3 Ocak 2010 Pazar

FİNANSBANK 1.500 YENİ PERSONEL ALACAK

Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş, AKŞAM Gazetesi'nin Future&Trends ekine bankanın 2010 yılı hedeflerini anlattı.
-Bankanız ve Türk bankacılık sektörü açısından 2009 yılını kısaca değerlendirir misiniz?
2001 sonrası bankacılık sektöründe yapılan düzenlemelerin yararını bu krizde görmüş olduk. Bankacılık sektörümüze bakacak olur isek aslında bu krize oldukça kuvvetli girdiğimiz söylenebilir. Küresel bazda finansal sektörde önemli sıkıntıların yaşandığı ve risklerin büyük ivme kazandığı bu dönemde, bankalar ihtiyatlı bir yaklaşım sergiledi. Böylece güven veren, istikrara katkı yapan bir performans gösterdi. Bu dönemde bankalarımızın önemli bir bölümü, risk yönetimi bazlı ve ekonomik konjonktürün gerektirdiği piyasa enstrümanlarını kullandı. Şu ana kadar görüldüğü gibi bankacılık sektörünün bu yıl ara dönemlerde açıklamış olduğu kar rakamları, reel ekonominin küçülme trendine rağmen çok başarılı seviyelere vardı. Bunun en önemli sebebi, bu dönemde faizlerin düşmesinden kaynaklanan mevduat faiz marjlarının olumlu olarak karlılığa etkisidir. Tüm bu veriler ışığında bankaların 2009'u karlı bir şekilde kapatacaklarını ve krizden asgari seviyede etkilendiklerini söyleyebiliriz.

AKTİFİMİZİN %68'İ REEL SEKTÖRE GİTTİ
-Banka olarak hedeflerinize ne ölçüde ulaştınız?
Açıkladığımız rakamlardan gidecek olur isek; aktif kalemlerimizin gelişimi için müşteri odaklı faaliyetlerimizi 2009 yılının 3. çeyreğinde de devam ettirdik ve dönem sonunda sektör ortalamasının üstünde yüzde 68 kredi/aktif rasyosu ile reel sektörümüze en yüksek faydayı sağlamayı çalışan bankalar liginde yeralmayı başarabildik. Aynı dönemde mevduat hacmimizi de büyütmeye dengeli bir şekilde devam ettik ve toplam mevduatlarımızı 15,5 milyar lira seviyesine ulaştırdık. Bankamızın 2009 yılı 3. çeyrek net dönem kârı 2008 yılının aynı dönemine göre yüzde 105'lik artış ile 631 milyon TL olarak gerçekleşti. Toplam özkaynaklarımız, kredilerimiz, müşteri mevduatımız, net ücret ve komisyon gelirlerimiz, vergi ve provizyonlar öncesi karımız, ve net faiz gelirlerimiz bir önceki yıla göre artış gösterdi. Aynı dönemde vergi, provizyonlar ve iştirak satışı karı öncesi karımız ise yüzde 58 artarak 1,161 milyon TL, iştirak satış karı öncesi brüt karımız ise 559 milyon TL olarak gerçekleşti. İştirak satış karımız hariç tutulduğunda, net dönem karımız, 2009 yılının 3. çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44'lük bir artış ile 444 milyon TL oldu. 2009 yılı 3. çeyrek sonunda 461 şube ve 10 bin 17 çalışan sayısına ulaşan Bankamız ileride de ekonomiye bu performansta değer yaratmaya devam edecektir.

KREDİLERDEKİ BÜYÜME GÜÇLENECEK
-Sektör aynı karlılığı 2010 yılında da sürdürebilecek mi?
2010'da ekonomik büyümeye dönüşle birlikte bankacılık sektöründe kredi hacminin de yeniden büyümeye başladığını göreceğiz. Özellikle IMF ile anlaşma sağlanması ve kamunun iç borçlanma ihtiyacının azaltılabilmesi halinde kredi hacmindeki büyüme daha güçlenecek ve bankacılık sektörünün reel kesime verdiği desteğin daha da artması mümkün olabilecek. Bu süreçte takipteki alacakların kredilere oranındaki gerileme de sektör açısından bir başka iyi haber olacak. Buna karşılık 2009'daki hızlı faiz indirimleriyle genişleyen faiz geliri marjı 2010'da daralmaya başlayacak ki bu tablo bankacılık sektörünün 2010 karlılığı açısından önemli bir risk teşkil ediyor.

