30 Nisan 2010 Cuma

LİDYALILAR BU İCADI KISKANACAK!

Kartlı ödeme sistemlerinde gelişen yeni teknolojiler gelecekte nakit para trafiğini ortadan kaldıracak. Toplu taşımada kredi kartı kullanımının yaygınlaşması, mobil ödeme olarak adlandırılan NFC (Yakın alan iletişimi) ve biometri teknolojisi ile 2025 yılında nakit ödeme tarih olacak. Ayrıca parmak izi ile çalışan internet bankacılığı, şifre yerine retinayı okuyup bankacılık işlemi yapan ATM'ler gelecekte kartlı ödeme sistemlerindeki yeni trendler olacak.
Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) 20.kuruluş yıldönümü nedeniyle 27 Nisan'da Londra'da PSE Consulting Başkanı Peter Jones ile birlikte basın toplantısı düzenleyen BKM Genel Müdürü Sertaç Özinal, kartlı ödeme sistemlerindeki gelecek nesil teknolojileri tanıttı.

PİLOT UYGULAMA LONDRA'DA
NFC ve biometriyi geleceğin teknolojileri olarak tanımlayan Özinal, temassız kartların bir adım sonrası olan NFC teknolojisi ile ödemelerin cep telefonları üzerinden yapılacağını söyledi. Yakın alan iletişimi NFC (Near Field Communication) ile yakın gelecekte cep telefonları ile farklı şehir ve ülkelerde alışveriş yapılabileceğini, bilet satın almadan seyahat edilebileceğini anlatan Özinal, "NFC ile para transfer edebileceksiniz. Sinema bileti satın alabileceksiniz. 2012'deki Londra olimpiyatlarında bu teknolojiye ilişkin bir pilot uygulama gerçekleştirilecek. Türkiye de kartlı ödeme sistemlerinde ulaştığı gelişkinlik düzeyi ve temassız kartlar alanında yaptığı yeniliklerle Londra Olimpiyatlarında pilot ülkelerden biri olacak. Olimpiyatlarda her türlü ödeme temassız kartlarla ve cep telefonları ile yapılabilecek. " diye konuştu.

Ortak POS ile 120 milyon TL tasarruf
Ortak ATM'den sonra BKM'nin uzun süredir üzerinde çalıştığı bir diğer projenin de ortak POS olduğunu aktaran BKM Genel Müdürü Sertaç Özinal, "Farklı bankaların sunduğu kampanyalardan tüketiciler ortak POS olan işyerinde tek bir POS üzerinden yararlanabilecek ve hem işyeri hem de sektör maliyetlerden kurtulacak. Projenin 2011 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Projenin hayata geçirilmesi ile 120 milyon lira tasarruf edilmesi bekleniyor" dedi.

Kartları uç uca eklesek dünyayı 22 kez dolaşırız
Türkiye'deki kartlı ödeme sistemlerinin 20 yılda ulaştığı büyüklükleri de aktaran Özinal, kredi kartlarının sözkonusu dönemde yüzde 6 bin, banka kartlarının yüzde bin, ATM sayısının ise yüzde bin 500 büyüdüğünü ifade etti. Özinal'ın verdiği bilgilere göre, son 20 yılda alışveriş ve ATM'lerde toplam 12.6 milyar kere kredi kartımızı cüzdanımızdan çıkarttık. Mevcut 110 milyon banka ve kredi kartı eğer uç uca eklenirse dünyanın çevresini 22 kere dolaşabiliyoruz. Toplam kartların ağırlıkları ise 550 tonu geçiyor.

Türkiye test merkezi
PSE Consulting Başkanı Peter Jones da toplantıda yaptığı konuşmada, Türk kartlı ödeme sistemleri sektörünün gelişimine dikkat çekerek Türkiye'nin birçok yaratıcı düşünce için test merkezi haline geldiğini söyledi. Eskiden ABD'de gündeme gelen yaratıcı düşüneceler İngiltere tarafından kopyalandığını belirten Jones, "Bugün Türkiye'de geliştirilen birçok uygulama Avrupa ülkelerinde uygulanıyor. Hatta son birkaç ay önce İngiltere'nin en büyük bankalarından bir tanesi Türkiye'de geliştirilen taksit ödül programını devreye aldı" diye konuştu.

