülkeye giren kısa vadeli sermaye hareketlerine Tobin vergisi uygulanmasını önerdi.
Aslına bakarsanız; bu öneriyi ilk kez 2004 yılında İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince DÜNYA Gazetesi'ne verdiği röportajda ortaya atmıştı. Ve o günden bugüne de hep tartışılıyor.
Özince, Tobin vergisine ilişkin o tarihlerde bakın neler demişti:
"Şimdi benim burada Merkez Bankası'na kızmaktansa şöyle bir düşüncem var. Sıcak para olarak adlandırdığımız yatırımların spekülatif hareketlerini önlemek için bazı Latin Amerika ülkelerinde Tobin vergisi denilen bazı stabilazörler uygulanmış. Yabancı yatırımcı ani oynaklıklarda hızlı giriş çıkışla sığ piyasayı bozmasın diye uzun vadeye yöneltiyorsunuz. Kısa vadede çıkarsa vergi alıyorsunuz. Ben vergi konsun demiyorum ama Merkez Bankası bunu mutlaka değerlendirsin diyorum."
TOBİN VERGİSİ NEDİR?
Amerikalı Nobel ödüllü iktisatçı James Tobin ilk kez 1971 yılında, spekülatif amaçlı kısa vadeli sermaye hareketlerinin vergilendirilmesi yoluyla, piyasa hassasiyetlerinin azaltılabileceğini ve döviz spekülasyonlarının önemli ölçüde azaltılabileceğini savundu. Tobin, piyasa dalgalanmalarına karşı dövizli işlemler üzerinden, binde 1 ile binde 5 oranında vergi alınmasını önerdi.
Ersin Özince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ersin Özince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ekim 2010 Cuma
3 Haziran 2010 Perşembe
BANKALAR BİRLİĞİ'NDE BEŞİNCİ ÖZİNCE DÖNEMİ
Türkiye Bankalar Birliği’nin 27 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 53. Genel Kurul toplantısında gerçekleşen seçim sonucunda oluşan yeni Yönetim Kurulu, ilk toplantısını 3 Haziran 2010 tarihinde gerçekleştirdi. Toplantı sonucunda Yönetim Kurulu Başkanlığına İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Başkan Vekilliğine Varol Civil seçildi. Böylece Bankalar Birliği'nde ilk olarak 2 Aralık 1998 ile 31 Mayıs 2000 yıllarında başkanlık koltuğuna oturan Özince, beşinci kez yeniden başkan seçildi.
Etiketler:
Ersin Özince,
finanscaddesi,
TBB,
Varol Civil
28 Mayıs 2010 Cuma
İŞ BANKASI, IRAK'TA 2 ŞUBE AÇACAK. SIRADA RUSYA VE MISIR VAR
Etiketler:
BDDK,
Ersin Özince,
finanscaddesi,
Tevfik Bilgin
1 Mart 2010 Pazartesi
4 BÜYÜK BANKANIN TEPE YÖNETİCİSİNİN ORTAK ÖZELLİĞİ NE?
Türkiye'nin önde gelen 4 bankasının tepe yöneticisi Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu. Bu üniversite mezunu isimler arasında İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın bulunuyor. ODTÜ'lü Dergisi'ne konuşan genel müdürler, hem okullarını hem de ekonomiyi değerlendirdi. Üniversiteden her şeyi sorgulamayı, çok ciddi bir esnekliği, yeniliğe-değişime açık olma özelliklerini edindiğini ifade eden Ersin Özince, zaman içinde emsalleri ile karşılaştırdığında aldığı eğitimin kıymetini anladığını kaydediyor. Ziya Akkurt da ODTÜ'nün öğrencilerin araştırma yönünün gelişmesi konusunda fırsatlar sunduğunu, okulda geliştirdiği analitik yeteneğin her zaman iş hayatında çok yaradığını vurguluyor. Akbank'ın başına geçtiğinde yaptığı ilk işin analiz yapmak olduğunu belirten Akkurt, krizin etkilerine rağmen Türk ekonomisinin hâlâ büyüme potansiyeline sahip olduğu öngörüsünde bulunuyor. Edebiyata ve güzel sanatlara merakı yüzünden oyuncu olmak isteyen Hakan Ateş ise özgüvenini ve eğitimini Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden bir olan ODTÜ'den almanın gururunu taşıdığını belirtiyor. Faik Açıkalın ise bugün sahip olduğu çevrenin ve hobilerinin büyük bölümünün kendisine üniversiteden kaldığını belirtiyor.
