Denizbank ilk dokuz aylık bilanço sonuçlarını açıkladı. Banka konsolide aktiflerini 2009 yıl sonuna göre yüzde 17 artırarak 30 milyar 295 milyon TL’ye çıkartırken, ilk dokuz ayda net 450 milyon lira kar elde etti. Bankanın sözkonusu dönemde konsolide özkaynakları bir yıl öncesine göre yüzde 22, yıl sonuna göre yüzde 16 büyüyerek 3 milyar 445 milyon TL’ye çıktı. Banka'nın konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 15.89 olarak gerçekleşti.
DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş bu başarıda, DenizBank’a özel çözümlerin önemli etkisinin olduğunu belirterek DenizBank'ın genişleyen hizmet ağı ile özellikle kredi kartı, ticari, işletme ve bireysel segmenti kredileri dahil olmak üzere bütün segmentlerdeki kredilerini artırdığını vurguladı. Ateş, "Türkiye’nin taşıdığı büyük potansiyelin daha etkin ve etkili biçimde değerlendirilmesi için kullandırılan projeli yatırım kredileri ile birlikte tarım sektörüne verilen toplam kredi tutarı da 1 milyar 736 milyon TL’ye ulaştı. DenizBank, tarım sektörüne yaptığı yatırımlar ve üreticilere tanıdığı olanaklarla tarım kredilerinde özel bankalar arasındaki liderliğini 2010 yılının ilk 9 ayında da sürdürdü. Banka, sektörlere özel olarak tasarladığı ürünlerle KOBİ’lere verdiği desteğe devam etti ve müşterilerine sunduğu avantajlı kredi olanakları ile işletme kredilerini de 3 milyar TL’nin üzerine çıkardı" diye konuştu.
Hakan Ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hakan Ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Kasım 2010 Cuma
1 Ekim 2010 Cuma
YÜKSEK KOMİSYONDA 'ETİK KURUL' DEVREYE GİRECEK
Bankacılık işlemlerinden alınan yüksek ücret ve komisyonlar geçen ay Devlet Bakanı Ali Babacan ve BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'in sert çıkışlarıyla yeniden gündeme gelmişti. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, bugün bankasının sendikasyon imza töreninin ardından konuya ilişkin sorularımızı yanıtlarken bankacılık işlemlerinden alınan komisyonların normal olduğunu savundu.
Ateş, "'Toplamda halka yansıyan komisyon oranı dünyayla kıyaslanmayacak kadar makul oranda. Bankacılık, yatırım yapan bir sektör. Dolayısıyla belli ölçüde komisyon uygulanması son derece doğal'' dedi.
Ateş, ancak komisyon oranlarında aşırıya kaçan bazı bankalar olabileceğine işaret ederek, "İstisnalar kaideyi bozmaz. Bankalar Birliği bünyesinde Etik Kurul olarak aşırıyı kaçanlara ilişkin gerekli önlemleri almaya yönelik yoğun çabamız var" diye konuştu.
Ateş, "'Toplamda halka yansıyan komisyon oranı dünyayla kıyaslanmayacak kadar makul oranda. Bankacılık, yatırım yapan bir sektör. Dolayısıyla belli ölçüde komisyon uygulanması son derece doğal'' dedi.
Ateş, ancak komisyon oranlarında aşırıya kaçan bazı bankalar olabileceğine işaret ederek, "İstisnalar kaideyi bozmaz. Bankalar Birliği bünyesinde Etik Kurul olarak aşırıyı kaçanlara ilişkin gerekli önlemleri almaya yönelik yoğun çabamız var" diye konuştu.
Etiketler:
Denizbank,
finanscaddesi,
Hakan Ateş,
komisyon
14 Nisan 2010 Çarşamba
DENİZBANK, 'PASO' İLE 50 BİN GENCE ULAŞACAK
Denizbank'ın gençlik bankacılığı konsepti dün İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna tanıtıldı. Toplantıya, Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, Denizbank'ın marka yüzü Beyazıt Öztürk ve Denizbank Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk katıldı.
ÖĞRENCİNİN KART FAİZİ %2.5
Türkiye'de 15-29 yaş arası gençlerin sayısının 19 milyon civarında olduğunu ve 2,5 milyon öğrencinin üniversitede okuduğunu belirten Hakan Ateş, "Yeni projemizle 2010 yılında 50 bin, 5 yılda 300 bin gence ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. Ateş, Paso Bonus Kart uygulamasında ilk defa velilerin kefaletiyle değil, başvuruda bulunan öğrencilere yöneltilecek birkaç soru ile kredi değerlendirmesi yapılacağını ve normalde aylık yüzde 2.80 olan kart faizi yerine yüzde 2.5 faiz uygulanacağını açıkladı.
HARÇLIKLAR LİKİT FONDA BİRİKECEK
Gökhan Ertürk'ün verdiği bilgilere göre, Paso Bonus aynı zamanda banka kartı yerine geçecek. Restoranlarda yüzde 10 indirim sağlayacak olan kart ile Denizbank'ın ATM'lerinden vadesiz mevduat hesabına ulaşılabilecek. Genç Kaptan Hesap ile gençlerin hesabındaki para, otomatik olarak likit fonlarda değerlendirilecek. Paso'lu gençlere 36 bin liraya kadar aylık yüzde 1.12 faizli yüksek öğrenim kredisi de verilecek.
Vergi vermeyenlerin ilk 100'ü açıklansın
Denizbank'ın gençlik bankacılığı tanıtmak amacıyla Türkiye genelinde 15 ilde 15 üniversiteyi ziyaret etmeye hazırlanan Beyazıt Öztürk, ilk banka kartına üniversitede sahip olduğunu belirterek, "'Babam emekli polis, annem de evhanımı olduğu için üniversitedeyken parayı Suudi Arabistan'da çalışan ağabeyim gönderiyordu. Parayı da çoğu zaman bankamatikten çekiyordum'' dedi. Öztürk, üniversitelerdeki programlarda gençlere kredi kartının en doğru şekilde nasıl kullanılması gerektiğini de anlatmaya çalışacaklarını söyledi. Vergi rekortmenleri listesinde yer almasına ilişkin bir soru üzerine ise Öztürk, şu yanıtı verdi: ''Vergi listesi işini anlamıyorum. Ben 100 lira kazanıyorum vergimi ödüyorum, memur da 10 lira kazanıyor ona göre vergisini ödüyor. Ben ödediğim vergi için ekstra birşey yapmıyorum. Bence Türkiye'de vergi verenleri değil, vermeyenlerin ilk 100 listesi açıklansın. O açıklandığında herşeyin daha güzel olacağına inanıyorum."
