Ekim ayında cari açık 3,68 milyar dolar gibi yine yüksek bir seviyede gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında 332 milyon dolarlık bir fazla oluşmuştu.
Dolayısıyla, 12 aylık açık 40,8 milyar dolara ulaşmış görünüyor. Yılsonunda 45 milyar dolarlık açık beklentimizi koruyoruz.
Cari açıktaki artışa karşın, sermaye hareketlerinde olumlu gelişmeler mevcut. Öncelikle kısa vadeli sermaye girişleri devam ediyor. Ekim ayında, hisse senedi ve bono yoluyla toplam olarak net 2,4 milyar dolarlık giriş gerçekleşmiş. 10 aylık dönemde 13,5 milyar dolarlık bir girişe işaret ediyor.
İthalat finansmanı için kullanılan kısa vadeli sermaye girişleri de Ekim ayında önemli bir artış kaydetmiş.
Bankaların sendikasyon kredilerinde hareketlenme gözlenirken, reel sektörün uzun vadeli borçlanmasında küçük de olsa net giriş gözlenmesi daha sağlıklı bir finansmana geçiş açısından memnun edici.
Ancak, kaynağı bilinmeyen döviz girişleri son iki aydır net çıkışa işaret ediyor.
Cari açık finansmanı ile ilgili ciddi bir problem gözlenmemesine karşın, sıcak para girişindeki hızlanmanın devam ederek cari açıktaki genişlemeyi kontrolden çıkarması riskine karşı Merkez Bankası’nın temkinli olduğu gözleniyor. Son yapılan açıklamalarda, politika faiz oranlarında ölçülü indirim içeren Senaryo I’e geçilebileceği ifadesi bu konuda hızlı gelişmelerin yaşanabileceğine işaret ediyor. Perşembe günü yapılacak faiz toplantısında, kısa vadeli faiz oranlarında yeni indirim, öte yandan zorunlu karşılık oranlarında yeni artış görme olasılığı yükselmiş durumda.
Banu KIVCI TOKALI (Destek Menkul Değerler AŞ. Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı )
Destek Menkul Değerler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Destek Menkul Değerler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Aralık 2010 Pazartesi
8 Kasım 2010 Pazartesi
SANAYİ ÜRETİMİ EYLÜL AYINDA YÜZDE 10.4 ARTTI
Sanayi üretimi eylül ayında yüzde 10.4 arttı. Birinci çeyrekte yüzde 17.3, ikinci çeyrekte yüzde 13.8'lik üretim artışı gerçekleşmişti. Destek Menkul Değerler büyüme verilerini şöyle yorumladı: "İlk iki çeyrekte sırasıyla % 11,7 ve % 10,3 seviyelerinde gelen genel büyüme oranı, üçüncü çeyrekte % 8’e yakın gerçekleşebilir. Son çeyrekle ilgili alınan öncü sinyalleri de gözönüne aldığımızda, 2010 büyüme oranı tahminimizi % 7,4’ten % 7,9’a çekiyoruz. Önümüzdeki günlerde de, şu anda Merkez Bankası’nın son anketinde % 6,2’ye işaret eden ortalama piyasa beklentisinin yukarı yönde revize edildiği gözlenebilir. Dolayısıyla, Türkiye ekonomisine yönelik olumlu görünümün korunacağı ve bunun da piyasalara destek vermeye devam edeceği rahatlıkla söylenebilir."
Etiketler:
Destek Menkul Değerler,
finanscaddesi,
sanayi üretimi
22 Ekim 2010 Cuma
BUGÜNÜN GÜNDEMİNDE NELER VAR?
Güney Kore’de iki gün sürecek ve bugün başlayacak G-20 toplantılarında, uluslararası kur savaşları ve Yuan üzerinde daha fazla değer kazanması yönündeki baskıların ana gündem maddesi olması bekleniyor. Çin’in son sürpriz faiz artışından sonra yeni adımlarla takip edip etmeyeceği gözlenecek. Özellikle, üçüncü çeyrek güçlü büyüme rakamı ve artan enflasyon baskısı karşısında. Bu yöndeki beklentileri destekler açıklamaların gelmesi durumunda, Euro-dolar ve emtialar üzerinde tekrar aşağı yönlü baskılar hissedilebilir.
