16 Aralık 2010 Perşembe

ENGELSİZ BANKACILIĞA STANDART GELİYOR

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) bedensel engellilere sunulan bankacılık hizmetlerinin standart hale getirilmesi konusunda kolları sıvadı. TBB'nin üye bankalara yazı göndererek bu konudaki çalışmalarını ve görüşlerini sorduğunu açıklayan Yapı Kredi Bankası Alternatif Dağıtım Kanallarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın da bu çalışmaları desteklediğini söyledi. Yapı Kredi'nin alternatif dağıtım kanallarında yaptığı yenilikleri anlatmak amacıyla İstanbul'da ekonomi basını ile bir araya gelen Yakup Doğan, TBB'nin bedensel engelliler için bankacılık hizmetinin standart hale getirilmesi için bir çalışma başlattığını ve bunun 2013 yılı sonuna kadar uyumlaştırılabileceğini dile getirdi.
TBB'nin yürüttüğü çalışmaların detayı hakkında bilgi veren Doğan, şunları söyledi: "Türkiye Bankalar Birliği ve ilgili bakanlık, bu işin standart hale gelmesi için çalışmaya başladılar. Ekim ayında bütün bankalara engelli müşterilere ne gibi hizmetler sunuldu diye yazı gönderildi. Daha sonra Bankalar Birliği, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ı ziyaret etti ve konuyu görüştü. Bunun standart çalışması uzun sürer. Ayrıca çalışma yapılmasına dair kararın BDDK'ya gitmesi gerekiyor. Önümüzdeki senenin sonuna kadar süreç devam eder. Ondan sonra da uyumlaştırılması için 2 yıl gibi bir süre verilir. Bu çalışmalar sonucunda minimum standartlar mutlaka gelecektir''

3 YILDA 2 BİN ENGELLİYE ULAŞTI
Yapı Kredi olarak 3 yıldır engelsiz bankacılık projesi üzerinde çalıştıklarını anlatan Doğan, görme engelliler için kabartmayla ATM'yi fark etmelerini sağladıklarını ve kulaklık ile tüm yönlendirmelerin özel alfabeyle gerçekleştirildiğini aktardı. Her ilde bir ATM'yi görme engelli vatandaşların kullanacağı şekilde ayarladıklarını belirten Doğan, "İstanbul'da en az 10-12 noktada bu şekilde ATM kuracağız. Hedefimiz Yapı Kredi'nin 2 bin 500 noktadaki ATM'sine bedensel engellilere yönelik belli standartlar getirmek" dedi. YKB olarak 3 yılda 2 bin civarında engelli müşteriye ulaştıklarını kaydeden Doğan, "Finansal hiçbir beklentimiz yok. Biz buna sosyal sorumluluk projesi olarak bakıyoruz" diye konuştu.

İlham kaynağı 'müşterisi' oldu
Engelsiz bankacılık projesine bir müşterinin çağrı merkezini aramasıyla başladıklarına ifade eden Yakup Doğan, projeye ilham veren hikayeyi şöyle özetledi: ''Müşteri temsilcisi müşterinin ne söylemek istediğini anlayamadı. Sonradan müşterinin kartını kaybettiğini öğrendik. O zaman böyle insanların bankacılık ihtiyaçlarına cevap verebilecek hizmetlerimizin olmadığını gördük ve işitme engellilerle ilgili dernekle irtibata geçtik. İşitme engellilerin, internetten chat uygulamasının en çok sevdikleri uygulama olduğunu öğrendik. Şu anda Yapı Kredi'de internet bankacılığına girdiğiniz zaman işitme engelli butonu var. Bu işaretlendiğinde sistem işitme engelli olduğunu kaydediy