Deniz Emeklilik en erken 2012'de satılır
Basın toplantısının ardından soruları yanıtlayan Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Deniz Emeklilik'in satışının bu yıl ve önümüzdeki yıl gündemde olacak bir konu olmadığını, en erken ihtimalle satışın 2012'de olacağını söyledi. Ateş, "Satışla
ilgili en erken ihtimalle 2012'den söz edebiliriz. Henüz hiç bir isimle görüşme olmamış olmakla birlikte yurtiçine getireceğimiz ortak mutlaka bu konunun içinde çok büyük bir ortak olacaktır diye düşünüyorum" dedi. Denizbank, ana hissedarı Dexia'nın yeniden yapılanma planı kapsamında Türkiye'de sigorta alanındaki kontrol hisselerini devredeceğini, bu doğrultuda Dexia'nın sahip olduğu Deniz Emeklilik ve Hayat hisselerinin alımına yönelik talepleri değerlendireceklerini duyurmuştu.
Etiketler:
Beyaz,
Deniz Emeklilik,
Denizbank,
finanscaddesi,
Hakan Ateş
7 Nisan 2010 Çarşamba
DENİZBANK, TARIMA ENDEKSLİ KORUMALI FON ÇIKARIYOR
%90 oranında anapara koruma özelliği bulunan B tipi Özel Bankacılık Koruma Amaçlı 1 yıllık Tarım Fonu; yatırım dönemi sonunda fon yatırımcılarının anaparalarının yüzde %10’luk kısmını kaybetme riskini alarak, borsa dışından alınacak bir opsiyon sözleşmesi ile S&P GSCI Tarım Endeksi’nin öngörülen pozitif getirisinden yararlanmayı hedefliyor. Böylelikle S&P GSCI Tarım Endeksi yükseldikçe fon yatırımcıları da kazanmış olacak.
DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, fon pazarına sunacakları ikinci tarım fonu ile yatırımcıların tarımdaki fırsatları değerlendirme şansının devam ettiğini belirterek, “Tasarruf sahipleri, bir yıl vadeli bu yeni tarım fonumuzla tarımın getirdiği fırsatlardan yararlanma şansı bulacak. Devlet ve özel sektör fonları tarıma yönelmeye başladı. Arz talep dengesi tarım sektörüne destek veriyor. Tarım sektörü kriz dönemlerinden daha az etkileniyor. Bu önemin farkında olan bankalar, tarıma kredi desteklerini de arttırıyorlar. Tarım konusuna banka olarak zaten özel bir önem veriyoruz. Çıkardığımız yeni fon ile para piyasalarındaki yatırımcılar da tarımın ne kadar büyük bir kazanç potansiyeli olduğunu yakından görecek.” dedi.
Etiketler:
Anapara korumalı fon,
Denizbank,
finanscaddesi,
Hakan Ateş
1 Mart 2010 Pazartesi
4 BÜYÜK BANKANIN TEPE YÖNETİCİSİNİN ORTAK ÖZELLİĞİ NE?
Türkiye'nin önde gelen 4 bankasının tepe yöneticisi Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu. Bu üniversite mezunu isimler arasında İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Yapı Kredi Genel Müdürü Faik Açıkalın bulunuyor. ODTÜ'lü Dergisi'ne konuşan genel müdürler, hem okullarını hem de ekonomiyi değerlendirdi. Üniversiteden her şeyi sorgulamayı, çok ciddi bir esnekliği, yeniliğe-değişime açık olma özelliklerini edindiğini ifade eden Ersin Özince, zaman içinde emsalleri ile karşılaştırdığında aldığı eğitimin kıymetini anladığını kaydediyor. Ziya Akkurt da ODTÜ'nün öğrencilerin araştırma yönünün gelişmesi konusunda fırsatlar sunduğunu, okulda geliştirdiği analitik yeteneğin her zaman iş hayatında çok yaradığını vurguluyor. Akbank'ın başına geçtiğinde yaptığı ilk işin analiz yapmak olduğunu belirten Akkurt, krizin etkilerine rağmen Türk ekonomisinin hâlâ büyüme potansiyeline sahip olduğu öngörüsünde bulunuyor. Edebiyata ve güzel sanatlara merakı yüzünden oyuncu olmak isteyen Hakan Ateş ise özgüvenini ve eğitimini Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden bir olan ODTÜ'den almanın gururunu taşıdığını belirtiyor. Faik Açıkalın ise bugün sahip olduğu çevrenin ve hobilerinin büyük bölümünün kendisine üniversiteden kaldığını belirtiyor.
Etiketler:
Ersin Özince,
Faik Açıkalın,
finanscaddesi,
Hakan Ateş,
ODTÜ,
Ziya Akkurt
18 Şubat 2010 Perşembe
DENİZBANK, BÜYÜK YATIRIMCIYI TARIMA YATIRIMA ÇAĞIRIYOR
Yedi yıl önce Tarişbank'ı satın alarak tarım bankacılığına giren Denizbank, üreticilere ve küçük çiftçiye kullandırdığı 1.5 milyar liralık kredi desteğinden sonra şimdi de büyük yatırımcıları tarıma yatırıma çağırıyor. Tarım alanında yatırım yapmak isteyen girişimciler için"Tarım +" ürününü geliştiren Denizbank 7 yıla kadar varan vadelerle finansman desteğinin yanısıra danışmanlık desteği de verecek.
Yeni ürünün tanıtımna ilişkin İstanbul'da düzenlenen toplantıda, Nihat Gökyiğit, Ethem Sancak, Reşit Soley, Vural Ak ve Savaş Titiz gibi tarım alanında yatırımları olan isimler de deneyimlerini paylaştılar. Toplantının açılışında konuşan Denizbank Finansal Hizmetler Gurubu Başkanı Hakan Ateş, banka olarak tarım sektöründeki müşteri sayısının 350 bini geçtiğini ve 1.5 milyar liralık kredi kullandırdıklarını açıkladı. Denizbank'ın toplam nakdi kredileri içerisinde tarım sektörünün yüzde 9.2 pay aldığını belirten Ateş, özel sektör bankaları arasında tarıma en fazla kaynak aktaran banka olduklarını dile getirdi.
