Denizbank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Denizbank etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2010 Pazartesi

MEVDUATIN LÜKSÜ HİÇBİR YERDE YOK!

Mevduatta tek haneye inen faiz oranları yatırımcıları yeni arayışlara iterken, Denizbank Fon Yönetimi Grubu ve Özel Bankacılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, riski sevmeyen yatırımcı için mevduatın hala cazip olduğunu düşünüyor. Mevduattaki düşük risk yüksek getiri avantajını başka ürünlerde bulmanın çok zor olduğunu dile getiren Böcügöz, hisse senetlerinde de hala önemli bir büyüme potansiyeli olduğu görüşünde.
Emtia ve tarım fonlarını da yatırım seçenekleri arasında sayan Böcügöz, mevduatın dışında alternatif ürünlerin de gelişmesinin gerektiğine işaret ederek 2011 yılında anapara koruma amaçlı fonlara ağırlık vereceklerini ve bu tip fonlardan 12 tane ihraç etmeyi planladıklarını açıkladı. AKŞAM’a hem global piyasalardaki gelişmeleri değerlendiren hem de yatırım araçlarının 2011 yılında nasıl bir seyir izleyeceğine ilişkin öngörülerini paylaşan Denizbank Fon Yönetimi Grubu ve Özel Bankacılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, sorularımızı şöyle yanıtladı

-Global krizde bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
2008 yılındaki krizden sonra bugün geldiğimiz noktada aslında krizden çıkıldı. Global rakamlara bakıldığı zaman tekrar büyüme trendine girildi. Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye, AB, Japonya, ABD bütün büyük ekonomilerde büyüme tekrar sağlandı. Ama bu büyüme biraz sorunlu bir büyüme. En önemli nedeni de bu büyüme işsizliği azaltamadı, fazla istihdam getiremedi. Özellikle gelişmiş ülkeler bu krizden çıkabilmek için çok çok büyük ölçüde ekonomilerine para akıttı ve bu belli ölçüde büyümeyi getirdi. Büyüme krizi bitti. Tekrar büyümeye dönüldü ama bundan sonrası için de bu büyümenin devam etmesine ilişkin tablo o kadar da parlak değil

DÜNYA EKONOMİSİ YAVAŞ BÜYÜYECEK
-Büyümenin sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerinizin gerekçesi neler?
Çünkü bu büyüme dünyada kamu kaynaklarıyla sağlandı. Özellikle gelişmiş ülkelerde özel sektör ve tüketiciler buna eşlik edemedi. Bundan sonrası için kamunun bu desteği bu düzeyde vermesi artık çok mümkün değil. Bir kısmının bu desteği verecek gücü yok. Kamu borcunu çok yükseltmek istemiyorlar. Büyümeyi desteklemenin bir yolu da faizler. Faizi gevşek tutmak ve para politikaları. Ama faizler daha ne kadar düşecek? ABD'de sıfır, Avrupa'da 1, Japonya'da 0.50. Dolayısıyla zaten faizler yerlerde sürünüyor. Eğer büyümeye destek olduysa oldu şimdiye kadar bundan daha fazlası mümkün değil. Öyle baktığınız zaman; yine geriye kalan en önemli seçenek ABD'nin yaptığı gibi merkez bankalarını kullanmak yani para basmak gözüküyor. Özetle; dünya ekonomisi büyümeye devam edecek ama bu yavaş olacak. Ve istihdam yaratmakta çok zorlanacak. Devletlerin pek bütçe teşviği verme şansı da yok. Herkes bunun farkında. İkincisi özellikle gelişmiş ülkeler halkı tüketmekten çekinecek. Onun yerine biraz borçlarını azaltacak.

UZUN VADEDE ENFLASYON RİSKİ VAR
-FED'in piyasaya para pompalaması piyasaları nasıl etkileyecek?
FED piyasalara para pompalayınca tahvil ve varlık fiyatları yükselecek. Bütün merkez bankaları tahvilleri alıp para verecek. Bu da orta ve uzun vadede enflasyonu tetiklemeye başlayacak. Böyle bir risk var. Ekonomik ve finansal aktivite ve piyasaya verilen likiditenin bir kısmı gelişmekte olan ülkelere (Çin'e, Hindistan'a vs) kaymaya devam edecek.

YENİ TREND ‘CIVETS’ OLACAK
-Türkiye bu akımdan ne kadar pay alır?
Türkiye finansal anlamda çok şeffaf bir ülke. Orta Vadeli Planı, uyguladığı mali politikalar, bankacılık sisteminin güçlü ve sağlıklı yapısıyla Türkiye bu alanlarda çekici bir ülke konumunda. Sadece ekonomik ve finansal aktivite değil merkez bankalarının piyasalara enjekte ettiği likiditeden de gelişmekte olan ülkelere kaynak gidecek. Bu ülkeler kendi içinde gruplandırılmaya da başlandı. Örneğin CIVETS. Çok bilinen BRIC vardı. CIVETS de Kolombiya, Endonezya, Vietnam, Mısır, Türkiye, Güney Afrika'dan oluşuyor. Türkiye'ye yabancı ilgisi önümüzdeki dönemde devam edecek. En basitinden investment grade olma (ülke notunun yükselmesi) konusu var. Dünyada büyük fonlar, emeklilik fonları, sigorta fonlarının yasayla belirlenmiş kriterleri var. Bunların birçoğu investment grade (yatırım yapılabilir not derecesi) olmayan bir ülkeye yatırım yapamıyor. Türkiye investment grade olduğu takdirde potansiyel yatırımcıların sayısı artacak.

-Sıcak para girişine karşı önlem alınması gerektiğini savunanlar var. Sizin görüşünüz nedir?
Şüphesiz bu konunun üzerinde ciddiyetle durulmalı. Sıcak paranın kontrolsüz bir şekilde gelmesinin "döviz kuru", "cari açık" gibi hassas dengeler üzerindeki etkilerin akıllı bir şekilde yönetilmesine ihtiyaç var. Ama aynı zamanda bu hassas bir konu. Sonuç olarak Türkiye'nin büyümek için dış kaynağa ihtiyacı var. Alınabilecek önlemlerin sağlıklı dış kaynak girişini teşvik etmeye devam etmesi gerekiyor. En az işe yarayan en kısa vadeli fonlardan başlayarak onları teşvik etmemek gibi caydırıcı önlemler alınabilir. Fonların ülkede kalma süresiyle ilgili kısıtlama getiren ülkeler de var. Serbest piyasa demek piyasaların kontrolsüz bırakılması anlamına gelmiyor zaten.