13 Aralık 2010 Pazartesi

BANKALAR, ÖDEME SIKINTISINA DÜŞEN ESNAFIN BORCUNU YAPILANDIRACAK

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) sicil affı kapsamında, kredi kartları borçlarında yeniden yapılandırmanın sözkonusu olmadığını açıkladı. 13 Aralık 2010 tarihli bazı basın yayın organlarında “Kart borçlarına af geliyor” başlığı ile haber ve değerlendirmelere yer verildiğini hatırlatan TBB, bugün bir yazılı açıklama yaparak şu hususlara dikkat çekti:
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken 6 Aralık 2010 tarihinde Türkiye Bankalar Birliği’ni (TBB) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ile görüşmüştür.
Görüşmede, sicil affı ve kredi kartı borçlarının yapılandırılması konular ele alınmıştır.
*Sicil affı uygulamasının daha önce de gündeme geldiği, bankaların kredi kullandırırken asıl önem verdikleri konunun, müşterilerin krediyi ödeme gücü olduğu belirtilmiştir.
*Kredi kartı borçlarını ödemeyi isteyen ancak ödeme güçlüğü içine düşmüş müşteriler için 2009 yılının ikinci yarısında bir yapılandırma gerçekleştirdiği ifade edilmiştir. Bu nedenle yeni bir düzenlemeye gerek olmadığı açıklanmıştır.
*Bireysel ve ticari nitelikli kredi kartlarına ilişkin Kasım 2010 verilerinin, kredi kartlarında sorunlu kredilerin azalmakta olduğunu gösterdiği söylenmiştir.
*Borcunu ödemeyi isteyen ancak ödeme sıkıntısı içinde olan esnaf ve sanatkarların yapılandırma taleplerinin de gönüllülük esasında değerlendirilebileceği konuşulmuştur. TESK tarafından belirlenecek ihtiyaçların TBB’ye iletilmesi durumunda, TESK ve yapılandırmaya olumlu bakan bankaların taraflarının katılacağı bir komitede konunun ele alınabileceği prensip olarak benimsenmiştir.
*TESK ve TBB arasında yapılacak çalışmalarda sadece sorunlu kredilerin değil, TESK üyelerinin kredi ihtiyaçlarına ilişkin bir değerlendirmenin yapılabileceği konuşulmuştur.

HALKBANK'DAN 0.74 FAİZLİ YENİ YIL KREDİSİ

Halkbank, Yeni Yıl Kredisi’ni hizmete sundu. Kredi, yüzde 0,74’ten başlayan aylık faiz oranı ve 60 aya varan vade seçenekleriyle dikkat çekiyor. Halkbank, piyasadaki en düşük faiz oranına sahip Yeni Yıl Kredisi’ni kullananlara ilk taksiti 2 ay erteleme fırsatı da sunuyor.
Yeni Yıl Kredisi 5 bin TL’ye kadar 24 ay vadede yüzde 0,74, 25 – 60 ay arası vadede yüzde 0,87 aylık faiz oranıyla kullandırılıyor. Kredinin aylık faiz oranı 10 bin TL için 24 ay vadede yüzde 0,83, 25 – 60 ay arası vadede yüzde 0,87 oluyor. Yeni Yıl Kredisi’ni değerlendiren Halkbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Bilgehan Kuru, “Bu ürünümüzle piyasadaki en düşük faiz oranı ve en uzun vade seçeneklerini bir araya getirerek yılbaşı arifesinde müşterilerimizin ihtiyaçlarına yanıt oluşturuyoruz. Son derece avantajlı şartlara sahip Yeni Yıl Kredimizin 2011 yılını fırsata dönüştürmek isteyen müşterilerimizin bütçelerini rahatlatacağına inanıyoruz” dedi.