YENİ GİRİŞİMCİLERE KAPI AÇIK
Denizbank İşletme ve Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sun da, toplantıda yaptığı sunumda "Tarım+" ın detaylarını anlattı. Sun, Türkiye'nin elverişli coğrafi konumu, genç nüfusu, iklimi, artan alım gücü ve genişleyen iç pazarı sayesinde tarım sektöründe pek çok ülkeye kıyasla son derece avantajlı konumda olduğunu dile getirdi. Sun, "Bu projeyle mevcut tarımsal yatırımını büyütmek isteyen üreticiye olduğu kadar, tarım alanında herhangi bir faaliyeti bulunmayan ancak bu alandaki fırsat ve potansiyeli değerlendirmek isteyen girişimcilerimeze de kapımız açık. Onlara yatırımlarında rehberlik etmek istiyoruz" dedi.
1.5 MİLYAR TL'LİK KREDİ HEDEFİ
Türkiye'deki nüfusun üçte birinin tarımsal faaliyetlerle geçimini sağladığına dikkat çeken Gökhan Sun, "Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2012 yılında tarımsal üretimin 70 milyar dolar, ihracatın ise 30 milyar dolar olacağını öngörüyor. Banka olarak bu konuda üzerimize düşenleri yapmaya hazırız. 2012 hedefimiz Tarım+ ile 1.5 milyar lira yatırım kredisi kullandırmak" dedi.
Tarım+ paketi nedir?
Paket kapsamında ilk aşamada örtü altı tarım,süt hayvancılığı ve meyvecilik yatırımlarına öncelik verilecek. Proje öncesi ve süresince fizibilitenin oluşturulmasında yatırım yeri önerisi ve ürünlerin pazarlanmasına kadar tüm süreçlerde danışmanlık desteği verilecek. Projeye uygun ödeme seçenekleri, 7 yıla varan vade ve fiyatlandırmalarla finansman desteği sağlanacak. Ayrıca işletmenin kurulum aşamasında ekipman ve benzeri ihtiyaçların temininde sektörün deneyimli firmalarıyla ilişki kurulması konusunda aracılık, işletme ziyaretleri desteği verilecek.
Deniz Emeklilik'in talibi çok olur
Toplantıda soruları da yanıtlayan Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Deniz Emeklilik satışı konusunda ''Dexia Grubu'ndan da biz bir sinyal bekliyoruz. Bu çerçevede proses yürütülecektir. Çok talibi olacağını düşünüyorum'' dedi. Ateş, "'Deniz Emeklilik'te şu an için hiçbir tasarrufumuz yok. Ama ne olursa olsun kontrol hissenin devri de söz konusu olsa, gelecek olan ortak, yabancı ortak, çok büyük olasılıkla bizim dağıtım ağımızı kullanacak" diye konuştu.
ABD'li inek yavrulayınca 'Ethem' adını koydular
*Nihat Gökyiğit (TEMA Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi): Doğada kaynaklar hızla tükeniyor. Bu asrın sonuna kadar dünyadaki türlerin yarısı kaybolacak. Çılgın tüketim, kulllan-at kültürü, israf ve inanılmaz nüfus artışı bu tükenişin en önemli nedenleri. Bu gidişe dur demek için girişimcilerimizin tarıma yatırıma önem vermesi gerekiyor.
*Ethem Sancak (Hedef Alliance Holding Yönetim Kurulu Başkanı): Tarımdaki fırsatları gördüm ve 55 milyon dolarlık yatırım yaptım. İşletmemizde her gün 2 bin 400 inek sağıyor ve 80 ton civarında çiğ süt satıyoruz. Biz bu işe gönül verdik. Hatta ABD'den ithal ettiğimiz ineğin yavrusuna 'Ethem' adını verdiler. Ben de itiraz etmedim!
*Vural Ak (Intercity Genel Müdürü): Araba işinden sıkıldım. 5 yıl önce tarım işine girdim. Başlangıçta sosyal sorumluluk projesi olarak girdiğim ceviz ve badem üretimi işinde şu anda 6 bin dönüm arazide üretim yapıyoruz. Bir ceviz ağacı 100 yıla kadar ürün veriyor. Saklama ve depolaması kolay ve oldukça karlı bir iş.
*Reşit Soley (Corvus Şaraplarının sahibi): Bozcaada bizim yatırımlarımızla birlikte bağcılık ve şarapçılık olarak farklı bir destinasyona geldi. Bar ve otel işletmeciliği ile uğraşan ada halkı son yıllarda bağcılığa ve şarap üretimine de girmeye başladı.
Ayfer ARSLAN
Etiketler:
Ayfer Arslan,
Denizbank,
Ethem Sancak,
finanscaddesi,
Hakan Ateş,
Nihat Gökyiğit,
Reşit Soley,
tarım bankacılığı,
Vural Ak
15 Şubat 2010 Pazartesi
TOPRAK REFORMUYLA TARIM İHRACATI 60 MİLYAR $'A ÇIKAR
Yedi yıl önce TMSF'den Tarişbank'ı alarak tarım bankacılığına giren Denizbank, tarım sektöründe büyük bir seferberliğe hazırlanıyor. 17 Şubat'da İstanbul'da düzenlenecek toplantı ile Ethem Sancak, Nihat Gökyiğit, Reşit Soley gibi isimleri bir araya getirip onların deneyimlerini kamuoyu ile paylaşacak olan Denizbank, parası olup da nereye yatıracağını düşünen büyük yatırımcıları tarıma davet edecek.
Tarım sektörünün Türk ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olduğunu ve bu işe sadece 'karlılık' olarak bakmadıklarını dile getiren Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, "Bunu bir misyon olarak üstlendik. Hissedarımız Dexia'ya da bunu kabul ettirdik" dedi. Tarım arazilerinin çok küçük ölçekli ve dağınık yapısından dolayı verimliliğin çok düşük olduğunu ve tarım ürünleri ihracatının 13.5 milyar dolarla sınırlı kaldığını anlatan Ateş, bu yüzden bu ölçeklerin birleştirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Türkiye'de 2.5 milyon hektar tarım arazisinin sadece sınır olduğu için kullanılamadığını belirten Hakan Ateş, "Tarımda 3 milyona yakın insan var. Ne acıdır ki, onların 1 milyonuna bankacılık hizmeti götüremiyoruz. İşsizlik hesaplarında işi varmış gibi görünüyor. Toprağı var, çiftçilik belgesi var ama aç. Bu yüzden toprak toplulaştırılması çok önemli. Bu Türkiye'den feodal yapıyı söküp atacak. Böylece tarım ürünleri ihracatımız 60 milyar dolarlara çıkabilir" dedi.