Öte yandan, ABD Hazine Müsteşarı Geithner son açıklamalarında, gelişen ülkelerin rekabet gücü yaratma amacıyla kurlarının değerlenmesini engelleme önlemlerine çok sıcak bakmayarak, bu aşamada yol gösterici rolün IMF’de olması gerektiğini hatırlattı. Kurların daha çok temel ve piyasa dinamikleriyle dengelenmesi gerektiği yönünde eğilim sergiledi.
Ekonomik veri anlamında, ABD tarafı sakin görünürken; Avrupa tarafında Almanya’nın Ekim IFO endeksi bulunuyor. Hafta başındaki ZEW endeksi cari durum güçlü çıkarken, gelecek dönemle ilgili endişelerin bulunduğu gözlenmişti. Bugün açıklanacak IFO endeksine yönelik beklentiler de benzer bir eğilim yansıtıyor.
Kaynak: Destek Menkul Değerler
Öte yandan, ABD Hazine Müsteşarı Geithner son açıklamalarında, gelişen ülkelerin rekabet gücü yaratma amacıyla kurlarının değerlenmesini engelleme önlemlerine çok sıcak bakmayarak, bu aşamada yol gösterici rolün IMF’de olması gerektiğini hatırlattı. Kurların daha çok temel ve piyasa dinamikleriyle dengelenmesi gerektiği yönünde eğilim sergiledi.
Ekonomik veri anlamında, ABD tarafı sakin görünürken; Avrupa tarafında Almanya’nın Ekim IFO endeksi bulunuyor. Hafta başındaki ZEW endeksi cari durum güçlü çıkarken, gelecek dönemle ilgili endişelerin bulunduğu gözlenmişti. Bugün açıklanacak IFO endeksine yönelik beklentiler de benzer bir eğilim yansıtıyor.
Kaynak: Destek Menkul Değerler
Etiketler:
Destek Menkul Değerler,
finanscaddesi
11 Ekim 2010 Pazartesi
BU HAFTANIN STRATEJİSİ NE OLACAK?
Küresel krizden çıkışta gelişmiş ülkelerin rekabet gücünü korumak amacıyla yerel para birimlerini değerli tutma çabaları son haftalarda kamuoyuna 'kur savaşları' olarak damgasını vurdu. Bu konu IMF-Dünya Bankası görüşmelerinde de gündeme geldi. Kur savaşlarının bu hafta piyasaları nasıl etkileyeği ve haftanın stratejisinin ne olacağını Destek Menkul Değerler haftalık bülteninde şöyle yorumladı:
"Küresel krizden çıkış sürecinin öngörülenden zorlu ve yavaş işliyor olması, ülkeleri özellikle kur konusunda müdahaleci davranarak uluslararası rekabet gücünü artırma çabasına itmekte.
Hafta sonu IMF-Dünya Bankası görüşmelerinde de ana tartışma konusu uluslararası kur savaşları oldu. Özellikle, Çin’in Yuan’ın değer kazanması yönündeki baskılara bunun daha çok kademeli bir süreç şeklinde gerçekleşebileceği yönünde cevap vermesi, küresel ekonomik görünüme yönelik endişelerin devam etmesine neden olabilir.
Diğer yandan, FED'in ek parasal gevşeme yönünde adım atacağına ilişkin beklentiler devam ederken, hafta sonu görüşmeleri çerçevesinde bir FED yetkilisinden gelen geri adım sinyali, gelecek dönem politikasına yönelik olarak belirsizliklerin oluşmasına neden oldu.
ABD ekonomisinden son dönemde alınan ılımlı ancak net olmayan sinyaller karşısında, Banka’nın Aralık ayı toplantısına kadar ek parasal gevşeme konusunda “bekle-gör” politikası izleyip izlemeyeceğine yönelik daha net sinyallerin 2-3 Kasım’daki toplantıda alınabileceğini anlıyoruz.