FAİZ DIŞI GELİRLER ÖNE ÇIKACAK
-2010 yılında bankacılık sektöründe rekabet hangi alanlarda yoğunlaşacak?
Kürsel kriz kasırgasının yaratığı kaosun yatışmaya başladığı, dünyada dengelerin yeniden şekillendiği bir döneme giriyoruz. Bu dönemde bankacılar olarak temel misyonumuz ekonomimizin rekabet gücünü, ihtiyaçlarımıza cevap verebilir bir konuma yönlendirmek olmalıdır. Bu dönemde KOBİ'lerden kurumsal müşterilerimize kadar tüm ticari segmentteki paydaşlarımız ile işbirliği içinde hareket etmemiz gerekiyor.
2009 yılında ekonomik küçülme nedeniyle reel sektörde gözlenen sıkıntılar, kredi talebinde yaşanan düşüş ve artan kredi riski nedeniyle bankalar, menkul değer yatırımlarına yöneldiler. Merkez Bankası'nın faiz indirimleri sonrasında düşüşe geçen Hazine faizleri, bankaların Hazine kağıtlarından kar elde etmelerine neden oldu ve bu da banka karlılıklarını olumlu yönde etkiledi. Ancak hazine faizinin cazibesi kalmadı. Bu nedenle bankalar yeni plasman alanlarına yönelerek menkul değer yatırımları yerine kredi vermeyi tercih edecek. Bankacılık sektöründe önümüzdeki dönemde gündeme gelmesi olası bir diğer alan da mali yapının nasıl güçlendirileceği konusu. Bu konuda da hızla genişleyen hizmet ağı ile finansal hizmetlere olan talebin karşılanması için de hazırlıklar yapılıyor. Bankalar, önümüzdeki dönemde kârlılıklarını korumak için faiz dışı gelirlere odaklanacak, sundukları ürün ve hizmetleri çeşitlendirecek, hiç girmedikleri hizmet alanlarına yönelecekler.

Dövizde dönemsel dalgalanma olabilir
-2010 yılında faiz ve dolar kuru nasıl bir seyir izleyecek? Beklentileriniz?
2009 yılında tarihi düşük seviyelere gerileyen enflasyonun 2010 yılında baz etkileri, ekonomik büyümeye dönüş nedeniyle yükselişe geçmesini bekliyoruz. Buna bağlı olarak faizlerin de yükseliş eğiliminde olacağını ve Merkez Bankası'nın yılın ikinci yarısında toplam 200 baz puan faiz artırımına gideceğini tahmin ediyoruz. Büyüme performansı ve yükselen faiz ortamı 2010 yılında TL'yi destekleyen etkenler olacak. Dolayısıyla önümüzdeki yıl TL'nin istikrarlı bir seyir izlemesini ve yılı 2009'a kıyasla az da olsa değerlenerek kapatmasını bekliyoruz. Bununla birlikte Türkiye'nin hala devam eden dış finansman açığı TL'nin uluslararası piyasalardaki dalgalanmalara hassas konumunun sürmesine neden olacak. Bu nedenle risk algısındaki değişimlere bağlı olarak döviz kurlarında dönemsel volatilite yaşanabilir.

2010'da kredi hacmini yüzde 25 artıracak
-Bankanızın 2010 yılı büyüme stratejisi ve hedefleri nedir?
KOBİ, ticari ve kurumsal segmentte de çalışmalarımıza her zamanki gibi önem veriyoruz ve ürün, hizmetlerimizi geliştirerek müşterilerimize en uygun çözümlerle gitmeye çalışıyoruz. Bizim önümüzdeki dönem stratejimiz sunduğumuz ürün ve hizmet grupları ile tüm segmentlerde çalışmalarımıza devam ederek, gerek kendi büyümemizi gerekse ekonominin büyümesine katkımızı sürdürülebilir kılmaya çalışacağız. Bu çerçeve içerisinde tüm ürünlerde pazar payımızı artırmayı ve kredilerde yüzde 25 civarında büyümeyi hedefliyoruz.