-Denizbank 2009 yılını nasıl geçirdi?
2009 yılı bankacılık sektörü için genelde başarılıydı. Ama biz özel sektör bankalar arasında 9. ay itibariyle karını yüzde 60 ile en çok artıran banka olduk. Daha da önemlisi bankacılık sektörü toplam aktiflerinin yüzde 30'u kadar bono portföyü taşır. Bizimki yüzde 12.5 düzeyinde. Ve Denizbank olarak şunu gösterdik: Sadece devlet tahvili ve hazine bonosundan ibaret değil bankacılık. Kredi vererek de kar edilebiliyor. Kredi-mevduat oranımız yüzde 125 ile sektörün en tepesindedir. 100 liralık mevduat toplayıp 100 lirasını veriyoruz. Onun dışında da 25 lira da yurtdışı kaynaklarımızdan borçlanarak yine onları halkın kullanımına sunuyoruz. Dolayısıyla bir banka dediğimiz zaman bütün fonksiyonlarını bilfiil gayet 'yurtsever' bir şekilde yerine getiriyoruz.
KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK
-Sektör kredilerde frene basarken, siz bu büyümeyi nasıl sağladınız?
Herkes küçülürken ocak ayında aktif pasif toplantımız vardı. Hep banka olarak 'Ortak Akıl' diyoruz. Yine ortak aklımızla, "Arkadaşlar aktif yaratmak için en iyi zaman"dedik. Onun için de geçtiğimiz yıl kredilerde sektörün üzerinde büyüdük.
-Yani krizi fırsata çevirdiniz...
Her zaman onu yaparız. Bu bizim adetimizdir. Bu bankayı kurduğumuz 1997 yılından beri hep büyüme ile gittik. Özellikle 2001 gibi 35 bankanın ticari hayattan silindiği, 80 bankanın 46'lara düştüğü ortamda biz fona geçmiş bankaların kredilerini, kredi kartlarını satın alarak ve kendi organik büyümemizi sürdürerek krizi fırsata çeviren bankaydık. Bu krizde de yine Denizbank özel bankalar arasında karlılık artışı ve büyüme yönünden öne çıkacak.
SEKTÖR YÜZDE 17, BİZ YÜZDE 20 BÜYÜRÜZ
-2010 büyüme planlarınız nedir?
Bu yıl bankacılığın yüzde 16.5-17 civarında büyüyeceği kanaatindeyim. Krediler portföyünün de en az bu kadar büyüyeceğini düşünüyoruz. Denizbank olarak gerek krediler, gerek mevduat, gerekse bilanço büyüklüğünde yüzde 20 mertebesinde büyümeyi planlıyoruz. Özel sektör bankaları arasında ilk 6 banka arasındayız. Ama leasing, faktoring, yatırım hizmetlerinde hep ilk üç veya dörtteyiz. Tarım kredilerinde Ziraat Bankası'nın ardından ikinci, özel bankalar arasında birinciyiz. Vakıflar Bankası'nın da etkin olduğu yerel yönetim finansmanında ilk üç bankadan biriyiz. Gemicilik, turizm finansmanında ilk üç bankadan biriyiz. 1997 yılında bir otel odasında başlayan bu koşmaca şu anda 8 bin 800 denizcisi, 450 şubesi ile devam ediyor.
600 PERSONEL ALACAK
-Bu yıl kaç şube açmayı planlıyorsunuz?
Tarıma çok önem verdiğimiz için küçük yerlerde açıyoruz ama ne kadar küçük olsa da nüfusu 25-30 binin üzerinde. Onun için son getirilen şube harçlarına göre ortalamamız bizim 40 bin lira. Bu da 21 milyon lira ilave yıllık maliyet getiriyor. Biz bu çerçevede dahi büyüme planlarımızı devam ettireceğiz. 50 şube diye çıktık yola. Ama planlarımızı seneye yayarak uygulayacağız. Önce 25 şube açıp ondan sonraki 25'e bakacağız. 25 şube açarsak 500-600 civarında istihdam yaratırız. Eğer tüm planlarımızı değiştirmeden uygularsak bu sayı binleri bulur.
-Tarım bankacılığında yeni projeleriniz var mı?
Tarım bizim açımızdan çok önemli. 17 Şubat'ta 'Tarım Plus' diye tanıtımımız var. Ethem Sancak, Nihat Gökyiğit, Vural Ak, Reşit Soley, Savaş Titiz gibi çok kıymetli tarım yatırımcılarını Çırağan'daki toplantımızda bir araya getireceğiz. Bize deneyimlerini anlatacaklar.
400 BİN ÇİFTÇİ İLE İLİŞKİMİZ VAR
-Tarım Plus nedir?
Ana dal olarak 3 tane dal var. Seracılık, meyve-sebzecilik ve süt sığırcılığı. Bu üç alanda da Türkiye'nin çok önemli yatırımlara ihtiyacı var. Şimdiye kadar biz ne yaptık? Çiftçi dediğimiz ve orta küçük ölçek çiftçilerle çok yoğun faaliyet götürdük. Şu anda 265 binin üzerinde kredili ve toplamda 400 bine yakın çiftçiyle ilişki halindeyiz. Tarım sektörü gerçekten çok önemli. Biz bunu sadece karlılık olarak görmüyoruz. Toplumsal bir misyon olarak üstlendik. Kendi hissedarımıza da bunu kabul ettirdik. Saydığımız üç alanda büyük yatırım gerekiyor. Kah tarımla uğraşıp kah uğraşmayan, parası olup da nereye yatıracağını düşünenleri tarıma yatırıma çağıracağız.