Gelecek yıl 10 milyar dolar doğrudan yatırım gelebilir
-Türkiye ekonomisi bu yıl yakaladığı büyüme ivmesini sürdürebilecek mi?
Yapısal göstergeler iyi. Büyüme potansiyeli de yüksek. Büyümemiz bir miktar iç talebe dayalı bir hale geldi. İhracata dayalı bir büyüme değil. Bu yılı yüzde 7 civarında bir büyüme ile kapatacağız. Sanayi üretimi artıyor. Tabii bunun en büyük faktörü ciddi bir sermaye akışı var. 2010 ocak-ağustos ayında Türkiye'ye 39 milyar dolar girdi. Bunun sadece 4 milyar doları doğrunda yatırım. Geri kalanı portföy yatırımı. Gelecek yıl 10 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım gelebilir. Bankacılık sektörü şu anda büyümenin itici güçlerinden biri olmuş durumda. Finansal gücü gösteren tüm göstergeler iyi durumda. Örneğin sermaye yeterlilik rasyosu Türkiye'de yüzde 19 ken Avrupa ortalaması yüzde 10'larda. Sermaye yeterliliğinin yüksek olması büyüme kapasitesini artırıyor. Bankalar daha çok kredi verebiliyor, daha çok şube açabiliyor. Sermayesiz ve karsız bunlar yapılamaz. 2009 sonu rakamlarıyla Türkiye'de toplanan mevduatın sadece 76 lirasını krediye dönüştürmüşüz. Avrupa'da ise 100 lira toplanan mevduata karşın 120 lira kredi vermişler. Likidite ve fonlama tabanı açısından baktığımız zaman Avrupa'da likidite çok daha kırılgan, Türkiye'de ise daha rahat. Alınan riskleri gösteren kaldıraç oranları da aynı şekilde. Avrupa'da aktifin sermayeye oranı yüzde 23 iken, bizde sadece sermayenin 7 katı aktif var. Dolayısıyla aktifi iki katı büyütsek bile hala gidecek çok yer var.

Piyasalar koalisyon istemez
-Türkiye ne zaman investment grade (yatırım yapılabilir) notu alabilir?
Seçim sonrasında Türkiye'nin investment grade notu alması bekleniyor. Tabi bütçe gerçekleşmelerine de bakacaklar. Investment grade olayı önemli bir adım olacak. Çünkü bu şekilde bir takım yeni yatırımcılar Türkiye'ye yatırım yapma iznini almış olacak.

-Genel seçimler piyasaları nasıl etkiler?
Piyasaların istemeyeceği yegane şey karar almanın zor olacağı bir koalisyon olur. Koalisyon dışında kim kazanırsa kazansın tek parti iktidarı olduğunda piyasaların buna olumsuz bir tepki vereceğini zannetmiyorum

2011 ikinci yarıda faizde 2 puanlık artış bekleniyor
-2011 yılında faizler nasıl bir seyir izler?
Faizler muhtemelen 2011 ortasına kadar yatay seyredecek, ikinci yarıda MB faizleri bir miktar yükselecek. Belki yurtdışı faizleri daha uzun süre düşük tutarsa bizde de faizler yükselmeyebilir veya beklenenden daha az yükselir.. Şimdi ikinci yarıda 200 baz puanlık bir artış bekleniyor ama belki bunun altında bile kalabilir. Enflasyon giderek (uzun vadede) bunun sonucunda sorun olmaya başlayacak. Tüketim devam ediyor, faizler düşük, yabancı yatırım geliyor. Bunların hepsi enflasyon çağrışımı yaptırıyor ama buna da yapacak pek fazla bir şey yok. Faizi yükselterek bununla mücadele etmeye çalışmak Türkiye için kötülük bile olabilir. Dünyada enflasyon sorun olmadığı müddetçe Türkiye'de de olmayacak gibi duruyor. Artı bu yıldan önümüzdeki yılı olumlu etkileyebilecek bir baz etkisi var. Gıda fiyatları beklentilerin üzerinde arttı. Ancak daha orta-uzun vadede enflasyon önemli bir sorun olacak.

Çin, Hindistan tükettikçe emtia fiyatları artacak
-Gelecek yıl emtia piyasalarına ilişkin beklentileriniz neler?
Çin'in büyümesi, Hindistan'ın büyümesi daha çok commodity (emtia piyasaları) tüketmesi anlamına gelecek. Mesela bazı yurtdışı analistler 2011 yılı bakır yılı olacak diyorlar. Bakır fiyatları hem yapısal nedenlerden dolayı hem de Çin'in fazla tüketiminden dolayı yükselebilir.

-Dolar kurundaki hareketlilik devam eder mi?
Eder. Euro / Dolarda beklentimiz iki para biriminin de kendi içinde ciddi problemleri olmasından ötürü geniş bir bant içinde dalgalı bir seyir. Gelişmelere göre dönem dönem biri öne geçecek, bir dönem diğeri. Euro-dolar paritesi 1.25 ile 1.40 arasında dalgalanabilir. Tersine belki iki para birimi de nispeten zayıf kalabilir. Bu aşamada biraz daha euronun güçlenmesi ihtimal dahilinde. Ama bu tahmin edilmesi en zor şeylerden biri

Denizbank 2011 yılında 12 tane fon ihraç edecek
-Denizbank olarak 2011'de hangi fonlara ağırlık vereceksiniz?
Yatırımcılara alternatif ürünler sunarken riski de kontrol altında tutan "anapara koruma amaçlı" fonlara ağırlık vereceğiz. Ocak ayında bir commodity fonu çıkaracağız. Bu tip fonlardan 2011'de toplam 12 tane ihraç yapmayı planlıyoruz. Emtia Fonu, BRIC endeksi belki daha sonra CIVETS olacak. Fonlarımız duruma göre yüzde 90 ile yüzde 100 arasında anapara korumalı olacak. Ayrıca dövizin yükselişine ya da düşüşüne oynayan fonlar ve aynı şekilde IMKB'nin yükseliş ve düşüşüne göre yüksek getiri verecek fonlarımız olacak. 2010 yılı içinde bu kapsamda örneğin tarım ürünlerine endeksli fonlar çıkardık. Oldukça önemli getiriler sağladı. 2011 de de fiyatların artması bekleniyor. Çünkü dünyada global ısınmadan ve diğer yapısal nedenlerden dolayı dolayı tarım üretimi baskı altında ve talep de giderek artıyor.

Döviz mevduatında aylık getiri yüksek
-Özel bankacılık müşterileri nereye yatırım yapıyor?
Türkiye'de her zaman tasarrufların önemli bir kısmı mevduatta kalıyor. Bunun çok basit bir nedeni var. Genellikle en kısa vadeye oldukça iyi bir getiri veriyor. Mevduattaki düşük risk yüksek getiri avantajını başka ürünlerde bulmak çok zor. Uzun vadeli trendleri görmekte zorlanan ya da beklentilerin yanlış çıkması riskini almak istemeyen yatırımcılar da tasarruflarının önemli bir kısmını mevduatta tutuyor. Bugün döviz faizleri dünyada yüzde 0.25- 1 civarındayken Türkiye'de 2.60-2.80 ler sözkonusu. TL'de de öyle. MB'nin faizi yüzde 7 iken mevduat faizleri yüzde 8-9 larda. Özellikle döviz tarafında bir ay gibi vadede çok iyi bir getiri var.

Hisse senetlerinde büyüme potansiyeli var, fon da cazip
-Yatırımcılara önerileriniz neler?
Türkiye'de beklenenin üzerindeki büyüme rakamları bütçe gelirlerini olumlu etkiledi. Dolayısıyla Hazine'nin borçlanma ihtiyacı da giderek azalacak gibi görünüyor. Böylece bono faizleri üzerinde bir baskı oluşmayacak. Bütün bunların sonucunda TL güçlü seyredecek. Ama MB üzerinde ihracat ve cari açık kaynaklı yoğun bir baskı var. TL'nin çok fazla güçlenmesi halinde de MB döviz alımlarını artıracak. Yurtdışı çalkantılar olduğunda TL bir miktar değer kaybedecek sonra tekrar kademeli olarak değer kazanacak diyebiliriz. Bu dönemde ben risk almak istemiyorum diyenler için aylık mevduat hem düşük riskli hem yüksek getirili. İnsanlar yine ağırlıklı mevduatta kalmaya devam edecek. Hisse senetleri yükseldi ama ülkenin büyümesine paralel hisse senetlerinde hala önemli bir büyüme potansiyeli var. Commodity ve tarım fonları iyi bir yatırım olabilir. Eurobondlar ise cazip değil.

