Nilgün Karataş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nilgün Karataş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2010 Pazartesi

KKDF'Yİ KAMU ARTIRDI BANKALARIN SORUMLULUĞU YOK

Bakanlar Kurulu kararıyla artırılan KKDF’yi, daha önce alınmış tüketici kredilerine de yansıtan bankalar, müşterileri ile karşı karşıya kalınca bu konuyu birlikte ele alma kararı verdi. Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, bu artışın geçmişe yönelik uygulanmasının haklı olmadığını söylerken, “Bankalar bu konuda aracı, toplanan para Maliye’ye gidiyor” dedi.
Hükümetin ekonomiyi soğutma kararları doğrultusunda yüzde 10’dan 15’e çıkardığı Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF), bankalar ile tüketici kredisi kullanan milyonlarca müşteriyi karşı karşı getirince, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) bu hafta toplanmaya karar verdi. Tüketici kredisindeki KKDF artışıyla birlikte yaşanan sıkıntıları ele alacak bankacıların, vurguladığı nokta ise ne bu artışta ne de bu artışın uygulanmasında bankaların bir dahli bulunmadığı.

Hükümet öyle istedi
TBB Genel Sekreteri Ekrem Keskin
, tüketici aleyhine uygulamaların geçmişi de kapsamasını şahsen haklı görmediğini dile getirirken, bu konuda bankalara da haksızlık yapıldığını savundu. KKDF artışına ilişkin karar 28 Ekim’de yürürlüğe girdikten sonra bu tarihten önce alınmış kredilerin kalan taksitlere uygulanmasının bankaların tasarrufu olmadığını anlatan Keskin, “Bu otoritenin almış olduğu bir karar. Oran artırıldıktan sonra birliğimize bu yönde bir yazı geldi ve biz de bunu bankalara bildirdik. Bankalar da bu karar doğrultusunda hareket ediyor” diye konuştu.

Para Maliye’ye gidiyor
Tüketici kredilerinde kalan taksitlere KKDF’deki 5 puanlık artışın yansıtılmasının, sözleşme koşullarında bir değişiklik anlamına gelmediğini dile getiren Keskin, şunları söyledi: “Banka ne kredi koşullarında, ne faizinde ne de vadesinde bağıtlanan sözleşme koşullarını değiştirmiyor. Ama bir üçüncü kurum olarak devlet, ‘KKDF’yi artırdım, uygula’ diyor. Kamu otoritesi tarafından yapılmış bir değişiklik var. Bu artışla birlikte müşterinin ödeyeceği fazla para bankaların kasasına girmiyor. Bankalar bu fonu sorumlu sıfatıyla alıyor ve vergi dairesine yatırıyor.”

Bankanıza kızmayın
Mevcut durum nedeniyle bankaların eleştirilmesinin de haksızlık olduğunu vurgulayan Keskin, şöyle konuştu: “Bankalar bu konuda sadece uygulayıcı. Zaten hak ettiği övgüden daha çok hak etmediği kadar eleştirilen bir sektör bankacılık. Şimdi bir de KKDF yüzünden bankalar eleştiriliyor. Şahsen, tüketici aleyhine alınmış kararların geçmişe yönelik olarak uygulanmasını haklı bulmuyorum ama bu yüzden bankaların eleştirilmesi de haksızlık. Bankalar bunu keyfi olarak müşterilerine yansıtıyor gibi algılanmamalı. Her olayın bu sektöre yüklenilmesi doğru değil.”