50 yeni şube açacak
-Şubeleşme ve personel alımına ilişkin planlarınız?
2009 yılı için belirlenen istihdam hedefine ulaşılabilmek için işe alımlarımız devam ediyor. Bu şekilde genel müdürlük ve şubelerimizin mevcut personel ihtiyacını karşılamayı planlıyoruz. Yıl sonu personel sayımızın 10 bin 100 olmasını bekliyoruz. 2010 yılında hedefimiz bin 500 yeni çalışan istihdam etmek. 2009 yılını ise planladığımız gibi 461 şube ile kapatmayı hedefliyoruz. 2010 yılında ise hedefimiz 50 yeni şube açmak olacak.

Faiz ve aktif kalitesi en önemli riskler
-2010 yılında sektörü ve Türkiye ekonomisini bekleyen en önemli riskler nelerdir?
2010 yılına ilişkin en önemli riskler kredi riski ve sektörümüzün aktif pasif vade uyumsuzluğunun neden olduğu faiz riskidir. Bankacılık sektörünün bu dönemde elindeki kaynağı çok dikkatli kullanması ve karlılığını devam ettirmesi gerekiyor. Öte yandan bu dönemde, faizlerde başlayacak bir yükseliş faiz riski yönetimini daha ön plana çıkartıyor. Aktif kalitesi ise bankacılık açısından diğer bir risk faktörü olmaya devam edecek. Büyüme ve kredi kalitesi her zaman birbirini dengeleyen iki unsur olmuşlardır ve sağlıklı bir yapı oluşturulabilmesi için çok iyi yönetilmeleri gerekir. 2009'da bozulan aktif kalitesinin daha kötü bir seviyeye ilerlemesini önlemek ve hatta bir miktar düzelme sağlamak çok önemli olacak. Önümüzdeki dönemde bankalar büyüme çabalarıyla birlikte kredi kalitesini beraber yürütmek durumunda kalacak. Önümüzdeki yıl karlılık açısından zor geçecek. Reel ekonomide görülen yükselişle birlikte bankacılık sektöründe daha rekabetçi bir ortam yaratacak bir konjonktür var. Bu süreçte ölçek ekonomisi önem kazanacak ve kar marjları daralacak. Bu nedenlerle sektördeki karlılığın önümüzdeki dönemde düşeceğini tahmin ediyoruz.
Ayfer ARSLAN-AKŞAM

EN İYİ EVDEN ÇIKARMA BAHANESİNİ BULANA YURTDIŞI TATİLİ

Garanti Bankası, ev sahiplerinin kiracıları evden çıkarmak için kullandığı bahaneleri ''mizahi yorumlar katarak eğlenceli videolarla'' anlatan ''www.kiracinindrami.com'' isimli oyun sitesini kullanıma sundu. Garanti Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, siteyi ziyaret ederek 16 Şubat'a kadar sitede bulunan videoları arkadaşlarıyla paylaşan, bahanelere oy veren ve yeni bahaneler yazan ziyaretçiler içinden üç kişi, yapılacak çekilişle Paris, Barselona ve Roma'ya, dört günlük çift kişilik tatil kazanacak. Kullanıcılar, sitedeki yönlendirmeleri takip ederek mortgage başvurusunda da bulunabilecek. Ayrıca 'www.kiracinindrami.com'' sitesine ''yaratıcı bahaneler'' yazanlar arasından en çok oy alan üç kişiye de ''i-Pod Nano''nun hediye edilecek.

YAPI KREDİ, ŞİFRESİNİ UNUTANA OYUNLA HATIRLATIYOR

Yapı Kredi, internet bankacılığı müşterilerinin sık sık unuttukları şifrelerini eğlenerek hatırlamalarını sağlamak amacıyla Unut Gitsin interaktif oyununu tasarladı. unutgitsin.yapikredi.com.tr adresinden oynanan oyun 70,80 ya da 90'lara ait popüler TV dizisi, çizgi film kahramanı, şarkıcı, sporcu ya da önemli olaylarla ilgili hafıza tazeleyici sorulardan oluşuyor. 22 Şubat 2010 tarihine kadar oyun oynayarak aynı gün içinde bireysel internet bankacılığına veya Worldonline'a giriş yapan Yapı Kredi müşterileri arasından her gün 10 kişi 10 TL Worldpuan kazanacak.