Çocuklarla birlikte her aktivite keyif veriyor
-İşin dışında neler yapmaktan keyif alırsınız?
İyi bir yelken meraklısıyım, basketbol oynamak ve izlemekten (özellikle oğlumun oynadığı maçlar sözkonusu olduğunda) de çok keyif alırım. Cuma akşamları sinemada güzel bir film izlemek, cumartesi akşamları dostlarımızla birlikte keyifli bir akşam yemeği programı yapmak, Pazar günleri aile arasında yapılan mangal keyfi ve tabii ki çocuklarımızla birlikte yaptığımız her aktiviteden büyük keyif alıyorum
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

12 Kasım 2010 Cuma

DENİZBANK'IN ÖZKAYNAKLARI YÜZDE 16 BÜYÜDÜ

Denizbank ilk dokuz aylık bilanço sonuçlarını açıkladı. Banka konsolide aktiflerini 2009 yıl sonuna göre yüzde 17 artırarak 30 milyar 295 milyon TL’ye çıkartırken, ilk dokuz ayda net 450 milyon lira kar elde etti. Bankanın sözkonusu dönemde konsolide özkaynakları bir yıl öncesine göre yüzde 22, yıl sonuna göre yüzde 16 büyüyerek 3 milyar 445 milyon TL’ye çıktı. Banka'nın konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 15.89 olarak gerçekleşti.
DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş bu başarıda, DenizBank’a özel çözümlerin önemli etkisinin olduğunu belirterek DenizBank'ın genişleyen hizmet ağı ile özellikle kredi kartı, ticari, işletme ve bireysel segmenti kredileri dahil olmak üzere bütün segmentlerdeki kredilerini artırdığını vurguladı. Ateş, "Türkiye’nin taşıdığı büyük potansiyelin daha etkin ve etkili biçimde değerlendirilmesi için kullandırılan projeli yatırım kredileri ile birlikte tarım sektörüne verilen toplam kredi tutarı da 1 milyar 736 milyon TL’ye ulaştı. DenizBank, tarım sektörüne yaptığı yatırımlar ve üreticilere tanıdığı olanaklarla tarım kredilerinde özel bankalar arasındaki liderliğini 2010 yılının ilk 9 ayında da sürdürdü. Banka, sektörlere özel olarak tasarladığı ürünlerle KOBİ’lere verdiği desteğe devam etti ve müşterilerine sunduğu avantajlı kredi olanakları ile işletme kredilerini de 3 milyar TL’nin üzerine çıkardı" diye konuştu.

28 Ekim 2010 Perşembe

DENİZBANK'DAN KORUMALI TARIM FONU

Fon yatırımcılarına tarımdan kazanma şansı veren DenizBank, özel bankacılık alanındaki tarım fonunun ikinci ihracını yapıyor. Koruma Amaçlı 1 Yıllık Tarım Fonu, 25 Ekim -5 Kasım tarihleri arasında halka arz ediliyor. %100 oranında anapara koruma özelliği bulunan fon; yatırım dönemi sonunda katılma payı sahiplerinin anaparalarının tamamını koruyarak borsa dışından alınacak bir opsiyon sözleşmesi ile S&P GSCI Tarım Endeksi öngörülen pozitif getirisinden yüzde 45 oranında yararlanmayı hedefliyor.

1 Ekim 2010 Cuma

DENİZBANK İNTERNET BANKACILIĞI MÜŞTERİLERİNİ UYARDI

Denizbank internet bankacılığı müşterilerini dolandırıcılara karşı uyardı. Müşterilerini mail yolu ile bilgilendiren Denizbank, AçıkDeniz İnternet bankacılığı hizmeti verdiği hiçbir müşterisinden cep telefonu veya TC kimlik numarası bilgisi talep etmediğini duyurdu.

YÜKSEK KOMİSYONDA 'ETİK KURUL' DEVREYE GİRECEK

Bankacılık işlemlerinden alınan yüksek ücret ve komisyonlar geçen ay Devlet Bakanı Ali Babacan ve BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'in sert çıkışlarıyla yeniden gündeme gelmişti. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, bugün bankasının sendikasyon imza töreninin ardından konuya ilişkin sorularımızı yanıtlarken bankacılık işlemlerinden alınan komisyonların normal olduğunu savundu.
Ateş, "'Toplamda halka yansıyan komisyon oranı dünyayla kıyaslanmayacak kadar makul oranda. Bankacılık, yatırım yapan bir sektör. Dolayısıyla belli ölçüde komisyon uygulanması son derece doğal'' dedi.
Ateş, ancak komisyon oranlarında aşırıya kaçan bazı bankalar olabileceğine işaret ederek, "İstisnalar kaideyi bozmaz. Bankalar Birliği bünyesinde Etik Kurul olarak aşırıyı kaçanlara ilişkin gerekli önlemleri almaya yönelik yoğun çabamız var" diye konuştu.

DENİZBANK'A 650 MİLYON DOLAR SENDİKASYON KREDİSİ

Denizbank, Standard Chartered ve Wells Fargo koordinatörlüğünde uluslararası piyasalardan 650 milyon dolar tutarında sendikasyon kredisi sağladı. Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, kredinin tamamının ihracatın finansmanında kullanılacağını açıkladı. Dolar ve euro olmak üzere iki dilimden oluşan toplam 650 milyon dolar tutarındaki sendikasyon kredisi, 12 ülkeden 30 bankanın katılımıyla temin edildi.
Bankanın sağladığı 1 yıl vadeli kredinin toplam maliyeti, yıllık libor/euribor artı yüzde 1,3 olarak belirlendi. Ateş, Türk bankacılığının özellikle krize rağmen 2008 ve 2009'da çok başarılı bir dönem geçirdiğini, kendi ülke kaynaklarından, bütçesinden hiçbir finansman ve destek almadan büyüyerek, karlı büyümesini sürdürerek krizden çıkabildiğini vurguladı.

30 Eylül 2010 Perşembe

KOBİ'LERE BANKALARDAN 100 MİLYON DOLARLIK DESTEK

Türkiye Kalkınma Bankası (TKB), DenizBank ve Garanti Bankası, KOBİ'lerin orta ve uzun vadeli finansmana erişim imkanlarını artırmak amacıyla kredi anlaşması imzaladı. Dünya Bankası kaynaklarından KOBİ-II projesi kapsamında TKB tarafından sağlanan fonun 65 milyon dolarlık kısmı Garanti Bankası, 35 milyon dolarlık kısmı DenizBank aracılığıyla kullandırılacak. Krediden çalışan sayısı 250 kişiye kadar olan ve yıllık satış tutarları 20 milyon dolardan az olan işletmeler yararlanabilecek. 100 milyon dolar tutarındaki kredinin, 2 yılı anapara ödemesiz olmak üzere toplam 5 yıl vadeli olarak kullandırılacağı belirtildi.