Krizde ekonomiyi canlandırana ceza gibi
Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, küresel krizin en şiddetli zamanlarında ekonomi canlansın diye uğraşılırken, kredi kullanmış bir tüketicinin koşullar değişti diye cezalandırılmasına karşı çıkıyor. “Mevcut uygulama aleyhte ve adil değil ama bu durum Türkiye için de bir ilk değil” diyen Keskin’in görüşleri şöyle: “Geçmişte oranın artırılıp ama geçmiş kredilere yansıtılmadığı, oranın düşürülüp yansıtıldığı şeklinde iki farklı uygulama var. Şimdi de artırıldı ve yansıtıldı. Türkiye’de bazı düzenlemelerin lehte geriye uygulanmasına kimsenin itirazı olmaz ama aleyhte uygulandığı zaman herkes rahatsız olur. Geçmiş kredilere uygulanmaması gerekiyordu, düzenlemenin gerekçesi, kredi maliyetlerini artırarak kredi talebini düşürmek ama iki yıl önce de ekonomi canlansın diye çalışıyorduk. Hal böyleyken ekonomiyi canlandırma politikaların uygulandığı bir dönemde almış olduğunuz krediden dolayı yeni vergiye muhatap oluyorsunuz.”

Banka müşteriye ‘şubeye gel’ diyor gitmek gerekir mi
KKDF’de artışın 28 Ekim öncesindeki kredilere yansıtılmasında bankalar arasında farklı yöntemler izleniyor. Bazı bankalar, artışı otomatiktan kalan taksitlere yansıtırken, bazı bankalar konuyu görüşmek için müşterisini bankaya davet ediyor. KKDF’yi otomatikman uygulayan bankaların dayanağı, müşteriye imzalatılan sözleşmede, “Her türlü vergi ve fon artışındaki değişikliğin yansıtılacağı” yönünde maddenin yer alması. Müşterisini bankaya çağıran bankaların ise sözleşmedeki bu eksikliği gidermek istediği belirtiliyor. Tüketici dernekleri “Bankaya gitmeyin, size yeni sözleşme imzalatacaklar” uyarısı yapıyor. Keskin, “Bazı hukukçular bunun uygulanamayacağını, bazıları da vergisel bir uygulama olduğunu, sözleşme koşullarından bağımsız olduğunu ve yansıtılacağını savunuyor” dedi.

Nilgün KARATAŞ / HÜRRİYET

4 Kasım 2010 Perşembe

10 BİN TL KREDİ KULLANAN AYDA 3 TL FAZLA ÖDEYECEK

Otomobil, evlilik, tatil, eşya alımı, küçük gereksinimler ve kredi kartı borcu kapama gibi ihtiyaçlara yönelik olarak kullanılan bireysel kredilerde Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’ndaki (KKDF) artış, kararın yürürlüğe girdiği tarih olan 28 Ekim’den önceki kredileri de kapsadı.
Buna göre 10 bin TL kredi kullanan bir kişi, ayda 3 lira fazla ödeyecek. Bu da yılda 36 lira olacak. Fazladan ödenen tutar 50 bin TL’lik bir otomobil kredisinde 180 lirayı bulacak. Buna göre 10 bin TL kredi kullanan bir kişi, ayda 3 lira fazla ödeyecek.

Bu da yılda 36 lira olacak
Pekçok vatandaş kasım ayı kredi ödemesini yaparken, önceki aya göre daha yüksek bir meblağ ödemesi gerektiğini öğrendi. Henüz ödeme tarihi gelmeyen birçok vatandaş da, bankalardan gönderilen mesaj ile aylık kredi ödemelerini yüzde 15’lik KKDF oranına göre yapacağını öğrendi. Ancak, kredi kullanıcılarına bankalardan verilen yanıt, “Sözleşmenizde vergi artışlarının yansıtılacağı yazıyor” ya da “Bakanlar Kurulu kararı bu yönde, yapılabilecek bir şey yok” şeklinde oldu.

Milyonlarca kişiyi ilgilendiriyor
Çok sayıda vatandaş da gazetemizi arayarak, bu uygulamanın haksızlığından yakınırken, bazı vatandaşlar da tüketici derneklerini harekete geçirdi. Ancak mevcut uygulamaya göre, bireysel kredi kullanan vatandaş kasım ayından itibaren kalan borcunu yüzde 15’lik KKDF’ye göre yapacak. Merkez Bankası’nın 22 Ekim tarihli verilerine göre, bankaların verdiği toplam kredilerin tutarı 156 milyar 332 milyon lira oldu. Bu tutarın 115 milyar 600 milyon lirasını tüketici kredileri oluştururken, bunun da 4 milyar 573 milyon lirasını taşıt kredileri, 57 milyar 735 milyon lirasını da diğer krediler oluşturdu. Bankalar Birliği Haziran 2010 verilerine göre, 9.8 milyon kişi tüketici kredisi kulanmış durumda.