Etiketler:
Ersin Özince,
Faik Açıkalın,
finanscaddesi,
Hakan Ateş,
ODTÜ,
Ziya Akkurt
7 Aralık 2009 Pazartesi
İŞTE, 4 BANKANIN 2010 YILI BEKLENTİLERİ
Bugün CNBC-e'de Servet Yıldırım ile Mahfi Eğilmez'in birlikte hazırlayıp sunduğu "Sabah Notları" programında Türkiye'nin önde gelen bankalarının genel müdürleri konuktu. Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Faik Açıkalın ve TEB Genel Müdürü Varol Civil, canlı yayında 2010'a ilişkin öngörülerini aktardı.
İşte, kamuouyunun merak ettiği sorulara genel müdürlerin verdiği yanıtlar:
Krizin hangi aşamasındayız?
Özince: Krizde ikili dip beklentisi artık yok. Yerel olarak ülkeler özelinde çok farklı dalgalanmalar görebiliriz. Henüz dünya genelinde devletlerin elini çekebileceği bir ortam olduğunu düşünmüyorum. Ciddi bir konsolidasyon yaşanmaya devam edecek. Sıkıntılar uzun zaman sürecek.
Özen: ABD'den ve Euro Bölgesi'nden gelen işsizlikle ilgili datalar ikinci dip yaşanmayacağını teyit ediyor. Belirgin bir iyileşme var ama istikrar henüz yok. G20 krizi yönetmekte fena bir iş yapmadı. Finansal istikrar hala birinci sorunsa para piyasada kalmaya devam edecek. Krizin ardından bir ayrışma yaşanabilir.
Açıkalın: Tahminlere göre önümüzdeki sene Türkiye'den fazla büyüyecek tek ülke Güney Kore olacak. Bu beklentinin gerçeğe dönmesi için beklenen büyümenin yavaş yavşa devreye girmesi gerekiyor. Her ülkenin kendine göre bir çıkış planı belirlemesinde fayda var.
Civil: Krize girerken hep beraber bütün ülkeler etkilendi. En pozitif şey G8, G20 oldu. Fakat çıkarken herkesin krizi kendine olacak. Çıkışta herkesin çözümü farklı. Esas sorun burada olabilir. Krizler şekil ve yer değiştiriyor. Faizdeki sert ve uzun süreli düşüş yeni balonlar oluşturabilir.
Mevduat faizi ve kredi faizi ne olacak?
Özince: Ücretli bir tasarruf sahibi olarak ben tasarruflarımın bir bölümünü TL'de tutmaya özen gösteriyorum. Reel faiz zayıfladı ama yine de çok fazla alternatif yok. Tasarrufçunun vadeli mevduata rağbet etmekten başka yapacağı bir şey yok.
2010 beklentileri neler? Kur ve faiz ne olacak?
Özince: 2010 çok belirgin olmamakla beraber 2009'dan daha iyi geçecektir. Bankacılık sektöründe şimdiden kıpırdanma başladı. IMF anlaşması yapılırsa dolar 1,40'lar civarına gerileyebilir. Faizin de dövizin de gerilemesinin üretim açısından doğru olduğunu düşünüyorum. Ümit ederim faizler daha fazla düşmez.
Özen: Artık Türkiye’de faiz indiriminin sonuna geldik. Çok uzun süre yatay seyredeceğini düşünüyorum. Faizde 2010 üçüncü çeyrekten itibaren artış bekliyorum. Dövizin bu seviyelerini koruyacağını düşünüyorum. 2010 sonu için kur tahminimiz 1,52-1,53 seviyesinde. IMF anlaşması olursa 1,40'a geriler.
Tüketici kredisi almak için uygun zaman mı?
Özince: Ödeyecek gücü olan, ihtiyacı için tüketecek olan hiç düşünmeden alabilir.