Kartınız sizi gözünüzden tanıyacak
-------------------------------------
*Biometrik doğrulama teknolojisiyle internet bankacılığına parmak izi kullanarak gireceğiz.
*Göz tarayıcısı yardımıyla ATM'den şifre kullanmadan para çekebileceğiz.
*Ses tanıma ile bankalara sesli talimat vermek mümkün olacak.
*İçine atılan ürünü okuyan ve ödeme kabul eden alışveriş arabaları,
*Seansları gösteren ve bilet satın alınan sinema afişleri ve içilen içkinin hesabını tutan ve ödeme kabul eden masalar,
*Sipariş alan ve ödeme kabul eden buzdolapları günlük hayatımıza girecek.
*Tüm ödemeleri vücudumuza yerleştirilebilir çipler ve biometrik doğrulama yöntemleri ile gercekleştireceğiz.
Ayfer ARSLAN

29 Nisan 2010 Perşembe

FORTİS BANK'DAN RADİKAL BİR KARAR!

Fortis Bank Türkiye, bireysel müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaya yönelik yeni bir kredi kampanyası hazırlayarak, aynı anda tüm bireysel kredi ürünlerinde masraf alımına son verdi. Kampanya kapsamında Fortis Bank müşterileri, evden arabaya, okuldan düğüne, mutfaktan tatile, dekorasyondan mobilyaya, beyaz eşyadan tatil ve sağlık harcamalarına kadar tüm ihtiyaçları için aldıkları bireysel kredilerde masraf ödemeyecek. Masrafsız bireysel krediler ayrıca, kefilsiz ve TaksitStop özellikli olarak sunulacak. Yılda 2 aya kadar taksit atlatma imkanı veren TaksitStop uygulaması ile Fortis Bank Türkiye müşterileri ihtiyaç duymaları halinde kredibilitelerini bozmadan her yıl 2 aya kadar taksitlerini erteleyerek, kredi vadelerini uzatabiliyor.

115 BİN SÜT SIĞIRINA HAYAT SİGORTASI!

Her ne kadar kaderci bir millet olsak da, beklenmeyen risklerle karşılaştıkça kaybettiğimiz varlıkların kıymetini anlıyoruz. Geçen yıl don ve dolu gibi doğal afetler yüzünden milyonlarca liralık hasara uğrayan çiftçi, bu yıl soluğu tarım sigortalarında aldı. İlk üç ayda 82 milyon liralık prim üretimi gerçekleşirken, geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 60'ı buldu. Geçen yılın tamamında toplam primin 120 milyon lira olduğu hesaba katılırsa, sektör neredeyse geçen yılki primin yaklaşık yüzde 80'ini bu yıl ilk üç ayda topladı.
Doğal afetlerin yanısıra et ve süt fiyatlarındaki artışın da sigorta talebini etkilediğini dile getiren Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (Tarsim) Genel Müdürü Bülent Bora, tarım ürünlerinde 55 milyar liralık riskin olduğunu ve bunun sadece yüzde 3.6'sının sigortalı olduğuna dikkat çekerek, "Talep artıyor ama daha gidilecek çok yol var" diyor.
Sigorta bilincini uyandırmak için 20 bin köydeki 100 bin üreticiye mektup göndereceklerini açıklayan Tarsim Genel Müdürü Bülent Bora ile devlet destekli tarım sigortalarının başladığı 2006 yılından bugüne yaşanan gelişimi konuştuk.

HASAR OLUNCA SİGORTA AKLA GELİYOR
-Tarsim'in kuruluşundan bugüne kadar kaç çiftçiye ulaşabildiniz?
Her yıl 100 bin çiftçiye ulaşıyoruz. 2009 sonu itibariyle poliçe sayısı 300 bini geçti. Şu anda 155 milyon dekarlık sigortalanabilir tarım alanının yüzde 3.6'sı sigorta güvencesi altında.

-Çiftçinin sigortaya yaklaşımı nasıl?
Onlar istiyorlar ki, ben sigorta yaptırdım. Ne olursa olsun bir para alayım. Yavaş yavaş öğreniyorlar. Başlarına hasar gelip yaşadıkça öğreniyorlar. Neticede bu sistem kar amaçlı bir sistem değil. Onların organize olmuş ülke genelinde bir yardımlaşma sistemi. Primin yarısını devlet veriyor, diğerini onlar veriyor. Onların lehine olan bir sistem, bunu anlatmaya çalışıyoruz.