27 Haziran 2010 Pazar

MARKETLERDE KREDİ KARTINA ÖZEL İNDİRİM DÖNEMİ

BDDK'nın kredi kartında gıda alışverişlerine taksiti yasaklamasının ardından bankalar çeşitli kampanyalarla banka müşterilerinin mutfağına girmeye çalışıyor. Denizbank'ın en son kampanyası ise çok ilginç! Bonus dahil diğer kredi kartlarıyla market alışveriş yapanlara belirli ürünlerde özel Denizbank indirimleri yapılıyor. Örneğin; Hanımeller Un Kurabiyesi 1.75 TL yerine 1 TL, Biryağ Ayçiçekyağı 13.95 yerine 12.95 TL. 8 kiloluk Bingo çamaşır deterjanı 16.49 TL yerine 12.95 lira...
Kısacası; artık perakende sektöründe markete özel değil, bankaya özel indirim dönemi başlıyor. Yarın öbür gün başka bir banka çıkıp "x Kart ile dondurma alana 2 lira indirim" veya "Pirincinizi bizim kartla alın, 5 lira tasarruf edin" derse şaşırmayın...

14 Nisan 2010 Çarşamba

DENİZBANK, 'PASO' İLE 50 BİN GENCE ULAŞACAK

Denizbank, ''Paso Denizbank'' markası altında gençlik bankacılığı projesini hayata geçirdi. Paso ile üniversite gençliğini banka kartı, kredi ile tanıştırmayı hedefleyen Denizbank, lisans ve lisans üstü eğitim kredileri ile aile bütçelerine destek olmayı hedefliyor. İlk olarak Bahçeşehir Üniversitesi ile işbirliği yapan banka, bu yıl içerisinde 15 ayrı şehirde 15 üniversiteyi ziyaret ederek yeni ürünlerini tanıtacak. Ayrıca 15 öğrenciye burs ve Denizbank'da işe alım garantisi verecek.
Denizbank'ın gençlik bankacılığı konsepti dün İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna tanıtıldı. Toplantıya, Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, Denizbank'ın marka yüzü Beyazıt Öztürk ve Denizbank Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk katıldı.

ÖĞRENCİNİN KART FAİZİ %2.5
Türkiye'de 15-29 yaş arası gençlerin sayısının 19 milyon civarında olduğunu ve 2,5 milyon öğrencinin üniversitede okuduğunu belirten Hakan Ateş, "Yeni projemizle 2010 yılında 50 bin, 5 yılda 300 bin gence ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. Ateş, Paso Bonus Kart uygulamasında ilk defa velilerin kefaletiyle değil, başvuruda bulunan öğrencilere yöneltilecek birkaç soru ile kredi değerlendirmesi yapılacağını ve normalde aylık yüzde 2.80 olan kart faizi yerine yüzde 2.5 faiz uygulanacağını açıkladı.

HARÇLIKLAR LİKİT FONDA BİRİKECEK
Gökhan Ertürk'ün verdiği bilgilere göre, Paso Bonus aynı zamanda banka kartı yerine geçecek. Restoranlarda yüzde 10 indirim sağlayacak olan kart ile Denizbank'ın ATM'lerinden vadesiz mevduat hesabına ulaşılabilecek. Genç Kaptan Hesap ile gençlerin hesabındaki para, otomatik olarak likit fonlarda değerlendirilecek. Paso'lu gençlere 36 bin liraya kadar aylık yüzde 1.12 faizli yüksek öğrenim kredisi de verilecek.

Vergi vermeyenlerin ilk 100'ü açıklansın
Denizbank'ın gençlik bankacılığı tanıtmak amacıyla Türkiye genelinde 15 ilde 15 üniversiteyi ziyaret etmeye hazırlanan Beyazıt Öztürk, ilk banka kartına üniversitede sahip olduğunu belirterek, "'Babam emekli polis, annem de evhanımı olduğu için üniversitedeyken parayı Suudi Arabistan'da çalışan ağabeyim gönderiyordu. Parayı da çoğu zaman bankamatikten çekiyordum'' dedi. Öztürk, üniversitelerdeki programlarda gençlere kredi kartının en doğru şekilde nasıl kullanılması gerektiğini de anlatmaya çalışacaklarını söyledi. Vergi rekortmenleri listesinde yer almasına ilişkin bir soru üzerine ise Öztürk, şu yanıtı verdi: ''Vergi listesi işini anlamıyorum. Ben 100 lira kazanıyorum vergimi ödüyorum, memur da 10 lira kazanıyor ona göre vergisini ödüyor. Ben ödediğim vergi için ekstra birşey yapmıyorum. Bence Türkiye'de vergi verenleri değil, vermeyenlerin ilk 100 listesi açıklansın. O açıklandığında herşeyin daha güzel olacağına inanıyorum."

Deniz Emeklilik en erken 2012'de satılır
Basın toplantısının ardından soruları yanıtlayan Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Deniz Emeklilik'in satışının bu yıl ve önümüzdeki yıl gündemde olacak bir konu olmadığını, en erken ihtimalle satışın 2012'de olacağını söyledi. Ateş, "Satışla
ilgili en erken ihtimalle 2012'den söz edebiliriz. Henüz hiç bir isimle görüşme olmamış olmakla birlikte yurtiçine getireceğimiz ortak mutlaka bu konunun içinde çok büyük bir ortak olacaktır diye düşünüyorum" dedi. Denizbank, ana hissedarı Dexia'nın yeniden yapılanma planı kapsamında Türkiye'de sigorta alanındaki kontrol hisselerini devredeceğini, bu doğrultuda Dexia'nın sahip olduğu Deniz Emeklilik ve Hayat hisselerinin alımına yönelik talepleri değerlendireceklerini duyurmuştu.

DENİZBANK'DAN ALTINA ENDEKSLİ KORUMALI FON

DenizBank, altın fiyatlarındaki yükselişe ya da düşüşe yatırım yapanlar için iki ayrı altın fonunu 19 - 22 Nisan tarihleri arasında piyasaya sürüyor. B Tipi %100 Anapara Koruma Amaçlı Altının Yükseleceğini Öngören Özel Bankacılık "Üçüncü Alt Fon" altınının yükseleceğini öngörüyor. B Tipi %100 Anapara Koruma Amaçlı Altının Düşüşünü Öngören Özel Bankacılık "Dördüncü Alt Fon" ise altın fiyatlarının düşeceği öngörüsüne dayalı yatırım yapacak. DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, "Yeni fonlarımızla altındaki hem düşüş hem de yükseliş öngörüsü için seçim şansı sunuyoruz. Öngörüye göre seçilecek altın fonunda beklentiler gerçekleşmese bile anaparayı kaybetmek gibi bir risk yok. Her durumda altın fonlarındaki yatırımcılarımızın anaparası hazine kağıtlarına yapılan yatırımlarla koruma altında olacak DenizBank, bundan sonra da ürün yelpazesini genişleterek yatırımcılara daha çok seçenek sunacak" dedi.

12 Nisan 2010 Pazartesi

DENİZBANK'DAN POLİSE %1.12 FAİZLİ İHTİYAÇ KREDİSİ

DenizBank; Emniyet mensuplarına Özel İhtiyaç Kredisi kampanyası düzenledi. 17 Nisan’a kadar geçerli olacak kampanyada, Emniyet mensupları 36 ay vadeye kadar , %1.12 faiz oranıyla ve dosya masrafı ödemeden kredi kullanabilecek. Kredinin geri ödemesi için ayrıca 4 aya kadar ödemesiz dönem seçeneği de bulunuyor.