Açıkalın: İhtiyacı olan varsa almak için harekete geçebilir.
Özen: Bundan daha düşük faiz, balon oluşturur
İşte, kamuouyunun merak ettiği sorulara genel müdürlerin verdiği yanıtlar:
Krizin hangi aşamasındayız?
Özince: Krizde ikili dip beklentisi artık yok. Yerel olarak ülkeler özelinde çok farklı dalgalanmalar görebiliriz. Henüz dünya genelinde devletlerin elini çekebileceği bir ortam olduğunu düşünmüyorum. Ciddi bir konsolidasyon yaşanmaya devam edecek. Sıkıntılar uzun zaman sürecek.
Özen: ABD'den ve Euro Bölgesi'nden gelen işsizlikle ilgili datalar ikinci dip yaşanmayacağını teyit ediyor. Belirgin bir iyileşme var ama istikrar henüz yok. G20 krizi yönetmekte fena bir iş yapmadı. Finansal istikrar hala birinci sorunsa para piyasada kalmaya devam edecek. Krizin ardından bir ayrışma yaşanabilir.
Açıkalın: Tahminlere göre önümüzdeki sene Türkiye'den fazla büyüyecek tek ülke Güney Kore olacak. Bu beklentinin gerçeğe dönmesi için beklenen büyümenin yavaş yavşa devreye girmesi gerekiyor. Her ülkenin kendine göre bir çıkış planı belirlemesinde fayda var.
Civil: Krize girerken hep beraber bütün ülkeler etkilendi. En pozitif şey G8, G20 oldu. Fakat çıkarken herkesin krizi kendine olacak. Çıkışta herkesin çözümü farklı. Esas sorun burada olabilir. Krizler şekil ve yer değiştiriyor. Faizdeki sert ve uzun süreli düşüş yeni balonlar oluşturabilir.
Mevduat faizi ve kredi faizi ne olacak?
Özince: Ücretli bir tasarruf sahibi olarak ben tasarruflarımın bir bölümünü TL'de tutmaya özen gösteriyorum. Reel faiz zayıfladı ama yine de çok fazla alternatif yok. Tasarrufçunun vadeli mevduata rağbet etmekten başka yapacağı bir şey yok.
2010 beklentileri neler? Kur ve faiz ne olacak?
Özince: 2010 çok belirgin olmamakla beraber 2009'dan daha iyi geçecektir. Bankacılık sektöründe şimdiden kıpırdanma başladı. IMF anlaşması yapılırsa dolar 1,40'lar civarına gerileyebilir. Faizin de dövizin de gerilemesinin üretim açısından doğru olduğunu düşünüyorum. Ümit ederim faizler daha fazla düşmez.
Özen: Artık Türkiye’de faiz indiriminin sonuna geldik. Çok uzun süre yatay seyredeceğini düşünüyorum. Faizde 2010 üçüncü çeyrekten itibaren artış bekliyorum. Dövizin bu seviyelerini koruyacağını düşünüyorum. 2010 sonu için kur tahminimiz 1,52-1,53 seviyesinde. IMF anlaşması olursa 1,40'a geriler.
Tüketici kredisi almak için uygun zaman mı?
Özince: Ödeyecek gücü olan, ihtiyacı için tüketecek olan hiç düşünmeden alabilir.
Açıkalın: İhtiyacı olan varsa almak için harekete geçebilir.
Özen: Bundan daha düşük faiz, balon oluşturur
Etiketler:
cnbc-e,
Ergun Özen,
Ersin Özince,
Faik Açıkalın,
finanscaddesi,
Mahfi Eğilmez,
Servet Yıldırım,
Varol Civil
3 Aralık 2009 Perşembe
ÖZİNCE: HER BANKA ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI
Bazı yabancı sermayeli ve ortaklı bankalar küresel kriz nedeniyle büyümede frene basarken, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince şube kapatıp eleman çıkaran bankaları sert bir dille eleştirdi. Türkiye gibi büyük bir ülkede bankacılık lisansı almanın ciddi yatırım yapmayı gerektirdiğine dikkat çeken Özince, tepkisini 'Her bankanın Türkiye Cumhuriyeti'ne yatırım yapması kanaatindeyim. Bu sermaye ile başlar, istihdam ve altyapı ile sürer. Her banka elini taşın altına koymalı. Bu sektörde şube kapatmak, istihdamı azaltmak iyi girişimcilik örneği değil' sözleriyle dile getirdi. Bankacılık sektöründeki son gelişmeler ve İş Bankası'nın hedeflerine ilişkin AKŞAM'a özel açıklamalarda bulunan Ersin Özince, sorularımızı şöyle yanıtladı:-2009 yılı Türk bankacılık sektörü açısından nasıl geçti?