100 BİN ÇİFTÇİYE MEKTUP GÖNDERECEK
-Tarım sigortasının tanıtımı için neler yapıyorsunuz?
TRT'ye ve özellikle yerel medyada tanıtım ve bilgilendirme programlarımız oluyor. Anadolu'da kırsal kesimde TRT çok yaygın olarak izleniyor. Tarım fuarlarına katılıyoruz. Aslına bakarsanız; çiftçinin tarlasına dolu yağmışsa mutlaka sigortayı öğreniyor. Geçen sene biz çok yaygın dolu hasarları olunca Çorum, Bursa, Manisa ve değişik yerlerde hasar ödeme törenleri düzenledik. Yerel basın takip etti. Çiftçi örgütleri takip etti. 200 haneli köyden bir kişi sigorta yaptırmış. Köyüne çekle gitti. Hemen diğer köylüler sıraya girdi. Bu yılın sonunda çiftçi sayısında yüzde 10-15 artış bekliyorum. İlleri ilçelere bağlayan ana yollar üzerine "Ürününü sigortalat, emeklerin boşa gitmesin" yazılı yol tabelaları koyacağız. Bir de doğrudan postalama olacak. Türkiye'de 40 bin tane köy var ama bazılarında hiç tarım yok. Orada bir ayıklama yapılacak. 20 bin köy baz alınsa ve 5 kişi olsa 100 bin üreticiye mektup göndereceğiz. Mektup ile üreticiye 'Tarım sigortasının devletin desteği olduğu, sigorta priminin pahalı olmadığı ve ürününü sigortalatması önemini' anlatacağız.

TOPLAM 384 BİN SIĞIR SİGORTALI
-Geçen yıl en fazla hangi ürünlerde talep artışı yaşandı?
Bitkisel ürünlerde serada ve süt sığırlarında bir artış oldu. Süt ve et fiyatlarındaki artış sigortaya olan talebi artırdı. Süt ve et ucuza satılırken sigorta talebi azalmıştı. Çiftçinin sigorta yaptıracak hali kalmamıştı. Süt sığırcılığında 7 yıla yakın sigorta yapıyoruz. 6 aylık iken başlıyor. 8 yaşında ise verim düşüyor, ondan sonra o hayvan kesiliyor. Maalesef et olarak değerlendiriliyor. Et fiyatlarındaki artış da doğal olarak sütçüleri etkiliyor. Yem fiyatları artıyor. Yem fiyatları artınca süt fiyatları artmaz ise üretici hayvanlarını kesiyor, süt üretmekten vazgeçiyor. Ama süt para ederse kesmiyor. Geçen yıl çok sayıda süt sığırı kesildi. Süt sığırı fiyatı arttığı için insanlar süt sığırı elde etmek istedi. Geçen yıl süt sığırcılığında sigorta talebi yüzde 56 arttı. Sistemin başladığından beri 384 bin süt sığırı sigortalanmış. Geçen yıl ise 115 bin adet süt sığırı sigortalandı.

-Tarım sigortalarında bu yıl talep nasıl gidiyor?
Bu yıl da ciddi bir artış olacak. İlk üç ay süper geçti. Çiftçi daha bilinçlendi. Geçen yıl özellikle dolu nedeniyle Türkiye'nin her yerinde çok yaygın hasarlar oldu. İlk üç ayda 82 milyon liralık prim üretimi gerçekleşti. 2008 yılının ilk üç ayına göre yüzde 60 artış var. Geçen senenin tamamı 120 milyon liraydı. Bu yıl sonunda 160 milyon lirayı geçmeyi bekliyoruz. İlk üç ayda 32 bin 767 süt sığırı sigortalandı. Geçen yılın aynı döneminde ise sigortalanan sığır sayısı 27 bindi. 12.3 milyon liralık ise prim toplandı.

Geçen yıl hasarlar yüzde 102 arttı

-Geçen yıl doğal afetlerden dolayı çitfçi ne kadar zarar etti ve ne kadar hasar ödendi?
2009 yılında meteorolojik olayların da etkisiyle bitkisel üretimde meydana gelen hasarlarda artış yaşandı. Bu yüzden hasar ödemelerinde de bir önceki yıla göre yüzde 102'lik bir artış yaşandı ve yaklaşık 90 milyon TL'lik hasar ödemesi yapıldı. Sistemin başlangıcından bu yana üç yıllık verileri göz önüne aldığımızda ise; 100 bin çiftçiye ödenen hasar yaklaşık 180 milyon TL'yi buldu. En fazla don hasarı için ödeme yaptık. Don hasarı ise 65 milyon lira, dolu için 62 milyon lira ödedik.

