5 Nisan 2009 Pazar

DIŞ BORCUMUZ 151 MİLYAR DOLARA DAYANDI


Davos'ta İsrail lideri Şimon Peres'e kafa tutmasıyla 'Davos fatihi' olarak ilan edilen, içerde de hükümetin politikalarını eleştiren gariban vatandaşı, köylüyü azarlayan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın meydanlardaki 'yiğitliği' ekonomi politikalarına da yansıdı. "Borç yiğidin kamçısıdır" atasözümüzü adeta desteklercesine Türkiye’nin net dış borç stoku AKP hükümetinin göreve geldiği 2002 sonundan 2008 sonuna kadar olan dönemde yüzde 70 artmış. ANKA'nın haberine göre, toplam dış borç 88 milyar dolarken 151 milyar dolara dayandı. Adeta, 'bir züğürt tesellisi' gibi yurtdışından borçlandıkça övünen AKP hükümeti, IMF ile yeni anlaşmaya imza atılırsa, borç defterimiz daha da kabaracak. Tabii bunun faturası da vergi ve zam olarak yine, gariban köylünün, 'dürüst olmayan kredi kartı mağduru' veya 'işini bilmeyen girişimcinin' cebinden çıkacak!

ABD BAŞKANI OBAMA TÜRKİYE'YE GELİYOR

ABD Başkanı Barack Obama, bu akşam Türkiye'ye geliyor. Pazartesi günü temaslarına ilk olarak Anıtkabir'i ziyaret ederek başlayacak olan Obama, daha sonra Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le bir araya gelecek. Daha sonra TBMM'ye giderek, burada Genel Kurula hitap edecek. Ardından muhalefet partilerinin liderleriyle görüşecek. ABD Başkanı TBMM'nin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Başbakanlıkta görüşecek. Obama'nın 7 Nisan salı günü de İstanbul'da Medeniyetler İttifakı toplantısına katılması bekleniyor. Obama'nın Türkiye ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkiler açısından önem taşırken, her iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilere ivme kazandıracağı öngörülüyor.

BAHARDA KART HARCAMALARI ARTIYOR

Havanın güneşli veya kapalı oluşuna göre insanın ruh halinin de değiştiği bilimsel bir gerçek. Güneşli havalarda içimiz daha kıpır kıpır, hayata bakışımız daha iyimser olur, kapalı havalarda ise tam tersi. Öyle ki, güzel havalarda içimizdeki kıpırtı aynı zamanda alışveriş dürtüsünü de harekete geçiriyormuş! Hatta bu konuda Selçuk Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Serdar Altınok'un yaptığı bir tespit var. AA'ya verdiği demeçte, kış ayları boyunca evinde kapalı kalan vatandaşın, baharda dışarı çıkıp alışveriş yapmaya daha elverişli hale geldiğine dikkat çeken Altınok, "Zaten ülkemizde kredi kartı harcamaları, çoktan ekonomi üzerinde risk oluşturabilecek noktalara ulaşmıştı. Bahar aylarında psikolojik olarak harcama eğilimi içine giren vatandaş, gözü kara bir şekilde harcama yaparsa, sonrasında daha büyük sorunlar yaşayabilir" diyor. Prof. Altınok'un bir de uyarısı var: "Bahar aylarında hesapsız harcamalara dikkat edin, özellikle kredi kartı borçluları veya gelir garantisi olmayan, işini kaybetme riski bulunan kişiler harcamalarını azaltsın. Önümüzdeki dönemde firmalar üretimlerini ve karlarını artırmak için bahar kampanyalarına daha fazla ağırlık verecek. Bu kampanyalardan yararlanmayı düşünen kişilerin de hesapları iyi yapmaları gerekiyor. Fiyatların cazibesine kapılarak yapılacak hesapsız harcamalar sadece borçlu kişileri zor durumda bırakmakla da kalmaz, orta ve uzun vadede ülke ekonomisine ciddi de zararlar verebilir.''

3 Nisan 2009 Cuma

HENÜZ YOL YAKINKEN SİGORTANIZI YAPTIRIN!

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) son verilerine göre, 3 milyon 200 bin civarında insan işsiz. Hala bir işi olanlar ise ekonomideki belirsizlikler nedeniyle "Acaba ben de yarın işimi kaybeder miyim" diye kaygılı. Böyle zamanlarda endişe ve kaygılarla boşa zaman kaybetmek yerine gelecekteki risklere karşı önceden önlem almakta yarar var. Bunun yolu da işsizlik sigortasından geçiyor. Üstelik ödeyeceğiniz aylık primler çok fazla bütçeyi sarsacak boyutta değil. Aylık 10-30 TL gibi rakamlarla işsiz kaldığınızda bireysel kredi veya kredi kartı borcunuzun ödenmesini garantiye alabilirsiniz. İsterseniz yine en az altı ay maaş almaya devam edersiniz. İşsizlik sigortası ürünleri satan şirketler arasında ise Birlik Sigorta, BNP Paribas'ın iştiraki Cardif ve Garanti Emeklilik başı çekiyor. Şu günlerde bu şirketlerden birine uğrayıp işsizlik sigortası yaptırmayı ihmal etmeyin!

BANKALARIN 'AY SONU' SÜRPRİZİ!