7 Nisan 2010 Çarşamba

DENİZBANK, TARIMA ENDEKSLİ KORUMALI FON ÇIKARIYOR

DenizBank, tarım sektörünün getirilerinden daha geniş bir kesimin yararlanması için yeni bir tarım fonunu daha piyasaya sürüyor. DenizBank A.Ş. koruma amaçlı şemsiye fonu’na bağlı %90 anapara korumalı b tipi özel bankacılık tarım ürünleri ikinci alt fonu, 12 – 16 Nisan 2010 tarihleri arasında halka arz edilecek.
%90 oranında anapara koruma özelliği bulunan B tipi Özel Bankacılık Koruma Amaçlı 1 yıllık Tarım Fonu; yatırım dönemi sonunda fon yatırımcılarının anaparalarının yüzde %10’luk kısmını kaybetme riskini alarak, borsa dışından alınacak bir opsiyon sözleşmesi ile S&P GSCI Tarım Endeksi’nin öngörülen pozitif getirisinden yararlanmayı hedefliyor. Böylelikle S&P GSCI Tarım Endeksi yükseldikçe fon yatırımcıları da kazanmış olacak.
DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, fon pazarına sunacakları ikinci tarım fonu ile yatırımcıların tarımdaki fırsatları değerlendirme şansının devam ettiğini belirterek, “Tasarruf sahipleri, bir yıl vadeli bu yeni tarım fonumuzla tarımın getirdiği fırsatlardan yararlanma şansı bulacak. Devlet ve özel sektör fonları tarıma yönelmeye başladı. Arz talep dengesi tarım sektörüne destek veriyor. Tarım sektörü kriz dönemlerinden daha az etkileniyor. Bu önemin farkında olan bankalar, tarıma kredi desteklerini de arttırıyorlar. Tarım konusuna banka olarak zaten özel bir önem veriyoruz. Çıkardığımız yeni fon ile para piyasalarındaki yatırımcılar da tarımın ne kadar büyük bir kazanç potansiyeli olduğunu yakından görecek.” dedi.

5 Mart 2010 Cuma

CEPTEN KREDİ KULLANANLARA %1.49 FAİZLİ İHTİYAÇ KREDİSİ

Avea ve DenizBank’ın ortaklaşa hayata geçirdiği yeni kampanya ile DenizBank “Cebimde Kredi” kullanan ilk 8 bin Avea abonesi, Avealılara özel yüzde 1,49 faiz oranından ve 25 TL’lik fatura indiriminden yararlanıyor. Yeni kampanya kapsamında, 4 Mart – 2 Nisan tarihleri arasında DenizBank'tan "Cebimde Kredi" kullanan ilk 8 bin Avea abonesi, yüzde 1.49 faiz oranından ve 25 TL fatura indiriminden yararlanacak. “Cebimde Kredi”den yararlanmak isteyen abonelerin, KREDIM yazıp boşluk bırakıp T.C. Kimlik No’larını 3280’e göndermeleri yeterli. Konuyla ilgili detaylı bilgiye Avea bayileri, www.avea.com.tr, 444 1 500 Avea Müşteri Hizmetleri veya DenizBank şubelerinden ulaşılabiliyor.

1 Mart 2010 Pazartesi

ANKARALI GİRİŞİMCİYE, 6 YIL VADELİ TİCARİ KREDİ

Ankara Ticaret Odası (ATO) ile işbirliği protokolü imzalayan Denizbank, ATO üyelerine uzun vadeli düşük faizli ticari kredi kullandıracak. İmzalanan protokol çerçevesinde ATO üyesi işletmeler, DenizBank’tan 72 aya varan vadelerle “Sermayenize Destek Kredisi” ve 36 aya varan vadelerle “Eşit Taksitli” kredi imkanını özel faiz oranlarıyla kullanabilecek. Her iki kredinin faiz oranı da yüzde 1.25 olacak. İşletmelerin mal ve hizmet alımları için sermaye ihtiyaçlarına uzun vadeli finansman opsiyonu sunan ilk kredi olarak konumlanan “Sermayenize Destek Kredisi”, işletmelere gayrimenkullerini teminat göstererek nakit ihtiyaçlarını 6 yıl vadeye kadar karşılama imkanı sağlıyor. Öte yandan ATO üyelerine özel faiz avantajları sunan DenizBank’ın bu yeni kredisi, 3 ay ödemesiz olarak kullanılabiliyor. Ayrıntılı bilgiye www.denizbank.com adresinden, DenizBank şubelerinden ve 444 0 804 numaralı telefondan ulaşılabilir.

18 Şubat 2010 Perşembe

DENİZBANK, BÜYÜK YATIRIMCIYI TARIMA YATIRIMA ÇAĞIRIYOR

Yedi yıl önce Tarişbank'ı satın alarak tarım bankacılığına giren Denizbank, üreticilere ve küçük çiftçiye kullandırdığı 1.5 milyar liralık kredi desteğinden sonra şimdi de büyük yatırımcıları tarıma yatırıma çağırıyor. Tarım alanında yatırım yapmak isteyen girişimciler için
"Tarım +" ürününü geliştiren Denizbank 7 yıla kadar varan vadelerle finansman desteğinin yanısıra danışmanlık desteği de verecek.
Yeni ürünün tanıtımna ilişkin İstanbul'da düzenlenen toplantıda, Nihat Gökyiğit, Ethem Sancak, Reşit Soley, Vural Ak ve Savaş Titiz gibi tarım alanında yatırımları olan isimler de deneyimlerini paylaştılar. Toplantının açılışında konuşan Denizbank Finansal Hizmetler Gurubu Başkanı Hakan Ateş, banka olarak tarım sektöründeki müşteri sayısının 350 bini geçtiğini ve 1.5 milyar liralık kredi kullandırdıklarını açıkladı. Denizbank'ın toplam nakdi kredileri içerisinde tarım sektörünün yüzde 9.2 pay aldığını belirten Ateş, özel sektör bankaları arasında tarıma en fazla kaynak aktaran banka olduklarını dile getirdi.

YENİ GİRİŞİMCİLERE KAPI AÇIK
Denizbank İşletme ve Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Sun
da, toplantıda yaptığı sunumda "Tarım+" ın detaylarını anlattı. Sun, Türkiye'nin elverişli coğrafi konumu, genç nüfusu, iklimi, artan alım gücü ve genişleyen iç pazarı sayesinde tarım sektöründe pek çok ülkeye kıyasla son derece avantajlı konumda olduğunu dile getirdi. Sun, "Bu projeyle mevcut tarımsal yatırımını büyütmek isteyen üreticiye olduğu kadar, tarım alanında herhangi bir faaliyeti bulunmayan ancak bu alandaki fırsat ve potansiyeli değerlendirmek isteyen girişimcilerimeze de kapımız açık. Onlara yatırımlarında rehberlik etmek istiyoruz" dedi.
1.5 MİLYAR TL'LİK KREDİ HEDEFİ
Türkiye'deki nüfusun üçte birinin tarımsal faaliyetlerle geçimini sağladığına dikkat çeken Gökhan Sun, "Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2012 yılında tarımsal üretimin 70 milyar dolar, ihracatın ise 30 milyar dolar olacağını öngörüyor. Banka olarak bu konuda üzerimize düşenleri yapmaya hazırız. 2012 hedefimiz Tarım+ ile 1.5 milyar lira yatırım kredisi kullandırmak" dedi.

Tarım+ paketi nedir?
Paket kapsamında ilk aşamada örtü altı tarım,süt hayvancılığı ve meyvecilik yatırımlarına öncelik verilecek. Proje öncesi ve süresince fizibilitenin oluşturulmasında yatırım yeri önerisi ve ürünlerin pazarlanmasına kadar tüm süreçlerde danışmanlık desteği verilecek. Projeye uygun ödeme seçenekleri, 7 yıla varan vade ve fiyatlandırmalarla finansman desteği sağlanacak. Ayrıca işletmenin kurulum aşamasında ekipman ve benzeri ihtiyaçların temininde sektörün deneyimli firmalarıyla ilişki kurulması konusunda aracılık, işletme ziyaretleri desteği verilecek.