Malatyalı 16 milyon TL ödedi, 44 milyon TL aldı

-Tarımda karşılaşılan en fazla risk nedir?
Don ve dolu. Geçen sene don çok fazla oldu. Şu anda Manisa ve Karadeniz'de var. Don mevsimi geçmiş değil asıl nisan ayında oluyor. En çok risk Malatya'da. Malatya çiftçisi çok bilinçli. 3 yılda 16 milyon lira prim ödedi, 44 milyon lira tazminat aldı.

Tavuğun ömrü kısa, sigorta oranı düşük

-Hangi riskler sigorta kapsamında?
Bitkisel ürünlerde dolu, hortum, heyelan, yangın, deprem, sel. Meyveler için bu risklere ilave olarak don riski sigorta kapsamı altında. . Çiftlik hayvanları tarafında ürünlerimiz üç başlık altında toplanıyor: Süt sığırları, kümes hayvanları ve su ürünleri. Hayvanlara hayat sigortası yapıyoruz. Her türlü ölüm teminat kapsamında. Sadece ihbarı zorunlu hastalıklar var, devletin tazminat ödediği onlar kapsam dışında. Süt sığırlarında sigortalılık oranı yüzde 2.5 civarında. Kümes hayvanlarında sigortalılık oranı yüzde 1'in altında. Çünkü ömürleri kısa. Su ürünlerinde de ise yüzde 1.

Sığır başına 135 TL prim
-Sigorta primlerini kim belirliyor ve aylık primler ne kadar?
Biz belirliyoruz. Üretici, bitkisel ürünlerde primlerini hasat sonunda ödüyor. Ürününü satıyor sonra sigorta primini ödüyor. Hayvan üreticileri primlerini 5 taksitle ödüyor. Onların aylık gelirleri var. Primlerin miktarına gelince bölge ve ürün bazında değişiyor. Primin yarısını üretici, yarısını devlet ödüyor. Buğdayda ortalama olarak çiftçi 118 lira ödemiş. Çitfçinin cebinden çıkan para ise 59 lira. Dekar başına 5 lira düşüyor. Süt sığırcılığında ise üretici hayvan başına 135 lira ile 180 lira arasında prim ödüyor.
Ayfer ARSLAN

25 Nisan 2010 Pazar

HAMİT BELLİ'NİN EKONOMİ BASININDAKİ SON RÖPORTAJI..


Dört gün önce aramızdan ayrılan Turkish Bank Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Belli, çok fazla röportaj vermekten hoşlanmazdı. Kendisiyle Dünya Gazetesi'nde çalışırken tanışmıştım. Her ne kadar gazete röportajlarında ketun davransa da, kendisiyle üç defa görüşmeyi başarmıştım. En son 2005 yılında yaptığımız röportajdaki sözleriyle adeta geleceğin bankacılarına ders verir gibiydi...
İşte, bankacılık sektörünün duayeni Hamit Belli ile yaptığım son röportaj:

"Medya patronu bankacılık yapmasın"

Bankacılık sektöründa yarım asrı deviren Turkish Bank Yönetim Kurulu Başkanı ve Akbank Yönetim Kurulu üyesi Hamit Belli, "Bankacı; bankacılık yapar, sanayiye giremez. Yeni Bankalar Kanunu'nda medya ile bankacılığın alakasının kesilmesi lazım" dedi.
52 yıllık bankacılık deneyimiyle sektörün duayenlerinden biri olan ve son yıllarda pek basına çıkmayan Hamit Belli, uzun süredir sürdürdüğü sessizliğini DÜNYA için bozdu. Bankacılık sektöründeki son gelişmeler ve geleceğe yönelik beklentilerini DÜNYA'ya anlatan Belli, önce sektörün gündeminde yer alan Bankalar Kanunu Tasarısı'na değindi. Tasarının teknik olarak çok ayrıntıya girdiğini, kontrol ve denetime ağırlık veren bir yapıda olduğunu dile getiren Belli, "İmar Bankası hadisesinden korkulduğu için tasarıda çok teferruata girilmiş. Aslında geçmişte yaşanan sorunlar yasanın yetersiz olmasından değil, bankayı idare edenlerin kendi menfaatleri adına çalışmaları, iyi yönetememeleri, yaptıkları bazı yatırımların hatalı olmasından kaynaklanıyor. Ekonominin bozukluğu da bu sorunları büyüttü" dedi.