Türk bankacılık sektörü açısından önceden yapılan sıkıntılı ve zor çalışmaların yararlarının ortaya çıktığı bir yıl oldu. Sektör güçlülüğü açısından olumlu bir görüntü sergilemekle beraber detaya inildiğinde aktif kalitesinde ciddi bozulma ve bunun bilhassa büyüme beklenen perakende alanlarda çıkması işin olumsuz yanıydı. Karlılık ise daha çok dönemsel nitelik gösterdi. 2001 krizinden sonra alıştığımız büyümeyi de ciddi oranda kaybettik. Türkiye'nin büyümeye ihtiyacı var. Ama ekonominin motoru olan mali sektörün her sektörden daha fazla büyümeye ihtiyacı var. Zira öbür sektörlerin de büyümesine katkı yapabilsin. 2009 yılı bankacılık ve mali sektörün büyümesi açısından olumsuz bir yıl olarak geçti diyebilirim.
-İş Bankası olarak hedeflerinize ne ölçüde ulaşabildiniz?
Özellikle kaynak yönetimi açısından rahat bir yıl yaşadık. Mevduat başta olmak üzere kaynak pazar paylarımızı koruduk. Kredilerde hedeflerimize ulaşabildiğimizi söylemek zor. Buna rağmen bilanço büyüklüğü açısından genel olarak bakıldığında 2009 yılında birçok özel bankadan daha iyi bir performans sergileyeceğimiz kanaatindeyim.
KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK
-Krize rağmen yatırımlarınıza ara vermediniz...
Krizi dikkate almadan iş yapmıyoruz. 2009 yılına 1000 şube civarında girmiştik. Yıl sonu itibarıyla 100'e yakın şube açmış oluruz. Açtığımız şubeler müşterilerimizden çok talep görüyor. Şube dışı dağıtım kanallarına da sürekli yatırım yapıyoruz. Tabii burada rakiplerimizden bazılarının uluslar arası krizin etkisiyle sabit sermaye yatırımlarında yavaşlamak zorunda kalışlarını da bir fırsat olarak değerlendirdik. Zaten böyle sorunlu dönemlerde müşterilerimizin İş Bankası'na olan ilgisi çok daha yoğunlaşıyor. Çünkü İş Bankası'nı daha iyi tanıyor veya olabilecek olumsuzlukları daha şeffaf olarak görebilmekten ötürü T.C. vatandaşlarının daha rahat çalıştığını düşünüyorum. Çünkü dünyanın devi diye tanımladığımız bankalar dahi hala arka arkaya yıkılmaya ve kamu destekleriyle yönetilmeye çalışılıyor.
200 MİLYON $'LIK AVANTAJ
-İş Bankası'nın yeniden yapılanma çalışmalarında gelinen son aşama nedir?
Beş yıldır bu konudaki çalışmalarımız sürüyor. İş Bankası'nın uluslararası bankacılığa ayak uyduracak şekilde bütün sistematiği, mevzuatı, iş yapış tarzı, personelle ilgili eğitimleri reforme ediliyor. Bu projeler bütününe 500 milyon dolara kadar harcama yaparız demiştik. Fakat krizin yararını gördük. Herhalde toplam harcamamız 300 milyon doları geçmez. Kriz gerek yazılım gerek danışmanlık maliyetlerinde çok ciddi avantaj sağladı.
2010, 2009 gibi zayıf bir yıl olmayacak
-2010 yılına ilişkin beklentileriniz neler?