30 bin TL’lik taşıt kredisi alan 36 ayda 324 TL fazla ödeyecek

KKDF’nin yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkması, kredi kullanıcılarını faiz ve bundan sonra kalan vade sayısına göre etkileyecek. Örneğin 36 ay vade ile yüzde 1 civarında bir faizle 20 bin liralık kredi kullanan bir tüketici, 775 lira yerine, 782 lira civarında ödeyecek.
Otomobil almak için 30 bin lira kredi kullanan bir kişi, ayda 9 liralık artışla 12 ayda 108 lira fazla ödeme yapacak. 36 ay vadeli, 30 bin liralık taşıt kredisi için, fazladan 324 lira KKDF ödenecek.

Aynı karar aynı oran iki farklı uygulama
Çok sayıda şikayet üzerine bu konuda bir açıklama yapan Tüketici Derneği, geçmişte (15 Ağustos 2004) yılında da benzer bir KKDF artışı yaşandığına dikkat çekti. O zaman da Bakanlar Kurulu’nun KKDF’yi yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkardığını, Maliye Bakanlığı’nın da Bankalar Birliği’ne bir yazı yazarak 16 Ağustos 2004’ten sonraki kredilere bu oranın uygulandığını hatırlatan dernek, 28 Ekim 2010 tarihli kararın geçmişe yönelik olarak uygulanmasını eleştirdi. Maliye Bakanlığı’nın tamamen aynı olan iki Bakanlar Kurulu kararının uygulamasına ilişkin iki farklı şekilde yorumladığı vurgulanan açıklamada, şu değerlendirme yapıldı: “Fon oranındaki artış, bu tarihten önce kredi kullananlar açısından öngörülemeyen bir artış. Tüketicilerin ödeme planının değişmesi büyük bir haksızlık. Fon oranlarındaki artış bu kararın çıktığı tarihten itibaren yeni kullandırılan kredileri kapsamalıydı. 2004 yılındaki görüşe paralel bir uygulama getirilmesi daha yasal, daha etik olacaktır.”

Nilgün KARATAŞ-HÜRRİYET

7 Ekim 2010 Perşembe

1 DOLAR 1 TL OLUR MU?

Uluslararası piyasalarda değer kaybeden dolar, içerde iki yılın ardından ilk kez 1.41 liraya kadar gerileyince, akıllara “1 dolar 1 TL olur mu” sorusu geldi. Haziran ayında 1.60’lı seviyeleri görmesine ve Merkez Bankası’nın ilave alımlarına karşın 1.50 TL’nin de altına inen dolar için uzmanlar, “Tamamen dışardaki gelişmelere bağlı” yorumu yapıyor.

IMF: Türkiye Avrupa'yı katlar
Merkez Bankası’nın ilave alımlarına karşın düşmeye devam eden dolar, dün iki yılın ardından ilk kez 1.41 TL seviyesine indi. Doların, haziran ayındaki 1.60 TL seviyesinden hızla 1.50 TL’nin altına düşmesi, burada da tutunamayarak 1.40’lara kadar gerilemesi “1 dolar 1 TL olur mu” sorusunu gündeme getirdi. Dün serbest piyasada dolar ancak 1.42 lirayı görürken, uluslararası piyasalarda doların değer kaybının sürüyor olması, buna karşın Türkiye’ye olan sıcak para girişi bu düşünün daha da süreciğinin işaretleri olarak kabul ediliyor.