"Bankacı başka işlere giremez"
Banka sahipliği konusuna da değinen Hamit Belli, "Bankacı, bankacılık yapar, başka alanlara giremez. İştiraklerinde mali sektörle ilgili yatırımların dışında başka alanlarda yatırım yapması doğru değil. Medya ile alakasının kesilmesi lazım" görüşünü savundu.

"Böyle bankacılık olmaz"
2001 yılından bu yana sektördeki yeniden yapılandırma süreciyle birlikte 81 olan banka sayısının 49'a indiğini, sektörün büyük ölçüde temizlendiğini belirten Belli, ancak hala bazı sorunların önemini koruduğuna işaret etti. Belli'ye göre, sektörün en önemli sorunlarından birisi AB ülkelerine oranla aktif büyüklüğünün yetersizliği. Belli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu sene bankacılık fena gitmedi, karlılık, likidite açısından kendini götürebildi. Ancak Belçika'da, İngiltere'de mili gelirin 3 katı büyüklüğüne sahip olan bankacılık sektörü biz de milli gelirin üçte ikisi kadar. Komşumuz Yunanistan'da bile en büyük banka aşağı yukarı bizim bankacılık sektörün aktif büyüklüğüne sahip. Böyle bir bankacılık olmaz. Muhakkak büyütmek lazım."

"Sektör yüzde 20 büyüyebilir"
Sektörün aktifinin büyümesi için yabancı sermaye girişinin yanısıra tasarrufların da artması gerektiğini vurgulayan Belli, "Mevcut tasarruflar da bankanın dışında sermaye piyasasına ve başka alanlara kaçıyor. Öncelikle Hazine'nin borçlanma gereksiniminin azaltılması, Hazine bonosu ve tahvil gibi yatırım araçları ile mevduat üzerindeki vergi oranlarının eşitlenmesi gerekiyor" diye konuştu. Sektörün 2005 yılında yüzde 20 büyüyeceğini öngören Belli, "Düzelen ekonomik ortam, AB ile olumlu gelişmeler, aynı zamanda sektörün doğru yönetilmesi ve doğru yönlendirilmesi toplam bankacılık aktiflerinin 2010 yılına kadar 500 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor" dedi.

"Faizler yüzde 8-9'a geriler"
Hükümetin ekonomi yönünden çok başarılı bulan Belli, "Enflasyon rakamları iyi çıktı. Bankacılık sektöründe pislikler temizlendi. İhracatta doların düşmesine rağmen rekorlar kırılıyor"dedi. Cari işlemler açığının ise tahmin edildiği gibi fazla bir tehlike yaratmadığını anlatan Hamit Belli, en önemli problemin işsizlik ve reel faizlerin yüksekliği olduğunu aktardı. Reel faizlerin çok fazla aşağı çekilebileceğine ihtimal vermeyen Belli, şunları söyledi: "Merkez Bankası Başkanı, 'sıkı para politası uygulayacağım'diyor. Dolayısıyla piyasada para azalmış olacak ve faizler çok fazla aşağı çekilemeyecek. Tahminim; nominal faizler yüzde 18'e, reel faizler de yüzde 8-9'a iner."

"Fevkalede muhafazakarız"

Turkish Bank'ın 2005 hedeflerini de aktaran Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Belli, banka olarak likiditeyi ve sermaye yeterlilik rasyosunu çok yüksek tutmayı hedeflediklerini söyledi. Belli, "Fevkalede muhafazakarız. Bu sene biraz bireysel bankacılığa giriyoruz. Kurumsallarda büyük ve çok emin firmalarla çalışmak istiyoruz. Karşılıksız çalışmayız. Çek, senet veya gayrimenkul gibi teminatlar istiyoruz" dedi.

Ayfer ARSLAN-DÜNYA GAZETESİ

22 Nisan 2010 Perşembe

YENİ 100 DOLARLIK BANKNOTLARI NASIL TANIYACAĞIZ?