MB FAİZLERİ İNDİRECEK, ZORUNLU KARŞILIKLAR ARTACAK

Ekim ayında cari açık 3,68 milyar dolar gibi yine yüksek bir seviyede gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında 332 milyon dolarlık bir fazla oluşmuştu.
Dolayısıyla, 12 aylık açık 40,8 milyar dolara ulaşmış görünüyor. Yılsonunda 45 milyar dolarlık açık beklentimizi koruyoruz.
Cari açıktaki artışa karşın, sermaye hareketlerinde olumlu gelişmeler mevcut. Öncelikle kısa vadeli sermaye girişleri devam ediyor. Ekim ayında, hisse senedi ve bono yoluyla toplam olarak net 2,4 milyar dolarlık giriş gerçekleşmiş. 10 aylık dönemde 13,5 milyar dolarlık bir girişe işaret ediyor.
İthalat finansmanı için kullanılan kısa vadeli sermaye girişleri de Ekim ayında önemli bir artış kaydetmiş.
Bankaların sendikasyon kredilerinde hareketlenme gözlenirken, reel sektörün uzun vadeli borçlanmasında küçük de olsa net giriş gözlenmesi daha sağlıklı bir finansmana geçiş açısından memnun edici.
Ancak, kaynağı bilinmeyen döviz girişleri son iki aydır net çıkışa işaret ediyor.
Cari açık finansmanı ile ilgili ciddi bir problem gözlenmemesine karşın, sıcak para girişindeki hızlanmanın devam ederek cari açıktaki genişlemeyi kontrolden çıkarması riskine karşı Merkez Bankası’nın temkinli olduğu gözleniyor. Son yapılan açıklamalarda, politika faiz oranlarında ölçülü indirim içeren Senaryo I’e geçilebileceği ifadesi bu konuda hızlı gelişmelerin yaşanabileceğine işaret ediyor. Perşembe günü yapılacak faiz toplantısında, kısa vadeli faiz oranlarında yeni indirim, öte yandan zorunlu karşılık oranlarında yeni artış görme olasılığı yükselmiş durumda.
Banu KIVCI TOKALI (Destek Menkul Değerler AŞ. Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı )

MEVDUATIN LÜKSÜ HİÇBİR YERDE YOK!

Mevduatta tek haneye inen faiz oranları yatırımcıları yeni arayışlara iterken, Denizbank Fon Yönetimi Grubu ve Özel Bankacılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, riski sevmeyen yatırımcı için mevduatın hala cazip olduğunu düşünüyor. Mevduattaki düşük risk yüksek getiri avantajını başka ürünlerde bulmanın çok zor olduğunu dile getiren Böcügöz, hisse senetlerinde de hala önemli bir büyüme potansiyeli olduğu görüşünde.
Emtia ve tarım fonlarını da yatırım seçenekleri arasında sayan Böcügöz, mevduatın dışında alternatif ürünlerin de gelişmesinin gerektiğine işaret ederek 2011 yılında anapara koruma amaçlı fonlara ağırlık vereceklerini ve bu tip fonlardan 12 tane ihraç etmeyi planladıklarını açıkladı. AKŞAM’a hem global piyasalardaki gelişmeleri değerlendiren hem de yatırım araçlarının 2011 yılında nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin öngörülerini paylaşan Denizbank Fon Yönetimi Grubu ve Özel Bankacılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, sorularımızı şöyle yanıtladı

-Global krizde bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
2008 yılındaki krizden sonra bugün geldiğimiz noktada aslında krizden çıkıldı. Global rakamlara bakıldığı zaman tekrar büyüme trendine girildi. Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye, AB, Japonya, ABD bütün büyük ekonomilerde büyüme tekrar sağlandı. Ama bu büyüme biraz sorunlu bir büyüme. En önemli nedeni de bu büyüme işsizliği azaltamadı, fazla istihdam getiremedi. Özellikle gelişmiş ülkeler bu krizden çıkabilmek için çok çok büyük ölçüde ekonomilerine para akıttı ve bu belli ölçüde büyümeyi getirdi. Büyüme krizi bitti. Tekrar büyümeye dönüldü ama bundan sonrası için de bu büyümenin devam etmesine ilişkin tablo o kadar da parlak değil