Son dönemde kredibl müşteri bulmakta zorlanan bankalar, çareyi kendilerinde maaş hesabı bulunan müşterilerine ‘kredili mevduat’ ya da bir başka adıyla ‘avans hesabı’ açmakta buldu.
Maaşınızı almanıza birkaç gün var ve siz kalan az miktardaki paranızı çekmek için bankamatiğe uğradınız. Ama o da ne, hesabınızda fazladan 200 lira buldunuz. “Acaba ben mi unuttum” ya da “Şirketim prim mi yatırdı” diye düşünürken; hesap hareketlerinize bakmaya karar veriyorsunuz. Hayır, hareketlerde de yakın zamanda yatmış bir para görünmüyor. Amaan neyse ne deyip, ertelediğiniz bir harcama yapmaya karar veriyorsunuz ya da felekten bir gün çalmaya…. Hayır, durun… Bu bankanızın size ‘küçük bir sürprizi.’ Kredi kartlarınızı düzenli ödüyorsunuz, limitinizi aşmıyorsunuz yani paranız varsa harcıyorsunuz, yoksa dert etmiyorsunuz. Maaşınızı da düzenli alıyorsunuz. İşte bankacıların küresel kriz döneminde ‘kredi satmak’ için aradığı kişi sizsiniz. Onların deyimiyle, krediblsınız.
Son dönemde kredibl müşteri bulmakta zorlanan bankalar, çareyi kendilerinde maaş hesabı bulunan müşterilerine ‘kredili mevduat’ ya da bir başka adıyla ‘avans hesabı’ açmakta buldu.
Müşterisine sormaksızın açılan bu krediler, dikkat çekmeyecek miktarlarda tutuluyor. Böylece hesabını dikkatli şekilde izlemeyen ancak kredi kullanmayı da sevmeyen müşteriye kredi satılmış oluyor. Tabii bunun kredi olduğu bir sonraki ay gönderilen ekstreden anlaşılıyor.
Durumu fark edip, bankanızı aradığınızda, “Şubelerimiz bankamızda maaş hesabı bulunan müşterilerimize bu olanağı sunuyorlar. Bu sayede, faturalarınızı düzenli ödeyebilirsiniz, kredi kartı borcunuzun gününü takip etmenize gerek kalmaz ya da maaşım bitti, diye üzülmezsiniz’ yanıtını alabilirsiniz. Ama bilin ki bu bir kredi ve her bankada farklı oranlarda faiz işletiliyor.
Kaynak: Aysel ALP-ANKARA (hurriyet.com.tr)

KRİZİN BAŞROL OYUNCUSU HEDGE FONLAR

G-20 zirvesine damgasını vuran ve ABD'de başlayan mortgage krizinin tüm dünyaya yayılmasında baş rolü oynayan hedge fonlardan biraz bahsetmekte yarar var. Krizde, adeta 'günah keçisi' olarak ilan edilen hedge fonlarla ilgili işte, merak edilen sorular ve yanıtları:
1- Hedge fon nedir?
Serbest fonlar olarak da tanımlanıyor. Genellikle kısa vadeli hareket eden ve yüksek kar amaçlayan piyasadan piyasaya dolaşan fonları ifade ediyor. Bu fonlar yüksek kar gördüğü yerlere hızla girip, karlar düşünce hızla çıkıyor. Her türlü piyasa koşulunda pozitif getiriye odaklanıyor. Yüksek karlara ulaşabilmek için oldukça yüksek kaldıraç (borçlanma etkisi) ve riskler taşıyor.
2-İlk hedge fon ne zaman çıkarıldı?
Serbest fonlar dünyada yaklaşık 60 yıl kadar önce bazı yöneticilerin hisselerde uzun/kısa pozisyon almaları ile başladı. Yatırım danışmanı Alfred Winston Jones'un 1949 yılında hisse senetleri üzerine uzun ve kısa pozisyonlarla oluşturduğu yatırım fonu ilk hedge fon örneği olarak biliniyor.
3-Dünyadaki toplam hedge fon büyüklüğü ne kadar?
Çok büyük bir kısmı off-shore kurulması nedeniyle sektörün büyüklüğüne ilişkin kesin bir rakam yok. Ancak bugün itibariyle, toplam 2 trilyon dolar civarında bir büyüklüğe sahip, 9 binin üzerinde hedge fon olduğu tahmin ediliyor.
4-Hedge fonların diğer fonlardan farkı nedir?
Hedge fonlar normal yatırım fonlarından farklı olarak birincisi çok hızlı hareket ediyor. İkincisi; regüle edilmiyorlar Üçüncüsü; hiçbir şekilde yatırımcılarına getiri konusunda garanti vermiyor. Normal yatırım fonlarına göre ellerindeki aktifleri teminat göstererek kredi alma imkanına sahipler. Klasik yatırım fonları genellikle yalnızca uzun pozisyon alabilirken, hedge fonlar piyasalarda çift yönlü hareket edip açığa satış yapabiliyor.
5-Hangi enstrümanlara yatırım yaparlar?
Ülke tahvilleri, hisse senetleri, özel sektör tahvilleri, kredi türev enstrümanları

DOLAR, 1,59 TL'NİN ALTINA GERİLEDİ


G-20 zirvesindeki 1.1 trilyon dolarlık uzlaşma ve IMF ile anlaşmaya varılacağına ilişkin haberler piyasaları coşturdu. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ara verilen görüşmelere yeniden başlanması kararının alınması ve yatırımcıların G20 zirvesinde dünya liderlerinin küresel kriz karşısında gerekli çabayı gösterdiğine ikna olmasıyla yurtdışında başlayan yükseliş dalgası iç piyasalara da yansıdı. Dolar 1,59 TL'nin altına inerken, tahvil/bono piyasalarında 3 Kasım 2010 vadeli gösterge kıymetin ortalama bileşik faizi, son 3 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 13.50 bileşiğin altına indi.