2010 yılının 2009 yılından daha iyi bir yıl olacağını düşünüyorum. Ekonomiyle ilgili beklentilerin yavaş yavaş olumluya dönmesiyle sektörün büyüme potansiyeli yükselir düşüncesindeyim. Karlılık 2009 yılında olduğu kadar iyi olmayabilir. Fakat hiç önemli değil. Pazarın büyümesi karlılıktan çok daha önce gelir. 2010 yılında sektörün büyüme açısından daha iyi bir performans göstereceğini düşünüyorum. Diğer taraftan özellikle sorunlu kredilerle ilgili gelişmelerin de düzeleceğini ümit ediyorum. Hepsinden önemlisi Türkiye'nin dış ticaretinin de tekrar gelişmeye başlayacağını düşünüyorum. Bütün makro ekonomik göstergeler dikkate alındığında hala birçok belirsizlikler olmasına rağmen 2010 yılı 2009 kadar zayıf bir yıl olmayacak.
İstanbul'un cazibesi artacak
- Dubai krizi Türkiye'yi nasıl etkiler?
Türkiye en büyük katkıyı Dubai'den bekliyordu. Şimdi Dubai'deki mevcut ve gelecekteki durumun bir an önce berraklaşması gerekiyor. Özellikle yurtdışı mütehhitlik sektörünün o yörede çok önemli rolü var. Kaygım, Arap ülkelerinde geçmişte yaşadığımız tarzda sürprizlerle karşılaşabileceğimiz. Riskleri iyi yönetmek lazım. Gelişen piyasalarla ilgili tereddütleri artırabilir. Ama bunu fırsata çevirmek de bizim elimizdedir. Özellikle İstanbul Finans Merkezi fikrini çok güçlendirecektir. Bu konudaki çabalarımızı artırmalıyız.
Faizler çok düştü, biraz yükselmeli
-Faizin tek haneye inmesiyle mevduat eski cazibesini kaybediyor...
Faizlerin yükselmesi için paraya olan talebin ve tekrar yatırımların artması lazım. Faiz oranlarının bu denli düşük olduğu bir ortamda aslında mevduat sahipleri açısından durum ne kadar kaygı verici ise, girişimciler açısından o kadar uygun dönemleri yaşıyoruz. Dolayısıyla ekonomide yavaş yavaş canlanma başladığında faizler daha tatmin edici yerlere gelir, gelmelidir diye düşünüyorum. Türkiye gibi gelişme ihtiyacı yüksek ekonomilerde faizlerin bu denli düşük olmasının olumlu sonuç yaratacağını düşünmüyorum.
Siyasi risk artıyor
-Bir bankacı olarak 2010 yılında en büyük korkunuz nedir?
Hiçbir korkum yok. Sadece siyasi istikrar ile ilgili beklentilerim var. Türkiye'nin iç ve dış siyaseti ile ilgili alevlenmelere müsaade etmemek lazım. Türkiye'nin AB yolunda reformlara devam etmesi lazım. Birliğe üye olsa da olmasa da, AB Türkiye'nin en büyük sosyal ve ekonomik partneri olacaktır. Bunları yapmakta gecikmeksek siyasi risk azalır. Aksi takdirde siyasi risk artıyor.
Siyasi gündem ekonominin önüne geçerse yatırımlar artmaz
-Sizce Türkiye'de yatırımlar ne zaman yeniden canlanmaya başlar?
Türkiye'nin siyasi istikrarının mutlak bir şekilde sağlanması lazım ve gündemin de ekonomiye oturtulması lazım. Siyasi gündem, ekonomik gündemin önüne geçtiği sürece Türkiye'de güçlü bir yatırım ortamının gerçekleşeceğini düşünmüyorum. Muhtelif fırsatçı yaklaşımlar sürer. Nitekim bazı sektörlerde örneğin enerji sektörü. Kriz döneminde dahi yatırımlar devam ediyor. Ama bunun yanına üç beş tane daha sektör koymak mümkün değil. Türkiye gündemi ekonomiye odaklanmadıkça girişimcilerin sadece bu nedenle dahi çok hevesli olacağını düşünmüyorum.
ATM'de Tek Nokta olmasa da olurdu
- İş Bankası olarak ATM ortaklığına başlangıçta karşıydınız. Sonra nasıl ikna oldunuz?