2 Ocak 2010 Cumartesi

DEBENHAMS'IN 200'E 100 TL HEDİYE KANDIRMACASI!

Bugüne kadar hep bankaların yaptığı yanlış uygulamalar tüketiciler tarafından şikayet konusu olmuştur. 0'lı faiz aldatmacaları, astarı yüzünden pahalıya gelen krediler, yüksek komisyon ve ücretler hep bilinen konular... Ancak perakende sektörü de o kadar masum değil.
Özellikle indirim dönemlerinde şöyle bir alışveriş merkezlerini gezin, ne dediğimi anlayacaksınız.
Aslında, bugün anlatmak istediğim konu başka. Debenhams'ın "Her 200 liralık alışverişe anında 100 TL hediye" kampanyasından (Aslında kandırmaca desem daha doğru olur!) söz etmek istiyorum.
Önce şu sorunun yanıtını verelim: "Her 200 liralık alışverişe anında 100 TL hediye ne demek?"
Aslında yanıtı basit: 200 liralık alışveriş yapacaksınız. Daha sonra da bu alışverişe karşılık size 100 liralık alışveriş veya indirim imkanı sunacaklar.
Hemen hemen çoğu kimse bu kampanyayı böyle algıladı. Ben de aynı şekilde algılayarak yaklaşık bir hafta önce yılbaşı alışverişimi Debenhams'dan yaptım.
Sıra ödemeye gelince, kasada 500 liralık harcamama karşılık sadece 100 liralık indirim alınca doğal alarak görevliye, kampanyayı hatırlatarak indirimin 200 lira olması gerektiğini söyledim. O da bana, "Hayır bir yanlışlık yok. 200 lira için alışverişinizi 600 liraya tamamlamanız gerekiyor" yanıtını verdi.
Anlaşılan kasaya gelene kadar 200 liralık alışveriş limiti, 300 liraya çıkmıştı. O an için yanlış anladığımı varsayarak konunun üzerinde durmadım.
Ancak daha sonra çevremden de aynı şekilde tepkiler gelince, bu sefer Müşteri Hizmetleri'ni aradım. Oradaki görevlinin yanıtı ise daha ilginçti: "Evet doğru, 200 liralık alışverişe 100 lira hediye veriyoruz. Ama toplam 300 lira harcayacaksınız. Bunun 200 lirasını siz ödüyorsunuz, 100 lirasını biz size hediye ediyoruz."
Maalesef hala anlayabilmiş değilim. Sanırım beynim artık kısa devre yaptı!
200 liralık alışverişe 100 TL hediye, bir anda nasıl 300 liralık alışverişe 100 TL hediyeye dönüştü?
Anlaşılan burada bir okus pokus durumu var:)) Sihirbazlar nasıl göz algılaması ile oynuyorsa, perakendeciler de beyin algımızla oynuyor!

KREDİ KARTI VE FATURA İÇİN IBAN'A GEREK YOK

Türkiye'de dünden itibaren banka hesaplarında yeni bir döneme girildi. Bankalar tarafından mudilerine verilecek olan IBAN 26 sayısal ve alfabetik karakterden oluşuyor. İlk kez Avrupa Birliği ülkelerinde ortaya çıkan bir hesap numarası standardı olan IBAN (Uluslararası Banka Hesap Numarası), transferlerin yanlış hesap numarası ile yapılmasını önlemek amacını taşıyor.

AB'NİN ORTAK HESAP STANDARDI
Her ülkenin ve her bankanın hesap numaralarının uzunlukları ve biçimleri farklı olması nedeniyle, başka bankadaki bir hesaba para transferi yapmak için bankalara başvuran müşteriler, yanlış hesap numarası kullandıklarında, doğru adres bulunamıyor ve havale geri dönüyordu.