DÜNYA EKONOMİSİ YAVAŞ BÜYÜYECEK
-Büyümenin sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerinizin gerekçesi neler?
Çünkü bu büyüme dünyada kamu kaynaklarıyla sağlandı. Özellikle gelişmiş ülkelerde özel sektör ve tüketiciler buna eşlik edemedi. Bundan sonrası için kamunun bu desteği bu düzeyde vermesi artık çok mümkün değil. Bir kısmının bu desteği verecek gücü yok. Kamu borcunu çok yükseltmek istemiyorlar. Büyümeyi desteklemenin bir yolu da faizler. Faizi gevşek tutmak ve para politikaları. Ama faizler daha ne kadar düşecek? ABD'de sıfır, Avrupa'da 1, Japonya'da 0.50. Dolayısıyla zaten faizler yerlerde sürünüyor. Eğer büyümeye destek olduysa oldu şimdiye kadar bundan daha fazlası mümkün değil. Öyle baktığınız zaman; yine geriye kalan en önemli seçenek ABD'nin yaptığı gibi merkez bankalarını kullanmak yani para basmak gözüküyor. Özetle; dünya ekonomisi büyümeye devam edecek ama bu yavaş olacak. Ve istihdam yaratmakta çok zorlanacak. Devletlerin pek bütçe teşviği verme şansı da yok. Herkes bunun farkında. İkincisi özellikle gelişmiş ülkeler halkı tüketmekten çekinecek. Onun yerine biraz borçlarını azaltacak.

UZUN VADEDE ENFLASYON RİSKİ VAR
-FED'in piyasaya para pompalaması piyasaları nasıl etkileyecek?
FED piyasalara para pompalayınca tahvil ve varlık fiyatları yükselecek. Bütün merkez bankaları tahvilleri alıp para verecek. Bu da orta ve uzun vadede enflasyonu tetiklemeye başlayacak. Böyle bir risk var. Ekonomik ve finansal aktivite ve piyasaya verilen likiditenin bir kısmı gelişmekte olan ülkelere (Çin'e, Hindistan'a vs) kaymaya devam edecek.

YENİ TREND ‘CIVETS’ OLACAK
-Türkiye bu akımdan ne kadar pay alır?
Türkiye finansal anlamda çok şeffaf bir ülke. Orta Vadeli Planı, uyguladığı mali politikalar, bankacılık sisteminin güçlü ve sağlıklı yapısıyla Türkiye bu alanlarda çekici bir ülke konumunda. Sadece ekonomik ve finansal aktivite değil merkez bankalarının piyasalara enjekte ettiği likiditeden de gelişmekte olan ülkelere kaynak gidecek. Bu ülkeler kendi içinde gruplandırılmaya da başlandı. Örneğin CIVETS. Çok bilinen BRIC vardı. CIVETS de Kolombiya, Endonezya, Vietnam, Mısır, Türkiye, Güney Afrika'dan oluşuyor. Türkiye'ye yabancı ilgisi önümüzdeki dönemde devam edecek. En basitinden investment grade olma (ülke notunun yükselmesi) konusu var. Dünyada büyük fonlar, emeklilik fonları, sigorta fonlarının yasayla belirlenmiş kriterleri var. Bunların birçoğu investment grade (yatırım yapılabilir not derecesi) olmayan bir ülkeye yatırım yapamıyor. Türkiye investment grade olduğu takdirde potansiyel yatırımcıların sayısı artacak.

-Sıcak para girişine karşı önlem alınması gerektiğini savunanlar var. Sizin görüşünüz nedir?
Şüphesiz bu konunun üzerinde ciddiyetle durulmalı. Sıcak paranın kontrolsüz bir şekilde gelmesinin "döviz kuru", "cari açık" gibi hassas dengeler üzerindeki etkilerin akıllı bir şekilde yönetilmesine ihtiyaç var. Ama aynı zamanda bu hassas bir konu. Sonuç olarak Türkiye'nin büyümek için dış kaynağa ihtiyacı var. Alınabilecek önlemlerin sağlıklı dış kaynak girişini teşvik etmeye devam etmesi gerekiyor. En az işe yarayan en kısa vadeli fonlardan başlayarak onları teşvik etmemek gibi caydırıcı önlemler alınabilir. Fonların ülkede kalma süresiyle ilgili kısıtlama getiren ülkeler de var. Serbest piyasa demek piyasaların kontrolsüz bırakılması anlamına gelmiyor zaten.