Deniz Emeklilik'in talibi çok olur
Toplantıda soruları da yanıtlayan Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Deniz Emeklilik satışı konusunda ''Dexia Grubu'ndan da biz bir sinyal bekliyoruz. Bu çerçevede proses yürütülecektir. Çok talibi olacağını düşünüyorum'' dedi. Ateş, "'Deniz Emeklilik'te şu an için hiçbir tasarrufumuz yok. Ama ne olursa olsun kontrol hissenin devri de söz konusu olsa, gelecek olan ortak, yabancı ortak, çok büyük olasılıkla bizim dağıtım ağımızı kullanacak" diye konuştu.

ABD'li inek yavrulayınca 'Ethem' adını koydular
*Nihat Gökyiğit (TEMA Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi): Doğada kaynaklar hızla tükeniyor. Bu asrın sonuna kadar dünyadaki türlerin yarısı kaybolacak. Çılgın tüketim, kulllan-at kültürü, israf ve inanılmaz nüfus artışı bu tükenişin en önemli nedenleri. Bu gidişe dur demek için girişimcilerimizin tarıma yatırıma önem vermesi gerekiyor.
*Ethem Sancak (Hedef Alliance Holding Yönetim Kurulu Başkanı): Tarımdaki fırsatları gördüm ve 55 milyon dolarlık yatırım yaptım. İşletmemizde her gün 2 bin 400 inek sağıyor ve 80 ton civarında çiğ süt satıyoruz. Biz bu işe gönül verdik. Hatta ABD'den ithal ettiğimiz ineğin yavrusuna 'Ethem' adını verdiler. Ben de itiraz etmedim!
*Vural Ak (Intercity Genel Müdürü): Araba işinden sıkıldım. 5 yıl önce tarım işine girdim. Başlangıçta sosyal sorumluluk projesi olarak girdiğim ceviz ve badem üretimi işinde şu anda 6 bin dönüm arazide üretim yapıyoruz. Bir ceviz ağacı 100 yıla kadar ürün veriyor. Saklama ve depolaması kolay ve oldukça karlı bir iş.
*Reşit Soley (Corvus Şaraplarının sahibi): Bozcaada bizim yatırımlarımızla birlikte bağcılık ve şarapçılık olarak farklı bir destinasyona geldi. Bar ve otel işletmeciliği ile uğraşan ada halkı son yıllarda bağcılığa ve şarap üretimine de girmeye başladı.

Ayfer ARSLAN

15 Şubat 2010 Pazartesi

TOPRAK REFORMUYLA TARIM İHRACATI 60 MİLYAR $'A ÇIKAR

Yedi yıl önce TMSF'den Tarişbank'ı alarak tarım bankacılığına giren Denizbank, tarım sektöründe büyük bir seferberliğe hazırlanıyor. 17 Şubat'da İstanbul'da düzenlenecek toplantı ile Ethem Sancak, Nihat Gökyiğit, Reşit Soley gibi isimleri bir araya getirip onların deneyimlerini kamuoyu ile paylaşacak olan Denizbank, parası olup da nereye yatıracağını düşünen büyük yatırımcıları tarıma davet edecek.
Tarım sektörünün Türk ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olduğunu ve bu işe sadece 'karlılık' olarak bakmadıklarını dile getiren Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, "Bunu bir misyon olarak üstlendik. Hissedarımız Dexia'ya da bunu kabul ettirdik" dedi. Tarım arazilerinin çok küçük ölçekli ve dağınık yapısından dolayı verimliliğin çok düşük olduğunu ve tarım ürünleri ihracatının 13.5 milyar dolarla sınırlı kaldığını anlatan Ateş, bu yüzden bu ölçeklerin birleştirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Türkiye'de 2.5 milyon hektar tarım arazisinin sadece sınır olduğu için kullanılamadığını belirten Hakan Ateş, "Tarımda 3 milyona yakın insan var. Ne acıdır ki, onların 1 milyonuna bankacılık hizmeti götüremiyoruz. İşsizlik hesaplarında işi varmış gibi görünüyor. Toprağı var, çiftçilik belgesi var ama aç. Bu yüzden toprak toplulaştırılması çok önemli. Bu Türkiye'den feodal yapıyı söküp atacak. Böylece tarım ürünleri ihracatımız 60 milyar dolarlara çıkabilir" dedi.

-Denizbank 2009 yılını nasıl geçirdi?
2009 yılı bankacılık sektörü için genelde başarılıydı. Ama biz özel sektör bankalar arasında 9. ay itibariyle karını yüzde 60 ile en çok artıran banka olduk. Daha da önemlisi bankacılık sektörü toplam aktiflerinin yüzde 30'u kadar bono portföyü taşır. Bizimki yüzde 12.5 düzeyinde. Ve Denizbank olarak şunu gösterdik: Sadece devlet tahvili ve hazine bonosundan ibaret değil bankacılık. Kredi vererek de kar edilebiliyor. Kredi-mevduat oranımız yüzde 125 ile sektörün en tepesindedir. 100 liralık mevduat toplayıp 100 lirasını veriyoruz. Onun dışında da 25 lira da yurtdışı kaynaklarımızdan borçlanarak yine onları halkın kullanımına sunuyoruz. Dolayısıyla bir banka dediğimiz zaman bütün fonksiyonlarını bilfiil gayet 'yurtsever' bir şekilde yerine getiriyoruz.

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK
-Sektör kredilerde frene basarken, siz bu büyümeyi nasıl sağladınız?
Herkes küçülürken ocak ayında aktif pasif toplantımız vardı. Hep banka olarak 'Ortak Akıl' diyoruz. Yine ortak aklımızla, "Arkadaşlar aktif yaratmak için en iyi zaman"dedik. Onun için de geçtiğimiz yıl kredilerde sektörün üzerinde büyüdük.

-Yani krizi fırsata çevirdiniz...
Her zaman onu yaparız. Bu bizim adetimizdir. Bu bankayı kurduğumuz 1997 yılından beri hep büyüme ile gittik. Özellikle 2001 gibi 35 bankanın ticari hayattan silindiği, 80 bankanın 46'lara düştüğü ortamda biz fona geçmiş bankaların kredilerini, kredi kartlarını satın alarak ve kendi organik büyümemizi sürdürerek krizi fırsata çeviren bankaydık. Bu krizde de yine Denizbank özel bankalar arasında karlılık artışı ve büyüme yönünden öne çıkacak.

SEKTÖR YÜZDE 17, BİZ YÜZDE 20 BÜYÜRÜZ
-2010 büyüme planlarınız nedir?
Bu yıl bankacılığın yüzde 16.5-17 civarında büyüyeceği kanaatindeyim. Krediler portföyünün de en az bu kadar büyüyeceğini düşünüyoruz. Denizbank olarak gerek krediler, gerek mevduat, gerekse bilanço büyüklüğünde yüzde 20 mertebesinde büyümeyi planlıyoruz. Özel sektör bankaları arasında ilk 6 banka arasındayız. Ama leasing, faktoring, yatırım hizmetlerinde hep ilk üç veya dörtteyiz. Tarım kredilerinde Ziraat Bankası'nın ardından ikinci, özel bankalar arasında birinciyiz. Vakıflar Bankası'nın da etkin olduğu yerel yönetim finansmanında ilk üç bankadan biriyiz. Gemicilik, turizm finansmanında ilk üç bankadan biriyiz. 1997 yılında bir otel odasında başlayan bu koşmaca şu anda 8 bin 800 denizcisi, 450 şubesi ile devam ediyor.