ABD Hazine Bakanlığı, Merkez Bankası Yönetim Kurulu ve ABD Gizli Servisi yetkilileri 100 dolarlık yeni banknot tasarımını tanıttı. Sahtecilikle savaşmak üzere gelişmiş teknolojiyle yeniden tasarımlanan 100 dolarlık banknotlar, ABD parasının geleneksel görünümünü koruyor

10 ŞUBAT 2011'DE DOLAŞIMA GİRECEK
*Eski tasarımlı 100 Dolarlık banknotları değiştirmeye gerek yok. Hem eski, hem yeni tasarımlı banknotlar aynı anda tedavülde olacak ve değerlerini koruyacak.
* Yeniden tasarlanan 100 dolarlık banknotlarda, iki güvenlik özelliği bulunuyor.
* 3B Güvenlik Şeridi: 100 dolarlık banknotun ön yüzünde çan ve 100 rakamı resimlerini içeren mavi bir şerit.
* Şeride bakarak banknotu öne ve arkaya doğru veya yanlamasına eğin. Kağıdı oynatırken çanların 100 rakamına dönüştüğünü göreceksiniz.
*Banknotu yanlamasına eğerseniz çanlar ve 100 rakamları aşağı ve yukarı hareket eder. Öne ve arkaya doğru eğerseniz, yana doğru hareket ederler.
* Şerit, ileri düzey bir mikro teknolojiyle kağıdın dokusuna işlenmiştir, üzerine basılmamıştır. Hareketli çan ve 100 rakamları görüntüsünün oluşturulması için yaklaşık bir milyon mikrolens kullanılmış.
*100 dolarlık banknot, oynatılıncaya kadar mürekkep hokkası ve çan bakır renktedir. Banknot oynatılınca çanın bakır renkten yeşile döndüğü görülür, bu da hokkanın içinde bir görünüp bir kaybolduğu görüntüsünü verir.
*Portre Filigran: Banknot ışığa tutulduğunda, portrenin sağ tarafındaki boş alanda Benjamin Franklin’in belli belirsiz bir görüntüsü ortaya çıkar. Görüntü banknotun her iki yüzünden de görülebilir.
* Güvenlik Şeridi: Banknot ışığa tutulduğunda portrenin solunda dikey olarak kağıda işlenmiş güvenlik şeridi görünür. 100 rakamından sonra gelen USA harfleri değişen bir formda şerit boyunca banknotun her iki yüzünden görülebilir. Şerit ultraviyole ışık altında pembe renkte parlar.
* Renk Değiştiren 100 Dolarlık Banknot: Banknot eğildiğinde, ön yüzün sağ alt köşesindeki 100 rakamı bakır renkten yeşil renge döner.

90 TL BİRİKİM SÖZÜ VERENE 500 ADET KUMBARA FONU

İş Bankası, 12 ay boyunca aylık minimum 90 lira düzenli Kumbara Fonu alım sözü veren müşterilerin çocuklarına 500 adet Kumbara Fonu hediye ediyor. Çocuklar adına birikim yapılması amacıyla tasarlanan bir yatırım aracı olan Kumbara Fonu'nun yeni kampanyası 30 Eylül 2010 tarihine kadar devam edecek. Kumbara Fonu Kampanyasına hesaptan veya kredi kartından düzenli alım talimatı vererek katılmak mümkün. Banka'dan yapılan yazılı açıkamada, Açıklamada, tasarruf olgusunun sembolü haline gelen İş Bankası kumbarasından yola çıkılarak ilk olarak 2001 yılında müşterilere sunulan Kumbara Fonu'nun, çocuklarla birlikte büyüyen bir yatırım aracı olma özelliğine sahip olduğu belirtildi.

ATATÜRK'LÜ REKLAM FİLMİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

Anadolu Sigorta’nın, 85. yılı dolayısıyla Erzurum’da çektiği reklam filmi Türk halkından yoğun ilgi gördü. Marketing Türkiye Dergisi için online araştırma şirketi DORinsight tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 93’ü filmi beğendiğini ifade etti. Ankete katılan 3942 kişinin yüzde 66’sını erkekler, yüzde 34’ünü kadınlar oluşturuyor. En yüksek katılımın 25-34 yaş aralığında olduğu araştırmada katılımcıların yüzde 65’ini İstanbullular oluştururken ikinci sırada yüzde 19’luk bir yüzde ile Ankara geliyor.
Anadolu Sigorta 85. yıl reklam filmi, 1924 yılında Erzurum-Pasinler depreminde yıkılan köyleri kalabalık bir heyetle ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün yıkıntılar arasında sessizce oturan yaşlı bir adama yaklaşarak, onunla sohbetinin görüntülerine yer veriyor. İhtiyarın zor duruma karşın vakur davranışları, devletten bir şey beklemeyen tokgözlülüğünün Atatürk’ü çok duygulandırdığı vurgulanan filmde, bu konuşmadan 6 ay sonra Atatürk’ün talimatıyla Anadolu Sigorta’nın kuruluşu anlatılıyor.