Gelecek yıl 10 milyar dolar doğrudan yatırım gelebilir
-Türkiye ekonomisi bu yıl yakaladığı büyüme ivmesini sürdürebilecek mi?
Yapısal göstergeler iyi. Büyüme potansiyeli de yüksek. Büyümemiz bir miktar iç talebe dayalı bir hale geldi. İhracata dayalı bir büyüme değil. Bu yılı yüzde 7 civarında bir büyüme ile kapatacağız. Sanayi üretimi artıyor. Tabii bunun en büyük faktörü ciddi bir sermaye akışı var. 2010 ocak-ağustos ayında Türkiye'ye 39 milyar dolar girdi. Bunun sadece 4 milyar doları doğrunda yatırım. Geri kalanı portföy yatırımı. Gelecek yıl 10 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım gelebilir. Bankacılık sektörü şu anda büyümenin itici güçlerinden biri olmuş durumda. Finansal gücü gösteren tüm göstergeler iyi durumda. Örneğin sermaye yeterlilik rasyosu Türkiye'de yüzde 19 ken Avrupa ortalaması yüzde 10'larda. Sermaye yeterliliğinin yüksek olması büyüme kapasitesini artırıyor. Bankalar daha çok kredi verebiliyor, daha çok şube açabiliyor. Sermayesiz ve karsız bunlar yapılamaz. 2009 sonu rakamlarıyla Türkiye'de toplanan mevduatın sadece 76 lirasını krediye dönüştürmüşüz. Avrupa'da ise 100 lira toplanan mevduata karşın 120 lira kredi vermişler. Likidite ve fonlama tabanı açısından baktığımız zaman Avrupa'da likidite çok daha kırılgan, Türkiye'de ise daha rahat. Alınan riskleri gösteren kaldıraç oranları da aynı şekilde. Avrupa'da aktifin sermayeye oranı yüzde 23 iken, bizde sadece sermayenin 7 katı aktif var. Dolayısıyla aktifi iki katı büyütsek bile hala gidecek çok yer var.

Piyasalar koalisyon istemez
-Türkiye ne zaman investment grade (yatırım yapılabilir) notu alabilir?
Seçim sonrasında Türkiye'nin investment grade notu alması bekleniyor. Tabi bütçe gerçekleşmelerine de bakacaklar. Investment grade olayı önemli bir adım olacak. Çünkü bu şekilde bir takım yeni yatırımcılar Türkiye'ye yatırım yapma iznini almış olacak.

-Genel seçimler piyasaları nasıl etkiler?
Piyasaların istemeyeceği yegane şey karar almanın zor olacağı bir koalisyon olur. Koalisyon dışında kim kazanırsa kazansın tek parti iktidarı olduğunda piyasaların buna olumsuz bir tepki vereceğini zannetmiyorum

2011 ikinci yarıda faizde 2 puanlık artış bekleniyor
-2011 yılında faizler nasıl bir seyir izler?
Faizler muhtemelen 2011 ortasına kadar yatay seyredecek, ikinci yarıda MB faizleri bir miktar yükselecek. Belki yurtdışı faizleri daha uzun süre düşük tutarsa bizde de faizler yükselmeyebilir veya beklenenden daha az yükselir.. Şimdi ikinci yarıda 200 baz puanlık bir artış bekleniyor ama belki bunun altında bile kalabilir. Enflasyon giderek (uzun vadede) bunun sonucunda sorun olmaya başlayacak. Tüketim devam ediyor, faizler düşük, yabancı yatırım geliyor. Bunların hepsi enflasyon çağrışımı yaptırıyor ama buna da yapacak pek fazla bir şey yok. Faizi yükselterek bununla mücadele etmeye çalışmak Türkiye için kötülük bile olabilir. Dünyada enflasyon sorun olmadığı müddetçe Türkiye'de de olmayacak gibi duruyor. Artı bu yıldan önümüzdeki yılı olumlu etkileyebilecek bir baz etkisi var. Gıda fiyatları beklentilerin üzerinde arttı. Ancak daha orta-uzun vadede enflasyon önemli bir sorun olacak.