HER HESAP İÇİN AYRI
Türkiye'de faaliyet gösteren bankalar tarafından müşterilerinin para transferine konu her bir hesabı için ürettiği IBAN'ını almak üzere mudiler, hesabının bulunduğu bankaya başvuracak. IBAN'ını alan müşteri kendisine yapılacak para transferlerinde kullanılmak üzere hesap numarası olarak IBAN'ını göndericiye bildirecek. Para transferi yapacak kişi, transferi gerçekleştirmeden önce alıcının IBAN'ını bankalarına söyleyecek. IBAN'ın bilinmediği durumlarda ise bankalara yazılı beyan vermek suretiyle transferi gerçekleştirebilecek.
Döviz hesaplarında da zorunlu


1. IBAN (International Bank Account Number) nedir?
Para transferlerinin hızlı, hatasız ve az maliyetle gerçekleştirilmesi amacıyla belirli bir standarda göre oluşturulan numara...
2. Neye yarayacak?
IBAN kullanılmadığında, numaranın doğruluğundan emin olunamıyor. Hatalı işlemi düzeltmek zaman alıyor ve ek maliyete yol açıyor.
3. IBAN'ımı nasıl öğrenebilirim?
Müşteriler, mevcut hesap numaraları yerine kullanılacak olan ve kendi bankasınca üretilmiş olan IBAN'ı hesaplarının bulunduğu banka şubesinden veya bankaların internet sitelerinden temin edebilir.
4. IBAN nasıl kullanılacak?
Parayı alacak olan kişi (ALICI) kendi hesap numarasına ait IBAN'ı parayı gönderecek olan kişiye (GÖNDERİCİ) bildirir.
Gönderici, alıcının IBAN'ını kendi bankasına bildirir ve para transfer emrini verir.
Göndericinin bankası bu IBAN'ı doğrular ve alıcının IBAN'ına para transferini gerçekleştirir.
Alıcının IBAN'ının bilinmediği durumlarda ise bankalarına işlem bazında yazılı beyan vermek suretiyle transferi gerçekleştirebilecek.
5. Döviz göndermek istediğimde de IBAN kullanmalı mıyım?
Türk Lirası veya yabancı para tüm hesaplara yapılacak transferlerde IBAN kullanılması gerekiyor.
6. Bankanın bir şubesinden diğer şubesine para gönderirken IBAN kullanmak zorunda mıyım?
Bankanın bir şubesinden diğer şubesine para transferi yapılırken IBAN kullanmak gerekecek. 7. Kredi kartı ödemelerimi yaparken IBAN'a gerek var mı?
Kredi kartı hesaplarına IBAN verilmediğinden, kredi kartı numarasına yapılan transferlerde IBAN kullanılmıyor.
8. Yatırım hesaplarına IBAN verilmesi zorunlu mudur?
Yatırım hesabı para hareketine konu ise bu hesap için IBAN üretmek gerekiyor.
9. İsme havalede IBAN kullanmak gerekli midir?
İsme para göndermek istendiğinde herhangi bir hesap numarasına ihtiyaç duyulmadığından IBAN kullanılmayacak.
10. Para göndermek istediğim kişinin IBAN'ını öğrenemiyorsam ne yapmalıyım? Para transferi yapmak istediğiniz kişinin IBAN'ını öğrenemiyorsanız, transferi gerçekleştirmeden önce alıcının IBAN'ını bilmediğinize ilişkin yazılı beyan vermeniz gerekiyor.
AKŞAM

BİR BU EKSİKTİ, ARTIK KELLERİN DE KREDİSİ VAR!

Otomotiv, konut, ihtiyaç kredisi derken şimdi de Saç Ekim Kredisi (S.E.K) çıktı. 'KrediVer' şubeleri ile iki yıl önce tüketici finansmanı işine giren Fransa'nın önde gelen bankalarından Societe Generale, Esteworld Uluslararası Estetik Merkezleri ile işbirliğine giderek saç ekim kredisi vermeye başladı. Kredi, 36 aya kadar varan taksit seçeneği ile kullandırılıyor.
Saç ekiminin maliyeti bölgenin açıklığına göre 3 bin lira ile 6 bin lira arasında değişiyor. Daha önce TEB ile ortaklaşa müşterilerine Estetik Kredisi verdiklerini hatırlatan Esteworld Güzellik Merkezi Halkla İlişkiler Uzmanı Savaş Aytunca, şimdi de dünyada ve Türkiye'de müşterilerine uygun koşullarda saç ekimi yaptırma fırsatı sunduklarını söyledi.