-Tarımın Türk ekonomisi açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye olarak baktığımızda tarım geçtiğimiz yıl yüzde 3.5 büyüyerek 600 milyar dolarlık gayri safi milli hasılamızda 60 milyar dolara yakın bir büyüklüğe ulaştı. Ekonominin kabaca yüzde 10'unu oluşturuyor. İhracatta ise 13.2 milyar dolar ile yüzde 13'üne sahip. Bu işin finansmanı ise daha 10 milyar dolar civarında. 10 milyar dolarlık finansman peki geri kalanı nasıl finanse ediliyor? Tefecilik piyasası dediğimiz bayilerde kaybolan çok fahiş fiyat ve vade farklarına yol açan çok önemli bir değer var. Bu verimliliğe dönmüyor. Onun için bankacılık sektörünün tarıma girmesi lazım. Tarım kesimine 1.5 milyar liralık finansman sağladık. Toplam krediler içerisinde tarımın payı sektörde yüzde 3.5'lardayken, bizde yüzde 8'lerde.
2.5 MİLYON ARAZİ EKİLEMİYOR
-Peki, bankacılık sektörü tarımı desteklemekte neden bu kadar gecikti?
Bankacılık kesimi bu konuda kabahatli. TMSF'den Tarişbank'ı aldık. Tarımı öğrendik ve şimdi bunun farkına vardık ama Türkiye'de 2.5 milyon hektar tarım arazisi sadece sınır olduğu için kullanılamıyor. O kadar küçük ölçeklere bölmüşüz ki, Ali ile Ahmet'in Mehmet ile Veli'nin tarlaları. İkisi de kardeş olabilir. Birbirlerine sınır çizdikleri için kullanılamıyor. Onun için toprak toplulaştırılması hayati öneme sahip. Bu Türkiye'den feodal yapıyı söküp atacak. Tarımda bakıyorsunuz 3 milyona yakın insan var. Ne acıdır ki, onların 1 milyonuna bankacılık hizmeti götüremiyoruz. O kadar küçük ölçekler ki.. İşin en kötü tarafı da işsizlik hesaplarında işi varmış gibi kabul görüyor. Toprağı var, çiftçilik belgesi var ama aç. Bu nedenle bu ölçeklerin birleşmesi, toprak toplulaştırılması Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye'nin önünde duran en önemli reformdur. Yapılmaması bugüne kadar aslında büyük bir başarısızlık.
-Bu reformun yararları ne olacak?
2002 yılından beri toplulaştırılan toprak, 75-80 yılda toplulaştırılandan daha fazla. Bu bakımdan da hükümetin bir takım tasarrufları var. 13.5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatı pekala 50-60 milyar dolarlara çıkabilir. Örneğin; Hollanda yirmide birimiz. Orada bir Rabobank var. Ziraat Bankası gibi tarıma destek veriyor. 30 milyar euro'luk tarım kredisi hacmi var. Bizde 10 milyar dolar. Biz niye Hollanda'dan inek ithal ediyoruz? Niye sera altyapı malzemesini Hollanda'dan ithal ediyoruz? Biz daha doğada olan şeyin farkında değiliz. Onlar alıp üretip dünyaya ihraç ediyor. Fark burada.
Türkiye gözbebeği, yatırımı ıskalayan 'Ah, vah' ediyor
-Türkiye'nin Dexia açısından önemi nedir?
Uluslar arası büyük bankaların karlılıkları azaldı. Oysa ki, Türkiye'de karlılık gayet iyi. Dexia bilançosunun yaklaşık yüzde 2'siyim ama karının dörtte biriyim. Avrupa'da yeni yatırım, büyüme, tüketim ve nüfus konusunda problemler var. Çünkü onlar yüzyıl önce tamamlamışlar. Orada kömür santralı diye bir yatırım yok. Rüzgarı bile bitirmişler. Halbuki biz daha yolun başındayız. Bir bankacı için bundan daha güzel bir ortam olur mu? Burada çok cevher var. Burada karlı büyüme var. Türkiye'ye yatırım yapmış bütün bankalar için Türkiye gözbebeği. Yatırım yapmayı ıskalamış olanlar için de ağızları sulana sulana bakıp da 'Ah, vah' ettikleri bir alan burası.
Enflasyon yüzde 7-8'i bulur
-Yıl sonu enflasyon, kur ve dolar ne olur?
Enflasyon biraz başını kaldırabilir ama bu faizleri artırma yönünde bir baskı yaratmayacak. Yani yüzde 7-8'ler arasında olabilir. Kur enflasyon kadar artar. Faizler de son çeyreğe kadar makul seviyelerde gider. Politika faizlerini artırmak için önemli bir neden yok. Bunu bozacak olan şey içerden değil, dışardan tehdittir. Avrupa ittifakı önemli bir sınav veriyor. Hem bizim önemli bir ticaret partnerimiz, hem de bütün dünya için büyük bir ekonomi. Dolayısıyla büyük ağabeylerin özellikle Almanya'nın küçük kardeşlere nasıl koruyup korutacakları önemli. Bu arada Türkiye'de yakın bir coğrafyada hem ticareti yoğun olduğu için bunun sonucu da faizlerimizi, kurumuzu çok etkiler. Son dalgada onun etkisiydi.
Yatır mevduata, yat aşağıya dönemi bitti
-Düşük faiz ortamında yatırımcıya ne önerirsiniz?
Türk lirası her zaman dövizi döver. Eskiden bu oyunu ne bozuyordu? Ekonomi çok kötü yönetiliyordu eskiden. Bir devalüasyon oluyordu TL karlarınız yok oluyordu ama TL'de sabredip kalırsanız onun da üstesinden geliyordunuz. Hazine'nin en önemli misyonu önümüzdeki dönemde TL yatırım araçlarını artırmak. Belli portföyleri bölerek risk profiline göre yatırım yapma dönemi geldi. Aktif yönetimi dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli hale geliyor. O yüzden özel bankacılık birimleri, portföy yönetim şirketleri artık bu tür yatırım araçlarını her yatırımcının yakından izlemesi gerekiyor. 'Parayı yatır mevduata, yat aşağıya' dönemi bitti. Portföyü çeşitlendirmek lazım.
-Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben TL'ciyim. Yüzde 100 TL'de değilim ama önemli miktarda TL'deyim.