Çin, Hindistan tükettikçe emtia fiyatları artacak
-Gelecek yıl emtia piyasalarına ilişkin beklentileriniz neler?
Çin'in büyümesi, Hindistan'ın büyümesi daha çok commodity (emtia piyasaları) tüketmesi anlamına gelecek. Mesela bazı yurtdışı analistler 2011 yılı bakır yılı olacak diyorlar. Bakır fiyatları hem yapısal nedenlerden dolayı hem de Çin'in fazla tüketiminden dolayı yükselebilir.

-Dolar kurundaki hareketlilik devam eder mi?
Eder. Euro / Dolarda beklentimiz iki para biriminin de kendi içinde ciddi problemleri olmasından ötürü geniş bir bant içinde dalgalı bir seyir. Gelişmelere göre dönem dönem biri öne geçecek, bir dönem diğeri. Euro-dolar paritesi 1.25 ile 1.40 arasında dalgalanabilir. Tersine belki iki para birimi de nispeten zayıf kalabilir. Bu aşamada biraz daha euronun güçlenmesi ihtimal dahilinde. Ama bu tahmin edilmesi en zor şeylerden biri

Denizbank 2011 yılında 12 tane fon ihraç edecek
-Denizbank olarak 2011'de hangi fonlara ağırlık vereceksiniz?
Yatırımcılara alternatif ürünler sunarken riski de kontrol altında tutan "anapara koruma amaçlı" fonlara ağırlık vereceğiz. Ocak ayında bir commodity fonu çıkaracağız. Bu tip fonlardan 2011'de toplam 12 tane ihraç yapmayı planlıyoruz. Emtia Fonu, BRIC endeksi belki daha sonra CIVETS olacak. Fonlarımız duruma göre yüzde 90 ile yüzde 100 arasında anapara korumalı olacak. Ayrıca dövizin yükselişine ya da düşüşüne oynayan fonlar ve aynı şekilde IMKB'nin yükseliş ve düşüşüne göre yüksek getiri verecek fonlarımız olacak. 2010 yılı içinde bu kapsamda örneğin tarım ürünlerine endeksli fonlar çıkardık. Oldukça önemli getiriler sağladı. 2011 de de fiyatların artması bekleniyor. Çünkü dünyada global ısınmadan ve diğer yapısal nedenlerden dolayı dolayı tarım üretimi baskı altında ve talep de giderek artıyor.

Döviz mevduatında aylık getiri yüksek
-Özel bankacılık müşterileri nereye yatırım yapıyor?
Türkiye'de her zaman tasarrufların önemli bir kısmı mevduatta kalıyor. Bunun çok basit bir nedeni var. Genellikle en kısa vadeye oldukça iyi bir getiri veriyor. Mevduattaki düşük risk yüksek getiri avantajını başka ürünlerde bulmak çok zor. Uzun vadeli trendleri görmekte zorlanan ya da beklentilerin yanlış çıkması riskini almak istemeyen yatırımcılar da tasarruflarının önemli bir kısmını mevduatta tutuyor. Bugün döviz faizleri dünyada yüzde 0.25- 1 civarındayken Türkiye'de 2.60-2.80 ler sözkonusu. TL'de de öyle. MB'nin faizi yüzde 7 iken mevduat faizleri yüzde 8-9 larda. Özellikle döviz tarafında bir ay gibi vadede çok iyi bir getiri var.