Bu süreç içerisinde de, ABD ekonomisinden gelen olumlu sinyallerin hem piyasaları desteklemesi, hem de Euro-dolar paritesinde aşağı yönlü bir baskı oluşturması beklenebilir.
Ayrıca, bu hafta finans sektörü ile daha fazla ilgi çekmeye başlayacağını düşündüğümüz üçüncü çeyrek bilanço sonuçlarının ne yönde işaretler vereceği de kritik olacak. "
"Küresel krizden çıkış sürecinin öngörülenden zorlu ve yavaş işliyor olması, ülkeleri özellikle kur konusunda müdahaleci davranarak uluslararası rekabet gücünü artırma çabasına itmekte.
Hafta sonu IMF-Dünya Bankası görüşmelerinde de ana tartışma konusu uluslararası kur savaşları oldu. Özellikle, Çin’in Yuan’ın değer kazanması yönündeki baskılara bunun daha çok kademeli bir süreç şeklinde gerçekleşebileceği yönünde cevap vermesi, küresel ekonomik görünüme yönelik endişelerin devam etmesine neden olabilir.
Diğer yandan, FED'in ek parasal gevşeme yönünde adım atacağına ilişkin beklentiler devam ederken, hafta sonu görüşmeleri çerçevesinde bir FED yetkilisinden gelen geri adım sinyali, gelecek dönem politikasına yönelik olarak belirsizliklerin oluşmasına neden oldu.
ABD ekonomisinden son dönemde alınan ılımlı ancak net olmayan sinyaller karşısında, Banka’nın Aralık ayı toplantısına kadar ek parasal gevşeme konusunda “bekle-gör” politikası izleyip izlemeyeceğine yönelik daha net sinyallerin 2-3 Kasım’daki toplantıda alınabileceğini anlıyoruz.
Bu süreç içerisinde de, ABD ekonomisinden gelen olumlu sinyallerin hem piyasaları desteklemesi, hem de Euro-dolar paritesinde aşağı yönlü bir baskı oluşturması beklenebilir.
Ayrıca, bu hafta finans sektörü ile daha fazla ilgi çekmeye başlayacağını düşündüğümüz üçüncü çeyrek bilanço sonuçlarının ne yönde işaretler vereceği de kritik olacak. "
Etiketler:
Destek Menkul Değerler,
finanscaddesi
4 Ekim 2010 Pazartesi
BUGÜNÜN EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ NE?
Bugünün en önemli gündem maddesi eylül ayı enflasyon rakamları. Destek Menkul Değerler'in günlük yorumuna göre, Eylül tüketici enflasyonunda özellikle işlenmemiş gıda fiyatlarının ne boyutta bir baskı yapacağı önemli.
Eylül TÜFE beklentimiz % 0,60 (Reuters anketi % 0,80). Ancak, yüksek enflasyon oranına, ana kaynağın işlenmemiş gıda fiyatları olması ve diğer bileşenlerde enflasyonist bir baskı gözlenmemesi durumunda piyasalar tarafından toleranslı yaklaşılacağını düşünüyoruz. Nitekim geçen Cuma günü açıklanan İTO verilerine bakıldığında, hem işlenmiş gıda hem de kura duyarlı alanlarda olumlu bir görünüm dikkat çekiyordu.
Eylül TÜFE beklentimiz % 0,60 (Reuters anketi % 0,80). Ancak, yüksek enflasyon oranına, ana kaynağın işlenmemiş gıda fiyatları olması ve diğer bileşenlerde enflasyonist bir baskı gözlenmemesi durumunda piyasalar tarafından toleranslı yaklaşılacağını düşünüyoruz. Nitekim geçen Cuma günü açıklanan İTO verilerine bakıldığında, hem işlenmiş gıda hem de kura duyarlı alanlarda olumlu bir görünüm dikkat çekiyordu.