AYDA 142 TL TAKSİTLE KREDİ
3 bin 500 lira kredi alan bir kişi aylık 142 lira ödeyerek borcunu 36 kapatabiliyor. Üç yıl vade yerine iki yıl vadeyi seçerseniz aylık taksitiniz 190 lira, 12 ay vadede ise 336 liraya geliyor. Krediden yararlanmak isteyenlerin banka şubesine gitmek yerine Esteworld güzellik merkezlerinden rahatlıkla başvurularını yapabildiğini belirten Aytunca, "Yarım saat içersinde de işlem sonuçlanıyor" dedi.

5 YILDA 7 BİN KİŞİ SAÇ EKTİRDİ
Arka bölgede bulunan saçların açık alanlara transferi yoluyla gerçekleşen saç ekimine erkeklerin büyük ilgi gösterdiğini belirten Savaş Aytunca, "Societe Generale ile yaptığımız işbirliği sayesinde nakit parası olmayanlar da taksitle bu operasyonu yaptırabiliyor. Kurulduğumuz günden bugüne kadar yani son 5 yılda 7 bin kişiye saç ekimi yaptık. Son bir yıl içinde ise yaklaşık 2 bin kişi bu operasyonu yaptırdı. Taksitli kredi seçeneği ile birlikte talebin daha da artmasını bekliyoruz" diye konuştu.
İstanbul, Ankara, İzmir'de kelleşme oranı yüksek
Kelleşme oranının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde diğer illere göre daha yüksek olduğunu anlatan Savaş Aytunca, "Hava kirliliği, iş hayatında yaşanan stres ve çevre faktörleri saç dökülmesinde çok etkili oluyor. Türkiye'nin diğer bölgelerinde ise örneğin Güneydoğu Anadolu'da bu oran daha düşük" dedi.
Ortadoğu ve Avrupa'dan yoğun talep alıyoruz
Saç ekiminin maliyetinin Avrupa ülkelerine kıyasla Türkiye'de daha uygun olduğunu belirten Esteworld Güzellik Merkezi Halkla İlişkiler Uzmanı Savaş Aytunca, "Avrupa'da aynı operasyonun maliyeti 15 milyar lirayı buluyor. Bu yüzden Ortadoğu ve Arap ülkelerinden gelen çok sayıda müşterimiz var" dedi.
Doğu'lu müşterilerini 5 yıldızlı otelde ağırlıyor
Esteworld Güzellik Merkezi Halkla İlişkiler Uzmanı Savaş Aytunca, Doğu Anadolu'da Erzurum, Güneydoğu Anadolu'da Diyarbakır illerinde yaşayanlara özel bir uygulama başlattıklarını belirterek, saç ekimi yaptırmaya gelecek olanların uçak ile gidiş dönüş, İstanbul'da 5 yıldızlı otelde konaklama ve şehir içi ulaşımlarını ücretsiz karşıladıklarını aktardı. Kampanyaya yoğun ilgi olduğunu belirten Aytunca, bu uygulamayı başka illere de taşımayı planladıklarını söyledi.
Ayfer ARSLAN

Görsel: www.ajansbir.com'dan alınmıştır.

1 Ocak 2010 Cuma

BANKACILAR 2010'DAN DAHA UMUTLU

Küresel kriz nedeniyle 2009 yılında kredilerde frene basan, şubeleşmeye ara veren Türk bankaları, 2010 yılından daha umutlu. Hemen hemen her banka, şubeleşme ve yeni personel alımını gündemine alırken, kredilerde ise daha iştahlı görünüyor. Ertelenmiş talebin gelecek yılın ikinci yarısından itibaren harekete geçmesini bekleyen sektör, kredi hacminin yüzde 12 ila 15 arasında artacağını tahmin ediyor. AKŞAM Gazetesi'nin Future&Trends Eki'ne 2010 yılı beklentilerini ve hedeflerini aktaran banka genel müdürleri, özelikle konut kredilerinde yoğun rekabet beklerken, global piyasalarda bozulma riskine karşı da temkinli duruşunu koruyor. Bankacıların en önemli çekincesi ise piyasa payı uğruna körü körüne rekabet. Bunun için de fiyatlama yaparken fonlama ve risk maliyetinin gözetilmesi gerektiği dile getiriliyor.