600 PERSONEL ALACAK
-Bu yıl kaç şube açmayı planlıyorsunuz?
Tarıma çok önem verdiğimiz için küçük yerlerde açıyoruz ama ne kadar küçük olsa da nüfusu 25-30 binin üzerinde. Onun için son getirilen şube harçlarına göre ortalamamız bizim 40 bin lira. Bu da 21 milyon lira ilave yıllık maliyet getiriyor. Biz bu çerçevede dahi büyüme planlarımızı devam ettireceğiz. 50 şube diye çıktık yola. Ama planlarımızı seneye yayarak uygulayacağız. Önce 25 şube açıp ondan sonraki 25'e bakacağız. 25 şube açarsak 500-600 civarında istihdam yaratırız. Eğer tüm planlarımızı değiştirmeden uygularsak bu sayı binleri bulur.

-Tarım bankacılığında yeni projeleriniz var mı?
Tarım bizim açımızdan çok önemli. 17 Şubat'ta 'Tarım Plus' diye tanıtımımız var. Ethem Sancak, Nihat Gökyiğit, Vural Ak, Reşit Soley, Savaş Titiz gibi çok kıymetli tarım yatırımcılarını Çırağan'daki toplantımızda bir araya getireceğiz. Bize deneyimlerini anlatacaklar.

400 BİN ÇİFTÇİ İLE İLİŞKİMİZ VAR
-Tarım Plus nedir?
Ana dal olarak 3 tane dal var. Seracılık, meyve-sebzecilik ve süt sığırcılığı. Bu üç alanda da Türkiye'nin çok önemli yatırımlara ihtiyacı var. Şimdiye kadar biz ne yaptık? Çiftçi dediğimiz ve orta küçük ölçek çiftçilerle çok yoğun faaliyet götürdük. Şu anda 265 binin üzerinde kredili ve toplamda 400 bine yakın çiftçiyle ilişki halindeyiz. Tarım sektörü gerçekten çok önemli. Biz bunu sadece karlılık olarak görmüyoruz. Toplumsal bir misyon olarak üstlendik. Kendi hissedarımıza da bunu kabul ettirdik. Saydığımız üç alanda büyük yatırım gerekiyor. Kah tarımla uğraşıp kah uğraşmayan, parası olup da nereye yatıracağını düşünenleri tarıma yatırıma çağıracağız.

-Tarımın Türk ekonomisi açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye olarak baktığımızda tarım geçtiğimiz yıl yüzde 3.5 büyüyerek 600 milyar dolarlık gayri safi milli hasılamızda 60 milyar dolara yakın bir büyüklüğe ulaştı. Ekonominin kabaca yüzde 10'unu oluşturuyor. İhracatta ise 13.2 milyar dolar ile yüzde 13'üne sahip. Bu işin finansmanı ise daha 10 milyar dolar civarında. 10 milyar dolarlık finansman peki geri kalanı nasıl finanse ediliyor? Tefecilik piyasası dediğimiz bayilerde kaybolan çok fahiş fiyat ve vade farklarına yol açan çok önemli bir değer var. Bu verimliliğe dönmüyor. Onun için bankacılık sektörünün tarıma girmesi lazım. Tarım kesimine 1.5 milyar liralık finansman sağladık. Toplam krediler içerisinde tarımın payı sektörde yüzde 3.5'lardayken, bizde yüzde 8'lerde.

2.5 MİLYON ARAZİ EKİLEMİYOR
-Peki, bankacılık sektörü tarımı desteklemekte neden bu kadar gecikti?
Bankacılık kesimi bu konuda kabahatli. TMSF'den Tarişbank'ı aldık. Tarımı öğrendik ve şimdi bunun farkına vardık ama Türkiye'de 2.5 milyon hektar tarım arazisi sadece sınır olduğu için kullanılamıyor. O kadar küçük ölçeklere bölmüşüz ki, Ali ile Ahmet'in Mehmet ile Veli'nin tarlaları. İkisi de kardeş olabilir. Birbirlerine sınır çizdikleri için kullanılamıyor. Onun için toprak toplulaştırılması hayati öneme sahip. Bu Türkiye'den feodal yapıyı söküp atacak. Tarımda bakıyorsunuz 3 milyona yakın insan var. Ne acıdır ki, onların 1 milyonuna bankacılık hizmeti götüremiyoruz. O kadar küçük ölçekler ki.. İşin en kötü tarafı da işsizlik hesaplarında işi varmış gibi kabul görüyor. Toprağı var, çiftçilik belgesi var ama aç. Bu nedenle bu ölçeklerin birleşmesi, toprak toplulaştırılması Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye'nin önünde duran en önemli reformdur. Yapılmaması bugüne kadar aslında büyük bir başarısızlık.

-Bu reformun yararları ne olacak?
2002 yılından beri toplulaştırılan toprak, 75-80 yılda toplulaştırılandan daha fazla. Bu bakımdan da hükümetin bir takım tasarrufları var. 13.5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatı pekala 50-60 milyar dolarlara çıkabilir. Örneğin; Hollanda yirmide birimiz. Orada bir Rabobank var. Ziraat Bankası gibi tarıma destek veriyor. 30 milyar euro'luk tarım kredisi hacmi var. Bizde 10 milyar dolar. Biz niye Hollanda'dan inek ithal ediyoruz? Niye sera altyapı malzemesini Hollanda'dan ithal ediyoruz? Biz daha doğada olan şeyin farkında değiliz. Onlar alıp üretip dünyaya ihraç ediyor. Fark burada.

Türkiye gözbebeği, yatırımı ıskalayan 'Ah, vah' ediyor

-Türkiye'nin Dexia açısından önemi nedir?
Uluslar arası büyük bankaların karlılıkları azaldı. Oysa ki, Türkiye'de karlılık gayet iyi. Dexia bilançosunun yaklaşık yüzde 2'siyim ama karının dörtte biriyim. Avrupa'da yeni yatırım, büyüme, tüketim ve nüfus konusunda problemler var. Çünkü onlar yüzyıl önce tamamlamışlar. Orada kömür santralı diye bir yatırım yok. Rüzgarı bile bitirmişler. Halbuki biz daha yolun başındayız. Bir bankacı için bundan daha güzel bir ortam olur mu? Burada çok cevher var. Burada karlı büyüme var. Türkiye'ye yatırım yapmış bütün bankalar için Türkiye gözbebeği. Yatırım yapmayı ıskalamış olanlar için de ağızları sulana sulana bakıp da 'Ah, vah' ettikleri bir alan burası.

Enflasyon yüzde 7-8'i bulur

-Yıl sonu enflasyon, kur ve dolar ne olur?
Enflasyon biraz başını kaldırabilir ama bu faizleri artırma yönünde bir baskı yaratmayacak. Yani yüzde 7-8'ler arasında olabilir. Kur enflasyon kadar artar. Faizler de son çeyreğe kadar makul seviyelerde gider. Politika faizlerini artırmak için önemli bir neden yok. Bunu bozacak olan şey içerden değil, dışardan tehdittir. Avrupa ittifakı önemli bir sınav veriyor. Hem bizim önemli bir ticaret partnerimiz, hem de bütün dünya için büyük bir ekonomi. Dolayısıyla büyük ağabeylerin özellikle Almanya'nın küçük kardeşlere nasıl koruyup korutacakları önemli. Bu arada Türkiye'de yakın bir coğrafyada hem ticareti yoğun olduğu için bunun sonucu da faizlerimizi, kurumuzu çok etkiler. Son dalgada onun etkisiydi.