Etiketler:
Destek Menkul Değerler,
enflasyon,
finanscaddesi
1 Ekim 2010 Cuma
MERKEZ, DÖVİZ TEVDİAT HESAP FAİZLERİNİ NEDEN DÜŞÜRDÜ?
Merkez Bankası, kredi mektuplu döviz tevdiat ve süper döviz hesaplarına uygulanan faiz oranlarını düşürdü. Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, kredi mektuplu döviz tevdiat hesaplarında, iki yıl vadeli hesaplara uygulanan faiz oranları, İngiliz sterlini, euro ve ABD doları
üzerinden açılan hesaplarda yıllık yüzde 1'den yüzde 0,25'e, İsviçre frangı üzerinden açılan hesaplarda ise yıllık yüzde 0,50'den yüzde 0,25'e indirildi. Süper döviz hesaplarında euro üzerinden açılan hesaplara uygulanan faiz oranları, bir yıl vadeli hesaplarda yüzde 2,25'ten yüzde 1'e, iki yıl vadeli hesaplarda yıllık yüzde 2,75'ten yüzde 1'e, üç yıl vadeli hesaplarda ise yıllık yüzde 3,25'ten yüzde 1'e düşürüldü.
Destek Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı, kredi mektuplu döviz tevdiat hesaplarında faiz oranlarının neden düşürüldüğünü şöyle yorumladı:
"Bu hesaplar yurtdışında yaşayanların TCMB’de tuttukları hesaplardan oluşuyor. Bu faizleri düşürerek bunların çekilme riskinden korkmadığını, böyle bir durumun oluşması durumunda piyasadan günlük döviz alım miktarını artırarak rezervlerini güçlü tutmaya devam edebileceğini düşünüyoruz. Aslında beklentimiz de, TL deki son dönem değerlenmeyi de düşünecek olursak, TCMB’nin en yakın zamanda günlük alım miktarını artırabileceği yönünde. Şu anda opsiyon dahil günlük alım miktarı 80 milyon dolar. TCMB 2 Ağustos’taki kararında, 60 milyon dolardan 80 milyon dolara ılımlı bir hareketle artırım gerçekleştirmişti. Bu sefer 120-150 milyon dolara daha belirgin olarak çekebilir. Ancak, bu hareketin anlık etkisi dışında, TL’de değer kaybından ziyade ancak daha fazla değerlenmenin önünü kesebileceğini düşünüyoruz. "
üzerinden açılan hesaplarda yıllık yüzde 1'den yüzde 0,25'e, İsviçre frangı üzerinden açılan hesaplarda ise yıllık yüzde 0,50'den yüzde 0,25'e indirildi. Süper döviz hesaplarında euro üzerinden açılan hesaplara uygulanan faiz oranları, bir yıl vadeli hesaplarda yüzde 2,25'ten yüzde 1'e, iki yıl vadeli hesaplarda yıllık yüzde 2,75'ten yüzde 1'e, üç yıl vadeli hesaplarda ise yıllık yüzde 3,25'ten yüzde 1'e düşürüldü.
Destek Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı, kredi mektuplu döviz tevdiat hesaplarında faiz oranlarının neden düşürüldüğünü şöyle yorumladı:
"Bu hesaplar yurtdışında yaşayanların TCMB’de tuttukları hesaplardan oluşuyor. Bu faizleri düşürerek bunların çekilme riskinden korkmadığını, böyle bir durumun oluşması durumunda piyasadan günlük döviz alım miktarını artırarak rezervlerini güçlü tutmaya devam edebileceğini düşünüyoruz. Aslında beklentimiz de, TL deki son dönem değerlenmeyi de düşünecek olursak, TCMB’nin en yakın zamanda günlük alım miktarını artırabileceği yönünde. Şu anda opsiyon dahil günlük alım miktarı 80 milyon dolar. TCMB 2 Ağustos’taki kararında, 60 milyon dolardan 80 milyon dolara ılımlı bir hareketle artırım gerçekleştirmişti. Bu sefer 120-150 milyon dolara daha belirgin olarak çekebilir. Ancak, bu hareketin anlık etkisi dışında, TL’de değer kaybından ziyade ancak daha fazla değerlenmenin önünü kesebileceğini düşünüyoruz. "
16 Eylül 2010 Perşembe
ILIMLI YAVAŞLAMA SENARYOSU
Referandum sonrası para piyasaları hareketli günler yaşıyor. Borsa yükseliyor, dolar düşüyor. Bütün bu gelişmeler belirsizliğin ortadan kalkması ve uluslararası borsalardaki gelişmelerin de bir sonucu ama peki tüketici cephesinde neler oluyor?