Moody’s dopingi sürdü
Bankalar arası piyasada 28 Haziran’da 1.5730 düzeyinde olan dolar, eylül ayı itibarıyla 1.50 TL seviyelerine inerken, 12 Eylül’deki referandumun ardından da 1.49’lara inen dolar, dün de TL karşısında erimeye devam etti. Referandumun ardından güç kazanmaya başlayan Türk Lirası, Moody’s’in önceki gün verdiği ‘not artırım’ sinyaliyle dün de güçlenmeye devam etti.

2 yılın en düşük seviyesi
Önceki gün doların 1.44 lira düzeyini aşağı yönlü kırmasının ardından dün bankalararası piyasada açılışla birlikte Ekim 2008’dan sonra en düşük seviyesi olan 1.41 liraya kadar geriledi. Bu piyasada dolar TL karşısında 1.4160 liraya kadar geriledikten sonra gelen tepki alımları ile 1.42 lira seviyesinde hareket etti.

Euro, 1.39 dolara çıktı
Dolar, Euro karşısında da değer değer kaybını devam ettirmeye devam etti. Dolar ABD Merkez Bankası’nın (FED) ihtiyaç doğrultusunda piyasalara likidite sağlayacağı beklentisiyle düşüş sürecini devam ettirerek Euro karşısında da 1.39 düzeyine doğru hareket gerçekleştirdi. Böylece 1.3880 ile Euro 4 Şubat tarihinden bu yana ilk kez dolar karşısında bu seviyeye kadar güçlenmiş oldu.

100 milyon dolarlık alım
Merkez Bankası yöntem değişikliğini ardından üçüncü gününde de toplam 100 milyon döviz alımı Dün gerçekleştirilen ihalede 369 milyon dolarlık teklifin 100 milyon dolarını karşılandı. Bu ihalede ilave alımı yapılan tutar 60 milyon dolar, bu hafta gerçekleşen ilave alım tutarı 180 milyon dolar oldu. Kalan ilave alım tutarı ise 120 milyon dolar olacak. İhalede oluşan en yüksek, en düşük ve ortalama fiyatlar sırasıyla 1.4206, 1.4205 ve 1.4205 lira olarak gerçekleşti. Merkez Bankası’nın 2010 yılında ihaleler yoluyla piyasadan yaptığı toplam alım miktarı 9 milyar 353 milyon dolara ulaştı.

Dolar neden düşmeye devam ediyor
ABD Merkez Bankası FED’in likidite sağlayacağı beklentisi var. Uluslararası piyasalardaki fazla para kendine yön arıyor. Artan risk iştahı ile gelişen piyasalara para akışı devam ediyor. Dolar, Euro karşısında hızla değer yitiriyor. Türk Lirası ve gelişmekte olan ülke para birimlerine talep artıyor.

Faiz 1 yıl geriye gitti
Dolar satışları ile TL’ye olan talep bono piyasasında da faizin 1 yılın en düşük seviyesine gerilemesine neden oldu. Gösterge bono bileşik faizi Ekim 2009’dan bu yana ilk kez yüzde 7.81’e kadar geriledi. Gösterge tahvilin bileşik faizi dün kapanışta yüzde 7.84 valörlü de ise yüzde 7.84 düzeyinden işlem gördü.

Altın rekor yeniledi
Altın ons fiyatıyla yeni bir rekora imza attı. Altının ons fiyatı 1.349 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Altındaki bu yükseliş içerde serbest piyasada da altın fiyatlarını etkiledi. Cumhuriyet Altını 415.00 liradan işlem görürken çeyrek altının fiyatı ise 103.75 liradan kapanış gerçekleştirdi.

Borsa çifte rekor kırdı
Gelişmekte olan ülkelere para girişinin devam etmesi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın yeni rekorlara taşımaya devam etti. Önceki gün hem seans içi hem kapanış rekoru kıran İMKB Ulusal 100 Endeks’i dün de bu performansına devam etti. Alımların hız kazandığı borsa tarihte ilk kez 67.147 puanı gördü.

Nilgün KARATAŞ-Esra SAHİCİ- HÜRRİYET