Üniversite duvarlarının arkasında devrim olmuyor
Tarım sektörünün Türk ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olduğunu ve bu işe sadece 'karlılık' olarak bakmadıklarını dile getiren Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, "Bunu bir misyon olarak üstlendik. Hissedarımız Dexia'ya da bunu kabul ettirdik" dedi. Tarım arazilerinin çok küçük ölçekli ve dağınık yapısından dolayı verimliliğin çok düşük olduğunu ve tarım ürünleri ihracatının 13.5 milyar dolarla sınırlı kaldığını anlatan Ateş, bu yüzden bu ölçeklerin birleştirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Türkiye'de 2.5 milyon hektar tarım arazisinin sadece sınır olduğu için kullanılamadığını belirten Hakan Ateş, "Tarımda 3 milyona yakın insan var. Ne acıdır ki, onların 1 milyonuna bankacılık hizmeti götüremiyoruz. İşsizlik hesaplarında işi varmış gibi görünüyor. Toprağı var, çiftçilik belgesi var ama aç. Bu yüzden toprak toplulaştırılması çok önemli. Bu Türkiye'den feodal yapıyı söküp atacak. Böylece tarım ürünleri ihracatımız 60 milyar dolarlara çıkabilir" dedi.
-Denizbank 2009 yılını nasıl geçirdi?
2009 yılı bankacılık sektörü için genelde başarılıydı. Ama biz özel sektör bankalar arasında 9. ay itibariyle karını yüzde 60 ile en çok artıran banka olduk. Daha da önemlisi bankacılık sektörü toplam aktiflerinin yüzde 30'u kadar bono portföyü taşır. Bizimki yüzde 12.5 düzeyinde. Ve Denizbank olarak şunu gösterdik: Sadece devlet tahvili ve hazine bonosundan ibaret değil bankacılık. Kredi vererek de kar edilebiliyor. Kredi-mevduat oranımız yüzde 125 ile sektörün en tepesindedir. 100 liralık mevduat toplayıp 100 lirasını veriyoruz. Onun dışında da 25 lira da yurtdışı kaynaklarımızdan borçlanarak yine onları halkın kullanımına sunuyoruz. Dolayısıyla bir banka dediğimiz zaman bütün fonksiyonlarını bilfiil gayet 'yurtsever' bir şekilde yerine getiriyoruz.
KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK
-Sektör kredilerde frene basarken, siz bu büyümeyi nasıl sağladınız?
Herkes küçülürken ocak ayında aktif pasif toplantımız vardı. Hep banka olarak 'Ortak Akıl' diyoruz. Yine ortak aklımızla, "Arkadaşlar aktif yaratmak için en iyi zaman"dedik. Onun için de geçtiğimiz yıl kredilerde sektörün üzerinde büyüdük.
-Yani krizi fırsata çevirdiniz...
Her zaman onu yaparız. Bu bizim adetimizdir. Bu bankayı kurduğumuz 1997 yılından beri hep büyüme ile gittik. Özellikle 2001 gibi 35 bankanın ticari hayattan silindiği, 80 bankanın 46'lara düştüğü ortamda biz fona geçmiş bankaların kredilerini, kredi kartlarını satın alarak ve kendi organik büyümemizi sürdürerek krizi fırsata çeviren bankaydık. Bu krizde de yine Denizbank özel bankalar arasında karlılık artışı ve büyüme yönünden öne çıkacak.
SEKTÖR YÜZDE 17, BİZ YÜZDE 20 BÜYÜRÜZ
-2010 büyüme planlarınız nedir?
Bu yıl bankacılığın yüzde 16.5-17 civarında büyüyeceği kanaatindeyim. Krediler portföyünün de en az bu kadar büyüyeceğini düşünüyoruz. Denizbank olarak gerek krediler, gerek mevduat, gerekse bilanço büyüklüğünde yüzde 20 mertebesinde büyümeyi planlıyoruz. Özel sektör bankaları arasında ilk 6 banka arasındayız. Ama leasing, faktoring, yatırım hizmetlerinde hep ilk üç veya dörtteyiz. Tarım kredilerinde Ziraat Bankası'nın ardından ikinci, özel bankalar arasında birinciyiz. Vakıflar Bankası'nın da etkin olduğu yerel yönetim finansmanında ilk üç bankadan biriyiz. Gemicilik, turizm finansmanında ilk üç bankadan biriyiz. 1997 yılında bir otel odasında başlayan bu koşmaca şu anda 8 bin 800 denizcisi, 450 şubesi ile devam ediyor.
600 PERSONEL ALACAK
-Bu yıl kaç şube açmayı planlıyorsunuz?
Tarıma çok önem verdiğimiz için küçük yerlerde açıyoruz ama ne kadar küçük olsa da nüfusu 25-30 binin üzerinde. Onun için son getirilen şube harçlarına göre ortalamamız bizim 40 bin lira. Bu da 21 milyon lira ilave yıllık maliyet getiriyor. Biz bu çerçevede dahi büyüme planlarımızı devam ettireceğiz. 50 şube diye çıktık yola. Ama planlarımızı seneye yayarak uygulayacağız. Önce 25 şube açıp ondan sonraki 25'e bakacağız. 25 şube açarsak 500-600 civarında istihdam yaratırız. Eğer tüm planlarımızı değiştirmeden uygularsak bu sayı binleri bulur.
-Tarım bankacılığında yeni projeleriniz var mı?
Tarım bizim açımızdan çok önemli. 17 Şubat'ta 'Tarım Plus' diye tanıtımımız var. Ethem Sancak, Nihat Gökyiğit, Vural Ak, Reşit Soley, Savaş Titiz gibi çok kıymetli tarım yatırımcılarını Çırağan'daki toplantımızda bir araya getireceğiz. Bize deneyimlerini anlatacaklar.
400 BİN ÇİFTÇİ İLE İLİŞKİMİZ VAR
-Tarım Plus nedir?
Ana dal olarak 3 tane dal var. Seracılık, meyve-sebzecilik ve süt sığırcılığı. Bu üç alanda da Türkiye'nin çok önemli yatırımlara ihtiyacı var. Şimdiye kadar biz ne yaptık? Çiftçi dediğimiz ve orta küçük ölçek çiftçilerle çok yoğun faaliyet götürdük. Şu anda 265 binin üzerinde kredili ve toplamda 400 bine yakın çiftçiyle ilişki halindeyiz. Tarım sektörü gerçekten çok önemli. Biz bunu sadece karlılık olarak görmüyoruz. Toplumsal bir misyon olarak üstlendik. Kendi hissedarımıza da bunu kabul ettirdik. Saydığımız üç alanda büyük yatırım gerekiyor. Kah tarımla uğraşıp kah uğraşmayan, parası olup da nereye yatıracağını düşünenleri tarıma yatırıma çağıracağız.