2010'da bireysel kredilerde ve mevduatta rekabet artacak
Ziya Akkurt (Akbank Genel Müdürü):

Bankacılık sektörünü zorlu bir dönem bekliyor. Faiz düşüşlerine bağlı olarak karlılığın sürdürülebilmesi için 2010 yılında krediler kaleminde çetin bir rekabet yaşanmasını bekliyoruz. Krediler içinde tüketici kredileri, konut kredileri ve ticari krediler segmentleri pazar payı kazanımına yönelik rekabetin yoğunlaşacağı alanlar olarak öne çıkacak. Dış kaynaklara erişimin sınırlı seviyede olacağı önümüzdeki yıl bankaların mevduat kazanımına yönelik sıkı bir rekabet içinde olmasını da bekliyoruz. Bankalar müşteri kazanımı ve müşteri ilişkilerinde derinleşme konularında da kıyasıya bir yarış içinde olacak.

Sistemde kalıcıyız, hedefimiz ilk beş
Piraye Antika (HSBC Genel

Müdürü): Biz HSBC olarak gelecek yıla ilişkin temkinli bir bakış açısına sahibiz. Yönetebildiğimiz ve ölçebildiğimiz riskleri alıyoruz. HSBC'nin geçtiğimiz dönemde dünyadaki performansı da bunun kanıtı. HSBC Türkiye bu sistemde kalıcı bir oyuncu olacak. İlk 5 hedefini de bu çerçevede taşıyoruz. HSBC olarak piyasa payına oynamıyoruz. Kaliteli iş yapmaya odaklanıyoruz. Türkiye'de çok uzun vadeli bir stratejimiz var. Halka açılmıyoruz, bankamızı satmayacağız. Dolayısıyla rekabetten biraz ayrışıyoruz. Son yıllarda pazar payımız bir miktar düştü ama bu arada Türkiye de çok büyüdü. Sürdürülebilir büyüme bizim için çok önemli

Aktif kalitesi çok iyi yönetilmeli
Varol Civil (TEB Genel

Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkan Vekili): Kriz finansal kesimden çok reel sektörü etkilediği için asıl önemli riskimiz kredi riskiydi ve böyle olmaya devam edecek. Bu konuda birçok banka merkezi kontrollerini sıkılaştırdı ve şube yetkilerini gözden geçirdi. Kredi risk yönetimini daha verimli hale getirmek için altyapımızı iyileştirdik. 2009'daki yüksek karlılıkta artan faiz marjları ve güçlü hazine karlılıkları rol oynadı. Ancak, bu etkinin artık azalacağını düşünüyorum. 2010 yılında 2009 karlılık seviyelerini yakalayabilmeleri için faaliyet hacmini büyütmeleri şart. Büyümenin hangi yönde gelişeceği birçok faktörle birlikte talebin nasıl oluşacağı ile de netleşecek. Nitekim, büyümenin kıpırtıları bireysel kredilerde, özellikle tüketici ve konut kredilerinde başladı. Faaliyet hacmini büyütmenin yanı sıra fiyatlamada rekabetin gerçekçi şartlarda tutulması, hali hazırda düşmüş olan aktif kalitesinin hassasiyetle yönetilmesi, operasyonel verimlilik fırsatlarının değerlendirilmesi ve özkaynakların büyütülmesi bankaların karlılık performansını artıracak.

Daha pozitif bir yıl olacak
l Meriç Uluşahin (Şekerbank Genel Müdürü):
Önümüzdeki yıl reel sektörün, 2009 yılında ertelediği yatırım planlarını gündeme almasını bekliyoruz. 2009 yılı başına göre taşların biraz daha yerine oturduğu, daha pozitif bir döneme giriyoruz. Bu nedenle özellikle reel sektörün kredi taleplerindeki artışa paralel olarak aktif içerisindeki kredi payının artmasını bekliyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde faizlerin olası bir indirimden sonra 2010 son çeyreğine kadar yatay seyretmesini bunun da emlak ve inşaat sektörünü biraz hareketlendirmesini bekliyoruz ki, bu da kısa dönemde yine reel ekonomiye ivme kazandıracak.