Hisse senetlerinde büyüme potansiyeli var, fon da cazip
-Yatırımcılara önerileriniz neler?
Türkiye'de beklenenin üzerindeki büyüme rakamları bütçe gelirlerini olumlu etkiledi. Dolayısıyla Hazine'nin borçlanma ihtiyacı da giderek azalacak gibi görünüyor. Böylece bono faizleri üzerinde bir baskı oluşmayacak. Bütün bunların sonucunda TL güçlü seyredecek. Ama MB üzerinde ihracat ve cari açık kaynaklı yoğun bir baskı var. TL'nin çok fazla güçlenmesi halinde de MB döviz alımlarını artıracak. Yurtdışı çalkantılar olduğunda TL bir miktar değer kaybedecek sonra tekrar kademeli olarak değer kazanacak diyebiliriz. Bu dönemde ben risk almak istemiyorum diyenler için aylık mevduat hem düşük riskli hem yüksek getirili. İnsanlar yine ağırlıklı mevduatta kalmaya devam edecek. Hisse senetleri yükseldi ama ülkenin büyümesine paralel hisse senetlerinde hala önemli bir büyüme potansiyeli var. Commodity ve tarım fonları iyi bir yatırım olabilir. Eurobondlar ise cazip değil.

Çocuklarla birlikte her aktivite keyif veriyor
-İşin dışında neler yapmaktan keyif alırsınız?
İyi bir yelken meraklısıyım, basketbol oynamak ve izlemekten (özellikle oğlumun oynadığı maçlar sözkonusu olduğunda) de çok keyif alırım. Cuma akşamları sinemada güzel bir film izlemek, cumartesi akşamları dostlarımızla birlikte keyifli bir akşam yemeği programı yapmak, Pazar günleri aile arasında yapılan mangal keyfi ve tabii ki çocuklarımızla birlikte yaptığımız her aktiviteden büyük keyif alıyorum
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

12 Aralık 2010 Pazar

CEPTEN ÖDEMEYİ İLK HANGİ BANKA BAŞLATTI?

NFC yani yakın alan iletişimi olarak Türkçeye çevrilen teknolojiye ilişkin geçen hafta yurtdışında iki bankanın lansmanı vardı. NFC elektronik cihazlar arasındaki iletişimi sağlayan bir teknoloji.
Garanti Bankası ve Bank Asya bu teknolojiyi cep telefonuna taşıyarak dünyada bir ilki gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Bu teknoloji ile cep telefonları birer kredi kartı, ödeme aracı haline geldi. Cep telefonunuzu PayPass logosu olan POS'lara dokundurmanız yeterli. Anında ödeme gerçekleşiyor.
Bu konuda her iki banka arasında ise tatlı bir rekabet yaşanıyor. Her iki banka da kendi uygulamasının dünyada bir ilk olduğunu savunuyor. Garanti Bankası Avea işbirliği ile bu teknolojiyi hayata geçirdi. Garanti'nin uygulamasında Avea bayilerinden satın alacağınız sim kartı cep telefonunuza yerleştirdiğiniz anda cebiniz cüzdanınız haline geliyor. Telefon numaranızı veya cep telefonlarınızı değiştirmeden bu teknolojiden yararlanabiliyorsunuz.
Bank Asya da benzeri işbirliğini geçtiğimiz haftalarda Turkcell ile yaptı. Ancak Bank Asya'nın bu işbirliği şimdilik sadece KGS kullanımına açık. Kredi kartı uygulamasına ilişkin Turkcell, Yapı Kredi Bankası ile işbirliği halinde. Henüz bu işbirliği hayata geçmedi, hazırlıklar sürüyor. Bu yüzden Garanti Bankası, Bank Asya'nın uygulamasının KGS köprü geçişi ile sınırlı kaldığını ileri sürerek onların uygulamasını temassız ödemeden saymıyor.
Ancak Bank Asya'nın dikkatlerden kaçan (Garanti'nin dikkatinden kaçan) bir başka işbirliği daha var. Çinli Watchdata ile işbirliği yapan Bank Asya NFC uyumlu mikro SD (hafıza kartı) kartlar aracılığıyla temassız kart teknolojisini cep telefonlarına taşıdı. İlk lansmanı İstanbul'da yapan banka, ikincisini ise Paris'de Cartes Fuarı'nda gerçekleştirdi. Bu uygulamada da cep telefonlarınızı veya numaranızı değiştirmeye gerek kalmadan cepten ödeme yapmak mümkün. Sadece telefonunuzun mikro sd kart girişinin olması gerekiyor. Piyasadaki çoğu telefonda bu kart girişinin olduğu belirtiliyor. Ancak iphone'u olanlar her iki uygulamadan da yararlanamıyor. Çünkü arka kapak açılmadığı için kart girişleri yok. Söylenenlere göre Apple yeni üreteceği iphone'larda bu teknolojiyi de dikkate alacakmış...
Neyse, işin özeti: Garanti Bankası, Avea ile işbirliği yaparak temassız kart teknolojisini sim karta, Bank Asya ise mikro sd karta yükledi. Her ikisi de dünyada bir ilke imza attı.