-Tarımın Türk ekonomisi açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye olarak baktığımızda tarım geçtiğimiz yıl yüzde 3.5 büyüyerek 600 milyar dolarlık gayri safi milli hasılamızda 60 milyar dolara yakın bir büyüklüğe ulaştı. Ekonominin kabaca yüzde 10'unu oluşturuyor. İhracatta ise 13.2 milyar dolar ile yüzde 13'üne sahip. Bu işin finansmanı ise daha 10 milyar dolar civarında. 10 milyar dolarlık finansman peki geri kalanı nasıl finanse ediliyor? Tefecilik piyasası dediğimiz bayilerde kaybolan çok fahiş fiyat ve vade farklarına yol açan çok önemli bir değer var. Bu verimliliğe dönmüyor. Onun için bankacılık sektörünün tarıma girmesi lazım. Tarım kesimine 1.5 milyar liralık finansman sağladık. Toplam krediler içerisinde tarımın payı sektörde yüzde 3.5'lardayken, bizde yüzde 8'lerde.
2.5 MİLYON ARAZİ EKİLEMİYOR
-Peki, bankacılık sektörü tarımı desteklemekte neden bu kadar gecikti?
Bankacılık kesimi bu konuda kabahatli. TMSF'den Tarişbank'ı aldık. Tarımı öğrendik ve şimdi bunun farkına vardık ama Türkiye'de 2.5 milyon hektar tarım arazisi sadece sınır olduğu için kullanılamıyor. O kadar küçük ölçeklere bölmüşüz ki, Ali ile Ahmet'in Mehmet ile Veli'nin tarlaları. İkisi de kardeş olabilir. Birbirlerine sınır çizdikleri için kullanılamıyor. Onun için toprak toplulaştırılması hayati öneme sahip. Bu Türkiye'den feodal yapıyı söküp atacak. Tarımda bakıyorsunuz 3 milyona yakın insan var. Ne acıdır ki, onların 1 milyonuna bankacılık hizmeti götüremiyoruz. O kadar küçük ölçekler ki.. İşin en kötü tarafı da işsizlik hesaplarında işi varmış gibi kabul görüyor. Toprağı var, çiftçilik belgesi var ama aç. Bu nedenle bu ölçeklerin birleşmesi, toprak toplulaştırılması Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye'nin önünde duran en önemli reformdur. Yapılmaması bugüne kadar aslında büyük bir başarısızlık.
-Bu reformun yararları ne olacak?
2002 yılından beri toplulaştırılan toprak, 75-80 yılda toplulaştırılandan daha fazla. Bu bakımdan da hükümetin bir takım tasarrufları var. 13.5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatı pekala 50-60 milyar dolarlara çıkabilir. Örneğin; Hollanda yirmide birimiz. Orada bir Rabobank var. Ziraat Bankası gibi tarıma destek veriyor. 30 milyar euro'luk tarım kredisi hacmi var. Bizde 10 milyar dolar. Biz niye Hollanda'dan inek ithal ediyoruz? Niye sera altyapı malzemesini Hollanda'dan ithal ediyoruz? Biz daha doğada olan şeyin farkında değiliz. Onlar alıp üretip dünyaya ihraç ediyor. Fark burada.
Türkiye gözbebeği, yatırımı ıskalayan 'Ah, vah' ediyor
-Türkiye'nin Dexia açısından önemi nedir?
Uluslar arası büyük bankaların karlılıkları azaldı. Oysa ki, Türkiye'de karlılık gayet iyi. Dexia bilançosunun yaklaşık yüzde 2'siyim ama karının dörtte biriyim. Avrupa'da yeni yatırım, büyüme, tüketim ve nüfus konusunda problemler var. Çünkü onlar yüzyıl önce tamamlamışlar. Orada kömür santralı diye bir yatırım yok. Rüzgarı bile bitirmişler. Halbuki biz daha yolun başındayız. Bir bankacı için bundan daha güzel bir ortam olur mu? Burada çok cevher var. Burada karlı büyüme var. Türkiye'ye yatırım yapmış bütün bankalar için Türkiye gözbebeği. Yatırım yapmayı ıskalamış olanlar için de ağızları sulana sulana bakıp da 'Ah, vah' ettikleri bir alan burası.
Enflasyon yüzde 7-8'i bulur
-Yıl sonu enflasyon, kur ve dolar ne olur?
Enflasyon biraz başını kaldırabilir ama bu faizleri artırma yönünde bir baskı yaratmayacak. Yani yüzde 7-8'ler arasında olabilir. Kur enflasyon kadar artar. Faizler de son çeyreğe kadar makul seviyelerde gider. Politika faizlerini artırmak için önemli bir neden yok. Bunu bozacak olan şey içerden değil, dışardan tehdittir. Avrupa ittifakı önemli bir sınav veriyor. Hem bizim önemli bir ticaret partnerimiz, hem de bütün dünya için büyük bir ekonomi. Dolayısıyla büyük ağabeylerin özellikle Almanya'nın küçük kardeşlere nasıl koruyup korutacakları önemli. Bu arada Türkiye'de yakın bir coğrafyada hem ticareti yoğun olduğu için bunun sonucu da faizlerimizi, kurumuzu çok etkiler. Son dalgada onun etkisiydi.
Yatır mevduata, yat aşağıya dönemi bitti
-Düşük faiz ortamında yatırımcıya ne önerirsiniz?
Türk lirası her zaman dövizi döver. Eskiden bu oyunu ne bozuyordu? Ekonomi çok kötü yönetiliyordu eskiden. Bir devalüasyon oluyordu TL karlarınız yok oluyordu ama TL'de sabredip kalırsanız onun da üstesinden geliyordunuz. Hazine'nin en önemli misyonu önümüzdeki dönemde TL yatırım araçlarını artırmak. Belli portföyleri bölerek risk profiline göre yatırım yapma dönemi geldi. Aktif yönetimi dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli hale geliyor. O yüzden özel bankacılık birimleri, portföy yönetim şirketleri artık bu tür yatırım araçlarını her yatırımcının yakından izlemesi gerekiyor. 'Parayı yatır mevduata, yat aşağıya' dönemi bitti. Portföyü çeşitlendirmek lazım.
-Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben TL'ciyim. Yüzde 100 TL'de değilim ama önemli miktarda TL'deyim.
Üniversite duvarlarının arkasında devrim olmuyor
-Bankacı olmasaydınız ne olurdunuz? Tiyatro geçmişiniz de olduğunu biliyorum.