Merkez Bankası ve TÜİK tarafından açıklanan Tüketici Güven Endeksi sürekli düşüyor. En son verilere göre, endeks ağustos ayında yüzde 0.14 azalarak 87.35'e geriledi. Peki bu ne anlama geliyor?
Destek Menkul Değerler Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı bu veriyi şöyle yorumluyor:
"Tüketici güven endeksi, son iki aydır çok sert olmamakla birlikte düşüş trendinde. Güven endeksi Ağustos ayında % 0,1’lik küçük bir düşüş sonrasında, Haziran sonunda ulaşılan yüksek seviyeye göre % 0,8’lik düşüşe işaret ediyor.
Mevcut durumun satın alma gücü açısından olumlu olduğu düşüncesine karşın, gelecek dönemle ilgili daha temkinli bir bekleyişin hakim olduğu gözleniyor. Bu noktada, küresel belirsizlik ve endişelerin ana faktör olduğunu söylemek mümkün.
Ancak, gelecek dönem ekonomik durumla ilgili olumlu görünümün devam etmesi, iç dengelere yönelik güvenin sürdüğüne işaret ediyor.
Diğer dikkat çekici bir gelişme, dayanıklı tüketim mallarına yönelik talebin artık yavaşlama kaydettiği. Yani, kriz dönemi ertelenen talebin gecikmeli olarak gerçekleşmesinin ekonomik aktiviteye verdiği desteğin önümüzdeki dönem gücünü kaybetmesi olası görünüyor. Nitekim, üçüncü çeyrekle birlikte ekonomiden alınan ılımlı yavaşlama sinyalleri de buna paralel bir görüntü sunuyor. "
Merkez Bankası ve TÜİK tarafından açıklanan Tüketici Güven Endeksi sürekli düşüyor. En son verilere göre, endeks ağustos ayında yüzde 0.14 azalarak 87.35'e geriledi. Peki bu ne anlama geliyor?
Destek Menkul Değerler Araştırmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Banu Kıvcı Tokalı bu veriyi şöyle yorumluyor:
"Tüketici güven endeksi, son iki aydır çok sert olmamakla birlikte düşüş trendinde. Güven endeksi Ağustos ayında % 0,1’lik küçük bir düşüş sonrasında, Haziran sonunda ulaşılan yüksek seviyeye göre % 0,8’lik düşüşe işaret ediyor.
Mevcut durumun satın alma gücü açısından olumlu olduğu düşüncesine karşın, gelecek dönemle ilgili daha temkinli bir bekleyişin hakim olduğu gözleniyor. Bu noktada, küresel belirsizlik ve endişelerin ana faktör olduğunu söylemek mümkün.
Ancak, gelecek dönem ekonomik durumla ilgili olumlu görünümün devam etmesi, iç dengelere yönelik güvenin sürdüğüne işaret ediyor.
Diğer dikkat çekici bir gelişme, dayanıklı tüketim mallarına yönelik talebin artık yavaşlama kaydettiği. Yani, kriz dönemi ertelenen talebin gecikmeli olarak gerçekleşmesinin ekonomik aktiviteye verdiği desteğin önümüzdeki dönem gücünü kaybetmesi olası görünüyor. Nitekim, üçüncü çeyrekle birlikte ekonomiden alınan ılımlı yavaşlama sinyalleri de buna paralel bir görüntü sunuyor. "
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)