Bizim bankamatiklerimiz birçok bankacılık işlemini yaparken bazı rakiplerimizin makineleri ise eskiden sadece para ödemesi yapıyordu. Diğer bir husus bu cihazların gerektirdiği bakım ve işletme masrafları, yönetimi. İş Bankası'nın 4 bin civarında bankamatiği var. Bu kadar büyük hacimde bir sistemi rakiplerimizle birlikte kullanacağınız zaman mutlaka bazı eşitlikler olması lazım. Böyle bir ortaklığın kullanıcı, ülke yararına gibi birtakım önermelerin de doğru olmadığı derhal ortaya çıktı. Yani Türkiye'nin altyapı açısından iki büyük bankası Ziraat ve İş Bankası bu konunun içine girdikten sonra birdenbire banka müşterilerinin bu işe ödediği ücretler ortaya çıktı. Altın Nokta ve Ortak Nokta varken bu konu Türkiye'de hiç kimsenin dikkatini çekmemiş. Netice itibarıyla biz girdik. Ziraat Bankası'nın da bu yönde bir eğilimi olduğunu değerlendirdik. Kart adedinin çokluğunu dikkate alarak böyle bir ortaklığa olan tereddütümüzü kaldırdık. Bunun olmazsa olmaz anormal yararlı bir iş olduğunu düşünmüyorum. Çünkü artık banka müşterileri sadece bankacılığı bankamatik üzerinden değil, telefon ve internet üzerinden de rahatlıkla yapabiliyor.
Yenilikçi olanlar başarılı olacak
-2010'da rekabet hangi alanlarda yoğunlaşacak?
Yatırımlarda, sermayede, istihdamda olur. Rekabet özellikle bankaların ürünlerini ve hizmetlerini geliştirmede olur. Sigorta sektörü çok büyük potansiyel. Perakende bankacılıkta ve proje finansmanında rekabetin süreceğini düşünüyorum. Diğer alanlarda bazı rakipler rekabetten çekilebilir. Çünkü karlılığın azalması her bankayı farklı etkileyecektir. Rekabete ayak uyduramayan özellikli alanlara yönelirse daha iyi olur düşüncesindeyim. Her bankanın performans gösterdiği, başarılı olduğu dönemler geride kaldı.
Bankalar sanallaşmamalı
-Geleceğin bankacılık trendleri neler olacak?
Birincisi; dünyada bu krizin aşılabilmesi için para ve sermayenin kurallarını yeni baştan koymak lazım. Bankacılık sektörüne gelince, bankacılık sermaye kurallarının yanı sıra özellikle sermayedarlık kurallarının da yeni baştan ele alınmak suretiyle tekrar düşünülmesi lazım. Bu kriz gösterdi ki, dünya bankalarının büyük bir bölümü sahipsiz. Yani bankalar batıyor, sermayedar ortada yok. Banka sahipliğinin mutlaka gözden geçirilmesi lazım. Burada benim en ideal gördüğüm örnek İş Bankası yapısıdır. Çalışanların sahipliği, borsa sahipliği ile birleştiğinde bence en kalıcı tarz olur. Dünyada bankacılık sektörü yeniden özelleştirilirken mutlaka ve mutlaka çalışanların bir şekilde bankanın kaderine katılımı sağlanmalı. Klasik banka mefhumu asla ortadan kaldırılmamalıdır. Banka güven müessesidir. Sanal bankacılık hizmetleri gelişmekle beraber bankaların da sanallaşmasına izin vermemek lazım.
Ayfer ARSLAN
Etiketler:
Ayfer Arslan,
Ersin Özince,
finanscaddesi,
İş Bankası
17 Eylül 2009 Perşembe
ÖZİNCE:BEN GİDERİM, KREDİ TARTIŞMASI YİNE BİTMEZ!
