banka kredisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
banka kredisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2009 Çarşamba

BANKALAR NEDEN KREDİ VEREMİYOR?

Hem Hükümet hem iş adamları, bankaları sanayiciye ve esnafa kredi vermemekle suçluyor. Peki gerçekten bankalar müşterilerin kredi taleplerini geri mi çeviriyor veya mevcut kredileri vadesi geldiğinde yenilemiyor mu?Bankalar topladıkları mevduatı, sanayiciye, tüccara, esnafa ve tüketicilere kredi olarak verir.
Mevduatı toplarken belli bir faiz öder, kredi kullanandan da mevduat faizinin üzerinde faiz alır. Dolayısıyla bankalar, para arz eden ile para talep eden arasında bir köprü görevi kurar ve belli miktarda kâr elde eder. Ancak mevduat kısa vadede toplandığı için, bankaların yurtdışından uzun vadeli finansman da alarak, bunu krediye dönüştürmesi gerekir. Yoksa kısa vadeli mevduatı işadamlarına veya tüketiciye daha uzun vadeyle veremez...Şu anda global bir krizin içindeyiz. Bankaların yurtdışından orta veya uzun vadeli finansman temin etmeleri neredeyse imkânsız. Mevcut yurtdışı krediler de vadesi geldiğinde ya uzatılmıyor, ya da bir miktarı, o da daha pahalıya yenileniyor. Dolayısıyla bankaların kaynak sıkıntısı var, bulduğu kaynak da daha pahalı. Dolayısıyla bu kısıtlı kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmek isteyeceklerdir. Bankaların elindeki kaynağı mutlaka bir yere ‘plase’ etmesi yani kredi vermesi lazımdır. Aksi takdirde mevcut kaynağı elinde patlar ve zarar eder. Hiçbir banka elinde kaynak tutmaz ve kaynağı krediye dönüştürmek ister.Başbakan Erdoğan neden bankaları sanayiciye kredi vermemekle suçluyor? Çünkü kriz döneminde bankalar ayakta kalma mücadelesi veriyor. Kaynağını aktardığı müşterisinden parayı geri vereceğini garanti etmesini ister. Yani sağlam müşteriye verir. Yok mevcut kaynağı her isteyene aktarırsa ve o paralar geri dönmezse banka batar. Onun için bankalar, özellikle kriz dönemlerinde daha seçici davranır. Dolayısıyla her talep edene kredi vermez, müşteri seçer. Bu, dünyanın her yerinde böyledir.
Kaldı ki, bankalar mevcut kaynağının önemli bölümünü daha garantili gördüğü devletin hazinesine satıyor. Nasıl olsa devletin borca ihtiyacı var, hem yüksek faiz veriyor, hem de geri dönmeme ihtimali yok. O yüzden, Sayın Başbakan bankaları suçlamamalı. Önce kendisi devlet olarak bankalardan para talep etmesin ki, bankalar elindeki kaynağı o zaman mecburen talep eden sanayici, tüccar, esnaf ve tüketiciye, hem de daha ucuza versin. Hükümet olarak bankalardan borçlanma talebinde bulunacak ve bankaların kredi olarak satması gereken kaynağı toplayacaksın, sonra da çıkıp bankalar işadamlarına kredi vermiyor diyeceksin, bu haksızlık olur.

Gerçekten sayın Başbakan işadamlarımızın finansman ihtiyacının bankalar tarafından karşılanmasını istiyor ise -ki istiyor- o zaman devlet olarak bankaların elindeki o kaynağı toplamasın ki, bankalar o kaynağı işadamlarına kredi olarak versin. Devletin bankalardaki kaynağa ve üstelik daha yüksek faizle borçlanmaya ihtiyacı olduğu sürece, bankalar bu yağlı müşteriyi bırakıp, daha riskli kredi verme yolunu seçmez.
Aydın AYAYDIN-VATAN GAZETESİ


Görsel haber.mynet.com'dan alınmıştır.

27 Nisan 2009 Pazartesi

KREDİYİ KISAN BANKALAR BONOYA KOŞTU

Küresel krizle beraber ekonomideki daralma ve takipteki alacaklardaki artış nedeniyle kredide eli sıkı davranan bankalar devlet tahvili ve bonoya yöneldi. 2007 sonunda 124 milyar TL olan yurt içi bankaların devlet iç borçlanma senetleri portföyü bu yılın ilk çeyreğine kadar geçen süre içerisinde yüzde 50 artarak 186.5 milyar liraya çıktı. Böylece 2007 sonunda bankaların kamu kağıtlarında yüzde 51.4 olan payı 2009'un mart sonunda yüzde 60.5'e yükseldi.2007 yılı sonunda menkul kıymet yatırım fonları da dahil olmak üzere piyasa senetlerinin toplam piyasa değeri 214 milyar 375 milyon liraydı. 2009 Mart sonunda ise bu tutar 308 milyar 395 milyon liraya ulaştı. ABD'de başlayan ve bütün dünyaya yayılan krizle birlikte artan riskler ve belirsizlikler nedeniyle yabancı yatırımcı bono piyasasından çıkarken, yerli bankaların alımları dikkat çekti.
GERİ DÖNMEME RİSKİ YOK

Devlet iç borçlanma senetlerine olan talebi değerlendiren Fortis Portföy Fon Yöneticisi İbrahim Çetiner, yerli bankaların ekonomideki küçülme, şirketlerin zor duruma girmesi ve geri dönüş riski nedeniyle hazine bonosu ve devlet tahvili yatırımlarını daha cazip gördüğünü söyledi. Çetiner, "Bankaların elleri mahkum. Bono faizlerinin yüzde 12'lere gerilemesine rağmen en azından geri dönmeme riski yok. Garanti bir getiri sözkonusu" dedi.
İHALELERE YOĞUN TALEP

Son bir buçuk yılda kamu kağıtları içerisinde yabancı yatırımcı ağırlığının azaldığına işaret eden Çetiner, bireylerin ve kurumların ağırlığının ise çok fazla değişmediğini ifade etti. Bu süre içerisinde bankaların payının arttığına dikkat çeken Çetiner, şöyle devam etti: "Yabancı yatırımcılardan ufak ufak talep gelmeye başladı ama çok fazla baskın değil. Şu anda Hazine borçlanma satış ihalelerinde çok rahat satış yapabiliyor. Bankalar ciddi alıcı durumda. İtfanın yüzde 80'ini borçlanma hedefi vardı. Son dört ayda bu oran yüzde 105'lere yani Hazine hedeflediğinin çok üzerinde borçlandı. Birkaç ay daha devam eder. MB faizleri düşürmeye devam ederse, ikinci el piyasada bono faizleri de düşer."
%50 BONO, %50 MEVDUAT
Kısa vadede; iki üç aylık zaman diliminde bonolarda kalınabileceğini belirten Fortis Portföy Fon Yöneticisi İbrahim Çetiner, bireysel yatırımcılara şu öneride bulundu: "Son verilere göre, bono faizi mevduat faizlerine göre çok da cazip değil gözüküyor. Piyasaya yeni girişler için değil ama şu anda zaten kamu kağıtlarında olanlar parasının yarısını bonoda, yarısını mevduatta değerlendirebilir" dedi.
Kaynak: Ayfer ARSLAN-AKŞAM GAZETESİ