Evet öyle bir deneyimim oldu. 10 yaşımdayken TRT Çocuk Saati programının kadrosuna katıldım. Üniversiteden mezun olana kadar da seslendirme ve oyunculuk devam etti. İş Bankası Teftiş Kurulu sınavını kazandıktan sonra bıraktım. Ondan sonra Anadolu'ya turneye çıktım. 5 sene müfettiştim. Anadolu'da hiç görmediğim yerleri gördüm. Tabii kariyerime önemli katkıda bulundu. Hem de sosyal yönden perspektif verdi. Gördük ki, üniversite duvarlarının arkasında devrim yapmak öyle mümkün değil. O duvarların önünde çok farklı bir dünya var ve tanıdığım için çok mutluyum.
Nadya Komanaçi'ye aşıktım!
-Sporla aranız nasıl?
Sporda çok faaliyetim var. Aletli jimnastikte Türkiye birinciliğim var. Kule tramplen de atladım. Fakat sonra okul, radyo televizyon deyince biraz da yaş geçince haliyle geride kalıyor. Ama hala ilgiyle izlerim. Bizim dönemde Nadya Komanaçi vardı. Biz Türkiye birincisi olurken, o dünya birincisi oluyordu. Ona aşıktım. Çok da güzel bir kızdı ve çok başarılıydı.
-Bildiğim kadarıyla koyu Galatasaraylısınız?
Galatasaray, Fener, Trabzon ve Beşiktaş'ın sponsoruyuz. Trabzon ve Fener'i biz halka açtık. Galatasaray'ın evet taraftarıyım. Ama bu sayın Aziz Yıldırım ile olan çok iyi ilişkilerime şimdiye kadar engel olmadı. Hepsiyle iyi diyaloğumuz var. Adnan Polat'a da, Aziz Yıldırım'a da finansman işi olunca, işimiz kadar yakın, işimiz kadar uzağız.
Maldivler'e şube açacağız!
-Maldivler'de çekilen reklam filminizde yeni sürprizler var mı?
Evet, yeni dönem olay çok renklenecek. Senaryo artık Lost dizisinin önüne çıkacak. Ekip Maldivler'e gidecek. 30'un üzerinde dizi çekecek. Müşterilerimizden arayıp adanın adresini soranlar çok. Adaya yakında bir şube açacağız. Oraya da müşteri geleceğe benziyor!
-Beyaz'ın yerine siz o adaya düşseydiniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?
Kimlik, cep telefonu ve 8 bin 800 Denizbank neferini alırdım!
IMF ile büyüme yüzde 5'i bulur
-IMF ile anlaşma imzalanacağına inanıyor musunuz?
IMF anlaşmasının yıl içerisinde yapılacağını düşünüyoruz. Ama ne pahasına olursa olsun IMF değil. Şu anda şartlar değişti. Çünkü küresel krizden Türkiye oldukça güçlü çıktı. Dolayısıyla IMF parasını almaktan ziyade o paranın kullanımının nasıl olacağı daha belirleyici. IMF'nin de desteğiyle yüzde 3.6 olarak öngörülen büyümenin rahatlıkla yüzde 5'i bulacağını kanaatindeyim.
Evet öyle bir deneyimim oldu. 10 yaşımdayken TRT Çocuk Saati programının kadrosuna katıldım. Üniversiteden mezun olana kadar da seslendirme ve oyunculuk devam etti. İş Bankası Teftiş Kurulu sınavını kazandıktan sonra bıraktım. Ondan sonra Anadolu'ya turneye çıktım. 5 sene müfettiştim. Anadolu'da hiç görmediğim yerleri gördüm. Tabii kariyerime önemli katkıda bulundu. Hem de sosyal yönden perspektif verdi. Gördük ki, üniversite duvarlarının arkasında devrim yapmak öyle mümkün değil. O duvarların önünde çok farklı bir dünya var ve tanıdığım için çok mutluyum.
Nadya Komanaçi'ye aşıktım!
-Sporla aranız nasıl?
Sporda çok faaliyetim var. Aletli jimnastikte Türkiye birinciliğim var. Kule tramplen de atladım. Fakat sonra okul, radyo televizyon deyince biraz da yaş geçince haliyle geride kalıyor. Ama hala ilgiyle izlerim. Bizim dönemde Nadya Komanaçi vardı. Biz Türkiye birincisi olurken, o dünya birincisi oluyordu. Ona aşıktım. Çok da güzel bir kızdı ve çok başarılıydı.
-Bildiğim kadarıyla koyu Galatasaraylısınız?
Galatasaray, Fener, Trabzon ve Beşiktaş'ın sponsoruyuz. Trabzon ve Fener'i biz halka açtık. Galatasaray'ın evet taraftarıyım. Ama bu sayın Aziz Yıldırım ile olan çok iyi ilişkilerime şimdiye kadar engel olmadı. Hepsiyle iyi diyaloğumuz var. Adnan Polat'a da, Aziz Yıldırım'a da finansman işi olunca, işimiz kadar yakın, işimiz kadar uzağız.
Maldivler'e şube açacağız!
-Maldivler'de çekilen reklam filminizde yeni sürprizler var mı?
Evet, yeni dönem olay çok renklenecek. Senaryo artık Lost dizisinin önüne çıkacak. Ekip Maldivler'e gidecek. 30'un üzerinde dizi çekecek. Müşterilerimizden arayıp adanın adresini soranlar çok. Adaya yakında bir şube açacağız. Oraya da müşteri geleceğe benziyor!
-Beyaz'ın yerine siz o adaya düşseydiniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?
Kimlik, cep telefonu ve 8 bin 800 Denizbank neferini alırdım!
IMF ile büyüme yüzde 5'i bulur
-IMF ile anlaşma imzalanacağına inanıyor musunuz?
IMF anlaşmasının yıl içerisinde yapılacağını düşünüyoruz. Ama ne pahasına olursa olsun IMF değil. Şu anda şartlar değişti. Çünkü küresel krizden Türkiye oldukça güçlü çıktı. Dolayısıyla IMF parasını almaktan ziyade o paranın kullanımının nasıl olacağı daha belirleyici. IMF'nin de desteğiyle yüzde 3.6 olarak öngörülen büyümenin rahatlıkla yüzde 5'i bulacağını kanaatindeyim.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM
Etiketler:
Ayfer Arslan,
Denizbank,
finanscaddesi,
Hakan Ateş,
tarım bankacılığı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)