LEASİNGDE VERGİ TEŞVİĞİ YENİDEN GÜNDEME GELİYOR

Yaklaşık üç yıl önce finansal kiralama işlemlerinde (leasing) kaldırılan vergi avantajında hükümet geri adım atmaya hazırlanıyor. Maliye Bakanlığı'nın katma değer vergisi oranlarına ilişkin 2007 Aralık ayında yaptığı düzenleme ile finansal kiralama sektöründe yüzde 1'lik KDV teşviği ortadan kalkmış ve leasinge konu olan malların KDV'si yüzde 18'e çıkarılmıştı. Ancak bu düzenlemeden sonra işleri bıçak gibi kesilen leasing şirketleri hükümet nezdinde çeşitli görüşmeler yaparak vergi avantajının yeniden sağlanması talebinde bulundu. Cartes Fuarı'nın ardından sorularımızı yanıtlayan Bank Asya Genel Müdürü Cemil Özdemir de hükümetin vergi teşviğine ilişkin yeniden çalışma yaptığına ilişkin bilgileri doğruladı. Leasing'de vergi avantajının kaldırılmasının katılım bankalarını da olumsuz yönde etkilediğine işaret eden Özdemir, 'Hükümet üzerinde çalışıyor. Tekrar konuyu değerlendirecekler' mesajını verdi.

2011'de % 20 büyüyeceğiz
BANK ASYA Genel Müdürü Özdemir, bankaların yönünü KOBİ'lere çevirdiğini belirterek, 'Bu alanda Çoban Yıldızı projesini başlattık. Yeni ürünlerle o segmenti geliştirmeye çalışıyoruz. Sektör olarak büyümeyi KOBİ'lere yönelik yapmaya çalışıyoruz. Küçük ve orta ölçekli firmalara yönelmiş bulunuyoruz' dedi. 2011'de Bank Asya'nın yüzde 20 büyüme beklediğini de belirten Özdemir, 20 yeni şube açarak 200 şubeye ulaşacaklarını kaydetti.

Faizsiz bono için önemli bir aktif
Bank Asya Genel Müdürü Cemil Özdemir, gelecek yıl bankacılık sektöründe kar marjlarının daralacağına işaret ederek şunları söyledi: 'Bankalar mevcut kaynaklarının dışında başka kaynaklar aramaya başladı. Tahvil ihraçları gündeme gelecek. Fakat bizim böyle bir şey yapma imkanımız yok ancak sukuk ihracı yapabiliyoruz. Orada da hükümet eğer leasing işlemlerini tekrar yapılabilir hale getirebilirse leasing kredileri artar. Onları da bizim sukuka çevirebilme imkanımız doğacak. Şu anda en büyük problem o. Çünkü aktifte sukuk ihraç edecek bir değerimiz yok. Leasing katılım bankaları için önemli bir aktif. Çünkü uzun vadeli alacağı siz menkul kıymete çevirmiş olacaksınız. O da sukuk oluyor. Katılım bankaları leasing kredisi verebiliyor. Önceden vergi avantajı olduğu için cazipti ve aktiflerimizde önemli bir yer tutuyordu. '
Ayfer ARSLAN