Yaklaşık 10 yıldır Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, bankaların reel sektöre krizde yeterince kredi kullandırmadığı, kaynaklarını Hazine bonosuna aktardığına yönelik eleştirilere ateş püskürdü. İşadamlarının kapalı kapılar ardında farklı, basının karşısında ise farklı konuştuğunu belirten Özince, "10 yıldır hep aynı konular tartışılıyor. 'Bankalar özel sektöre kredi kullandırmıyor' tartışması hiç bitmez. Ben giderim, hala aynı şeyler konuşulur. Lüzumsuz safsatalarla kalan ömrümde kaybedecek vaktim yok. Bizim çocuklar böyle abukluklara çok gülüyor. Lütfen rakamlarla konuşun. İşadamı örgütüyseniz bilanço ile konuşun" dedi.Türk bankacılık sektöründeki son gelişmeleri değerlendirmek amacıyla önceki akşam İstanbul'da ekonomi basınıyla bir araya gelen TBB Başkanı Ersin Özince, işdünyasının yanı sıra finansal bilgileri yanlış yorumlayan basın mensuplarına da yüklendi. Toplantıda ağırlıklı tartışılan konu 'kredi kullandırımı ve bankacılık sektörünün itibar sorunu' olurken, Özince eleştirilere yönelik zaman zaman yaptığı sert çıkışlarla dikkat çekti. Bankacılık sektörünün muhakkak eksikleri olabileceğine işaret eden Özince, "Ancak bu bir itibar sorunu değil. Sokakta göğsümü gere gere dolaşıyorum. Sokakta dolaştığım zaman kimse bana böyle bir şey söylemiyor. Basında bazen yanlış bilgilendirmeler yapılıyor. Bu tür basın organlarını okumuyorum, izlemiyorum" dedi. Bankaların çok kar ettiği, özel sektörün ise kar etmediği görüşüne de katılmadığının altını çizen Ersin Özince, "Yok öyle bir şey. Bankacıların dışında kar eden olmasa, hiçbir kredi kararına imza atmam. Bizler, karikatürlerdeki para babası değiliz. Bizden kar bekleyen, hisse senetlerimizi almış milyonlarca insan var. Çoğu bankamız halka açık" dedi.TBB Başkanı Ersin Özince'nin, toplantıda verdiği mesajlar şöyle:Aydınlar kayıt dışı ile uğraşsın
Bir suçun saptanmasını istiyorsanız kredi kartı ile işleyin. Kredi kartı ile iz bulmak çok kolay. 35 yıllık bankacılık mesleğim sürecinde ne bankacıların ne ekonomi yazarlarının tefecilik konusunda inceleme yaptığına şahit olmadım. Tefeciler sadece borç vermiyor, mevduat da topluyor. Saptadıklarımızı ihbar ediyoruz. Kayıt içi ekonominin GSMH'ya olan oranı bu kadar küçük olan bir ülkede, aydın insanlar öncelikle kayıt dışı ile uğraşsın.
Sendikasyonlar ucuzlayacak
Türk bankacılık sistemi uluslar arası finans sistemindeki sıkıntıya rağmen muhteşem bir performans gösterdi. Uluslar arası piyasada pazarlık gücümüz yüksek. Sendikasyon fiyatları yavaş yavaş gerileyecek. Krizden önceki seviyelere hemen gelmeyecek . Sendikasyon kredileri Türk bankacılık sistemine çok lazım değil, bir iki yıllık vadeli krediler. Dış ticareti finanse etmek amacıyla bu kredileri alıyoruz. Dış ticarette de zaten daralma var. Esas uzun vadeli kaynak bulmamamık lazım. O konuda umarım daha iyi sonuçlar alırız. Sendikasyonlar ucuzlayacak.
Kahramanlık peşinde değiliz
Devlete borç vererek bankacılık yapma tercihi çok gerilerde kaldı. Eskimiş bir söylem. Devlet eğer borç almada ön rol alırsa, ben Ersin Özince olarak tasarruflarımı tabii ki, devlete vereceğim. Hem en yüksek faizi verecek hem en düşük vergiyi alacak. Kim vermez? Biz böyle bir kahramanlık yapma peşinde değiliz. Bankaların reel sektöre borç vermediği doğru mudur? Artık bu ülkenin vatandaşlarını lütfen yorumla değil, rakamla bilgilendirin. Milyonlarca insan, binlerce işletmeye kredi vermişiz. Türk reel sektörünün yurtdışı finans sektörüne borçları, yurtiçi finans sektörüne borçlarından daha fazla düşmüş. Dışarıya daha fazla borç ödemişler.