Yatır mevduata, yat aşağıya dönemi bitti
-Düşük faiz ortamında yatırımcıya ne önerirsiniz?
Türk lirası her zaman dövizi döver. Eskiden bu oyunu ne bozuyordu? Ekonomi çok kötü yönetiliyordu eskiden. Bir devalüasyon oluyordu TL karlarınız yok oluyordu ama TL'de sabredip kalırsanız onun da üstesinden geliyordunuz. Hazine'nin en önemli misyonu önümüzdeki dönemde TL yatırım araçlarını artırmak. Belli portföyleri bölerek risk profiline göre yatırım yapma dönemi geldi. Aktif yönetimi dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli hale geliyor. O yüzden özel bankacılık birimleri, portföy yönetim şirketleri artık bu tür yatırım araçlarını her yatırımcının yakından izlemesi gerekiyor. 'Parayı yatır mevduata, yat aşağıya' dönemi bitti. Portföyü çeşitlendirmek lazım.

-Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben TL'ciyim. Yüzde 100 TL'de değilim ama önemli miktarda TL'deyim.


Üniversite duvarlarının arkasında devrim olmuyor
-Bankacı olmasaydınız ne olurdunuz? Tiyatro geçmişiniz de olduğunu biliyorum.
Evet öyle bir deneyimim oldu. 10 yaşımdayken TRT Çocuk Saati programının kadrosuna katıldım. Üniversiteden mezun olana kadar da seslendirme ve oyunculuk devam etti. İş Bankası Teftiş Kurulu sınavını kazandıktan sonra bıraktım. Ondan sonra Anadolu'ya turneye çıktım. 5 sene müfettiştim. Anadolu'da hiç görmediğim yerleri gördüm. Tabii kariyerime önemli katkıda bulundu. Hem de sosyal yönden perspektif verdi. Gördük ki, üniversite duvarlarının arkasında devrim yapmak öyle mümkün değil. O duvarların önünde çok farklı bir dünya var ve tanıdığım için çok mutluyum.

Nadya Komanaçi'ye aşıktım!
-Sporla aranız nasıl?

Sporda çok faaliyetim var. Aletli jimnastikte Türkiye birinciliğim var. Kule tramplen de atladım. Fakat sonra okul, radyo televizyon deyince biraz da yaş geçince haliyle geride kalıyor. Ama hala ilgiyle izlerim. Bizim dönemde Nadya Komanaçi vardı. Biz Türkiye birincisi olurken, o dünya birincisi oluyordu. Ona aşıktım. Çok da güzel bir kızdı ve çok başarılıydı.

-Bildiğim kadarıyla koyu Galatasaraylısınız?
Galatasaray, Fener, Trabzon ve Beşiktaş'ın sponsoruyuz. Trabzon ve Fener'i biz halka açtık. Galatasaray'ın evet taraftarıyım. Ama bu sayın Aziz Yıldırım ile olan çok iyi ilişkilerime şimdiye kadar engel olmadı. Hepsiyle iyi diyaloğumuz var. Adnan Polat'a da, Aziz Yıldırım'a da finansman işi olunca, işimiz kadar yakın, işimiz kadar uzağız.

Maldivler'e şube açacağız!
-Maldivler'de çekilen reklam filminizde yeni sürprizler var mı?
Evet, yeni dönem olay çok renklenecek. Senaryo artık Lost dizisinin önüne çıkacak. Ekip Maldivler'e gidecek. 30'un üzerinde dizi çekecek. Müşterilerimizden arayıp adanın adresini soranlar çok. Adaya yakında bir şube açacağız. Oraya da müşteri geleceğe benziyor!

-Beyaz'ın yerine siz o adaya düşseydiniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?
Kimlik, cep telefonu ve 8 bin 800 Denizbank neferini alırdım!

IMF ile büyüme yüzde 5'i bulur
-IMF ile anlaşma imzalanacağına inanıyor musunuz?
IMF anlaşmasının yıl içerisinde yapılacağını düşünüyoruz. Ama ne pahasına olursa olsun IMF değil. Şu anda şartlar değişti. Çünkü küresel krizden Türkiye oldukça güçlü çıktı. Dolayısıyla IMF parasını almaktan ziyade o paranın kullanımının nasıl olacağı daha belirleyici. IMF'nin de desteğiyle yüzde 3.6 olarak öngörülen büyümenin rahatlıkla yüzde 5'i bulacağını kanaatindeyim.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

2 Şubat 2010 Salı

SEVGİLİNİZİN ÇİÇEĞİ DENİZBANK'DAN

DenizBank, 14 Şubat Sevgililer Gününe özel bir kampanya düzenliyor. Bu kampanyayla müşterilerine yüzde 1,14 faiz oranı ve sadece 114 TL dosya masrafı ile ihtiyaç kredisi kullanma imkanı sunuyor. 12 Şubat 2010 tarihine kadar geçerli olacak kampanya çerçevesinde ihtiyaç kredisi kullanan DenizBank müşterileri www.ciceksepeti.com’dan sevdiklerine çiçek gönderim hakkı da kazanacak.

19 Ocak 2010 Salı

ÇİFTÇİLER, BEŞ AYA KADAR TAKSİTLE YAĞ ALABİLECEK

DenizBank, çiftçilere özel geliştirdiği “Üretici Kart” avantajlarını hayata geçirdiği işbirlikleri ile zenginleştiriyor. Bu çerçevede 2006 yılında başlayan DenizBank - Petrol Ofisi işbirliği kapsamına madeni yağ ürünleri de dahil edildi. Artık anlaşmalı Petrol Ofisi istasyonlarından alışveriş yapan “Üretici Kart” sahibi çiftçiler madeni yağ alımlarında da ödemelerini beş aya kadar sıfır faizle erteleyebilecek.

31 Aralık 2009 Perşembe

DENİZBANK'DAN DOĞA DOSTU BİR KAMPANYA

Denizbank, Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni Açıkdeniz İnternet Şubesi üzerinden ödeyen her 50. müşterisi adına TEMA Vakfı'ndan bir fidan dikecek. Denizbank Perakende Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk, 2010 yılı stratejileri içerisinde; internet şubesi, cep şubesi, telefon bankacılığı, ATM gibi alternatif dağıtım kanalları ile Denizbank müşterilerinin hayatını kolaylaştıracak, onlara zaman kazandıracak uygulamaların kullanımını artırmayı hedeflediklerini söyledi.

17 Aralık 2009 Perşembe

DENİZ'DE ŞOK İNDİRİM GÜNLERİ BAŞLADI!

DenizBank, bankacılık ürünlerinde şok indirimlere başladı. DenizBank bu çerçevede 31 Aralık 2009 tarihine kadar “Cebimde Kredi”de faizini yüzde 1,69’dan yüzde 1,49’a; dosya masrafını ise 100 TL’den 49 TL’ye indiriyor.
DenizBank ayrıca kredi kartlarında kalan boş limitleri yılbaşında kullanmak isteyen müşterilerine kredi kartlarında nakit avans faizi ve komisyonunda yüzde 40 indirim yapıyor. İndirimlere ilişkin açıklama yapan DenizBank Perakende Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk, 31 Aralık 2009 tarihine kadar sürecek kampanya çerçevesinde ihtiyacı olanlara 10 bin TL’ye kadar ve 36 ay vadede, kefilsiz olarak kredi sağlayacaklarını söyledi.