Sorunlu kredilerde hızlı bir düşüş beklemiyorum
Ergun Özen (Garanti Bankası Genel Müdürü):

Sorunlu kredi oranında da hızlı bir düşüş beklemiyoruz. Bankaların temel önceliklerinden bir tanesi yavaş büyüyen pazardan daha fazla pay almak olacak. Buna bağlı bankalar arasındaki rekabet artacak. Böyle bir dönemde bankalar fonlama ve risk maliyetlerini de gözeterek irrasyonel fiyatlamalar yapmaktan kaçınmalı. Bu tür bir rekabet ilk etapta hacimsel bir büyüme ve kar artışı sağlasa da, orta ve uzun dönemde kredi ve vade riskinin artmasıyla sonuçlanacak. Operasyonel giderlerin kontrol altında tutulması, her zaman olduğu gibi 2010 yılında da önemini koruyacak. Bu doğrultuda bankalararası işbirliğinin arttırılması daha fazla gündeme gelecektir diye düşünüyorum.

2010'da krediler % 12 artacak
Faik Açıkalın (Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü):
Sektör ve makro ekonomik görünüm için sahip olduğumuz öngörüler çerçevesinde 2010 yılına ilişkin iyimserliğimizi koruyoruz. Genel olarak 2010 yılında kredi büyümesinin yüzde 12 civarında olacağını öngörüyoruz. Makroekonomik ortamda beklenen iyileşmeye paralel olarak Yapı Kredi'nin sektörün üzerinde büyüyerek, odaklandığı ürün ve segmentlerde özellikle KOBİ, konut kredileri, ticari krediler ve proje finansmanında pazar payı kazanmasını hedefliyoruz. 2010 yılında faiz düşüşlerinin sonuna gelinmiş olacağından menkul değerler portföyünün sağladığı yüksek sermaye kazançlarının da devam etmeyecek olmasıdır. Bu çerçevede, bilançosunda kredilerin ağırlığı ve sürdürülebilir gelirlerin ağırlığı daha yüksek olan Yapı Kredi, önümüzdeki dönemde gelirlerini artırmada avantajlı bir konumda olacak..

Dış şoklara karşı temkinli olmalıyız
Hüseyin Aydın (Halkbank Genel Müdürü):
Güçlü bir ekonomik büyüme yakalanabilirse Türkiye'nin önü açık. Ancak yurtdışında banka bilançoları hala sağlıklı değil. Bu durum, kredi kanallarındaki tıkanıklığın kısmen sürmesine neden oluyor. Ülkelerin krizden çıkış stratejilerini küresel işbirliği içinde belirlemeleri gerekiyor. Türk bankacılık sektörü güçlü bir konumda olacak ancak tabii ki dış gelişmelere karşı da temkinli olmaya devam etmeliyiz.

Enerji, turizm cazip sektörler
Hakan Ateş (Denizbank Genel Müdürü):

2010'da kriz ortamının ortadan kalkması ve belirsizliğin azalmasıyla bankalar likiditelerini yavaş yavaş reel ekonomiye yönlendirecek. Perakende içinde de mortgage ve ihtiyaç kredileri ön planda olacak. Finansal süpermarket anlayışımızın yanında tarım, enerji, turizm, sağlık, eğitim, altyapı ve denizcilik gibi göreceli rekabet avantajının olduğu niş sektörlere desteğimiz sürecek. Hissedarımız Dexia'nın desteğiyle kamu finansmanı alanında da büyüyeceğiz. Bu alanlarda ülkemizin yaşam kalitesini artıracak önemli projelere yurtdışından sağlayacağımız uzun vadeli kaynakları aktaracağız.

Faiz dışı gelirler önem kazanacak
Sinan Şahinbaş (Finansbank Genel Müdürü):
Türk bankaları açısından artık Hazine faizinin cazibesi kalmadı. Bankalar yeni plasman alanlarına yönelerek menkul değer yatırımları yerine kredi vermeyi tercih edecek. Bankalar önümüzdeki dönemde karlılıklarını korumak için faiz dışı gelirlere odaklanacak. Sundukları ürün ve hizmetleri çeşitlendirerek, hiç girmedikleri hizmet ile alanlara yönelecekler.
Ayfer ARSLAN