Reel sektör kar ediyor
Bankacıların dışında kar eden olmasa hiçbir kredi kararına imza atmam. Kar etmedikleri doğru değil. Krediler düşer, çıkar ayrı bir şey. Sosyal yükümlülüklerimize kamuoyu baskısı ile karar vermiyoruz. Bizden kar bekleyen, hisse senetlerimizi almış milyonlarca insan var. Çoğu bankamız halka açık. Bizler, karikatürlerdeki para babası değiliz.
"Basın kapıda" deyince içerde kıyamet koptu!"
1989-1999 yılları, TBB'nde yeni başkan olmuşum. Reel sektör ile bankacıların bir araya gelmesi gündeme geldi. TOBB Başkanı Fuat Miras'ın da aralarında bulunduğu işadamları ile Ceylan Otel'de bir araya geldik. Gayet sıcak bir ortam var ve diyaloglar çok olumlu. Derken, heyetten birileri, 'Basın mensupları geldi, kapıda görüş almak için bekliyor' dedi. Demesiyle içerde birden kıyamet koptu. Nejat Basmacı başta olmak üzere herkes birden bağırmaya başlad. 'Krediler kesildi, kredi alamıyoruz' diye şikayetler başladı. Kısacası; 10 yıldır hep aynı konular tartışılıyor. "Bankalar özel sektöre kredi kullandırmıyor" tartışması hiç bitmez. Ben giderim, hala aynı şeyler konuşulur.
Son çeyrekte karlar düşer
Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, uluslararası gelişmeler, Türkiye ekonomisine ve bankacılık sektörüne yansımaları konusunda yaptığı sunumda, bankaların özel sektöre krediyi azaltmadan kamuya da ilave kaynak sağladığını söyledi. Keskin, güçlü özkaynaklar ve düşen faizlerin, son dönemde sektörde kar hacmini olumlu yönde etkilediğini belirtti. Keskin, ancak daralan faaliyet hacmi, düşen marjlar ve artan risklere bağlı olarak karlılığın önümüzdeki dönemde düşeceğinin tahmin edildiğini sözlerine ekledi.
Ayfer ARSLAN
Etiketler:
Ayfer Arslan,
Ekrem Keskin,
Ersin Özince,
finanscaddesi,
TBB
31 Mayıs 2009 Pazar
İŞADAMLARI VİLLASINI SATIP ŞİRKETİN SERMAYESİNE KOYSUN
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, Trabzon'daki toplantıda, özel sektöre üstü kapalı ilginç mesajlar vermiş. Turgut Özal'ın, ''evlerinizi, villalarınızı satıp şirketlerinize sermaye koyun'' dediğini hatırlatan Özince, örnek olarak da İş Bankası'nı vermiş: ''Biz yaptık mesela İş Bankası olarak. Memurlarımızın lojmanlarına kadarsattık. Buradaki merkez şubeyi, eski binamızı bile sattık, sermayemize koyduk. Biz bu ülkenin vatandaşıyız. Herkes bu ülkenin vatandaşı ve tamamıyla kendi sermayedarlarından sorumlu olan, çoğumuz borsaya, halka açık şirketleriz.''
Özince'nin bu sözleri, aslında "Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az" atasözünü hatırlatır nitelikte. Özetleyecek olursak; talep daralmasından, işletmelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kredi bulamamaktan yakınan işadamlarımız, özel yaşantılarında ise herhangi bir lüksden ödün vermiyor. Madem, küçülerek bu krizi atlatacağız. İş dünyası sürekli 'suçlama' ve 'ağlama' nöbetlerinden kurtulup rahmetli Özal'ın dediği gibi yalısını, villasını satarak şirketinin sermayesine koysun. Hep çalışanlarının ücretinden kırparak çözüm üreten işadamlarımız artık elini kendi cebine atsa iyi olur bence!
Etiketler:
Ersin Özince,
finanscaddesi,
TBB,
Turgut Özal
5 Mayıs 2009 Salı
TÜRKİYE İŞ BANKASI, 850 BANKACI ALACAK
Etiketler:
Ersin Özince,
finanscaddesi,
istihdam,
İş Bankası
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)